Meclis'te 'kumpas' reddi: CHP’nin önergesi AK Parti-MHP oylarıyla reddedildi
TBMM Genel Kurulu'nda CHP'nin kumpas davalarıyla siyasetin dizayn edilmesi hakkında verdiği Meclis Araştırma Önergesi AKP ile MHP'nin oylarıyla reddedildi.
GAZETE PENCERE - TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da bugün, “varlık barışı” ile ilgili düzenlemeler ve İstanbul Finans Merkezi bünyesindeki firmalara vergi avantajları sağlayan, ayrıca SGK’ya borçlar taksitlerinin 36 aydan 72 aya çıkarılmasını öngören Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülecek.
Teklifin görüşmelerine geçilmeden önce grubu bulunan siyasi partilerin araştırma önerileri görüşüldü. Yeni Yol Grubu'nun devlet koruması altındaki çocukların sorunlarının araştırılması ile CHP'nin kumpas davalarıyla siyasetin dizayn edilmesi hakkında verdiği Meclis Araştırma Önergesi AKP ile MHP'nin oylarıyla reddedildi.
ÖZÇAĞDAŞ: BEŞ YILLIK BAKIM SÜRESİ ŞARTI ÇOCUKLAR ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL
Yeni Yol Grubu'nun önergesi üzerine söz alan CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, çocukların evde, okulda, sokakta yeterince korunamadığına söyleyerek "Anne, baba ve ailelerinin büyük desteğine rağmen, ilgisine rağmen, sevgisine rağmen buna sahip olan çocuklar bile gelecekten umutsuz, mutsuz ve kaygı içindedirler ve bu durum devlet koruması altındaki çocuklarımız için daha büyük bir sorundur, daha önemli bir konudur ve bu konuda Meclis olarak yapmamız gereken çalışmalar olduğuna inanıyoruz. Bu önerge kapsamında devlet koruması altındaki çocukların 18 yaşını doldurduklarında kamusal bakım sisteminden ayrılmaları önemli bir sorun teşkil etmektedir" dedi.
Gençlerin yeni hayatında güvenliğini sağlamanın koruyucu ve destekleyici mekanizmalar açısından ciddi yapısal eksiklikleri olduğunu söyleyen Özçağdaş, "Düzenli gelir, güvenli barınma, sürdürülebilir sosyal destek, eğitimde kalma oranları gibi açılardan bu çocuklarımızın desteğe ihtiyaçları vardır. Kamusal istihdam hakları ve sosyal destek mekanizmaları önemlidir ancak bakım sonrası izleme ve rehberlik birimlerinin yetersizliği de dâhil olmak üzere yılda üç kez atama yapılmış olmasına rağmen bu çocuklarımızın sorunları devam etmektedir. 1988 ile 2021 arasında istatistikler 55 binden fazla gencimizin devlet alanında istihdam edildiğini göstermektedir ama verilerle ilgili çok sorun vardır. Beş yıllık bakım süresi şartı çocuklarımızın önündeki en büyük engeldir. Bu çocuklar 13-14 yaşlarından sonra devlet koruması altına alındıklarında devlette kamu görevlisi olamamaktadırlar" diye konuştu.
KARSLI: KAMU İSTİHDAMINDA BAŞVURU SÜRESİNİ BEŞ YILA ÇIKARDIK
AKP İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, evlet koruması altındaki çocukların siyasetin günlük rekabetine kurban edilmesini kabul edemeyeceğini söyleyerek "Çünkü buna kurban edilemeyecek kadar kıymetli bir emanettir. Biz bu emanetin sorumluluğunu icraatlarımızda taşıyoruz; kanunlarla, kurallarla, devletin şefkatini kurumsallaştırarak taşıyoruz" dedi.
81 ilin tamamında bakım sonrası izleme ve rehberlik birimlerini kurduklarını belirten Karslı, şu ifadelere yer verdi:
"Şimdi buradan soruyorum: 81 ilde teşkilatlanmış, on binlerce gencini kamuda istihdam etmiş, onlara kol kanat germiş bir devlet mekanizmasına 'Gençleri dışlıyor' demek, hangi vicdan terazisinde tartılabilir? Daha birkaç hafta evvel kabul edilen 7578 sayılı Kanun da insafsızca eleştiriliyor. Biz o kanunla ne yaptık? Birçok başlığın yanında, kamu istihdamında başvuru süresini beş yıla çıkardık, atama sıklığını arttırdık ve özel sektör istihdamı için prim desteği getirdik ve tüm bunları sivil toplum kuruluşlarının değerlendirmelerini de alarak yaptık. Hal böyleyken, arkadaşlarımız bu iyileştirmeleri takdir etmek yerine sistemin ciddiyetini sağlayan kuralları birer çelişki olarak sunma gayreti içerisindeler. İstihdam hakkı için aranan beş yıllık bakım süresi şartı veya 14 yaşından itibaren doksan günden fazla izinsiz ayrılma durumunu da eleştiri konusu yaptılar. Ancak bu kurallar, sistemi, travma kurbanı gençlerin aleyhine çevirmek için tasarlanmamıştır; tam aksine, kurumun ciddiyetini, disiplinini ve diğer mağdur çocukların hakkını korumak için konulmuştur."
TÜRKOĞLU: ORTADA SUÇ VARSA O DÖNEMDE VERİLEN YETKİLERİN HESABINI SORMAK GEREKMEZ Mİ?
CHP'nin önergesi üzerine söz alan İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, 8 Şubat 2010 tarihinde Birleşik Krallık Lordlar Kamarası'nda yapılan toplantıda Türkiye'nin bölgedeki rolü ve geleceğinin konuşulduğunu hatırlatarak "Başta "'İngiliz ajanı' diye suçlanan, itirafçı Hüseyin Gün burada. Başka kimler var? Dönemin Devlet Bakanı Egemen Bağış, Devlet eski Bakanı Kürşat Tüzmen, Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış, Türk İngiliz Parlamenterler Dostluk Grubu Başkanı Suat Kınıklıoğlu var, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyesi Nursuna Memecan var. Peki, toplantının bir diğer konuğu kim? Dönemin Başbakanlık Başdanışmanı, bugünün MİT Başkanı İbrahim Kalın. Şimdi soruyorum, bu fotoğraf karesinden bir ajanlık suçlaması çıkar mı? Çıkarsa da neden sadece Hüseyin Gün'e çıkıyor?" diye sordu.
Hüseyin Gün'ün iddianamedeki savunmasını gösteren Türkoğlu, "Hala süren davanın merkezindeki Hüseyin Gün savunmasında diyor ki, 'Devlet bana FETÖ'yle mücadele yetkisi verdi. Ben devlet adına Hükümetin bilgisi dâhilinde faaliyet yürüttüm.' İmza kim? Fuat Oktay, o zamanki Başbakanlık Müsteşarı. 'Ülke ilişkilerini ve tanıtımını yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk Hükümeti adına tam yetkiye sahiptir.' diyor. Dün devlet adına çalışan bir kişi bugün nasıl bir anda yabancı devlet hesabına casus ilan ediliyor? Eğer ortada suç varsa o dönemde verilen yetkilerin hesabını sormak gerekmez mi? Eğer ortada suç yoksa bugün hangi suçlamayla bu insanlar hedef haline getiriliyor? Bu çelişki bile tek başına davanın hukuki değil, siyasi saiklerle yürütüldüğüne dair ağır bir kuşku oluşturmuyor mu?" ifadelerini kullandı.
Kaynak:ANKA