ABD ile İran arasında silahlı çatışma dönemi tekrar başlarsa neler olacak?
ABD Başkanı Donald Trump, barış görüşmelerinin devam edebilmesi için İran ile ateşkesi süresiz olarak uzatacağını açıklamıştı. ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken emekli Amiral Cem Gürdeniz çatışmanın başlamasının ardından neler olacağını anlattı.
GAZETE PENCERE - ABD Başkanı Donald Trump önceki gün İran'ın Pakistan'a heyet göndermeyeceğini duyurmasının ardından yaptığı yazılı açıklamada, "Pakistan'dan gelen talep ve İran'ın bölünmüşlüğünü dikkate alarak Tahran'dan teklif gelene kadar ateşkesi süresiz uzattım" ifadelerini kullandı.
ABD ile İran arasındaki gerilim Hürmüz Boğazı üzerinden sürüyor. İran, bir İsrail gemisine düzenlediği operasyonun görüntülerini paylaştı.
ABD ile İran arasındaki gerilim sürerken emekli Amiral Cem Gürdeniz çatışmanın başlamasının ardından neler olacağını anlattı.
Emekli Amiral Cem Gürdeniz “Eğer silahlı çatışma dönemi tekrar başlarsa Bab el Mendeb Boğazının da kapanması kaçınılmazdır. Bu durumda ABD ve İsrail’in dünya düzenini kökten bozan devletler liginde en üst sıraya çıkması kaçınılmazdır. Bu da ABD hegemonyasının sonunu çok daha hızlandıracaktır” yorumunu yaptı.
Trump’ın ateşkes kararı ile ilgili emekli Amiral Cem Gürdeniz şu değerlendirmeleri yaptı:
“ABD’nin bölgedeki üç uçak gemisi ;USS Gerald R. Ford Kızıldeniz’e inmişken, USS George H. W. Bush Ümit Burnu’ndan Arap Denizi’ne intikal ederken, USS Abraham Lincoln ise Arap Denizi’nde İran füze menzili dışında mevki almışken ; son iki haftada B-52 ve B-1B bombardıman ucaklari uçuşlarını yoğun KC-135/ KC-46 tanker uçağı desteğiyle Doğu Akdeniz–Körfez hattında sürdürürken, Trump’ın süresiz ateşkese yönelmesi dikkat çekicidir.
Bu kararda İran’ın ateşkes görüşmelerine uzak durması ve inisiyatifi elinde tutan taraf olmasının yarattığı askeri ve ekonomik veçheler kadar, siyasi kısıtların da belirleyici olduğunu gösterir.
İRAN ZATEN HARBE HAZIRDIR
İran zaten harbe hazırdır. Hürmüz Boğazı kartını açık tutarak, Körfez’deki Amerikan varlığını geriletmeyi; İsrail’i Lübnan başta olmak üzere çevre cephelerde zorunlu ateşkese mahkûm etmeyi ve uzun vadede kendisine tehdit oluşturamayacak bir denge kurmayı hedefliyor. İran ABD’ye ve İsrail’e verilen her tavizin, ileride daha büyük bir askeri baskı olarak geri döndüğünü görüyor.
SON OPERASYONLARDA YAŞANAN F-15 KAYIPLARI
ABD’nin hassas mühimmat durumu kritik seviyededir. CNN International ve Wall Street Journal kaynaklı değerlendirmelere göre hassas güdümlü mühimmat, hava savunma füzeleri ve Tomahawk cruise füze stoklarında ciddi erime vardır. Bu boşluğun kısa sürede doldurulması mümkün değildir.
Bu nedenle ABD’nin yeniden geniş çaplı hassas mühimmat ile (JSSM) hava harekâtı seçeneği sınırlıdır. Alternatif olarak daha düşük yoğunluklu, platforma dayalı JDAM tipi taarruzlar öne çıkabilir. Bu durum pilotları hedefin 200 milinden 30 miline kadar içeri girmeye zorlar. Ancak son operasyonlarda yaşanan F-15 kayıpları ve tartışmalı arama-kurtarma süreci, pilot riski nedeniyle bu seçeneği de zorluyor.
ABLUKA UYGULAMASININ STRATEJİK SONUÇ YARATMASI MÜMKÜN DEĞİL
Trump’ın kamuoyuna bir başarı hikayesi sunması gerekiyor. O nedenle denizdeki ablukanın başlatılmış olması ve İran bayraklı konteyner gemisinin silah atışıyla durdurulması ve yüküne el koyulması Amerikan kamuoyuna büyük bir medya kampanyası sayesinde büyük bir başarı olarak anlatılıyor. Ancak çok büyük bir deniz alanında abluka uygulamasının stratejik sonuç yaratması mümkün değildir.
ABD’nin deniz ablukası sürdükçe ve karşılığında Hürmüz Boğazı kapalı kaldıkça, kriz sadece bölgesel değil küresel ekonomik şoklar üretmeye devam ediyor. Enerji akışındaki kesinti artık “yönetilebilir risk” olmaktan çıkarak sistemik baskıya dönüşüyor.
Bu durum küresel ölçekte ABD ve İsrail’e yönelik tepkiyi büyütüyor. Krizin ekonomik faturası, siyasi algıyı hızla değiştiriyor. Süre uzarsa kırılma noktası ekonomik olacak. Özellikle Haziran eşiği kritiktir. Bu tarihe kadar çözüm üretilmezse dünya ekonomisi ciddi bir resesyona girebilir. Daha ileri senaryoda ise Petrodolar sistem üzerinde yapısal sarsıntı başlayabilir.
Körfez ülkeleri açısından güvenlik mimarisi sorgulanıyor. Bu kriz sonrası ABD’ye güven ciddi şekilde aşınacaktır. Bu da yeni bölgesel ve küresel ittifak arayışlarını hızlandıracaktır.
ABD HEGEMONYASININ SONUNU ÇOK DAHA HIZLANDIRACAK
Özetle dünyada büyük bir jeopolitik kırılma yaşanmaktadır. İran, ağır hasar almasına rağmen stratejik inisiyatifi Hürmüz Boğazı üzerinden elinde tutarken ABD ise askeri yığınakla baskı kuruyor ama sürdürülebilir savaş yeteneği ve siyasi manevra alanı sınırlıdır. Eğer silahlı çatışma dönemi tekrar başlarsa Bab el Mendeb Boğazının da kapanması kaçınılmazdır. Bu durumda ABD ve İsrail’in dünya düzenini kökten bozan devletler liginde en üst sıraya çıkması kaçınılmazdır. Bu da ABD hegemonyasının sonunu çok daha hızlandıracaktır.”
Kaynak:Haber Merkezi