İBB davasında tahliyelerden sonra Aile Dayanışma Ağı toplandı

Dilek İmamoğlu, “Evet, bugün tahliye edilenler için çok sevindik ama sevincimiz buruk. Tahliye olan arkadaşlarımızın da sevinçleri çok buruk. Çünkü içeride haksız yere tutulmaya devam edilen herkes için öfkemiz aynıdır” dedi.

İBB davasında tahliyelerden sonra Aile Dayanışma Ağı toplandı

GAZETE PENCERE - İBB Davası'nda ilk tahliyelerin ardından 30’uncu aile dayanışma buluşmasında konuşan Dilek İmamoğlu, tutuklulukların cezalandırmaya dönüştüğünü söyledi.

İBB Davası'nda ilk tahliye kararlarının ardından, tutuklular için kurulan aile dayanışma ağı 30’uncu kez Saraçhane’de bir araya geldi. Buluşmanın açılış konuşmasını yapan Dilek İmamoğlu, yaşanan sürecin yalnızca tutukluları değil, aileleri ve çocukları da doğrudan etkilediğini söyledi.

Dilek İmamoğlu, verilen mücadelenin adalet, demokrasi ve ülkenin geleceği için sürdüğünü vurgulayarak, “Verdiğimiz, birlikte verdiğimiz bu mücadele adalet için, demokrasi için, ülkemizin geleceği içindir. Bir yılı aşkın süredir olağan dışı günlerden geçiyoruz. Akla da, vicdana da sığmayan günler, aylar yaşadık. Yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

"TEK BİR GÜNÜMÜZ NORMAL GEÇMİYOR"

Dilek İmamoğlu, ailelerin uzun süredir duruşma ve cezaevi yollarında ağır bir yük taşıdığını anlattı.

“Çok büyük haksızlıklarla, yalanlarla, iftiralarla karşılaştık. Ne yazık ki, karşılaşmaya da devam ediyoruz. Uzun zamandır tek bir günümüz bile normal geçmiyor. Ömrü boyunca yasal bir sorun yaşamamış, adliye görmemiş insanlar olarak yeni normalimiz artık her sabah Silivri’ye gitmek oldu” diyen İmamoğlu, ailelerin her gün sevdiklerinin yanında olabilmek için uzun yolculuklar yaptığını söyledi.

Bu tablonun çocuklar açısından da ağır sonuçlar doğurduğunu belirten İmamoğlu, “Bu, bu yük çocuklar için de çok ağır. Anne ya da babasını görebilmek için okulundan geri kalmayı göze alan, küçük yaşta mahkeme kapılarında beklemeyi öğrenmek zorunda bırakılan çocuklarımız var. Bir çocuğun annesine ya da babasına kavuşabilmek için böyle bir gerçekle karşı karşıya kalması kabul edilebilir değil” ifadelerini kullandı.

Ailelerin mahkeme salonlarında yaşadığı duygusal anlara da değinen İmamoğlu, “Mahkeme salonuna girişte o ilk anda herkes sevdiklerine sesini duyurmaya çalışıyor. Ben buradayım diyor. Seni seviyorum, seninle gurur duyuyorum diyor. Hep bir ağızdan, her ağızdan Her bir ağızdan çıkan o sesler zamanla birleşiyor, tek bir ses oluyor” dedi.

"SEVİNCİMİZ BURUK"

Dilek İmamoğlu, gece yarısı verilen 18 kişilik tahliye kararlarının ailelerde sevinç yarattığını, ancak bu sevincin eksik kaldığını söyledi. “Dün çok güzel bir haber aldık. Dün gece yarısı 18 kişinin bulunduğu tahliye kararları hepimizi sevindirdi” diyen İmamoğlu, tahliye kararlarının kayda geçirilmesi gerektiğini belirtti.

Ancak bu kararların yaşanan mağduriyeti ortadan kaldırmadığını vurgulayan İmamoğlu, “Ve bu kararları hakkı teslim etmek adına açıkça kayıt altına almak gerekir. Ancak, açıkça söylemek gerekir ki geç gelen adalet, adalet değildir” dedi.

İmamoğlu, tutuklu kalanlar için tepkisinin sürdüğünü de şu sözlerle dile getirdi:

“Evet, bugün tahliye edilenler için çok sevindik ama sevincimiz buruk. Tahliye olan arkadaşlarımızın da sevinçleri çok buruk. Çünkü içeride haksız yere tutulmaya devam edilen herkes için öfkemiz aynıdır.”

"KESİNLEŞMİŞ HÜKÜM OLMADAN AYLARCA TUTUKLU BIRAKILIYORLAR"

Dilek İmamoğlu, kesinleşmiş hüküm olmadan insanların aylarca özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını belirterek bunun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını söyledi.

“Bugün ise insanlar haklarında kesinleşmiş bir hüküm olmadan aylarca tutuklu bırakılıyor. Bu hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz” diyen İmamoğlu, tutukluluğun artık istisnai bir tedbir olmaktan çıktığını savundu.

İmamoğlu, çerçevede en sert değerlendirmelerinden birini de şu sözlerle yaptı:

“Bu masumiyet karinesinin açıkça yok sayılmasıdır. Tutukluluk artık bir istisnai tedbir değil peşin cezalandırma yöntemine dönüştürülmüştür.”

İmamoğlu, yargılamaların tutuksuz sürdürülmesi gerektiğini belirterek, “Hakkında somut bir suç ortaya konmamış, masumiyet karinesi geçerli olan herkes vakit kaybetmeden tahliye edilmelidir. Yargılama tutukluluk üzerinden değil hukuk devleti ilkesine uygun bir biçimde tutuksuz olarak gerçekleştirilmelidir” dedi.

AĞABEYİNİN TÜM TESTLERİ NEGATİF AMA TUTUKLU

Dilek İmamoğlu, yürüyen sürecin artık yalnızca tutukluları değil, aile bireylerini de hedef aldığını söyledi. Operasyon görüntüleri ve medya üzerinden yürütülen karalama kampanyalarıyla hukuksuzluğun genişletildiğini savunan İmamoğlu, bu değerlendirmeyi kendi ailesi üzerinden de anlattı.

İmamoğlu, “Bu süreci bizzat yaşayan biri olarak söylüyorum. Dün hiçbir somut suç unsuru ortaya konulmamışken iki kez yapılan tüm testlerin sonucu açıkken abim Ali Kaya hakkında tutukluluğun devamı istendi” dedi.

Kardeşi Cevat Kaya için de benzer bir tablo olduğunu söyleyen İmamoğlu, “Diğer abim Cevat Kaya da aylardır sebepsiz yere tutuklu bulunuyor. Hakkında hiçbir somut eylem yok. Cezalandırmaya yönelik tutukluluğu devam ediliyor” ifadelerini kullandı.

Bu uygulamanın hukuki bir zeminde açıklanamayacağını belirten İmamoğlu, “Bir insan hakkında açık, tartışmasız ortaya konmuş bir suçlama yoksa özgürlüğünden mahrum bırakılması neye dayanıyor? Neye göre veriliyor bu kararlar?” diye sordu.

Dilek İmamoğlu, gelinen noktada aile bağlarının dahi suçlama zemini gibi kullanılmaya başlandığını savundu. “Çünkü artık mesele yalnızca suçu değil bir yakınlığı cezalandırmaya dönmüştür” diyen İmamoğlu, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

“Bir insanın sadece bir ailenin parçası olduğu için böylesine ağır bir muamele ile karşı karşıya bırakılması kabul edilemez. Bugün geldiğimiz noktada aile bağı neredeyse başlı başına bir şüphe sebebi gibi ele alınıyor. Aynı soyadını taşımak, aynı evin evladı olmak bir insanı hedef haline getirmez. Hukuk bunu yapmaz, hukuk bunu meşrulaştıramaz.”

İmamoğlu, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyona ve İBB iddianamesine de atıf yaparak ailelerin tamamına yayılan, sınırları belirsiz bir yaklaşımın devreye sokulduğunu söyledi.

"SESİMİZİ DUYAN YOK NEREDESİNİZ"

Dilek İmamoğlu, davaların başından beri duruşmaların TRT’de canlı yayınlanmasını istediklerini de hatırlattı. “Bizler sürecin başından beri davaların TRT’de canlı yayınlanmasını istedik. Tüm siyasi partilere bu talebin gerçekleşmesi için çağrıda bulunduk. Her şeyin şeffaf olmasını istedik ama herkesin kulağı sağır kaldı. Sesimizi duyan yok. Neredesiniz?” dedi.

Konuşmasının sonunda mücadeleyi sürdüreceklerini söyleyen İmamoğlu, şu mesajı verdi:

“Bizler aile dayanışma ağı olarak 30. haftayı geride bırakırken içeride haksız yere tutulan son kişi de özgürlüğüne kavuşana kadar adaletin, hukukun temeli olacağı günleri yaşayana kadar mücadelemiz hep birlikte devam edecek.”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar