Aynı yöntem aynı suçlama; birine tahliye diğerine tutuklama: Bir yılda üç 'usulsüz vatandaşlık' operasyonu

Son bir ayda 'Usulsüz vatandaşlık sağlama' iddiasıyla iki büyük operasyon düzenlendi. Bir yıl önce aynı suçlama ve yöntemle tutuklanan Medet Anli'nin ise tahliye edildiği, son operasyondaki isimlerin de geçmişte Anli ile hareket ettiği ortaya çıktı.

Aynı yöntem aynı suçlama; birine tahliye diğerine tutuklama: Bir yılda üç 'usulsüz vatandaşlık' operasyonu

GAZETE PENCERE - Yabancılara muvazaalı gayrimenkul satışlarıyla Türk vatandaşlığı kazandırıldığı iddiasıyla son bir yılda üç büyük operasyon düzenlendi, yüzlerce kişi gözaltına alındı. Geçtiğimiz ay Babacan Holding sahipleri İbrahim Halil Babacan ile kardeşi Mehmet Babacan, ‘örgüt lideri’ sıfatıyla, bu operasyonlar kapsamında gözaltına alınmış ardından da tutuklanmışlardı. 16 kentte eş zamanlı düzenlenen operasyonda 72 kişinin yakalandığı açıklandı. Geçtiğimiz günlerde de Beyaz İnşaat, Gül İnşaat ve Liv İnşaat yetkililerinin de aralarında bulunduğu dev bir operasyon daha gerçekleşti. Suçlama yine aynıydı: Yabancılara muvazaalı gayrimenkul satışlarıyla usulsüz Türk vatandaşlığı kazandırmak.

Bu operasyonda da Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat üzerinden gerçekleştirilen 734 gayrimenkul satışından 274’ünün muvazaalı olduğu tespit edildi. Sahte ekspertiz ve sanal para trafiğiyle aile bireyleriyle birlikte toplam bin 70 kişinin usulsüz şekilde Türk vatandaşlığı kazandığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında 2 bin 11 taşınmaz, 1 otel, 86 araç, 2 yat ve 42 banka hesabına tedbir konulurken, 30 şirkete kayyum atandı.

İSİMLER DE EYLEMLER DE YENİ DEĞİL

Operasyon zincirinin başlangıcıysa 24 Eylül 2025'e dayanıyor. Dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, İstanbul merkezli 19 ilde düzenlenen operasyonu, polis baskınlarının yer aldığı bir video kliple kamuoyuna duyurmuştu. Operasyonda, liderliğini Medet Anli’nin yaptığı öne sürülen suç örgütünün 451 yabancının aileleriyle birlikte Türk vatandaşı olabilmesi için muvazaalı gayrimenkul satışları gerçekleştirdiği iddia edildi.

“Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “örgüte üye olmak”, “göçmen kaçakçılığı”, “suçtan elde edilen mal varlığını aklama”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “özel belgede sahtecilik” suçlamaları yöneltilen 106 şüpheli yakalandı. Anli ve diğer şüphelilere ait holding şirketler grubu, beş anonim şirket, bin 240 apartman dairesi, 47 otomobil, 65 arsa ve banka hesaplarına el konuldu. Operasyon görüntüleri televizyonlarda ve internet sitelerinde geniş yer buldu. Soruşturmanın sonunda ise 4 bin 198 sayfalık kolluk fezlekesi hazırlandı. Fezlekeyi bin 226 sayfalık iddianame izledi.

Medet Anli’ye ilişkin soruşturmada isnat edilen suçlamalarla Babacan Kardeşler ile son operasyonda gözaltına alınan iş insanlarına yöneltilen suçlamalar, hatta suçu işleme yöntemleri dahi birebir aynıydı. Dahası, Anli’ye ilişkin hazırlanan fezlekelerde de bugün hakkında gözaltı kararı verilen isimlere rastlamak mümkün.

DÖRT ŞİRKET BİR ARAYA GELİP EV SATTILAR

Medet Anli soruşturmasında hazırlanan kolluk fezlekesine muvazaalı olduğu iddia edilen pek çok gayrimenkul satışı yer aldı. Bu satışlardan biriyse oldukça dikkat çekiciydi. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen operasyonda yöneticileri gözaltına alınan Beyaz İnşaat, Gül İnşaat ve LİV Yapı'nın, Medet Anlı soruşturmasında incelenen muvazaalı olduğu değerlendirilen satışlardan birinde birlikte satıcı olduğunu ortaya koydu.

Dört şirketin hissedar olduğu Beylikdüzü'ndeki taşınmaz ile Medet Anli’ye ait Hayatpark Gayrimenkul'ün Esenyurt'taki işyeri aynı vatandaşlık işleminde kullanıldı. Satışların ardından Sakineh Mehmandoust'un Türk vatandaşlığı aldığı Medet Anli soruşturmasına yansıdı. Üstelik söz konusu işlem yaklaşık dört yıl önce gerçekleştirilmiş, 2025'te hazırlanan Medet Anli soruşturmasına girmişti.

Fezlekeye göre, Mehmandoust'un vatandaşlık edinmesinde kullanılan Hayatpark Gayrimenkul'e ait işyerinin satış bedeli 1 milyon 768 bin 825 TL olarak gösterildi. Değerleme raporunda 126 bin 697 dolar değer biçilen taşınmazın gerçek değeri ise bilirkişi tarafından yalnızca 475 bin TL, dönemin kuruyla 34 bin 887 dolar olarak hesaplandı. Böylece taşınmazın değerleme raporunda gerçek değerinin yaklaşık 3,6 katına çıkarıldığı tespit edildi.

sakineh
Kolluk fezlekesinde yer alan ve Medet Anli'nin yanı sıra Beyaz İnşaat, Gül İnşaat ve LİV Yapı'nın da bulunduğu satış işlemi.

VATANDAŞLIĞI İPTAL EDİLDİ

Adalet Bakanlığı, bu yolla vatandaşlık almaya hak kazanan pek çok yabancının vatandaşlığının iptal edildiğini duyurmuştu. Mehmandoust'un vatandaşlığının iptal edilmesi ise medyaya yansıdı. Mehmandoust’un Anli’nin tahliye edilmesinden bir ay sonra, mayıs ayında vatandaşlığı iptal edilerek Geri Gönderme Merkezi’ne alındığı öğrenildi. Bundan da birkaç ay sonra önce Babacan’lara sonra da satışta payı olan Beyaz İnşaat, Gül İnşaat ve LİV Yapı'ya operasyon düzenlendi.

SESSİZ SEDASIZ TAHLİYE

Aylar süren soruşturmanın ardından Medet Anli ve diğer sanıkların yargılanmasına 31 Mart 2026'da başlandı. Ancak kamuoyuna büyük bir operasyonla duyurulan dosyanın ilk celsesi, operasyon kadar ses getirmedi. İlk celse sonunda Medet Anlı dahil tutuklu sanıkların tamamı tahliye edildi.

Anlı'nın duruşmadaki tavırları da dikkat çekiciydi. Anlı, savunmalar ve çapraz sorgular sırasında avukatlarla defalarca tartıştı, küfürlü ifadeler kullandı. Öyle ki Anli, kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında mahkeme heyetine hitaben "Yok anasının umbrellası" dedi. Hakim Anli'yi "Medet Anli sakin. Biraz sakin Medet Anli" diyerek uyardı. Anl'nin cevabı, "Umbrellası dedim ya. Şemsiye kötü bir şey değil ki" cevabı verdi.

Mahkeme heyeti duruşma düzeninin bozulması üzerine Anlı'yı en az iki kez salondan çıkardı. Buna rağmen Anli, celse sonunda tahliye edilen sanıklar arasında yer aldı.

Ancak Anli'nin tahliyesinden sonra usulsüz vatandaşlık soruşturmaları sona ermedi. Tam tersine, tıpatıp aynı yöntem ve suçlamalarla yeni operasyonlar geldi.

TAHLİYE EDİLDİ, AYNI SUÇTAN YİNE ARANIYOR

Üç dosya arasındaki en dikkat çekici ortak isimlerden biri ise gayrimenkul değerleme uzmanı Erdeniz Balıkçıoğlu oldu. Medet Anlı soruşturmasına ilişkin kolluk fezlekesinde Balıkçıoğlu'nun tam 35 ayrı eyleme iştirak ettiği ileri sürüldü. Fezlekede, Balıkçıoğlu'nun gayrimenkullerin satışından önce düzenlenen raporlarda gerçeğe aykırı yüksek değerler gösterilmesinde ve “fikren sahte ekspertiz raporlarının” hazırlanmasında rol aldığı belirtildi. Eylemlerinin yoğunluğu ve örgütle bağlantısı gerekçe gösterilerek Balıkçıoğlu “örgüt üyesi” olarak değerlendirildi.

Balıkçıoğlu da Medet Anlı davasının ilk celsesinde tahliye edildi. Ancak serbest bırakılmasından yalnızca birkaç ay sonra Balıkçıoğlu bu kez 4 Ağustos'taki Babacan operasyonunun yakalama listesinde ortaya çıktı. Eylül ayında Gül İnşaat, Beyaz İnşaat ve LİV İnşaat yetkililerine yönelik operasyon gerçekleştirildiğinde Balıkçıoğlu'nun adı bir kez daha yakalama listesindeydi. İlk soruşturmada 35 ayrı eyleme iştirak ettiği ileri sürülmesine rağmen tahliye edilen Balıkçıoğlu, sonraki iki operasyon kapsamında aranmasına karşın halen firari.

Benzer bir durum değerleme uzmanı Jale Arıslı için de geçerli. Medet Anlı fezlekesinde Arıslı'nın 30 ayrı eyleme iştirak ettiği, gerçeğe aykırı yüksek değer gösterilen ekspertiz raporlarının hazırlanmasında rol aldığı ileri sürüldü. Kolluk, Arıslı'yı da eylem yoğunluğu nedeniyle “örgüt üyesi” olarak değerlendirdi.

2013’TE HÜKÜM GİYDİLER

Öte yandan Babacan kardeşlerin geçmiş adli kayıtlarına ilişkin de dikkat çekici bilgiler ortaya çıktı. Hem İbrahim Halil Babacan'ın hem de Mehmet Babacan'ın KİHBİ sorgusunda 21 Kasım 2013 tarihli, İstanbul/Bakırköy kaynaklı “5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet” kaydı bulunduğu görüldü.

ANLİ: KARA PARA DOSYASINDAN TAKİPSİZLİK ALDIM

Medet Anli ise tahliye edilmesinin ardından hakkındaki “kara para aklama” iddiasıyla ilgili soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığını öne sürdü. Anli’nin bu iddiası ayrı bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Çünkü 24 Eylül operasyonunda yalnızca şüpheliler gözaltına alınmamış, soruşturma kapsamında çok sayıda mal varlığı ile ziynet eşyasına da el konulmuştu.

Ancak el konulan altınların başına bu kez başka bir olay geldi.

EL KONULAN ALTINLARI ADLİYEDE ÇALINDI

Medet Anlı soruşturması kapsamında el konularak Büyükçekmece Adliyesi'nin adli emanet kasasına konulan altınların bir bölümü, adliyede ortaya çıkan büyük soygunda çalındı. Adli emanetten kilogramlarca altın ve gümüşün kaybolduğu soygunun ardından yapılan incelemelerde çalınan ziynetlerin önemli bölümünün Medet Anli soruşturması kapsamında el konulan mallar arasında bulunduğu ortaya çıktı.

Böylece Anlı dosyasının henüz sonuçlanmamasına rağmen, mahkemenin ileride iadesine karar verebileceği emanetlerin bir bölümü devletin gözetimindeyken ortadan kaybolmuş oldu.

Anli’nin beraat etmesi ya da söz konusu malların müsaderesine karar verilmemesi halinde ise adli emanetten çalınan altınların nasıl ve kim tarafından karşılanacağı sorusu şimdiden yanıt bekliyor.

ANLİ SALINDIYSA, DİĞERLERİ NEDEN ALINDI?

24 Eylül 2025'te 451 yabancıya usulsüz vatandaşlık kazandırıldığı iddiasıyla başlayan soruşturmanın üzerinden bir yıl geçti. İlk operasyonda hazırlanan binlerce sayfalık fezleke ve iddianamede adı geçen bazı isimler daha sonra iki ayrı operasyonun şüphelisi oldu. İlk dosyada 35 eylemle suçlanan ve tahliye edilen bir değerleme uzmanı sonraki iki operasyonda yeniden arandı ve firar etti. İlk iddianameye giren bazı gayrimenkul işlemleri ise aylar sonra düzenlenen yeni operasyonlarda tekrar gündeme geldi.

Son iki operasyon da Anli'nin tahliyesi de bir soruyu havada bıraktı: Usulsüz vatandaşlık iddiaları bu kadar ciddi görülerek aynı yöntemle hareket ettiği öne sürülen kişi ve şirketlere peş peşe operasyonlar düzenleniyorsa, bütün bu zincirin ilk büyük soruşturmasında “örgüt lideri” olmakla suçlanan Medet Anli neden daha ilk celsede tahliye edildi?

Kaynak:Büşra Cebeci

Öne Çıkanlar