Kılıçdaroğlu hayatını anlatıyor: Babam bize doğruluktan ayrılmamayı öğütler, ‘Siz doğru durun, eğri belasını bulur’ derdi

Kılıçdaroğlu hayatını anlatıyor: Babam bize doğruluktan ayrılmamayı öğütler, ‘Siz doğru durun, eğri belasını bulur’ derdi
Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2010 yılında hayat hikâyesini anlatırken, "Babam o bildiğimiz katı Anadolu erkeği görünümündeydi. Evdeki otoriteydi. Biz babamıza karşı...

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2010 yılında hayat hikâyesini anlatırken, "Babam o bildiğimiz katı Anadolu erkeği görünümündeydi. Evdeki otoriteydi. Biz babamıza karşı saygı duyardık, herhangi bir şekilde itiraz etmezdik. Babam bize sık sık doğruluktan ayrılmamayı, doğru olmayı öğütlerdi. ‘Siz doğru durun, eğri belasını bulur’ derdi" ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, 2010 yılında hayat hikâyesini anlattığı gazeteci, Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, bu kayıtları T24 için yeniden düzenledi.

Kılıçdaroğlu'nun hayat hikayesinden öne çıkan bazı bölümler şöyle:

“Babam o bildiğimiz katı Anadolu erkeği görünümündeydi. Evdeki otoriteydi. Biz babamıza karşı saygı duyardık, herhangi bir şekilde itiraz etmezdik. Annem bütün hayatını çocuklara vakfetmiş tipik bir Anadolu kadını. Okuması yazması yoktu ve her seferinde ‘Keşke ben de okuyup yazabilseydim’ derdi. Çok dayak yedik. Yazın Murat Nehri’ne yüzmeye giderdik. Akşam gelince de niye yüzmeye gittiniz diye dayak yerdik çünkü boğulma endişesi vardı. Babam bize sık sık doğruluktan ayrılmamayı, doğru olmayı öğütlerdi. ‘Siz doğru durun, eğri belasını bulur’ derdi.

Doktor olmak gibi bir isteğim vardı. Neden doktor olmak istiyordum bilmiyorum tabii ama öyle bir ideal vardı. O dönem tabii çok popülerdi. Belki özlem çektiğimiz bir alandı, doktoru bulmak çok zordu.

Eşim ona aşk şiirleri yazdığım mektupları hâlâ saklıyor.

Seyyidlik var ama bunu pek kullanmak istemiyorum.

Devlet Bahçeli’yle sınıf arkadaşıydık ama onu çok fazla derslere girerken görmedim. Özellikle ülkücü grup içinde saygınlığı vardı. Kantine geldiği zaman diğer ülkücüler ayağa kalkardı. Bizim sol gelenekte öyle bir şey yok. Kimse kimseyi ayağa kalkıp karşılamazdı.

Hesap uzmanlığı, insanı görevini tutarlı ve sağlıklı yapmaya koşullandırır.

En büyük korkum başarısızlık.

En çok hayata dokunmaktan hoşlanırım.

En sevdiğim yemek bamya.”