Mahfi Eğilmez anlattı: Almanya’daki yavaşlama Türkiye’yi nasıl etkiler?
Mahfi Eğilmez, Almanya’daki ekonomik gelişmelerin Japonya’ya ile benzer ve farklı yönlerini incelerken, ekonomideki zayıflamanın Türkiye için yalnızca ikili ticaretle sınırlı kalmayacağını, AB üzerinden daha geniş bir etki yaratabileceğini vurguladı.
GAZETE PENCERE - İktisatçı Mahfi Eğilmez, geçtiğimiz haftalarda ABD-Çin ve Japonya ekonomilerine yönelik analizine Almanya’yı da ekledi. Dünyanın en büyük ekonomilerindeki değişimleri ve gelişmeleri inceleyen Eğilmez, “Almanya, Japonya gibi olur mu?” başlıklı yazısında bu değerlendirmede Almanya’yı mercek altına aldı.
İktisatçı Eğilmez, son yıllarda Almanya ekonomisinde görülen zorlukları değerlendirirken, Japonya ile hem benzerliklerini hem de farklarını inceledi. Almanya ekonomisindeki değişimlerin Türkiye’ye etkisine de işaret eden Eğilmez, hasarın karşılıklı ilişkilerden daha derin olabileceğini de vurguladı. İşte, Eğilmez’in o yazısı:
Almanya ekonomisi son birkaç yıldır zor bir dönemden geçiyor. Büyüme belirgin şekilde yavaşladı, hatta zaman zaman durgunluk yaşanıyor. Özellikle son üç yılda oldukça düşük büyüme oranları görüldü ve bazı çeyreklerde ekonomi küçüldü. Bu zayıf performansın arkasında üç temel neden öne çıkıyor: Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında artan enerji maliyetleri, küresel talebin zayıflaması ve buna bağlı olarak sanayi üretimindeki gerileme.
BÜYÜME DÜŞTÜ...
Almanya’nın sanayi kesimi bu süreçten en fazla etkilenen alanlardan biri oldu. Ekonominin lokomotifi sayılan otomotiv ve makine sanayileri ciddi baskı altında bulunuyor. 2000–2007 yılları arasında ortalama yüzde 2 büyüyen sanayi üretimi, 2018–2025 döneminde neredeyse hiç artış gösteremedi ve belirgin bir yavaşlama sürecine girdi. Bu durumun başlıca nedenleri arasında enerji maliyetlerinin yükselmesi ve Çin kaynaklı rekabetin artması yer alıyor. Buna ek olarak otomotiv sektöründe elektrikli araçlara geçişin yüksek maliyeti ve ihracat talebindeki düşüş de baskıyı artırıyor.
Enerji kullanımının daha pahalı hale gelmesiyle üretim maliyetlerinin yükselmesi bazı şirketlerin üretimlerini başka ülkelere kaydırmasına yol açtı. Öte yandan 2022–2023 döneminde yükselen enflasyonu kontrol altına almak isteyen Avrupa Merkez Bankası’nın faiz artırımları, yatırımlarda belirgin bir yavaşlamaya neden oldu.
NÜFUS YAŞLANIYOR
Bir diğer önemli sorun ise demografik yapı. Nüfusun yaşlanmasıyla birlikte nitelikli iş gücü açığı büyüyor. Bu durum uzun vadede yatırımları ve ekonomik büyümeyi sınırlayan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.
Almanya’nın Japonya benzeri uzun süreli bir durgunluk sürecine girmesi pek olası görülmese de iki ülke arasında dikkat çekici benzerlikler bulunuyor. Almanya’da da doğurganlık oranı düşüyor ve nüfus yaşlanıyor; bu da iş gücünün daralmasına yol açıyor. Ekonominin büyük ölçüde sanayi ihracatına dayanması da Japonya ile ortak bir özellik. Son dönemde büyüme oranlarının sıfıra yakın seyretmesi bu benzerlikleri güçlendiriyor.
ALMANYA'NIN JAPONYA'DAN FARKI
Buna karşın Almanya’yı Japonya’dan ayıran önemli farklar da var. Japonya uzun yıllar göçe kapalı bir ülkeydi, oysa Almanya göç alabilen bir yapıya sahip ve bu sayede iş gücü açığını kısmen telafi etme imkânı bulunuyor. Ayrıca Avrupa Birliği ve Euro Bölgesi içinde yer alması, Almanya’ya ticaret avantajı sağlarken kriz dönemlerinde ortak destek mekanizmalarından yararlanma fırsatı sunuyor. Bunun yanında Almanya’da Japonya’nın 1990’larda yaşadığı türden büyük bir varlık balonu çöküşü de görülmedi.
En olası senaryoya göre Almanya ekonomisi sert bir çöküş yaşamayacak, ancak uzun bir süre düşük büyüme patikasında kalabilir. Yüzde 1 civarında seyreden bir büyüme oranı, ekonominin daha durağan bir yapıya bürünmesine yol açabilir. Bu durum Almanya’yı, hızlı büyüme dönemini geride bırakmış, yaşlanan ve daha ağır ilerleyen bir ekonomi görünümüne yaklaştırabilir.
Almanya’nın bu süreci daha sağlıklı yönetebilmesi için bazı adımlar kritik önem taşıyor. Göç politikalarının etkin kullanılması ve kadınlar ile ileri yaştaki bireylerin iş gücüne katılımının artırılması, iş gücü açığını hafifletebilir. Enerji maliyetlerini düşürecek alternatif kaynaklara yönelmek sanayinin rekabet gücünü destekleyebilir. Otomotiv sektöründe elektrikli araç dönüşümünün hızlandırılması, küresel rekabette geri kalınmasını önleyebilir. Son olarak iç talebin güçlendirilmesi, ihracata olan bağımlılığı azaltarak ekonomiye daha dengeli bir yapı kazandırabilir.
TÜRKİYE'YE ETKİLERİ
Almanya ekonomisinin zayıflaması Türkiye açısından çok önemli sonuçları oluyor. Türkiye, ihracatının yüzde 9’unu (yaklaşık 22 milyar dolar) Almanya’ya yapıyor, ithalatının da yüzde 7’sini (yaklaşık 16 milyar dolar) Almanya’dan yapıyor. Böylece Almanya ile dış ticaret ilişkisinde yaklaşık 6 milyar dolar fazla veriyor. Türkiye açısından mesele yalnızca Almanya ile sınırlı kalmıyor. Almanya, Avrupa Birliği’nin lokomotifi konumunda olduğu için zayıflaması bütün birliği etkiliyor. Türkiye’nin ihracatının yüzde 40’tan fazlasının Avrupa Birliği’ne yönelik olması Almanya’nın zayıflamasının Türkiye açısından karşılıklı ilişkiden daha fazla hasar yaratmasına yol açabilir.
Kaynak:Haber Merkezi