Evi mezarlık oldu: Kolonu kesilen apartmanda bütün ailesini kaybetti

6 Şubat'ta ailesini kaybeden Turgut Karaaslan, "Sen kodoman da olsan Malatya’da tanınan bir aile de olsan benim için hiç umurumda değil. Adalet yerini bulsun. Cezanı çekeceksin" diyerek adalet istedi

Evi mezarlık oldu: Kolonu kesilen apartmanda bütün ailesini kaybetti

GAZETE PENCERE - 6 Şubat depremlerinde Malatya'daki Kasapoğlu Apartmanı’nın yıkılmasıyla eşi, dört çocuğu ve iki yakınını kaybeden tır şoförü Turgut Karaaslan, o günden bu yana günlerinin büyük bölümünü mezarlıkta geçiriyor. İki günde bir eşi ve çocuklarının mezarı başına gelen Karaaslan, acısının ilk günkü gibi taze olduğunu söylüyor. Depremin üzerinden yaklaşık üç yıl geçmesine rağmen sorumluların cezalandırılmadığını belirten Karaaslan, "Adalet Bakanı’na, bir yetkiliye ulaşamıyoruz. Kime ulaşacağım? İstediğim sadece adalet" dedi.

Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi Çavuşoğlu Mahallesi’nde bulunan apartmanda tüm ailesini kaybeden Turgut Karaaslan, depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen acısını ilk günkü gibi yaşıyor.

Tır şöförü olduğunu, deprem haberini Kırklareli’nden İstanbul’a doğru seyir halindeyken kardeşinin telefonuyla öğrendiğini anlatan Karaaslan, aracını yol kenarında bırakıp Malatya’ya dönen Karaaslan, enkaz başında bir buçuk gün boyunca umutla beklediğini söyledi.

dsfbhdf

"YETİŞEMEDİK, KURTARAMADIK KİMSEYİ"

Depremde dört çocuğunu, eşini, aynı evde bulunan iki yakınını kaybettiğini ifade eden Karaaslan, şöyle konuştu:

"Yedi saniyede bina yerle bir oldu. Ben o zaman Kırklareli’ndeydim, şoförlük yapıyordum. Geldik işte, yetişemedik, kurtaramadık kimseyi. O an saat beş gibiydi. Ben İstanbul’a doğru Kırklareli’nden hareket etmiştim. Deprem olduğundan da haberim yoktu. Kardeşim aradı, dedi ki 'Abi, deprem oldu Malatya’da', 'Bizimkilerde bir şey var mı?' dedim, 'Vallahi sizin bina yıkılmış' deyince zaten o zaman artık halim kalmadı. Arabayı otobanın ortasında bıraktım. Sonra dedim ki başkalarına sebep olmayalım, arabayı çıkardım, götürdüm, dinlenme tesislerine bıraktım. O anda panik hâliyle, o soğukta yalın ayak otobanda koşuyorum. ‘Arabayı durdurayım da İstanbul’a bir taksiyle gideyim, oradan Malatya’ya geçeyim’ diye düşündüm. O an çok zor bir andı yani. Geldik ki bina yok, dümdüz..."

"BİNA YOKTU, BİZİMKİLER ORADAYDI"

Malatya’ya ulaştığında enkazla karşılaştığını belirten Karaaslan, yaşadığı ilk anı şöyle anlattı:

"Buraya gelene kadar iğnelerle, haplarla geldik. Geldik, geldik ki bina yok, bildiğiniz bina yok. Bizimkiler de oradaydı. Zaten bizimkilerden iki kişiyi kurtarmışlardı o zaman. Başka kimse yoktu yani. Hep bir umuttu, ‘Yaşayan var mı, yaşayan var mı?’ Başka bir şey yoktu. Ondan sonra hepsini yan yana, sarılı halde çıkardık. Bir buçuk gün, bir buçuk gün bekledik biz orada. Kurtulan olmadı. Bizimkiler yedi kişiydi. Hanımla birlikte bir de misafirim vardı. Onlar da benim eşimle bacı kardeş gibiydiler. Ben evde olmadığım için demişler ki, ‘Gel bizimle oturalım.’ Allah nur içinde yatırsın… Diyecek bir şey yok."

"İKİ GÜNDE BİR GELİYORUM"

Turgut Karaaslan, ailesini kaybettikten sonra mezarlığın hayatının merkezine yerleştiğini dile getirerek, şunları söyledi:

"Evimiz burası işte. Her gün değil de iki günde bir geliyorum. Her gün gelsem de daha doğrusu akşamları eve gidiyorum, dayanamıyorum. Kendimi buraya atıyorum ama güvenlik bırakmıyor. ‘Neden bırakmıyorsun?’ diyorum, 'Bazı intihar olaylarından dolayı bırakmıyoruz' diyor."

En büyük kızının 19 yaşında hayatını kaybettiğini, çocuklarından birinin Boğaziçi Üniversitesi’nde, bir diğerinin ise Muş’ta üniversite öğrencisi olduğunu söyleyen acılı baba, "Güneşimiz söndü" dedi.

"KOLON KESMİŞLER"

Binanın ağır hasarlı olmasına rağmen hafif hasarlı olarak kayıtlara geçirildiğini öne süren Karaaslan, şöyle devam etti:

"Dışına kamufle yapmışlar, ağır hasarlı bina. ‘Kolon kesmedik’ diyorlar. Kolon kesmişler. Şahit de buldum ben. Adam bana telefonda diyor ki, ‘Kardeşim, ben tırı da içeride döndürürdüm, adamlar tırını da sokmuş, kamyonu da sokmuşlar. Kolonu da kesmişler' diyor. Açık açık söylüyor. Telefonumda ses kaydı var. Sen kodoman da olsan Malatya’da tanınan bir aile de olsan benim için hiç umurumda değil. Adalet yerini bulsun. Cezanı çekeceksin. Ha böyle, ha şöyle… cezanı alacaksın. Benim istediğim bu.

"BENİM GÜNEŞİMİ SÖNDÜRDÜLER"

Allah verdi, Allah alacak. Adalet Bakanı’na ulaşamıyoruz. Bir yetkiliye ulaşamıyoruz. Kime ulaşacağım? Seninle konuşuyorum. Kiminle muhatap olacağız? Ya benim demek istediğim sadece ne biliyor musun, adalet. Ben kefenimi giymişim. Bu saatten sonra yaşasam ne olur, yaşamasam ne olur? Benim güneşimi söndürdüler. Umutlarımı yıktılar. Herkesin bir hayali var, benim de vardı. Şimdi şu anda Türkiye’yi versen, ne yapacağım Türkiye’yi? Çalışamıyorum. Üç senedir çalışamıyorum. Günahım boynuma, üç senedir bir iş yapamıyorum."

Kaynak:ANKA

Öne Çıkanlar