“Cezasızlık kültürü, depremin acısını katlıyor”

Maraş merkezli 10 ili etkileyen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler bir kez daha yapı güvenliğinin önemini ortaya koyarken, hukukçular sorumsuz davranan bürokrat ve müteahhitlere caydırıcı bir yaptırım uygulanmamasının payının...

“Cezasızlık kültürü, depremin acısını katlıyor”

Maraş merkezli 10 ili etkileyen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler bir kez daha yapı güvenliğinin önemini ortaya koyarken, hukukçular sorumsuz davranan bürokrat ve müteahhitlere caydırıcı bir yaptırım uygulanmamasının payının da büyük olduğunu dile getiriyor.

Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Kamu Hukuku Bölüm Başkanı, Ceza Hukuku Uzmanı Doç. Dr. Hasan Sınar, bu cezasızlık kültürüne bir an önce dur demek gerektiğini vurguladı. 1999 depremi sonrasında da ceza adaleti sisteminin kötü bir sınav verdiğini ifade eden Sınar, “99 depreminden sonra İstanbul’da açılan 600 davadan 1 tane bile mahkûmiyet kararı çıkmadı” dedi.

 “5 MADDE DE ÇÖZÜM ÖNERİSİ”

Cezasızlık kültürü nedeniyle deprem acısının daha da katlandığının altını çizen Doç. Dr. Hasan Sınar, hukuki süreçlerin nasıl olması gerektiği ile ilgili görüşlerini 5 maddede şöyle dile getirdi:

“- Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından salt bu işe özgü özel bir savcılık birimi oluşturulmalı ve bu birim derhal harekete geçerek delil araştırması kapsamında yıkılan veya hasar gören her binadan, karşılaştırmalı analize imkân verecek, çok katmanlı örnekler toplamalı; 99’da bu hemen hiç yapılamadı.

- Yıkılan binalarda iş makineleriyle enkaz kaldırma ve hafriyat işlemine başlanması için bu özel savcılık biriminin izin vermesi koşulu getirilmeli, deliller tümüyle toplanıp muhafaza altına alınmadan, hiçbir binada asla hafriyat yapılmamalı; deliller yok olunca maddi gerçeğe de ulaşılamıyor.

- Delil araştırılması kapsamında toplanan tüm inşaat örneklerinin korunaklı bir kapalı alanda gecikmeksizin ayrıştırılması, sınıflandırılması ve belgelenmesi işlemi gerçekleştirilmeli; bu işlem mutlaka, yetkin olay yeri inceleme birimlerince yapılmalı.

- Bu şekilde muhafaza altına alınan delillerin incelenmesi için Adli Tıp bünyesinde özel bir resmi bilirkişilik birimi hayata geçirilmeli, 99 depreminde dosyaların büyük ölçüde zamanaşımına uğramasında bitmek bilmeyen bilirkişi incelemelerinin payı çok büyüktü.

- Nihayet soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin etkili yürütülmesi için mağdur yakınlarının organize olmaları ve Barolarla eşgüdüm içerisinde, bu konuyu daima gündemde tutmaları yargısal süreçleri ısrarla izlemeleri çok önemli.”

Öne Çıkanlar