HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı: Hamas'ın 7 Ekim saldırısı tümüyle meşrudur, bunun meşruiyetini tartışmak abesle iştigaldir

HÜDA- PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Batman Milletvekili Serkan Ramanlı Hamas'ın İsrail'e karşı başlattığı "Aksa Tufanu" operasyonuna ilişkin olarak "Hamas'ın 7 Ekim saldırısı tümüyle meşrudur, bunun meşruiyetini...

HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı: Hamas'ın 7 Ekim saldırısı tümüyle meşrudur, bunun meşruiyetini tartışmak abesle iştigaldir

HÜDA- PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Batman Milletvekili Serkan Ramanlı Hamas'ın İsrail'e karşı başlattığı "Aksa Tufanu" operasyonuna ilişkin olarak "Hamas'ın 7 Ekim saldırısı tümüyle meşrudur, bunun meşruiyetini tartışmak abesle iştigaldir" dedi. Ramanlı ayrıca "İsrail'in Türkiye'deki temsilciliklerinin kapatılmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.

T24'ten Cansu Çamlıbel'e konuşan Ramanlı'nın verdiği demeçler şöyle:

Siz geçen hafta sosyal medya mesajlarınızdan birinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı etiketleyerek bir soru sordunuz. "Siyonistleri bu ülkeden ne zaman atacaksınız? Artık sizden somut adımlar bekliyoruz" dediniz. Bu çağrınız ne anlama geliyor; İsrail'in Türkiye'deki misyon temsilciliklerinin kapatılmasını mı istiyorsunuz?

Evet, tam olarak onu istiyoruz. Çünkü Siyonistler bugün hak etmedikleri topraklarda devletleşmeye çalışıyorlar ve sınırları da belli değil. Her geçen gün işgal alanlarını artırıyorlar. Ve bunları Filistinli Müslümanların toprakları üzerinden yapmaya çalışıyorlar. Bunu kanla, gözyaşıyla, çocuk ölümleriyle gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Arkalarında da maalesef destekleyen bir uluslararası mekanizma var. Engelleyecek hiçbir uluslararası mekanizma bugün itibariyle yok. ABD'nin, İngiltere'nin, Fransa'nın, - istisnalar hariç Avrupa Birliği'nin- bir onayının olduğunu da görüyoruz. Özellikle sivillere yönelik katliamlara rağmen bu desteği bir körleşme ve sivil katliamlarına bir onay gibi okuyoruz. ABD'nin buna doğrudan bir alkış tuttuğunu da gözlemliyoruz. Tam da bu noktada, Türkiye'nin böylesi bir işgalci Siyonist rejimle tırnak içerisinde sözde normalleşme adı altında bazı ilişkilerini geliştirmesi; ekonomik, siyasi, askeri, ticari ilişkilerinden herhangi bir geri adım atmaması açıkçası bizim tasvip ettiğimiz bir yaklaşım değil. O sebeple sadece bugün Gazze'de yaşananlar için değil 1948'den itibaren yaşananların toplamı için Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin Siyonist rejimle ilişki geliştirilmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz.

- "Sözde normalleşme" dediniz… Ne demek istiyorsunuz? Son yaşananlar öncesinde Türkiye ile İsrail ilişkileri normalleşmemiş miydi? Kastınız nedir?

Çünkü bize göre Siyonistlerle ilişki geliştirmek, normalleşme değil. Normal olanı onlarla hiçbir biçimde ilişki geliştirmemektir. Tavır geliştirmek hatta imkân varsa mücadele geliştirmektir.

"Hamas'ın 7 Ekim saldırısı tümüyle meşrudur, bunun meşruiyetini tartışmak abesle iştigaldir"

- İsrailli Yahudilerin sivil ölümleri konusundaki pozisyonunuz nedir? Hamas'ın 7 Ekim saldırısı sizce meşru bir saldırı mıdır?

Filistinlilerin kendi topraklarını savunmaları meşrudur.

- Dolayısıyla Hamas'ın 7 Ekim saldırısı da meşrudur, öyle mi?

Tümüyle meşrudur. Bunun meşruiyetini tartışmak bile abesle iştigaldir. Büyük fotoğrafın bize söylediği şu: Bir Siyonist işgal var ve bu Siyonist işgale karşı dünyanın tepkisizliği var. Orada bir işgal var ve bir hak arama mücadelesidir bu. Bize göre bu büyük fotoğraf Türkiye dahil bölge ülkelerinin Siyonistler ile normalleşme adı altında ilişki geliştirilmesini haksız kılıyor. Onun kendisi yanlıştı zaten. Bugün geri adım atmaları belki sadece bir hatırlatmaydı. Bugün Gazze'ye yönelik sivil katliamlarından sonra "Acaba biz ne yapıyoruz?" diye bir silkinip "Biz bu konjonktürde bu ilişkileri geliştiremeyiz" deyip "Normalleşme adımlarını donduruyoruz" demeleri aslında zaten on yıllardır var olan vakaların bir örneğinin bugün ortaya çıkmasıyla mümkün olur.

"Siyonistler dedi diye Hamas'ın çocuk ve yaşlı katlettiğini kabul edip kınamada bulunmayız"

- Siz AKP hükümetinin İsrail ile bir biçimde toparlanmış olan ilişkileri hakikaten dondurduğuna mı inanıyorsunuz?

Bilemiyorum, bunu zaman gösterecek. Dondurup dondurmadıklarını bilmiyoruz. Diğer yönden bakarsanız biz parti olarak İslam'ı kendine ölçü almış bir hareketiz. Sivillerin, muharip olmayanların, çocukların, yaşlıların katledilmesine asla onay veremeyiz. Ama bunun böyle olduğuna ilişkin iddiaların da ispat edilmesi gerektiğini ifade ederiz. Yani şöyle; biz Siyonistler dedi diye Hamas'ın çocukları, ihtiyarları katlettiğini kabul ederek, bir yalan üzerinden bir kınamada bulunmayız.

- İsrail devleti 7 Ekim katliamına dair detay vermeye başlamadan önce onlarca video izledik o anda kurbanlar tarafından çekilen. Dahası, bölgede görev yapan bağımsız sivil toplum kuruluşlarının açıklamaları var. Bırakın şu kuruluşu bu kuruluşu, Hamas'ın kendi yayınladığı saldırıda rehin aldıkları esirleri kullandıkları propaganda videoları var.

Ben şahsen hiçbir şey görmedim.

- Belki sizin dikkatinizden kaçmıştır. Şurası da önemli: Hamas'ın rehin aldığı ve şimdi İsrail devletiyle pazarlıkta piyon olarak kullandığı sivillerin aileleri kendi hükümetlerine "Derhal ateşkes ilan et" çağrısı yapıyor. Çoluğun çocuğun, yaşlıların Hamas tarafından esir alınması meşru mudur sizce?

Sivillerin esir alınması hususunu demiyorum. Sivillerin katledilmesi hususundan bahsediyorum. Bunun içinde Hamas ya da kim olursa olsun, muharip olmayanları, masum çocukları, yaşlıları kim katlederse katletsin reddederiz.

"Hamas'ın söylenenleri yaptığından emin değiliz"

- Tam da bunun görüntülerini izledi bütün dünya.

Ben görmedim.

- Müzik festivalinin Hamas tarafından nasıl basıldığını izlemediniz ve daha önemlisi böyle bir şey olduğuna inanmıyorsunuz. Doğru mu anlıyorum?

Tam aksini ifade eden haberler yayınlandı. Ama şunu söylüyorum: Bu iş bir biçimde doğrulandığında veya doğrulanmadığında…

- Gözlerimizle gördüğümüz bir şeyin kimin tarafından doğrulanması gerekiyor? Detaylarıyla izledim aynı Gazze'deki hastane katliamını da detaylarıyla izlediğim gibi. Öldürülmeden önce anne babasını arayan İsrailli gençler, onların ses kayıtları… Ve daha pek çok şey.

Oldu, olmadı tartışmasından ziyade…

- Şurayı netleştirelim: Siz bu görüntülere inanmıyorsunuz. Hamas'ın 7 Ekim katliamının nasıl kanıtlanması gerekiyor size göre?

Ben şuna inanıyorum: İlkemizi ortaya koymak zorundayız.

- Hangi din ya da ırktan olursa olsun sivillerin ölümüne karşı çıkmak ilkesel bir duruş değil midir? Ölenin Müslüman sivil olması şart mıdır kınamak için?

Ben de onu söylüyorum işte; biz o ilkemizi koruyoruz. Hamas da yapmış olsa savunulmaz, başkası da yapmış olsa savunulmaz.

- Ama hâlâ emin değilsiniz bunu Hamas'ın yaptığından.

Aynen, emin değiliz.

- 7 Ekim saldırısında Hamas'ın bin küsur sivil İsrailliyi öldürdüğünü size ne kanıtlayabilir?

Bağımsız gözlemciler, uluslararası kuruluşlar gidebiliyorsa ve eğer tespit edebiliyorsa -ki Siyonist rejim buna müsaade etmiyor şu anda- Birleşmiş Milletler'in bile o bölgeye girişine izin vermeyen bir rejimden bahsediyorsunuz. İzin verdiği kimselerin yanlı olmayacağının garantisini verebilir misiniz? İşin ahlaki boyutu da İslami boyutu da şu: Masum sivillerin katledilmesi hiçbir biçimde savunulamaz, nokta. Bu işin faili kim olursa olsun -Hamas dahil- fark etmez bizim için.

"Hamas'la arka kapı temasımız yok"

- Devletlerin -Türkiye dahil- arabuluculuk çağrıları ve çabaları var. Sizin parti olarak Hamas ile bir hattınız, bir kanalınız var mı? Arka planda bu yönde çabalarınız oluyor mu, konuşuyor musunuz?

Kamuoyu önündeki temaslarımız haricinde bir kanalımız yok. Zaten mevcut temaslarımızı da biz kamuoyuyla da paylaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde eski Sağlık Bakanı Meclis'i ziyaret etmişti ve biz genel başkanlık düzeyinde kendisini ağırladık. Onların özellikle Gazze özelinde yaşananları anlatmasına ve kamuoyu tarafından duyulmasına açıkçası aracılık ettik.

"Hükümetin İsrail politikasını onaylamıyoruz"

- Sizin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yaptığınız çağrıya dönersek, şunu hatırlatmak isterim: İsrailli komandoların 10 Türk vatandaşını öldürdüğü Mavi Marmara baskınından sonra Ankara, ilişkilerin seviyesini düşürdü ama ikili ilişkilerin en büyük çıkmaza girdiği o zamanda bile Türkiye'deki İsrail Büyükelçiliği kapatılmadı. Yine eşit derecede önemli olan başka bir husus da tüm o süreçte iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde bir gerileme oldu. Bunu resmi rakamlar da teyit ediyor. O süreçte de ülkeyi yine sizin ittifak ortağınız Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiyordu.

Onları da onaylamıyoruz.

Öne Çıkanlar