Piyasalar tepetaklak: 5 başlıkta 'mutlak butlan'ın ekonomiye etkisi
CHP'ye butlan kararının ardından Borsa İstanbul devre kesti. Merkez Bankası ise milyarlarca dolar sattı. Peki CHP'ye butlan kararının ekonomiye etkileri nasıl olacak?
GAZETE PENCERE - CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da 'tedbirli mutlak butlan’ kararı verdi. Kararın ardından piyasalar çöktü, Borsa devre daha fazla kayıp yaşanmaması için devre kesti.
Evrensel Gazetesi yazarı, akademisyen Ümit Akçay CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararının olası ekonomik etkilerini değerlendirdi.
“1. Borsa düşüşü ve sermaye çıkışı ilk etki
19 Mart 2025'den hatırlayalım. Bu tür siyasi müdahalelerin ilk sonucu genellikle borsada satış, kurda yukarı yönlü baskı ve yabancı sermayenin çıkışı oluyor. İlk birkaç saatte benzer gelişmeler yaşandı.
2. TL’yi tutmak için fiili ya da resmi faiz artışı gelebilir
Sonrasında, ilk maddede sıraladığım gelişmeler ur baskısını artırabilir. Kur baskısı artarsa ekonomi yönetimi likiditeyi daha da sıkabilir, doğrudan ya da dolaylı bir faiz artışıyla TL’yi savunmaya çalışabilir. Ki 2025'teki İBB operasyonu sırasında bunlar sırasıyla yaşandı.
3. TCMB rezervleri üzerindeki baskı artacak
İran savaşı nedeniyle oluşan belirsizlikler karşısında TL'nin istikrarını korumak için altın rezervleri ve ABD tahvilleri satıldı. Zaten dışarıda savaş gündemi nedeniyle sorunlar sürerken, içerideki siyasi şok rezerv yönetimini daha da zorlaştırabilir.
4. Enflasyon hedefi tehlikede
TCMB'nin yıl sonu hedefi zaten şaştı. Kur ve beklenti kanalı yeniden bozulursa, ekonomi yönetiminin enflasyonu düşürme iddiasından geriye pek bir şey kalmayabilir. Meğer ki yeni bir faiz artışı gelmesin.
5. Erken seçim mi?
İktidar siyasi alanı daraltarak yol almaya çalışırken, aynı anda finansal istikrar görüntüsünü korumak zorunda. Bunun için, kısmi dövize erişimin kısmen sınırlanması, rezerv yönetimi, yüksek faiz ve kredi sınırlamaları bu sürecin kriz yönetimi araçları haline geliyor.
İktidarı seçime yönlendirecek bir zorunluluk yok. Hele ki bu ekonomik zorluklar altında iktidar için seçime gitmek en son seçeneklerden biri olacaktır. 2027'den önce seçimi beklemek akılcı olmaz.
Kısacası, iktidarın otoriter konsolidasyon adımlarına karşı “piyasalar buna izin vermez” beklentisi gerçekçi değil. Geçmişte de gördük. Şimdi de geçerli: Piyasa tepkileri tek başına siyasi değişimi tetiklemez. Liberal kaderciliğe kapılmadan, bu sürecin ancak toplumsal ve siyasal mücadeleyle geriletilebileceğini görmek gerekir."
Kaynak:Haber Merkezi

