Selçuk Geçer: Dolar patlamaya hazır!

ABD-İsrail'in İran'a saldırıması sonrasında piyasalarda yaşanan hareketlilik sürüyor. Ekonomist Selçuk Geçer,

Selçuk Geçer: Dolar patlamaya hazır!

GAZETE PENCERE - Dolar kurundaki hareketlilik devam ederken uzmanlardan konuyla ilgili sık sık yeni açıklamalar geliyor. Ekonomist Selçuk Geçer, dolar kuruyla ilgili dikkat çeken bir yazı yazdı.

Geçer'in, 'Dolar resmen patlamaya hazır bomba' başlığıyla yazdığı yazdı şöyle:

"Bir yanda jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanma, öbür yanda küresel merkez bankalarının ne yapacağı bilmecesi...

Petroldeki derin hareketler nedeniyle bırakın faiz indirimlerini, önümüzdeki aylarda “ABD, Avrupa, Japonya ve İngiltere Merkez Bankaları acaba faiz artırır mı?” konusu konuşulmaya başlandı.

TCMB faiz artırımı ise neredeyse kesin gibi.

Citi ve Goldman, Nisan’da TCMB’den faiz artışı beklediklerine dair açıklamaları yaptılar bile.

Bu beklentilerin merkezinde elbette Orta Doğu’daki çatışmalar ve enerji piyasalarındaki belirsizlik yatıyor.

Trump ve İran yetkililerinin sert açıklamalarıyla petrol fiyatları sürekli yükseliyor; bu durum hem üretim maliyetlerini hem de enflasyon beklentilerini yukarı taşıyor.

Artık hepiniz biliyorsunuz ki Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin kritik noktalarından birisi.

İran’ın burayı kapatması, piyasada ciddi bir risk algısı oluşturuyor.

Dünya ekonomisi günlük ortalama 102 milyon varil petrol tüketiyor.

Hürmüz Boğazı bu tüketimin yaklaşık 20-21 milyon varillik bölümünü karşılıyor. Dolayısıyla boğazın kapanmasıyla yaşanacak kesinti yabana atılacak boyutta değil.

Bu risk karşısında Uluslararası Enerji Ajansı ve üye ülkeler, stratejik petrol rezervlerini piyasaya sürme hamlesini duyurdu.

ABD 172 milyon varil, İngiltere 13,5 milyon varil, Türkiye ise 11,5 milyon varillik rezervini piyasaya süreceğini açıkladı.

Dünyanın toplam stratejik rezervi ise yaklaşık 400 milyon varil.

Açıklanan bu rakam ilk bakışta devasa görünse de gerçekte etkisi çok sınırlı.

Şöyle açıklayayım: Bugün dünya petrol üretimi dursa ve bu rezervler kullanılmak zorunda kalınsa sadece 4 gün yetebiliyor. Ya da Hürmüz Boğazı'ndaki günlük 20 milyon varillik kesintinin tamamı bu rezervlerden karşılansa 20 günde tükeniyor. Onun için kimse stratejik rezervleri gözünde büyütmesin.

Aslında bu rezervlerin piyasaya sürülmesi sadece paniği yatıştırmak ve fiyat şoklarını sınırlamak amacıyla kullanılıyor.

İlk etapta kısmen işe yaradığını da gördük; açıklamalar sonrası petrol fiyatları bir ara 87 dolarlara kadar geriledi ama kalıcı olmadı.

Jeopolitik risklerin tekrar artmasıyla hızlı bir şekilde 100 doların üzerine geri döndü.

Çünkü fiyatları bu rezervlerle baskılamanın mümkün olmadığını herkes biliyor.

Gelelim Merkez Bankaları Meselesine...

Enerji piyasalarındaki bu dalgalanma, politikaları doğrudan etkiliyor.

FED’in faiz indirimi beklentileri ertelenirken, Avrupa ve İngiltere Merkez Bankalarında faiz artırımları konuşulmaya başlandı.

Avrupa ekonomisi, düşük büyüme ve enerji kaynaklı enflasyon baskısı arasında sıkışmış durumda. Üstelik artık mesele sadece enflasyon olmaktan çıktı, stagflasyon riski tartışılıyor.

Türkiye için durum daha da hassas.

Ülke ekonomisi tam anlamıyla ithalat bağımlısı olduğu için hem enerji hem de tüketim ithalatı belimizi kırıyor.

Petrol fiyatlarındaki her artış maliyetleri ve enflasyonu doğrudan etkiliyor ama savaş olmasa ve petrol fiyatları artmasa da durum farklı olmayacaktı..

Çünkü Şimşek Politikaları bir kalkınma programından çok, IMF ve Düyun-u Umumiye politikasıydı.

Son gelen TCMB verisi bile tek başına bu durumu özetliyor.

Mehmet Bey her ne kadar "dünyadan bize oluk oluk para akıyor" dese de işin gerçeği o değil.

Son 12 ayın net doğrudan yatırımları sadece 2,7 milyar dolar olmuş. Onlar da doğrudan yatırımdan çok “Ya yabancı gayrimenkul alımı ya da şirket satın almaları”.

Bu rakam son 20 yılın en düşük seviyesi !

Mehmet Bey, 2007’de zirve yapan 26,3 milyar dolarlık doğrudan yatırımın onda birine düşerek "büyük bir başarının" altına imza atmış!

Anlayacağınız Türkiye’ye, Londralı tefeci Carry Trade parası dışında ne sanayi ne de hizmet yatırımı gelmiş.

Döviz kırılganlığı, yüksek borç, yüksek faiz, yüksek vergi, ithalata bağımlı ekonomi, fakirleşme ve toplumsal çöküş (boşanmaların artması, suç oranları, hapislerin dolması) bu durumun en net göstergeleri.

TÜİK’in gerçek dışı enflasyonu bile son iki aydır düşmüyor; üstelik bu aylarda henüz savaş etkisi yoktu.

Baz etkisi bitti kel göründü yani.

Dış Borç Tarafı Daha da Vahim:

2025 sonunda toplam brüt dış borç 520 milyar dolara ulaştı.

Kısa vadeli borçlar ise 167,4 milyar dolar gibi devasa bir noktada.

Krediler, borç senetleri ve mevduat yükümlülükleriyle birleşince döviz resmen patlamaya hazır bomba.

Anlayacağınız Mehmet Bey, ekonomiyi şoklara karşı tamamen savunmasız hale getirdi.

Üstelik unutmayın bu borçların dışında bir de devasa faiz yükü var.

Hatırlayın; Ocak 2026’da sadece bir ayda ödediğimiz faiz 456 milyar liraydı.

Bu rakam yatırım ve üretim için ayrılsa 1 TÜPRAŞ veya 2 PETKİM yapılabilirdi.

Özetle Mehmet Bey’in politikaları:

“Yatırımı bitirdi, Üretimi bitirdi, Enflasyonu daha kırılgan hale getirdi, Dış borç yükünü ve faiz maliyetlerini içinden çıkılamaz hale getirdi, Dövizi patlamaya hazır bomba yaptı.”

Nasıl ama, süper başarı hikâyesi değil mi?"

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar