Kılıçdaroğlu'ndan 'mutlak butlan' sonrası ilk canlı yayın
Mutlak butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu, canlı yayında açıklamalarda bulunuyor.
GAZETE PENCERE - 21 Mayıs tarihli 'mutlak butlan' kararı ile CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu, canlı yayında açıklamalarda bulunuyor.
Kılıçdaroğlu, Sözcü TV ekranlarında Aslı Kurtuluş Mutlu ve gazeteci Barış Terkoğlu'nun sorularını yanıtlıyor.
İşte Kılıçdaroğlu’nun yanıtlarından öne çıkanlar:
-Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyum olarak atardı. Siz bunu ister miydiniz? Üstelik mutlak butlan kararında sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden neden korkuyorlar? Hangi gerekçe ile korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partide her türlü eleştiri yapılır. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz vardır. İnsanlar itirazlarını yaparlar ancak hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır.
Eğer partiye kayyum atanırsa ben buna itiraz ederim. Ancak mutlak butlan kararı verilirse ben mecburum gitmeye çünkü partinin bütün yöneticileri, parti meclisi de göreve gelecek. Bana görev veriliyor ama onlara da görev veriliyor.
Partiyi alın, hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın deniliyor. Olay bu kadar basit.
ERDOĞAN İLE İŞBİRLİĞİ YAPTINIZ MI?
Gazeteci Barış Terkoğlu'nun "Erdoğan ile işbirliği yaptınız mı?" sorusuna yanıt veren Kılıçdaroğlu:
“Erdoğan'ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen?”
Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında şunları söyledi:
Sizin kurultayı kaybetmenizden sonra mı yolsuzluk ve rüşvet alındı?
"Gazeteci olarak şunun üzerinde durmuyorsunuz. Hazine'den gelen parayla belediyeden gelen para aynı şey olur mu? Bir cepten alıp bir cebe... Garibana sor, 'Öyle şey olmaz' der. Hiçbir gazeteci çıkıp 'sayın Özel bunu nasıl söylüyorsunuz?' demiyorsunuz. Herkes orayı unutuyor. Belediye parayı verdim diyor değil mi? Kim diyor? Parayı veren adam diyor? O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Siz niye sormuyorsunuz arkadaş? 'Gidip rüşvet verdim' diyorlar. Niye takip etmiyorsunuz? Para aldım, yalan söyledim desem siz benim hakkımda dava açmaz mısınız? Genel başkan hangi gerekçeyle dava açmaz? Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde bulunmuş. Haberi yazan hakkında dava açıldı mı? Ben bunu sormak zorundayım."
Meclis başkanı böyle bir olay yok dedi ama hatırlarsınız.
"Ben o Meclis başkanının da neler yaptığını biliyorum. Tutanak tutuldu. Diyelim ki böyle bir şey yok, olmadı diyelim. Bu haberi yapan kişi hakkında Meclis başkanını da göstererek dava açmaz mısınız? Bunları yapmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Siyasi demeç verirsiniz, siyasi tutuklu olursunuz ama kişisel çıkara, zenginleşmeye yönelik kapıyı CHP tarih boyunca açmadı, açamaz."
İmamoğlu Saray kayyımı derken sizden bahsediyor.
"Öyle bir niyetim yok. Arınma, temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı en çok ve en sert eleştiren ve bu konuda mahkum olan, tazminata mahkum edilen kişi de benim genel başkanlar arasında. Bugün de eleştiriyorum. Dünyanın lafını ettik, hala da ediyorum. Kim getirdi memleketi bu hale? Çeteleri memleketin başına bela eden Erdoğan değil mi?"
Siz İBB iddianamelerini okudunuz mu, takip ediyor musunuz?
"Ben hukukçu değilim. Tamamını okudum dersem yalan söylemiş olurum. Tüm tutuklu belediye başkanlarıyla ilgili komisyon kurduk. Komisyon bana özet getirir. Benim bütün iddianamaleri okuma şansım yok zaten."
Erdoğan hangi dönem olursa olsun benim dönemime bakmayın, AK Parti dönemine bakmayın diyor. Siz de öyle diyorsunuz. İmamoğlu siz cumhurbaşkanı seçilseydiniz tüm topluma cumhurbaşkanı yardımcısı olacağını taahhüt ettiğiniz bir isim. Baba-oğul gibiyiz dediğiniz bir isim.
"Sadece Ekrem Bey mi tutuklu? Partinin pek çok belediye başkanı sorumlu ve tutuklu şu anda. Biz komisyonu bunun için kurduk. Siz kalkıp da kendisine rüşvet verdim diyen adama dava açamıyorsa ben ne yapacağım? "
İmamoğlu sizin için şu anda hangi noktada?
"Tutuklandığında eve gittim, basın açıklaması yaptım. Bugün de aynı yerdeyim. Orada ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum. Sadece CHP'de mi yolsuzluk var sizin de dediğiniz gibi."
Neden sadece CHP'li belediye başkanları tutuklu?
Yolsuzlukta çifte standart uygulaması doğru değil, yanlıştır diyorum. Kamu vicdanını yaralar diliyorum. Orada bir şey daha var. Belediye başkanlarının tutuksuz yargılanmalarını da orada söyledim. Soruşturma açılabilir.
Biz hala o noktadayız diyorsunuz ama Fatoş Pınar Türker iki çocuğuyla tehdit edilip çıplak aramaya maruz kalıyor. İnsanlar etkin pişmanlıkçı olsun diye uğraşılıyor. Siz bunları konuşmuyorsunuz.
Ben bu arkadaşları hapishanede ziyaret ettim.
İmamoğlu şu anda sizin onun yanında olduğunu düşünüyor mu sizce?
Yanımda olur, karşımda olur ben onu bilmem. Hatta bir bayram günü tatildeydim. Belediye başkanlarının tümünü gittim, ziyaret ettim.
DHKP-C'den Sarıyer Belediye Başkanımız mahkum. DHKP-C mi kaldı? Siz niye bunu sormuyorsunuz? Bundan ötürü bir belediye başkanı hapse mi atılır yahu?
Biz hala o noktadayız diyorsunuz ama Fatoş Pınar Türker iki çocuğuyla tehdit edilip çıplak aramaya maruz kalıyor. İnsanlar etkin pişmanlıkçı olsun diye uğraşılıyor. Siz bunları konuşmuyorsunuz.
Ben bu arkadaşları hapishanede ziyaret ettim.
İmamoğlu şu anda sizin onun yanında olduğunu düşünüyor mu sizce?
Yanımda olur, karşımda olur ben onu bilmem. Hatta bir bayram günü tatildeydim. Belediye başkanlarının tümünü gittim, ziyaret ettim.
DHKP-C'den Sarıyer Belediye Başkanımız mahkum. DHKP-C mi kaldı? Siz niye bunu sormuyorsunuz? Bundan ötürü bir belediye başkanı hapse mi atılır yahu?
İsteyebilirler. İzmir Büyükşehir istedi. Uzman istediler, gönderdik. Sonunda beraat etti.
Sorun şurada. Biz kişisel çıkara dönük bir şey olmadığı sürece... Hiçbir belediye başkanı mahkum olamaz.
O zaman yargının bağımsız olduğunu düşünüyorsunuz?
Yargının bağımsız olmadığını en çok söyleyen benim.
Herhangi bir belediye başkanı suçlu bulunur ve mahkumiyet kararı alınırsa olabilir yani sizin için. Onu soruyorum.
Atalay'ın, Demirtaş'ın, Kavala'nın mahkum olması yargı bağımsızlığından mı? Hayır. Ama bakın onlar siyasi dava. Bunlar siyasi dava değil. İkisinin arasında büyük fark var.
Peki yolsuzluk da siyasi dava olamaz mı?
İtirafçılar iş yaptıkları adamlar. Verdim diyorlar. Olay çıkıyor, banka havalesi geliyor. Bir kişinin hesabına yatıyor. Seferihisar'daki olay... Siyasi mi diyeceğiz buna? Belediye başkanı siyasi bir nedenden içeri atılsa hesabını sormak zorundayız, sorarız.
İsteyebilirler. İzmir Büyükşehir istedi. Uzman istediler, gönderdik. Sonunda beraat etti.
Sorun şurada. Biz kişisel çıkara dönük bir şey olmadığı sürece... Hiçbir belediye başkanı mahkum olamaz.
O zaman yargının bağımsız olduğunu düşünüyorsunuz?
Yargının bağımsız olmadığını en çok söyleyen benim.
Herhangi bir belediye başkanı suçlu bulunur ve mahkumiyet kararı alınırsa olabilir yani sizin için. Onu soruyorum.
Atalay'ın, Demirtaş'ın, Kavala'nın mahkum olması yargı bağımsızlığından mı? Hayır. Ama bakın onlar siyasi dava. Bunlar siyasi dava değil. İkisinin arasında büyük fark var.
Peki yolsuzluk da siyasi dava olamaz mı?
İtirafçılar iş yaptıkları adamlar. Verdim diyorlar. Olay çıkıyor, banka havalesi geliyor. Bir kişinin hesabına yatıyor. Seferihisar'daki olay... Siyasi mi diyeceğiz buna? Belediye başkanı siyasi bir nedenden içeri atılsa hesabını sormak zorundayız, sorarız.
İsteyebilirler. İzmir Büyükşehir istedi. Uzman istediler, gönderdik. Sonunda beraat etti.
Sorun şurada. Biz kişisel çıkara dönük bir şey olmadığı sürece... Hiçbir belediye başkanı mahkum olamaz.
O zaman yargının bağımsız olduğunu düşünüyorsunuz?
Yargının bağımsız olmadığını en çok söyleyen benim.
Herhangi bir belediye başkanı suçlu bulunur ve mahkumiyet kararı alınırsa olabilir yani sizin için. Onu soruyorum.
Atalay'ın, Demirtaş'ın, Kavala'nın mahkum olması yargı bağımsızlığından mı? Hayır. Ama bakın onlar siyasi dava. Bunlar siyasi dava değil. İkisinin arasında büyük fark var.
Peki yolsuzluk da siyasi dava olamaz mı?
İtirafçılar iş yaptıkları adamlar. Verdim diyorlar. Olay çıkıyor, banka havalesi geliyor. Bir kişinin hesabına yatıyor. Seferihisar'daki olay... Siyasi mi diyeceğiz buna? Belediye başkanı siyasi bir nedenden içeri atılsa hesabını sormak zorundayız, sorarız.
Başarır'ın fezlekesinde 25 kez "duydum", 4 kez "duyum", 15 kez "söyledi", 8 kez "iddia" kelimesi geçiyor. Mağdur kısmında siz yazıyorsunuz. Bu fezleke ile sizin milletvekilinizin dokunulmazlığı kaldırılabilir. Siz burada yazanları doğru kabul ettiğinize göre size açık açık şunu sormak istiyorum; elinizde bir para verme görüntüsü, bir dekont, bir tapu yani bir belge var mı bu fezlekenin doğru olduğunu söyleyen?
Ben bu davanın tarafı değilim ki. Davayla ilgim yok benim. Kurultayda yolsuzluk yapıldığı iddia ediliyor ama ben gidip de kim para verdi kim vermedi nereden bileceğim? İfade verenler değişimciler. Parayı dağıttım diyenler, gezenler onlar.
Bu fezleke yarın Meclis'e gelirse? Ceza davası da kurultay davası da ikisi de aynı delillere dayanıyor. Siz bu fezleke Meclis'e geldiğinde vekillerinize hangi yönde el kaldırmalarını söyleyeceksiniz?
Ben böyle bir şey ile suçlansam dokunulmazlığımın kaldırılmasını ve gidip aklanmayı isterdim
Siz bunu son yaptığınızda Demirtaş tutuklandı biliyorsunuz. Pişman mısınız?
Hayır, değilim. Defalarca ziyaret ettim. Haksızlık yapıldığını biliyorum. Atalay'a da haksızlık yapıldığını biliyorum.
24 Mayıs'ta genel merkezde hiç hoş olmayan görüntüler kayda geçti. Cop, biber gazı, polisin girmesi... O gün bu görüntüler uzun süre genel başkanlık yaptığınız parti binanızdaki bu görüntüler vicdanınızı sızlatmadı mı? Kendinizi sorumlu tuttunuz mu?
Sızlattı ama hayır, sorumlu tutmadım. Genel merkeze vekiller niye alınmadı diye niye sormuyorsunuz? Ben polisin girmesini asla savunmadım. Polisin girmesini ben istemedim. Hayır efendim. İcra memurunun gelip kararı tebliğ etmesi lazım değil mi? Polis mi gelsin diyor o yazıda? İcra memurunun oraya girmesi lazım. Polisin girmesini, şiddet uygulamasını, genel merkezden dışarı taş atılmasını asla doğru bulmam. Adnan Beker'in orada ne işi var? Otobüsüyle gelmiş. O adam cumhurbaşkanlığı seçiminde bana oy vermediğini açıklayan kişi. Orada ne işi var? Binanın içini ne hale getirdiklerini videoya aldırdım. Partili olmayan, partiyle ilgisi olmayan insanlar bunlar. Siz partinin kapısına nasıl baraj kurarsınız?
Bolu Belediye Başkanı koltuk fırlattığında davet edin dedim. Kim kazandı? Biz orada kavga çıkarabilirdik. Niye çıkarmadık? Polisin girmesi için her koşulu yapıyorsunuz. CHP'li de değil, başka partilerden, olmaz.
Saat 12.00'de görüşseydiniz bunlar olur muydu?
Hayır, biz görüşmeyecektik. O gece Sayın Sarıbal defalarca aradı. Sabaha kadar vaktimiz var, oturalım, konuşalım. Bir genel başkana dönelim demiş Bora Temir arkadaşımız. Kinci telefonda Murat Bey ben genel başkana ulaşamadım demiş, mesele bu. Biz bir taşkınlık olmasın diye ne gerekiyorsa yaptık.
Kaynak:Haber Merkezi