Gezi tutsaklarından 9. Yıl mesajları
Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Mücella Yapıcı ve Çiğdem Mater'in mesajları okundu:OSMAN KAVALAGezi, özgürlük ve demokrasi taleplerinin ve dayanışma ruhunun ifadesi idi....
Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Hakan Altınay, Mücella Yapıcı ve Çiğdem Mater'in mesajları okundu:
OSMAN KAVALA
Gezi, özgürlük ve demokrasi taleplerinin ve dayanışma ruhunun ifadesi idi. Gezi davası da, yargının siyasi amaçlarla kullanılmasını simgeleyen bir dava oldu.
Bu dava ile ilgili duyarlılığın, sizlerin gösterdiği dayanışmanın, hukuk ve demokrasi mücadelesine ivme kazandıracağına inanıyorum.
ŞERAFETTİN CAN ATALAY
Değerli Arkadaşlar, Kardeşlerim!
Aramızda şu an birkaç yüz metre mesafe var. Hepinize teker teker sarılıyorum. Bizi burada bir an olsun yalnız bırakmayan, tıpkı Gezi’deki gibi tüm farklılıkları ile omuz omuza direnen iradenizi selamlıyorum.
“Umudu dürt umutsuzluğu yatıştır” demiş ozan, umut omuzlarımızda yükseliyor.
Biz, Gezi’nin toplumsal, politik ve hukuki bakiyesini ancak onurla taşırız demiştik.
Gezi Direnişi’nin bakiyesini onurla taşıyoruz! Hepinize çok selam, birkaç yüz metre mesafeden birbirimize sarıldık, hasret giderdik.
Kabul edin lütfen.
Karanlık gidecek Gezi kalacak.
Hep birlikte mücadele edecek hep birlikte kazanacağız.
Silivri A47
TAYFUN KAHRAMAN
Sevgili dostlar, yoldaşlar;
Siz dışarıda, biz içeride her ne koşulda olursak olalım; demokratik cumhuriyet talebini yükseltmeye, hukuksuzluğa karşı adaleti haykırmayı kentimizi, doğayı ve elbette Gezi’yi savunmaya hep birlikte devam ediyoruz.vGezi Direnişi 9. yılında hala bu ülkenin en büyük umududur. Umudumuz ile yaktığımız ışık, bizleri çok yakında aydınlık ve güzel günlere taşıyacak.Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!
Selam ve saygılarımla.
Silivri A47
HAKAN ALTINAY
Sevgili dostlar, hepinize bizlerle dayanışmak üzere buraya kadar geldiğiniz, bize ses olduğunuz için can-ı gönülden teşekkür ederim. Bizi kaçma şüphesiyle aramızdaki duvarların arkasına hapsedenler, 25 Nisan kararlarının vicdansızlığı ve izansızlığının toplum nezdinde nasıl bir öfke yaratacağını belli ki hesaplamamışlar. Bu öfke, Gezi ruhunun da temel taşlarını oluşturan ve yıllardır süregelen eşit, özgür, ve adil bir topluma dair taleplerimizle birleşti; ve bugünkü dayanışmamızda vücut buluyor. Hepinizi tek tek kucaklıyor, özgür günlerde en kısa zamanda buluşmayı diliyorum.
MÜCELLA YAPICI
Dokuz yıl önce bugün, bu saatlerde, hukuksuz bir yıkımı durdurmak, kendimizi, kentimizi savunmak için ağaçlara sarılıyorduk. Bugün, tüm haklılığımızla, umudumuzla, bu karanlık günleri aşmak için birbirimize sarılıyoruz. Bugün en çok da Mine Özerden ve ailesine sarılıyoruz. Babası "Proleter Şoför" Ahmet Yalkın Özerden'in hayatını kaybettiğini cezaevinde birlikte öğrendik. Mine'nin ve ailesinin acısını paylaşıyoruz.
Bilin ki birlikteyiz! Meydanlarda, parklarda, fabrikalarda, şantiyelerde, kampüslerde, cezaevlerinde, nerede olursak olalım sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz.
Gezi, eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için bu ülkenin sönmeyecek umududur. Biz hâlâ bu umutta inatçıyız. Biz hala Gezi’deyiz.
Dokuz yıl önce bir parktan doğan umudu hayatta tutan dayanışmamızı büyütmeye devam edeceğiz.
Hak savunucularının cezaevlerine kapatılmadığı, doğamızın rant için talan edilmediği, öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin özgür, özerk, demokratik üniversitelerde bilim ürettiği, emekçilerin sermaye firavunlarına diz çöktürdüğü, kadın cinayetlerinin son bulduğu, kent meydanlarının gerçek sahipleriyle şenlendiği, çocuklarımızın özgür düşlerindeki adil günler için mücadeleye devam etmek üzere…
…bu daha başlangıç!
ÇİĞDEM MATER
Çiğdem’in hepinize selamı var: Sevgili herkes, sesinizi, sözünüzü, desteğinizi duyuyoruz, görüyoruz. Varolun!
Çiğdem sizlere gönderdiği mesajda BirGün Pazar’da çıkan yazısından şu bölümü de paylaşmak istedi:
Gezi, hepimizi olanca sıradanlığıyla kendiliğinden bir araya getiren bir parktı, evet. Hikayesi upuzun, memleket gibi bir park.
Bu parkın ağaçları, kaç çocuk yapacağımızı söyleme cüreti gösterenlere karşı da, kiminle aynı evde oturacağımıza karar verme cüreti gösterenlere karşı da yerinde kalsın istiyorduk.
Eteğimizin boyuna, şarkımızın diline hadlerineymiş gibi karışmaya çalışanlara kocaman kalabalıklarla ve ağaçlarımızla yanıt verdik.
Kesilmesini engellediğimiz her ağaç, geceleri sokakta özgür yürüme hakkımızdı.
Dökülmesini engellediğimiz her beton, istediğimiz aşkı kimseye hesap vermeden yaşama özgürlüğümüzdü.
O Haziran’da, o ağaçlar ve o park için şu memlekette gönlümüzün istediği gibi yaşayabilmek için bir araya gelen, birbirini tanıyan, tanımayan, aynı fikirde olan, olmayan, milyonlarca insan günlerce sokaktaydı.
Neşe ile, kahkaha ile, dayanışma ile direndiler şiddete.
Gezi, kendiliğindendi, herkesti, hepimizdik.
Hepimiz oradaydık."