İki yazardan tek roman: Thule’nin Kızıl Gülü raflarda
Sibel Fitoz ve Funda Kırpan’ın birlikte kaleme aldığı “Thule’nin Kızıl Gülü”, ezoterik sırlar ve tarihsel göndermelerle örülü 454 sayfalık bir roman olarak yayımlandı. Kitap, Türk edebiyatında nadir görülen “iki yazarlı roman” örneklerinden biri.
GAZETE PENCERE - Edebiyatta ortak yazarlık pek sık rastlanan bir durum değil. Hele ki tek bir romanın iki kalemden çıkıp, üstelik okurun bunu fark etmemesi daha da nadir. Sibel Fitoz ile Funda Kırpan, bu riski göze alarak birlikte bir roman yazdı. “Thule’nin Kızıl Gülü”, Agate Library Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.
Yazarlar, fikrin Fitoz’dan çıktığını söylüyor. Kırpan, ilk taslağı duyduğunda heyecanlandığını, uzun bir araştırma sürecinin ardından yazım aşamasına geçtiklerini anlatıyor. 454 sayfalık romanın ortaya çıkışı ise planlı bir iş bölümüyle başlamış; ancak süreç ilerledikçe sınırlar silinmiş. İki yazarın metinleri zamanla iç içe geçmiş.

1923’TEN 2023’E UZANAN BİR HİKÂYE
Roman, 1923 sonbaharında Galata’da başlıyor. Tarihsel bir figür olan Rudolf von Sebottendorf, İstanbul’daki ezoterik çevrelerin izini sürüyor. “Zikir Altını” adlı bir ritüel ve “Ay Kitaplığı” adı verilen gizemli bir arşiv, anlatının merkezine yerleşiyor.
Aradan bir asır geçiyor. Bu kez sahnede Cem ve Nil var. 2023 yılında başlayan hikâye, Bursa’dan Mardin’e, İstanbul’dan Kahire ve Münih’e uzanan bir coğrafyada ilerliyor. Cem’in eline geçen tarihsiz bir mektup, onu yalnızca mekânsal değil, zamansal bir yolculuğa çıkarıyor.

EZOTERİK SEMBOLLER, TARİHSEL GÖNDERMELER
Roman, polisiye ve tarihî gerilim unsurları taşısa da merkezinde ezoterik bir aktarım var. Bektaşî meclislerinden Thule tarikatına, Agartha kapısından Nazi mistisizmine kadar geniş bir referans ağı kuruluyor. Doğu ile Batı arasında kurulan bu köprü, özellikle Türkiye ve Almanya arasındaki kültürel bağlar üzerinden tartışılıyor.
Çift başlı kartal, sekiz köşeli yıldız, gül mührü gibi semboller; karakterlerin yolculuğunda hem tarihsel hem metaforik anlamlar kazanıyor. Romanın finali ise “kapı” metaforu etrafında şekilleniyor. Yazarların ifadesiyle mesele yalnızca bir kapıyı aralamak değil; kapının kendisine dönüşmek.

“Thule’nin Kızıl Gülü”, görünürde bir macera anlatısı gibi ilerliyor. Ancak alt metninde hafıza, kader ve hakikat arayışı var. İki yazarın ortak imzasını taşıyan bu ilk roman, Türk edebiyatında az görülen bir denemeyi temsil ediyor.
Kaynak:Haber Merkezi