Cumartesi Anneleri Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu
Cumartesi Anneleri 1097. haftada gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu.
GAZETE PENCERE - Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle İstanbul-Beyoğlu’nda 1995’ten bu yana eylem yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta (4 Nisan 2026) Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakarak açıklamalarını okudu.
Cumartesi Anneleri 1097. haftada gözaltında kaybedilen Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu.
Açıklamanın tamamı şöyle:
Ziyneti Annemizin bıraktığı yerden soruyoruz: Talat Türkoğlu nerede?
1097. haftamızda da bizi Galatasaray Meydanı’ndan ayıran polis bariyerlerinin önündeyiz. Ama biliyoruz ki, bu bariyerler ne sesimizi kesebilir ne de hakikat arayışımızı durdurabilir.
1097 haftadır aynı gerçeği hatırlatıyoruz: Gözaltında kaybetmeler yalnızca kaybedilen kişinin yaşam hakkının ihlali değildir. Bu suç, geride kalanların hakikat arama, adalete ulaşma ve yas tutma hakkını da yok sayar.
Faillerin korunması, delillerin karartılması ve dosyaların zamanaşımına terk edilmesi… Bütün bunlar yalnızca kayıp yakınlarını değil, hepimizi içine çeken bir cezasızlık düzeni yaratır. Hukukun işletilmediği, faillerin kollandığı, ihlale maruz kalanların yalnız bırakıldığı bir yerde adaletten söz edilemez.
1097. haftamızda bu adaletsizlik ikliminde oğlunun akıbetini öğrenemeden, bir mezara sahip olamadan, ona vedasını edemeden aramızdan ayrılan Ziyneti Annemizin bıraktığı yerden soruyoruz: Talat Türkoğlu nerede?
Sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu, İstanbul Avcılar’da yaşıyordu. 29 Mart 1996 tarihinde annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. Bu takip, Edirne’de kaldığı günler boyunca da sürdü.
1 Nisan 1996 tarihinde İstanbul’daki evine dönmek üzere yola çıktı. O günden sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.
Ailesinin, İnsan Hakları Derneği’nin ve Uluslararası Af Örgütü’nün tüm başvuruları sonuçsuz bırakıldı. Resmî makamlar, Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını iddia etti; nerede olduğuna dair hiçbir bilgi vermedi.
1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın itirafları basına yansıdı. Açık, Talat Türkoğlu’nun eşkâlinden kişisel eşyalarına kadar ayrıntılı bilgiler verdi; Edirne yakınlarındaki Çadırkent’te sorgulandığını, işkenceyle öldürüldüğünü ve bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını anlattı. Suçun faillerinin isimlerini verdi.
Bu ayrıntılı itiraflara rağmen etkin bir soruşturma yürütülmedi. Ailenin yaptığı başvurular, “kovuşturmaya yer olmadığı” kararlarıyla karşılandı.
İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme, devletin Talat Türkoğlu’nun yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğine ve etkili bir soruşturma yürütmediğine hükmederek Türkiye’yi mahkûm etti.
Ancak bu karar da hakikatin ortaya çıkarılmasına yetmedi. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda ise diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildi. Böylece Talat Türkoğlu dosyasında, gerçeğe ulaşmanın önüne bir duvar daha örüldü.
Bizler bu karanlığı kabul etmiyor, Devleti yönetenlere bir kez daha sesleniyoruz: Gözaltında kaybetmelerle yüzleşmek, yalnızca geçmişle ilgili değildir.
Bugünümüz ve geleceğimiz için bir sorumluluktur.
Zamanaşımının arkasına saklanmayın.
Cezasızlığı sürdürmeyin.
Hakikati açığa çıkarın, adaleti sağlayın.
Kaç yıl geçerse geçsin, Talat Türkoğlu için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.
Kaynak:Haber Merkezi