İnşaat Mühendisleri Odası: Melen Barajı projesi dipsiz bir kuyuya dönüştü
Melen Barajı projesinin yıllardır bitirilemediğini belirten İnşaat Mühendisleri Odası, "Proje mühendislik ilkelerinden uzak yaklaşımlar ve kamu denetiminin işlevsizleştirilmesi sonucunda ülkemizin en büyük kamu zararlarından birine dönüşmüştür" denildi.
GAZETE PENCERE - İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, İstanbul'a su sağlayacağı belirtilen ve temeli 2014 yılında atılan Melen Barajı'nın tamamlanamaması hakkında yazılı açıklama yaptı.
Seçim propagandası amacıyla yapılan projelerin kamu zararına yol açtığı belirtilen açıklamada, "Yıllardır vurguladığımız üzere; siyasi iktidarın mühendislik bilimini ranta, teknik doğruları ise 'hız' ve 'seçim propagandalarına' feda eden zihniyeti, kamu yatırımlarını halka hizmet eden projeler olmaktan çıkarmıştır. Bu yaklaşım; telafi edilemez, faturası doğrudan halka kesilen kamu zararlarına yol açmıştır. Bunun en somut ve en güncel örneği, bütçeden milyarlarca liralık kaynak akıtılmasına rağmen adeta dipsiz bir kuyuya dönüşen Melen Barajı Projesi’dir" ifadeleri kullanıldı.
Projenin mühendislik ilkelerinden uzak olduğu eleştirisinde bulunulan açıklamada, "İstanbul'un uzun vadeli içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla planlanan ve tamamlanabilmesi halinde yıllık yaklaşık 1 milyar metreküp su temin etmesi hedeflenen bu proje ne yazık ki mühendislik ilkelerinden uzak yaklaşımlar ve kamu denetiminin işlevsizleştirilmesi sonucunda ülkemizin en büyük kamu zararlarından birine dönüşmüştür" denildi.
Projenin maliyetine ilişkin bilgiler de paylaşılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"GÖVDEDE ÇATLAKLAR OLDUĞU İÇİN BARAJ SU TUTMADI"
"Melen Barajı’nın yapım süreci, teknik öngörüsüzlüklerin, liyakatsizliğin ve idari zafiyetlerin açık bir özeti gibidir. Aşağıda belirtilen rakamlara yüklenicilere ödenen fiyat farkları, iş artışları, danışmanlık hizmet alımları ve kamulaştırma bedelleri de dahil değildir:
- 29 Mayıs 2012: 'Melen Barajı İnşaatı' adıyla belli istekliler arasında ihale edilmiş 213.850.000,00 TL (116,860,000.00 USD) bedel üzerinden sözleşme imzalanmıştır. Proje planlanan sürede tamamlanamamış ve iş tasfiye edilmiştir.
- 29 Aralık 2016: Yarım kalan projenin bitirilmesi amacıyla 'Melen Barajı İkmali' adı altında pazarlık usulüyle ikinci bir ihale gerçekleştirilmiş ve 271.548.850,00 TL (76.980.000,00 USD) bedelli sözleşme imzalanmıştır.
İnşaatın tamamlanmasının ardından, baraj gövdesinde ve zeminde derin çatlaklar, yarılmalar ile oturmalar meydana geldiği ve barajın su tutamadığı tespit edilmiştir.
- 28 Şubat 2020 (Güçlendirme İhalesi): Ortaya çıkan ağır teknik kusurları gidermek adına açık ihale usulüyle "Melen Barajı Güçlendirilmesi" ihalesi açılmış, 412.151.148,00 TL (66.160.000,00 USD) bedel üzerinden sözleşme imzalanmış, ancak iş tasfiye edilmiştir.
- 11 Haziran 2026 (Tamamlama İhalesi): Süreç boyunca yapılan çok sayıda kamulaştırma, müşavirlik ve danışmanlık ihalelerine rağmen sorunlar çözülememiş; nihayet "İstanbul Melen Barajı Tamamlama Yapım İşi" adı altında pazarlık usulüyle yeni bir ihale düzenlenmiştir. Bu iş, geçmişteki tüm harcamaları katlayarak fersah fersah aşan 14.496.000.000,12 TL (315.000.000 USD) bedelle iş devredilmiştir.
Söz konusu kamu zararının temel nedeni; dönemin karar vericilerinin bilimsel ve teknik raporları açıkça göz ardı ederek verdikleri siyasi kararlardır."
"2009'DAKİ RAPORDA ZEMİNDEKİ SIVILAŞMA GİBİ TEHLİKELER BELİRTİLDİ"
"İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından daha işin başında hazırlanan 2009 tarihli Nihai ÇED raporunda verilen çalışmalarda baraj gövdesinin türünün kil çekirdekli kaya dolgu tipinden ön yüzü beton kaplı kaya dolgu tipine geçildiği, baraj gövdesinin oturacağı yer yapısının oturma ve sıvılaşma gibi önemli tehlikeler için bazı önlemler alınması gerektiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu bilimsel tespitler ışığında, DSİ mühendislerince planlama raporunda zemin şartlarına uygun olarak 'kil çekirdekli kaya dolgu' baraj tipi önerilmiştir. Ancak, dönemin bakanı ve idareciler, projeyi hızla bitirmek ve seçim propagandası yapmak uğruna mühendislik uyarılarını hiçe sayarak baraj temelinin oturacağı zemin yapısının taşıma gücü ve kaymaya karşı yeterli dayanıma sahip olup olmayacağının belirlemeden baraj gövde tipini 'silindirle sıkıştırılmış beton (RCC)' tipine çevirmiştir.
Barajın gövdesinde başlayan çatlaklar üzerine 2017 yılında DSİ tarafından yabancı bir danışmanlık firmasına yaptırılan saha etüdü raporu da bu acı gerçeği doğrulamaktadır. Söz konusu tespit T.C. Sayıştay Başkanlığının Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğüne ilişkin düzenlediği 2021 yılı denetim raporunda şu şekilde yer almıştır: İdare tarafından baraj zeminindeki problemin tespiti için yabancı menşeili bir danışmanlık firmasından hizmet satın alınmıştır. İlgili danışmanlık firmasının saha etüdü raporunda özetle 'Hem baraj temelinde çok düşük deformasyon modüllerinin sıklığı' denilmiştir.
"SAYIŞTAY RAPORUNA RAĞMEN SORUŞTURMA AÇILMADI"
"Aynı raporun BULGU 10 başlıklı bölümünde ise şu ifadeler yer almıştı:
'Genel Müdürlük tarafından 2012 yılında ihale edilen ve işin tamamlanamaması üzerine 2016 yılında ikmal ihalesi yapılan Melen Barajı işinde; barajın tamamlanmasının ardından su tutmadığının tespiti üzerine 2020 yılında Baraj Güçlendirme ihalesi yapıldığı, ancak baraj imalatındaki sorunun Melen Barajı İnşaatı ve Melen Barajı İkmal İnşaatını yapan firmaların kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti ve kusurlu bulunmaları halinde güçlendirme kapsamında yapılacak imalat bedellerinin bu yüklenicilerden tahsil edilebilmesi için tespit ve alacak davası açılmadığı tespit edilmiştir.
(...) 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun 30’uncu maddesine göre; yapım işlerinde yüklenici ve alt yükleniciler yapının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmaması, hileli malzeme kullanılması ve benzeri nedenlerle ortaya çıkan zarar ve ziyandan... kesin kabul onay tarihinden itibaren de on beş yıl süreyle müteselsilen sorumludur.
Yukarda yer verilen Kanun hükmü gereği yapılan imalatla ilgili yüklenici firmadan kaynaklanan bir kusur var ise bu kusurun idare tarafından mahkeme yoluyla tespit ettirilmesi ve güçlendirme ihalesi kapsamında yapılan harcamaların yükleniciye tazmin ettirilmesi işlemlerinin başlatılması gerekir. Ancak idare tarafından şu ana kadar bu yönde bir işlem tesis edilmediği görülmektedir.
Sonuç olarak... barajı yapan firmaların kusurlarının mahkeme kararıyla tespiti ve kusurları nispetinde rücu işlemleri için 4735 sayılı Kanunun 30’uncu maddesi gereğince tespit ve alacak davası açılması gerektiği değerlendirilmektedir.'
Sayıştay’ın bu açık tespitlerine ve ortaya çıkan milyarlarca liralık kamu zararına rağmen, bugüne kadar ilgililer hakkında idari/cezai bir soruşturma açılmamış; kamuyu zarara uğratanlardan hesap sorulmadığı gibi, yeni ihalelerle ile bu durumun üstü örtülerek süreç devam ettirilmektedir."
"BİLİMSEL ESASLAR SİYASİ ÇIKARLARA FEDA EDİLDİ"
"Melen Barajı projesi mühendislik ilkelerinin ve bilimsel esasların siyasi çıkarlara feda edilmesinin somut bir örneğidir. Melen Barajı Projesi’nde karşı karşıya kalınan mevcut tablo; liyakatten uzak, sistematik planlamadan yoksun, mühendislik bilimini ve tekniğini göz ardı eden bir anlayışın ve etkin kamusal denetim eksikliğinin açık bir sonucudur.
Yıllardır bitirilemeyen Melen Barajı projesinde, sürece dahil olan tüm idari ve teknik sorumluların yargı önünde hesap vermesi anayasal ve kamusal bir zorunluluktur.
Öncelikle idareden şu soruların ivedilikle yanıtlamasını talep ediyoruz:
- Süreç içerisinde bilimsel ve teknik uyarıları dikkate almayarak, zemin koşullarına uygun olmayan baraj gövde tipini değiştiren, bu kararlarıyla devasa bir kamu zararına yol açan dönemin ilgili bakanı ve karar mercii olan kamu yetkilileri hakkında neden idari ve hukuki işlem başlatılmamıştır?
- Oluşan kamusal zararda sorumluluğu bulunanlar hakkında neden Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulmamıştır?
- 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporunda bu konudaki Sayıştay tarafından yapılan önceki denetim veya tespitleler yer almamaktadır. Bu konudaki raporun 10. bulgusunda; Melen Barajı'nın yapım ve ikmal ihalelerini üstlenen ve projede kusurlu olduğu açıkça tespit edilenler hakkında işlem başlatılması istenmektedir. Bu tespit doğrultusunda bugüne kadar hukuki ve mali girişimde bulunulmuş mudur? Bulunulmuşsa sonuçları nelerdir?
- İlk ihale tarihi olan 2012 yılından sonra 2021 yılına kadar konuya ilişkin başkaca Sayıştay denetimini içeren rapor tarafımızca tespit edilememiştir. Kamu kaynaklarının kullanıldığı bu işe ilişkin süreç içerinde Kaç tane Sayıştay denetim raporu vardır? Varsa tespitleri ve yapılan işlemler nelerdir.
"KAMU KAYNAKLARININ TALAN EDİLMESİNE SEYİRCİ KALMAYACAĞIZ"
"Bu soruların yanıtlanması ve gereğinin yapılması yalnızca geçmişte yapılan hataların ve oluşan kamu zararının tespiti bakımından değil; benzer nitelikteki büyük kamu yatırımlarında aynı yanlışların tekrarlanmaması, sorumluluk mekanizmalarının işletilmesi ve kamusal denetimin gereğinin yerine getirilmesi bakımından da zorunludur.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası olarak; kamunun kaynaklarının talan edilmesine seyirci kalmayacağımızı, mühendislik biliminin ve tekniğinin gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesinin takipçisi olacağımızı; bilimi, tekniği ve halkımızın yararını savunmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız."
Kaynak:Haber Merkezi