İki yeni bakan atandı ve muhafazakar camiada tartışma başladı: Erdoğan ‘Yeşil Kemalist’ mi yoksa değil mi?
Erdoğan’ın yeni İçişleri Bakanı olarak atadığı Mustafa Çiftçi’nin hafız olması muhafazakar camiada destek buldu. Ancak bir yandan da Erdoğan’ın Kemalist çizgiden ayrılmadığı eleştirisi var. Erdoğan ‘Yeşil Kemalist’ mi yoksa değil mi?
GAZETE PENCERE - Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süredir kabinede beklenen değişikliği gerçekleştirerek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'i, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın yerine de Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi'yi atadı.
Çorum Valisi olduğu dönemde İskilipli Atıf'ı anma törenlerine katılması, Erzurum Valisi olduğu dönemde ise Erzurum Kongresi binasını ziyarete kapatmasıyla gündeme gelen yeni Bakan Mustafa Çiftçi, imam hatip mezunu olması ve hafız olması bakımında da muhafazakar camiada destek buldu.
Mustafa Çiftçi atamasıyla muhafazakar camianın desteğini alan Erdoğan bir yanda da “Yeşil Kemalist” eleştirisinin hedefi oldu.
FATİH TEZCAN: ERDOĞAN’A ‘YEŞİL KEMALİST’ DENİLİNCE ÖFKELENİYORUM
Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin 11 Mayıs 2025’te paylaştığı “İskilipli Muhammed Atıf Efendi’yle ilgili geçmişte ne söylediysem, yine aynen geçerlidir. Atıf Efendi hain değildir; bilakis son devrin din mazlumlarından biridir, mağdurdur ve Allah nezdinde inşaAllah şehittir. Nokta” mesajını alıntılayan Fatih Tezcan şunları yazdı:
“Şimdi Tayyip Erdoğan’a ‘Yeşil Kemalist’ denilince neden öfkelendiğimi anlıyor musunuz?
Veya “Türkiye’de Kemalizm’le mücadelenin en büyük ismi Recep Tayyip Erdoğan’dır” dememin sebebini?
Kaldıki daha fragmandayız!
Film başlamadı bile!
Yok öyle Milleti aldatıp Devlete saldırmak…”
METİNER: İSLAMCILIK KEMALİZMİN BÜNYESİNDE YENİ BİR FORMUNA DÖNÜŞMÜŞTÜR
Eski AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner ise farklı düşünüyordu.
“KEMALİZMİN ZAFERİ!” diyen Metiner, Erdoğan’ın resmi ideoloji ile aynı çizgide olduğunu şöyle anlattı:
“Kim ne derse desin gerçek şu:
Kemalizm kendi karşıtlarını bile kendine dönüştürmeyi başarmış bir ideolojidir.
İttihatçılık, Kemalizmin içinde mündemiçtir.
Kemalizmin zaferi, devletin resmi ideolojisi olmasından kaynaklanmıyor.
Her kesimi kapsayan yaygın bir toplumsal ideolojiye dönüşmüş olmasıdır.
Kemalizmin en sert ve en ödünsüz hasmı olan İslamcılık bile Kemalizme yenik düşmüştür.
İslamcılık artık Kemalizmin ve Kemalizmin bünyesinde içkin olan İttihatçılığın yeni bir formuna dönüşmüştür.
Öyle ki saf İslamcılık öğretisine sahip çıkan az sayıda İslamcı artık bu merkezinde Kemalist-İttihatçı zihin olan İslamcılar tarafından mahkûm edilebilmektedir.
Bence bu dönüşüm süreci sosyologlar tarafından analiz edilmelidir.
Özellikle geçmişlerinde İslamcılık olan ve halihazırda da İslamcı olarak bilinen sosyologlar tarafından.
İşin paradoksal yanı şu:
Kemalizme karşı olduğunu söyleyen İslamcıların bile esas aldığı paradigmanın Kemalizm olması.
Çözüm olarak önerdikleri kavram setinin Batılı olması.
Kur’an’ın ve Peygamberin diliyle konuşmayan zamane İslamcılığına dönüşmesi.
İtiraz karşısında da hemen “İslamcı değiliz, Müslümanız!” demeleri.”
DİLİPAK: METODİK KEMALİST
Muhafazakar camianın önemli kalemlerinden Abdurrahman Dilipak da Metiner’e destek verdi.
Abdurrahman Dilipak’ın mesajı şöyle:
“Bir takım kişiler dün olduğu gibi bugün de , her zaman servet ve iktidarlarını korumak için kendilerini koruma adına zihinsel olarak dönüştüler ve dönüştürüldüler. Rakiblerine/ düşmanlarına benzemeye çalıştılar, onların kavram ve kurumları ile kendilerini ifade eder metodik kemalist, metodik feminist oldular. Onlara benzediler. Direnenler yanında, Dönüştürmek isterken dönüşenler oldu.”
Kaynak:Haber Merkezi