Ekrem İmamoğlu afişlerinin indirilmesini hakime sordu: Kararı siz mi verdiniz?
Trabzon'da afişleri indirilen Ekrem İmamoğlu, konuyu İBB Davası'nda mahkeme başkanına sordu. İmamoğlu'nun "Bu yasakta siz yetkili misiniz? Siz mi bu kararı veriyorsunuz veya kim verdi?" sorusu üzerine hakim "Bizim böyle bir yazımız yok" dedi.
GAZETE PENCERE - İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davanın ilk duruşması üçüncü haftasında görülmeye devam ediyor.
Bugün görülen sekizinci oturumda Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, savunmasını tamamladı. Savunmasının ardından sorgusuna geçilen Sukas'a mahkeme başkanı ve duruşma savcısı tarafından sorular yönetildi.
Daha sonra söz alan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ali Sukas'a sorular sordu. İmamoğlu'nun bir şirketle çalışılması için kendisinden baskı görüp görmediği sorduğu Sukas, "Kesinlikle böyle bir şey yaşamadık" dedi. Sukas, çalışanların işten çıkarılması ya da bazı kişilerin işe alınması talepleriyle de karşılaşmadığını söyledi.
Savcılığın Ağaç A.Ş. ile ilgili sunduğu tablolarda farklılıklar olduğunu söyleyen İmamoğlu, mahkeme heyetinden suç duyurusunda bulunmasını istedi.
İmamoğlu, "Çok ilginçtir ki 2019 öncesini hiç istemiyorlar. O belgelerden çok önce, o belgelerin bir yazıyla tablosunu isterlerdi. Çünkü gerçekten bir ortaokul IQ’suyla bile bundan daha iyisi hazırlanırdı. Kınıyorum iddia makamını. Sayın Hakimim; bir önceki tablonun tümüyle yalan olduğunu kendisi dile getirdi, bu da tümüyle yanlıştır. Aslında sizin suç duyurusunda mı bulunmanız gerekir ya da nasıl bir işlem yapmanız gerekir iddia makamı hakkında" dedi.
Ramazan Bayramı'nda memleketi Trabzon'da fotoğrafının yer aldığı afişlerin indirilmesini mahkeme başkanına soran Ekrem İmamoğlu, "CHP ilçe başkanı afişe konmuş, benim fotoğrafımı indirmişler. Sayın Hakim, sizin şu an yaptığınız mesela bu yargılamada Ekrem İmamoğlu ile ilgili bir konu var; fotoğrafı yasak. Bu yasak da siz yetkili misiniz? Yani siz mi mesela bu kararı veriyorsunuz veya kim verdi?" diye sordu.
Mahkeme başkanının "Bizim böyle bir yazımız yok" yanıtı üzerine İmamoğlu, "Tamam, bunu öğrenmiş oldum. Çünkü şu anda böyle bir suçun muhatabı yok. Ama böyle işlemler yapılıyor" diye konuştu.
İmamoğlu’nun bayram mesajına tahammül yok: Afişler karayolları ekiplerince söküldü
Ekrem İmamoğlu, Ali Sukas ve mahkeme başkanı arasında geçen konuşmaların tam metni şöyle:
"İDDİA MAKAMININ SUNMUŞ OLDUĞU TABLOLAR ÇÖP NİTELİĞİNDEDİR"
Ekrem İmamoğlu: Sayın Hâkim, değerli üyeler, geçmiş bayramınız mübarek olsun herkesin. Özellikle tutsak arkadaşlarımızın, ailelerinin... Tabii sorularım Ali Bey’e. Çünkü bu dava ne yazık ki tarifi şu şekilde. Deniyor ki; işte bir suç örgüt ve bir örgütlenme ve buna yönelik bir takım olumsuz tutum ve davranışlar üzerine kurulu. Aslında biz burada, Sayın Genel Müdür’e ve belki birçok yönetici ya da siyasi görevi olan bazı arkadaşlara da bu soruları bu mahkeme huzurunda bu ve benzeri soruları soracağım. Çünkü biz, liyakat ve sorumluluğu kamu yönetiminin bütün ahlaki değerlerini taşıyan bir süreç mi yönettik yoksa başka bir süreç mi yönettik? Bu sorular sayesinde ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.
Sonuçta ben 7 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediye tarihinde en yüksek oyları alarak, tam üç kez seçim kazanmış bir Belediye Başkanıyım. Az önce yine iddia makamının sunmuş olduğu tablolar, tümüyle çöp niteliğindedir. Çünkü bizi de ilgilendiriyor, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni de ilgilendiriyor. Ali Bey’in verdiği cevaba paralel olarak şunu söylemek istiyorum. Benim de sorularımı ilgilendiriyor. ‘30’a yakın beyanıyla’ diye sadece soru sordular iddia makamı. ‘30’a yakın beyan’ diye cümle kullandı. Tek bir belge yok. Oraya yansıtılan belge de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ve iştirakine ait bir belge. ‘MASAK üzerinden hazırlandı’ diye ifade ettiler. Vahim bir durumdur Sayın Hâkim; bunu söylemek zorundayım.
Mahkeme Başkanı: Tabii onu kendi savunmanızda zaten alacağız.
"ÖNCEKİ TABLONUN YALAN OLDUĞUNU KENDİ KABUL EDİYOR"
Ekrem İmamoğlu: Tamam ama bu detay çok özür dileyerek iki cümle... İnanın bizim yaklaşık 18 aydır, kurumlarımızdan polis marifetiyle her istediği alınan bir iddia makamı var. 18 aydır. Çok ilginçtir ki 2019 öncesini hiç istemiyorlar! Hiç! O belgelerden çok önce, bir yazıyla o belgelerin bir yazıyla tablosunu isterlerdi. Çünkü gerçekten bir ortaokul IQ’suyla bile bundan daha iyisi hazırlanırdı. Vahim bir durumdur. Aynen iddiaları kadar vahameti orada göstermiştir topluma. Onu söyleyeyim, vahim bir durumdur. Kınıyorum iddia makamını. Aslında sizi ilgilendiren şöyle bir taraf var Sayın Hâkimim; bir önceki tablonun tümüyle yalan olduğunu kendisi dile getirdi, bu da tümüyle yanlıştır. Aslında sizin suç duyurusunda mı bulunmanız gerekir ya da nasıl bir işlem yapmanız gerekir iddia makamı hakkında? Ben hukukçu değilim…
Mahkeme Başkanı: Aksi yönde iddia olursa temin ederiz, kurumdan müzekkere yazarız.
Ekrem İmamoğlu: Aksi yönde iddiamız değil, kendi kabul ediyor zaten yanlış ve yalan olduğunu bir öncekinin. Bunun da yalan olduğunu ben söylüyorum. Sizin bence böyle bir işlem yapmanız gerekir; işlemin adı neyse. Ben hukukçu değilim. Yani bazı şeyleri soracak muhatap bulamıyoruz.
Mahkeme Başkanı: Hukuki olarak aldınız, temin ederiz kurumdan müzekkere yazarız.
ALİ SUKAS İŞE BAŞLAMA SÜRECİNİ ANLATTI
Ekrem İmamoğlu: Lütfen, istirham ediyoruz. Çünkü bu hayati bir dava. Bakın burada 30-40 tane ‘beyan beyan beyan’ diye 10-15 insan burada yargılanıyor. Bu, sadece Ali Bey’le ilgili. En az 10-15 tutuklu var burada. Yazık değil mi insanlara yani? Beyan! Beyan! Ben beyan değil direkt somut… Ali Bey, Sayın Genel Müdürüm, siz nasıl işe başladınız? Nasıl işe alındınız? Yani siyasi kariyer vesaire anlattınız ama bu önemli. Nasıl bir işlemle işe başladınız?
Ali Sukas: Efendim ben, orman yüksek mühendisi olduğumu ifade etmiştim. Mesleğini çok seven ve mezuniyetinden sonra da mesleki gelişimini her an her yıl takip eden, onu geliştirmeye çalışan birisiyim. Mezun olduğum fakülteden hiç kopmadım, bilimsel gelişmeleri de takip ettim, kendimi sürekli güncelledim. Serbest meslek mensupluğunun ötesinde, yeminli serbest meslek mensubuydum ben Ağaç A.Ş.’ye gelmeden önce. Dolayısıyla hem akademik çevrelerde hem meslek camiasında bilinen birisiyim. Siyasi tarafım da vardır. Dolayısıyla ben, 2019 seçimlerinden sonra, ikinci seçimlerden sonra ismimin İBB’de görev alabilecekleri noktasında verildiğini biliyordum. Sanırım Temmuz ayıydı, İstanbul Büyükşehir’den insan kaynaklarından bir aradılar. O hafta ailemle Karadeniz’deydim, kendi memleketimdeydim. Söylendiği gün dönemedim, ertesi gün davet edilmiştim, gidemedim, dönemedim. Ondan yaklaşık bir 15-20 gün sonra, Ağustos ayı içerisinde, İstanbul’a döndüğümde tekrar arandım. İnsan Kaynaklarından Sorumlu Başkan Danışmanı Yiğit Oğuz Duman vardı, yanında sanırım bir de asistanı vardı. Bir ön görüşme yaptık. Böyle biraz birbirini tanıma, bakışımı, belki işte kariyerimi, geçmişimi filan sorguladı. Onları sohbet ettik.
Sonra yine bir 10-15 gün sonra bir kez daha arandım. Bu kez ilk görüşme Bakırköy’de yapılmıştı, ikinci görüşme Saraçhane’de. O görüşmede de hem Yiğit Oğuz Duman Bey vardı hem sanırım Ertan Yıldız vardı. Üçüncü kişiyi hatırlamıyorum var mıydı yok muydu diye. Orada biraz daha derinliğine, yani hem mesleki teknik olarak hem sosyal durumumla ilgili biraz daha detaylı sohbet ettik, yaklaşık bir saate kadar. Yine bir İK sorgulamasıydı aslında.
Ondan sonra sanırım Eylül başlarında filan da bir defa daha Saraçhane’ye davet edildim. İşte Ağaç A.Ş.’de görev almamla ilgili bir karar verildiği söylendi. Sonrasında da sanırım aynı gün Sayın Başkanımıza bir uğrayıp, bir hayırlı olsununu aldık. İlk defa da orada karşılaştım kendisiyle, bir 10 dakika... Hayırlı olsun dediler çıktık. İşe giriş her şey bu.
"SİZE BASKI YAPTIM MI?"
Ekrem İmamoğlu: Teşekkür ederim. Benim bu konularla ilgili 6-7 tane sorum var. Ali Bey, muhtelif yöneticilerle çalıştınız. Burada da iki yöneticiniz aynı zamanda sanık olarak da ifade verdiler. Yani bu 6-7 yıllık süreçte, çalıştığınız yöneticilerle ilgili bir baskı; 'şunu al çalıştır', benim tarafımdan, ‘şunu al, genel müdür kalem müdürü yap' veya şöyle veya böyle... Tek bir kişi dahi, 'Ekrem İmamoğlu şunu istiyor' ya da 'şu kişi istiyor' diye size bir dayatma yaptı mı? Size bir kişi gönderildi ve işe başlatıldı mı?
Ali Sukas: Bu konuda kesinlikle hayır. Zaten ben, şirketle ilgili daha önceki kendi beyanımla da ifade etmeye çalıştım. Olabildiğince mevcut insan kaynağından istifade ederek, o birikimi müttesebatla devam ettirmeye çalıştım. Çok az sayıda, belki ilave personel almışızdır ihtiyaçlarla ilgili. Ama bu konuda, yani Başkan’ın sorusuna, kendi adına sorduğu soruya net cevap verebilirim ki; dolaylı ya da doğrudan Ekrem Başkan tarafından herhangi bir isim önerilmesi, dikte edilmesi söz konusu olmamıştır. Böyle bir olay yaşanmadı, böyle bir bilgi de gelmedi, böyle bir istek de olmadı.
Ekrem İmamoğlu: Bir soru daha sormak istiyorum buna ilave. Çalıştığınız kişiler için; 'işte şu AK Partiliymiş', 'şu şu partidenmiş', 'şöyle şöyle duyduk, bunu hemen çıkartın, işten çıkartmanız lazım' tarzında herhangi bir dayatma aldınız mı? Yani burada öğrendiğim kadarıyla -ben burada öğrendim bu arada- satış müdürünüz daha önce AK Parti döneminde çalışmış, işte özel kalem müdürünüz AK Parti döneminde işe girmiş; hatta siyasi bağlantılarını diliyle ifade eden arkadaşlarımız oldu. Şoförünüz veya çaycınız veya başka yöneticileriniz de olabilir. Bunların veya başkaları için 'şunu çıkartın, şu çalışmasın' diye bir dayatma yaşadınız mı?
Ali Sukas: Yani bu konuda da kesinlikle hayır. Benim kendi bakışım da bu yönde olmuştur. Göreve başladıktan sonra arkadaşlarla yaptığımız ilk toplantılarda da bazı örneklerim olmuştur: 'Yani burada siyasi atama bir benim; ben giderim, siz kalırsınız. Bundan önce olduğu gibi burada işini yapan herkesle çalışmaya devam edeceğiz.' Çünkü gözlerde bir korku vardı, bir endişe vardı; 'hepimizi işten çıkartacaklar' gibi bir hissiyat vardı. Ama ne Ağaç A.Ş.'de ne de genelde, aslında İBB'de böyle bir uygulamaya şahit olmadım. Bana Ağaç A.Ş. ile ilgili böyle bir talimat da gelmedi, bir talep de gelmedi. Böyle bir şey yaşamadık; zaten süreç kendini gösteriyor.
TOPLANTILARDA NELER KONUŞULDU?
Ekrem İmamoğlu: Yine bu 6 yılın üzerindeki zaman diliminde, çalıştığınız bu insanların bir kısmının katıldığı, benim yılda mutlaka bir kez biliyorsunuz ki iştirak ziyaretim olur en az bir kez. Bunu tabii çok yaptığım iştirakler de olmuştur. Ve bunu da söyleyeyim ilave olarak; bilmeyenler daha iyi idrak etsin. 32 iştiraki vardır İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin. Ve bu 31 iştiraki mutlaka yılda bir kez uzun bir ziyaret yapar ve bir toplantı yaparım. Ve birçok iştirak ziyaretimde de 'Biz ilk kez, geçmişten gelip görev yapan genel müdürlerim vardı, genel müdür yardımcılarım vardı, ilk kez bir Büyükşehir Belediye Başkanı iştirakimizi ziyaret etti ve bizimle toplantı yapıyor' cümlesini çok iştirakte duydum. Bu toplantıların gündemi nasıl olurdu, düzeni nasıl olurdu Ali Bey?
Ali Sukas: Şimdi Başkanım, bu toplantılar genelde yıllık faaliyetlerle ilgili ve şirketin durumuyla ilgili bir sunum toplantısıydı aslında. O toplantılarda da Sayın Başkan olurdu, Genel Sekreter olurdu, iştiraklerden sorumlu danışman, genel sekreter yardımcılarından katılanlar olurdu. Biz de şirketten genelde Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcıları. Benim üç tane genel müdür yardımcım vardı. Onlar katılırlardı. Tamamen şirketin faaliyet süreçlerinin yüklendiği fonksiyonlarla alakalı biz sunum yapardık Başkan'ım. Bir talebimiz varsa da o talepleri iletirdik. Onun dışında bir toplantı olmadı zaten. Yani tamamen iş ve hiyerarşik sistem içerisinde yılda bir bu toplantılar oluyordu. Hatta hatırladığım kadarıyla 2023'te olmadı herhalde.
Ekrem İmamoğlu: Ali Bey, şöyle bir ilave soru sormak isterim: Bunun dışında da buluştuğumuz anlar olurdu. Yani iştirak bünyesinde olmasa da buluştuğumuz anlar olurdu. Bu buluştuğumuz anlar farklı noktalarda da olurdu. Buralar nereler olurdu? Neler konuşurduk? Neler için bir araya gelirdik? Hani o ortamdan da bahsederseniz...
Ali Sukas: Vallahi şimdi bir, benim yönettiğim süreç İstanbul halkının günlük yaşadığı, yani 'Yaşayan İstanbul' diye tanımlanan İstanbul'un her lokasyonundaki çeşitli alanlar; bizim oralarda yeni dediğim, yeni yaptığımız parklar, açılışlar olurdu. Bu açılışlarda elbette ki Başkan’la karşılaşırdık. Ama Başkan’la bizim konuşmalarımız, benim alanımla ilgili bir konuysa, o karşılaşmalarda ya bil alırdı ya da ben kendilerine bilgi iletirdim. Başka bir şekilde birebir oturup kalkıp böyle bir şeyimiz mümkün değil, olmadı. Hiç olmadı. Keşke olsa, sohbet etseydik ama böyle bir zamanımız da hiç olmadı. Genelde proje işi olarak da proje saha çalışmalarında, işte bir yerde bir imalat yapılıyordur, o imalatla ilgili kontrole gelmiştir; süreciyle ilgili soru sormuştur, biz de izahatta bulunmuşuzdur. Sanırım mesele bu.
"DUYUM BİLE ALMADIM, DEDİKODUSU DAHİ OLMADI"
Ekrem İmamoğlu: Evet, yani brifingler aldığımız, şantiye gezileri yaptığımız... Onun dışında Ali Bey…
Ali Sukas: Örnek olarak, mesela Antalya-Muğla yangınları olmuştu 2021’de. Mesela bu bölgelere İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak nasıl bir katkı yapabiliriz diye bir toplantı düzenlenmişti. Konu direkt benimle alakalı değildi ama orman mühendisiyim, Orman Genel Müdürlüğü'nde 12 yıl çalıştım. Daire Başkanlığıyla o toplantıya ben de katılmıştım. Orada sorulmuştu fikirlerimiz; 'Nasıl yapabiliriz, nasıl projelendirebiliriz, nasıl süreç yönetebiliriz?' diye. Yani bunun gibi toplantı, ekstra şirketin ana faaliyetleri dışında bu gibi konular olmuştur, onlara birlikte katılmışızdır.
Ekrem İmamoğlu: Bunun dışında Ali Bey; örtülü, gizli yani bu işte az önce söylediğim iddia makamına göre iddianame, bana göre tarihin en büyük iftiranamesi olan belgelerde yazılı olan içeriği kapsayan; yalan, dolan ve yüzde 90'ı beyan şeklinde oluşturulmuş bana göre, bu dosyadaki içeriği içine alacak şekilde örtülü olur, açık olur, gizli olur, şeffaf olur neyse bir buluşmamız, toplantımız, istişaremiz oldu mu?
Ali Sukas: Vallahi ben kendi savunmamda ifade etmeye çalıştım. Yani bir örgüt varlığını bırakın, benim üyeliğimi geçtim; ya böyle bir yapı olsa az çok hissederim kendi tecrübemden diye söyleyebilirim. Yani bizim kesinlikle böyle gizli, açık ya da özel bir organizasyonla ilgili hiçbir zaman şahitliğim olmadı; ötesinde duyum bile almadım. Yani dedikodusu bile olmadı. Bunu böyle söyleyebilirim ancak.
Ekrem İmamoğlu: Peki, o önemli konuya daha birkaç soruyla girip toparlayacağım. Burada sanık hâlinde olan iş insanları da var, beyanlarda bulundular. Burada bulunanları ben ilk kez gördüm ki bir beyanda sanki çok samimiymişiz gibi bir beyan da varmış; ben onun da burada olduğunu sonradan anladım. İsimlere girmemek adına bu beyanda bulunuyorum ama burada bulunan ya da bulunmayan herhangi bir kurumla ilgili ya da bir şirketle ilgili 'şununla çalış Ali Bey' ya da 'şununla çalışma Ali Bey' diye bir firma beyanım, bir firma zorlamam oldu mu olmadı mı? Tek bir firma dahi olsa lütfen söyleyin yani.
Ali Sukas: Kesinlikle böyle bir şey yaşamadık.
Ekrem İmamoğlu: Dolaylı oldu mu Ali Bey? Yani 'şununla işte çalışın', 'şununla iş yapın' diye dolaylı ya da doğrudan oldu mu?
Ali Sukas: Yani herhangi bir kişi; bizle ilgilenen, hiyerarşik olarak bizden sorumlu başkan danışmanı veya başka birisi tarafından dahi böyle bir bilgi ya da böyle bir söylem olmadı. Bunu yaşamadık hiç.
"FOTOĞRAFIMIN YASAKLANMASINDAN YETKİLİ MİSİNİZ?"
Ekrem İmamoğlu: Sayın Hâkim, her ifadede elbette bu tarz sorular sormayacağım; bilgi mahiyetinde söylüyorum. Yöneticilerle olan bu diyaloğumuzun burada sizin huzurunuzda olması gerekiyor ama iştirak yöneticisi olabilir, genel sekreter yardımcısı olabilir, daire başkanı olabilir veya genel müdür veya siyasi bir birlikteliğimizden kaynaklı bir ilişkimiz olabilir. Örgüt derken örgüt, teşkilat aynı şey ama 'suç örgütü' diye bir isnatla karşı karşıyayız. 93 bin kişilik bir İstanbul Büyükşehir Belediyesi örgütünden bahsediyoruz. 93 bin kişinin, 32 şirketinden bahsediyoruz. İçerisinde şu anda üst düzeyde -geçen toplantıda size ifade etmiştim- üst yöneticileri, sadece müdür ve üstü yöneticilerle buluştuğum zaman 1300'e yakın insanla buluşuyorum. Tam gün çalışıyorum demiştim. Bütün mesaimizi 6 yıl boyunca buna adamış bir pozisyondayız. Ama üzülerek ifade edeyim; yani insan görünce üzülüyor, çünkü kendi kurumuna dair bir beyanda bulunuyorsunuz ve 18 aydır talepleriniz var, polis zoruyla aldığınız belgeler var. Yani sanki belge isteseniz gelmeyecekmiş gibi. İsteseniz yapılır. Bunun yapılmamasını, bunun yapıldığı takdirde bu müzakereye zorunda kalırsınız; Sayın Hakim'e müdahale etmek zorunda kalırız çünkü gereksiz bir şey. Bu yalan belgeleri, bu dolan belgeleri ve ilgili gerekli işlemin yapılması hususunda ilginize sunuyorum.
Çünkü şöyle; ben şimdi mesela bu hafta sonu bir teyakkuzda kaldım. Son bir cümle: Teyakkuzda kaldım, 'ne yapmam lazım' dedim. Yani işte Trabzon'da benim köyümde, ilçemde; üst geçitlere adam çıkmış, CHP ilçe başkanı afişe konmuş, benim fotoğrafımı indirmiş. Şimdi ben indiren emekçiye mi suç bulayım diyorum mesela. Örnek veriyorum. Ya da -hani ortada bir suç varsa- ya da bölge müdürüne mi? Ya da işte yine Akçaabat'ta olan araştırma bakanına mı? Ya da Cumhurbaşkanı'na mı suç duyurusunda bulunayım? Niye soruyorum? Sayın Hakim, sizin şu an yaptığınız mesela bu yargılamada Ekrem İmamoğlu ile ilgili bir konu var; fotoğrafı yasak. Bu yasak da siz yetkili misiniz? Yani siz mi mesela bu kararı veriyorsunuz veya kim verdi?
Mahkeme Başkanı: Bizim böyle bir yazımız yok.
Ekrem İmamoğlu: Yok, tamam. Bunu öğrenmiş oldum. Çünkü şu anda böyle bir suçun muhatabı yok. Ama böyle işlemler yapılıyor. Yani örgüte gelirsek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir örgüttür, bir teşkilattır. Her iki terim de 93 bin kişilik çalışanı olan bir teşkilattır. Ne yazık ki buradan suç örgütü çıkarılmaya çalışılıyor. Ali Bey de benim sorduklarıma net ve somut cevap verdi. Hayırlara vesile olsun diyeyim. Ama bu soruları sürekli soracağım bu yönetici arkadaşlara.
Kaynak:Haber Merkezi