Avrupa'da fakir olmak mı, Amerika'da zengin olmak mı?

New England Journal of Medicine (NEJM) dergisinde ilginç bir çalışma yayımlandı. ABD'deki en zengin insanların ölüm riski, Kuzey ve Batı Avrupa’nın en yoksul insanlarının ölüm riski kadar!

Avrupa'da fakir olmak mı, Amerika'da zengin olmak mı?

Prof. Dr. Cem Terzi

Yakınlarda New England Journal of Medicine (NEJM) dergisinde ilginç bir çalışma yayımlandı. Çalışmanın temel bulgusu basit: Servet arttıkça ölüm riski azalıyor.

Hiç şaşırtıcı değil. Daha çok parası olan insanların daha iyi beslendiğini, daha iyi sağlık hizmeti aldığını ve daha uzun yaşadığını zaten biliyoruz.

Ama makalenin çarpıcı bir sonucu daha var. Amerika Birleşik Devletleri(ABD)’ndeki en zengin insanların ölüm riski, Kuzey ve Batı Avrupa’nın en yoksul insanlarının ölüm riski kadar!

Çalışmada ABD ile Avrupa'nın 16 ülkesinden 50-85 yaş aralığında (ortalama 65 yaş) yaklaşık 74 bin kişi, 10 yıl boyunca izleniyor. İzlem döneminde 13.802 kişi (%19) kişi ölüyor.

Araştırmacılar bu yaklaşık 75 bin insanı her ülkede servet düzeylerine göre dört gruba ayırıyor ve servet ile ölüm riski arasındaki ilişkiyi karşılaştırıyor.

Tahmin edeceğiniz üzere servet arttıkça ölüm riski azalmış. En zengin gruptakilerin ölüm riski en yoksullara göre yüzde 40 daha az bulunmuş. Ancak zenginliğin ölüm riskini azaltma etkisi ABD'de Avrupa'ya kıyasla çok daha keskin. Yani zengin olmak hayatta kalmak için Amerika'da daha büyük bir avantaj sağlıyor. Ama asıl dikkat çeken bulgu, bu avantaj bile Avrupa'nın ulaştığı sağlık düzeyine erişemiyor.

Araştırmada Avrupa üç bölge halinde incelenmiş: Kuzey-Batı Avrupa (Almanya, Fransa, Hollanda, Danimarka, İsveç, Belçika, Avusturya ve İsviçre), Güney Avrupa (İspanya, Portekiz ve İtalya) ve Doğu Avrupa (Polonya, Macaristan, Çekya, Estonya ve Slovenya).

Sonuçlar, servet düzeyi ne olursa olsun Amerikalıların Avrupalılardan daha yüksek ölüm oranlarına sahip olduğunu gösteriyor. Kuzey ve Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan en zengin kesimlerin sağkalımı, ABD'deki en zengin kesimlerden belirgin biçimde daha yüksek.

ABD'nin en zengin %25'lik dilimindeki bireylerin sağkalımı ile Almanya, Fransa, Hollanda, Danimarka, İsveç, Belçika, Avusturya ve İsviçre’de yaşayan en yoksul %25'lik dilimindeki bireylerin sağkalımı benzer.

Araştırmacılar ayrıca kıta Avrupa’sında ölüm oranlarının ABD'ye göre yaklaşık %40, Güney Avrupa'da yaklaşık %30 daha düşük olduğunu bildiriyor. Yani Amerikalılar yalnızca İskandinav ülkelerinin değil, İspanya ve İtalya gibi ekonomik olarak daha mütevazı ülkelerin de gerisinde kalıyor. Doğu Avrupa ülkelerinde bile ölüm oranları birçok durumda ABD'den daha düşük.

Bu bulgular, yaşam süresini belirleyen etkenlerin yalnızca bireysel servetle açıklanamayacağını; sağlık sistemleri, sosyal koruma mekanizmaları, eğitim, çalışma koşulları ve gelir eşitsizlikleri gibi yapısal faktörlerin de belirleyici olduğunu gösteriyor.

Toplumun kurumsal yapısı ve sosyal politikaları, bireysel zenginliğin sağlayabileceği avantajların ötesinde bir koruyucu etkiye sahip.

İşte bu yüzden Amerika'da zengin olmak, Kuzey ve Batı Avrupa'da yoksul olmaktan daha uzun bir yaşamı garanti etmiyor.

Nasıl olur da dünyanın en gelişmiş tıbbi teknolojilerine, en pahalı hastanelerine ve kişi başına en yüksek sağlık harcamalarına sahip ülkesi, yaşam süresi ve ölüm riski açısından Avrupa’nın gerisine düşebilir?

Makalenin önemi tam da burada başlıyor. Araştırmacılar özellikle “gelir” değil “servet” kavramını kullanıyorlar. Çünkü 50 yaş üzerindeki insanlarda sağlık durumunu belirleyen şey çoğu zaman aylık gelir değil, yaşam boyunca birikmiş ekonomik güvence.

Bugün iki emekliyi düşünelim.

Birinin aylık emekli maaşı 20 bin lira olsun, kirada otursun, birikimi olmasın. Diğerinin de aylık emekli maaşı 20 bin lira olsun ama bir evi, bir miktar tasarrufu ve kriz günlerinde kullanabileceği bir güvence ağı bulunsun. Gelirleri aynı olsa da hayatları aynı değildir. Bir sağlık sorunu çıktığında, çocuklarından biri işsiz kaldığında veya ekonomik kriz yaşandığında ikinci kişinin yaşayacağı stres çok daha düşüktür.

İnsanları öldüren yalnızca hastalıklar değildir. Güvencesizlik de öldürür.

Sosyal hiyerarşide aşağıda olmak yalnızca daha az para kazanmak anlamına gelmez. Aynı zamanda yaşam üzerinde daha az kontrol sahibi olmak demektir. Bu durum kronik stres yaratır. Kronik stres ise hipertansiyondan diyabete, kalp hastalıklarından depresyona kadar pek çok sağlık sorununu besler.

Avrupa ile Amerika arasındaki farkın önemli bir bölümü sosyal devlet kurumlarından kaynaklanıyor. Avrupa’da işsiz kalırsanız sağlık sigortanızı kaybetmezsiniz. Hastalandığınızda iflas etmekten korkmazsınız. Üniversite eğitimi için ömür boyu borçlanmanız gerekmez. Yaşlandığınızda yalnızca piyasanın insafına bırakılmazsınız. En azından büyük ölçüde ve şimdilik diyelim!

Dolayısıyla Avrupa’da yoksul olmak ile Amerika’da yoksul olmak aynı şey değil.

Bugün Paris’in banliyösünde yaşayan emekli bir otobüs şoförü ile Kaliforniya’da milyon dolarlık evinde yaşayan Amerikalı bir genel müdür arasında servet açısından büyük fark olabilir. Ancak yaşam şansı açısından fark düşündüğümüz kadar büyük değil.

Toplumun örgütlenme biçimi çok önemli. Bir toplumun üyelerine sunduğu güven duygusu, dayanışma mekanizmaları ve kamusal koruma sistemleri bireysel servetten daha güçlü bir sağlık belirleyicisi.

Sosyal devlet de bir sağlık teknolojisidir!

Avrupa’nın en yoksullarını Amerika’nın en zenginleriyle aynı çizgiye getiren şey daha iyi hastaneler değil; daha adil toplumlar kurabilmiş olmaları.

Peki Türkiye bu tablonun neresinde duruyor? Ne Avrupa’nın güçlü sosyal devlet geleneğine sahibiz ne de Amerika’nın yüksek gelir düzeyine. Son yıllarda yaşanan büyük ekonomik kriz, yoksulluk, sağlık hizmetlerine erişimden eğitime, emeklilikten barınmaya kadar pek çok alanda artan güvencesizlik, toplumun geniş kesimlerinde kronik bir gelecek kaygısı yaratıyor.

Sağlıklı ve uzun yaşamın temel koşulu yalnızca ekonomik büyüme değil; insanların yarınından korkmadan yaşayabileceği güçlü kamusal kurumlar ve sosyal koruma mekanizmaları olması.

Sağlık hastanelerde üretilmez. Adaletle, eğitimle, sosyal güvenlikle, barınma hakkıyla ve geleceğe duyulan güvenle birlikte üretilir.


Kaynak:

Machado S, Stringhini S, Zaninotto P, Steptoe A, Wahrendorf M, Avendano M ve ark. Wealth and mortality in the United States and Europe. N Engl J Med. 2025;392:1323–1334.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar