KADEM Başkanı camilere dikkat çekti: Bazıları, kadınlara sanki “kendilerini günaha sokmak üzere oradaymış” muamelesi yapabiliyor
Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) "Camiler Hepimizin" Projesi'ne imza attı. Proje, kadınların camilerden eşit yararlanabilmesini ve camilerin kadınlardan yana iyileştirilmesini hedefliyor.Proje kapsamında konuşan KADEM Başkanı Dr....
Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) "Camiler Hepimizin" Projesi'ne imza attı. Proje, kadınların camilerden eşit yararlanabilmesini ve camilerin kadınlardan yana iyileştirilmesini hedefliyor.
Proje kapsamında konuşan KADEM Başkanı Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu’nun açıklamları dikkat çekti. Camide kadın erkek eşitsizliğine dikkat çeken Gümrükçüoğlu, “Kendisini ‘camiinin sahibi’ olarak gören bazı kişiler kadınlar camiinin içine adımını atar atmaz, ‘kadınlar bölümü o tarafta, kadınlar bölümü bu tarafta’ diyerek, onları ana alandan uzaklaştırmayı kendine vazife biliyor. Yine bu kişiler, kadınlara sanki “kendilerini günaha sokmak üzere oradaymış” muamelesi yapabiliyor” dedi.
Sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğlu’nun açıklamalarına yer verildi.
Gümrükçüoğlu’nun açıklamaları şöyle:
“İbadet etme özgürlüğü her kadının en temel hak ve özgürlüklerinden birisidir. Bu sebeple, ibadet mekânlarındaki sorunların giderilmesi ve mevcut şartların iyileştirilmesi biz kadınlar için büyük önem arz ediyor.
Hz. Peygamber döneminde kadınlar, özgür bir şekilde camiye gidebiliyor; vakit, cuma ve bayram namazlarına katılabiliyorlardı. Peki, ne oldu da kadınlar cami hayatının bu kadar dışında kaldı? Bunun temel sebebi, Kur’an’dan ve sünnetten kopuk toplumsal normlar, dinle bağdaşmayan geleneksel kodlardır.
Kendisini “camiinin sahibi” olarak gören bazı kişiler kadınlar camiinin içine adımını atar atmaz, “kadınlar bölümü o tarafta, kadınlar bölümü bu tarafta” diyerek, onları ana alandan uzaklaştırmayı kendine vazife biliyor.
Yine bu kişiler, kadınlara sanki “kendilerini günaha sokmak üzere oradaymış” muamelesi yapabiliyor. Bu baskı, kadınlar olarak içimize öylesine yerleşmiş ki, camiye girdiğimiz zaman sanki utanılacak bir iş yapıyormuş gibi, bir an önce namazımızı eda edip, camiden çıkmak zorunda hissediyoruz kendimizi. Oysa ki bizim de o muhteşem kubbeyi, o zarif mihrabı seyre ihtiyacımız yok mu?
Kadınlar, camilerde abdest almak, namaz kılmak gibi temel dini ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri uygun şartlara dahi sahip değiller. Kadınlar için ayrılan bölümler; bodrum katlarda, izbe ve çoğunlukla temiz olmayan köşelerde, ayakkabılıkların arkasında veya caminin dışında olabiliyor.
Soğuk, rutubetli, kullanılmayan eşyaların, süpürgelerin, temizlik malzemelerinin depolandığı bölümlerde namaz kılmak zorunda kalıyoruz. Bunlar bir Müslüman ülkeye, üstelik bizim gibi medeniyet kökleri derin olan bir millete yakışmayan uygulamalar…”