Özgür Özel Burdur'da: İran'ın kendi geleceğine İran halkı verecek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur'da Cumhuriyet Meydanı'nda halka seslendi.

GAZETE PENCERE - CHP'nin, Ekrem İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 93'üncüsü bugün Burdur'da Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlendi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel miting alanında konuştu.

Özel'in açıklamaları bu şekilde:

"Alnının terini toprağa damlatan çiftçilere, gün ağarmadan mesaiye koşan emekçilere, ömrünü bu ülkeye adamış emeklilere, güzel Burdur'a, yiğit Burdur'a, canım Burdur'a selam olsun! Hoş geldiniz, hoş geldiniz!

Aynı nehre akan güçlü kollara, aynı gökyüzüne bakan umutlara, Türkiye İttifakı'nda birleşen tüm demokratlara selam olsun!

Gök gürler gibi yüksek sesimiz, zincirleri kırsın güçlü bileğimiz. Karanlık dağılıyor, sabah yakındır; millet ayağa kalktı, tarih tanıktır.

Şubatın sonunda, kışın ortasında, bu güzel günde, bu meydanı dolduranlara, sığmayanlara, taşanlara, burada olana, uzaktan kulak kabartanlara; güzelim Burdur'un tüm canlarına, güzel Burdurlulara selam olsun!"

MUHİTTİN BÖCEK'E SAHİP ÇIKTI

"Sabah Ankara'da uyandık, Antalya'ya geçtik. Antalya'da Torosların evladı Muhittin Böcek başkanımızı tutulduğu cezaevinde ziyaret ettik.

Covid'de 104 gün yoğun bakımda entübe yatan, bir mucize eseri Allah'ın bize bağışladığı, Antalya siyasi tarihinde ilk kez bir partinin iki kez üst üste Antalya'yı kazanma başarısını gösteren tek Büyükşehir Belediye Başkanı; ömrü Antalya'ya ta belde belediye başkanlıklarından başlayarak Antalya'ya hizmetle geçen, sadece kendi bağışladığı 500 milyon değerinde, yarım milyar TL değerindeki arsada Antalya'nın en önemli Anadolu lisesi olan, Antalya'nın en hayırsever ailelerinden biri, en bonkörü, en cömerdi; tek kuruşa yan gözle bakmayan Muhittin Böceğimizi bir kumpasla, bir algı operasyonuyla bizden aldılar.

Aldıkları gün dört çeşit hastalık, 11 tane ilaç içiyordu; bugün yeni yeni hastalıklar, 24 tane ilaç içiyor. Bu sabah dedi ki; 'Şöyle avucuma bakıyorum, bu böbrek bu kadar zehre nasıl dayansın bir günde?' diyorum dedi. 16'sında mahkemesi var. Bugüne kadar tutuksuz olmalıydı. Çok çok ev hapsi olup hiç olmazsa sağlığıyla, hayatıyla oynanmamalıydı; ama 16'sında Muhittin Böcek'in hakim karşısında adalet bulmasını ümit ediyorum. Onun şahsında zindanlarda siyasi maksatlarla, siyasi kumpaslarla tutulan tüm arkadaşlarımıza Burdur'dan kocaman bir selam gönderiyorum."

AK PARTİLİLER ÇARŞIYA ÇIKAMIYOR

"Daha önce Tayyip Bey, aylar aylar önce demişti ki: 'Göreceksiniz bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar, eşlerinin gözüne bakamayacaklar' demişti. O lafı dedikten sonra bırakın bir ayı, 11 ay geçti.

Bugün ben Burdur’da meydandayım. Her gün bir başka meydanda, sokakta, tarlada, çarşıda, kahvede, iş yerlerinde, işçi servislerini uğurlarken ya da ev hanımlarının evinde ziyarette Cumhuriyet Halk Partililer meydanda. Siz hiç AK Partiliyi şimdi çarşıda görüyor musunuz? Pazara çıkabiliyorlar mı? Hatır sorabiliyorlar mı?

Çünkü artık onlar siyaseti bıraktılar. Kadın kollarına güvenmiyorlar, gençlik kollarına güvenmiyorlar, ana kademeye güvenmiyorlar. Varsa yoksa yargı kolları; varsa yoksa siyasi davalar, iftiralar, hakaretler, tutuklamalar ve bu şekilde bizim iktidarımıza engel olacaklarını sanıyorlar.

Ancak bir yanda ağır ithamlar var. Biri birine diyor ki, biri birine: 'Sen hırsızsın, sen yolsuzsun' ya da 'Sen ajansın, sen muhbirsin, sen teröristin, sen her türlü kötülüğün içindesin.' Biri birine bu lafı dediğinde ikisinden biri sokağa çıkamaz. İddialar doğruysa söylenen çıkamaz, iddialar yalansa öbürü çıkamaz. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi sokaktadır, meydandadır, milletin içindedir, milletin yüzüne bakmaktadır. Milletin yüzüne bakamayanlar iftiracılardır, iftiracılar!"

TANJU ÖZCAN TEPKİSİ

"Bu sabah ben Muhittin Başkana ulaşmak için günün erken saatlerinde uçağa giderken Bolu'dan bir haber geldi. Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan’ı jandarma tarafından çağrılsa gideceği, zaten her gün çöpünü aldığı, önünü temizlediği, her gün hizmet ettiği Bolu'nun adliyesine jandarma zoruyla götürdüler. Maksat itibar suikastı, amaç küçük düşürmek, amaç suçluymuş gibi göstermek.

Hal böyle olunca biz Bolu'ya hukukçu arkadaşlarımızı, siyasi arkadaşlarımızı yönlendirdik. 'Neymiş, ne soruyorlarmış?' dedik. Cevap geldi, cevap geldi. Suçlandığı husus şu: Bir vakıf var, vakıf. Bu vakfa para giriyor, para çıkıyor. Çıkan para Bolu'da, Boluluların; Bolu'da ve Türkiye'de okuyan çocuklarına ya da yoksul ailelerin Bolu'ya gelmiş çocuklarına burs veren vakıf. Bu vakfa iş insanları yardım yapmışlar.

Efendim, sen Bolu Belediye Başkanı olarak iş insanlarına diyorsun ki: 'Bu vakfa para yatırın, ondan sonra gelin bakalım işlerinizi yapalım.' Şimdi bu iddianın neresi doğru, neresi eğri bilmem; ama eğer iş adamına 'İş yapıyorsun, şunun %20'si bizim, 10'u bizim, 10'u üst tarafın, yukarıların' diyen bir anlayış var mı? Var, biz onu çok iyi tanıyoruz. Ancak bizde belediye başkanı kendine kör kuruş almamışsa, bir başka tarafa para istememişse, devletin kontrolündeki bir şey 'Verecekseniz vakfa verin, garibanın çocuğuna burs olsun' demişse vallahi de billahi de bunda utanılacak değil, övünülecek bir şey var kardeşim.

Biz kimlerin lakabının %10 olduğunu, kimlerin tarifeyi %10'dan 20'ye çıkardığını, 'Benim dönemimde zengin oldun, nasıl başka tarafa selam verirsin?' diye mala çökenleri biliyoruz. Biz kazanılan her kuruştan payını isteyenleri de biliyoruz. Biz şu kadarını biliyoruz; bizim arkadaşlarımızın kör kuruşa tenezzül etmediğini, ne yaptıysa şehir için, kent için, fakirin fukaranın kursağından geçecek bir şey için yaptığını biliyoruz, hepsiyle de gurur duyuyoruz."

"İRAN'I KURTARMAK NE TRUMP'A NE ELİ KANLI NETANYAHU'YA DÜŞMÜŞTÜR"

"İran'da bizim destekleyemeyeceğimiz, yaptığı muamelelerle çok eleştirdiğimiz, bilhassa kadın hakları konusunda son derece sorunlu bir yönetim var. İran'ın kendi geleceğini tayin etmesi, demokratik bir cumhuriyete evrilmesi en büyük temennimiz.

Ama şimdi oradaki o durumdan istifade Trump'la Netanyahu, İran'a füzeler yollamaya, bombardıman yapmaya, sivillerin hayatını kaybedeceği bir saldırıya girişmeye kalkıştılar. Bu açıdan, bu açıdan İran konusunda Türkiye'nin çok dikkatli, çok özenli, sivilleri gözeten, İran'ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, İran'daki istikrarsız bir süreci başlatmamak üzere son derece dikkatli bir diplomasiyi mutlaka ve mutlaka Türkiye'nin takip etmesi gerekmektedir. İran'ı, İran'daki kadınları kurtarmak ne Trump'a ne eli kanlı Netanyahu'ya düşmüştür. İran'ın kararını İran halkı verecektir."

"ERDOĞAN HAKAN FİDAN’A 'NE YAPMIŞ BİZİM TİKTOKÇU HAKAN?' DİYE HER GÜN SORUYORMUŞ"

"Erdoğan kendisinden başkası alkış almaya başlayınca dik dik bakıyormuş. Hatta bir tek ben diyorum sanıyordum; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a o da 'TikTokçu Hakan, ne yapmış bizim TikTokçu Hakan?' diye her gün soruyormuş. Çünkü Cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlandığını düşünüp ona birazcık hasetleniyormuş.

Ali Orkun Ercengiz 2014’ten bu yana emanetinize gözü gibi bakıyor. Son yerel seçimlerde Burdur’da daha önce sadece merkez ve Yeşilova’mız vardı; son yerel seçimlerde belediye sayımızı dörde çıkardık. Şimdi Ali Orkun Ercengiz’in yanına Bucak’ta sevgili Hülya Gümüş 27 yaşında, Çavdır’da Ali Okan Yücel ve Yeşilova’da Okan Kurt başkanlarım var. Ben onlara verdiğiniz destek için öncelikle tüm Burdur’a yürekten teşekkür ediyorum; sağ olun, var olun.

"BAKAN EVLATLARININ DEVRİ BİTECEK"

"Yapılacak seçim bir referandum niteliğindedir. 'Demokrasi' diyenlerle 'otokrasi' diyenler sandıkta karar verecektir. Ülkeyi 'her şeyi ben bilirim' diyen, sert, başına buyruk, kendini ve yandaşını seven bir iktidar mı yönetecek? Yoksa yumuşak, kapsayan, kucaklayan, emekliyi, emekçiyi seven, köylünün dostu, köylüyü milletin efendisi gören bir iktidar mı yönetecek?

O gün karar vereceğiz; artık bundan sonra bu devir böyle mi gidecek, yoksa bir devir kapanacak yeni bir devir mi açılacak? Sandığa gitmeye ve bir devri kapatıp bir devri açmaya var mısınız? Hazır mısınız? O zaman o sandık gelecek ve bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak, vatan evlatlarının!

Sesimi duyan herkese, sesimi duyan herkese şunu bir oturup düşünmesini bekliyorum: Bugüne kadar bu oyları alan iktidar kime iyi geldi, kime iyi geldi? Sekiz çeyrek altın alırdı emekli, bugün bir buçuk çeyreğe düştü. Yedi çeyrek alıyordu asgari ücretli, bugün iki buçuk çeyreğe düştü. Ya da bir kilo buğday satıp bir kilo mazot alıyordu çiftçi; şimdi altı kilo buğday satıp bir kilo mazot alamaz duruma düştü. Demek ki sana, bana iyi gelmeyen iktidar, iyi geliyorsa başkasına zamanı gelmiştir artık bu tercihleri değiştirip milleti koruyacak bir partiyi iktidar yapmaya!"

"TAYYİP BEY'DEN BİR TEK ŞEY BEKLİYORUZ"

"Burdur'un teşviğinin yükselmesini ya da gölle ilgili doğru işlerin yapılmasını ya da Burdur'da üniversitenin şehre entegrasyonunu, Burdur ekonomisinin güçlenmesini... Bunların hiçbirisini Tayyip Bey'den beklemiyorum. Tayyip Bey'den bir tek şey bekliyoruz; sandığı getir milletin yakasından düş, gerisini biz yapacağız.

Buraya gelirken otelin kapısında üç tane muhtar yolumu kestiler. 'Başkan görüşebilir miyiz?' dediler. 'Görüşürüz, gözüm bir yerden ısırıyor.' dedim. 'Buyur muhtar, bizi tanıdın mı? Geçen sene' dediler, 'Bize geldin fasulye topladın.'

Bundan iki yıl önceydi, fasulye üreticilerinin yanına gitmiştim. Fasulyeyi topladık. Dediler ki 'Bunu kaça satıyoruz?' bir kilo fasulye toplattı bana. Dedim 'Kaça?' Dedi '8 lira'. 'Bu' dedi 'Sor bakalım Burdur'da kaç para?' Burdur'da pazara gittik o gün, televizyonlara da yansıdı; aynı fasulye 80 liraydı. İstanbul'da 150 liraydı, Bodrum'da da 200 liraydı taze fasulye.

O gün muhtarlar bana anlattı. Dedi ki 'Bu fasulyeyi bugün satmamız lazım ve buraya satamıyoruz. Kamyon yanaşıyor, kim gelirse o alıyor malı götürüyor. Buraya bir hal yaparsanız burada bunun piyasası oluşur, elimizden fasulye bedavaya gitmez.'

Ben döndüm baktım. Başkan dedi ki 'Vallahi yer versinler, hal benden.' Muhtarlar köy arazisinden, bir köy tüzel kişiliğinden tahsis yapmışlar. Başkan da sözünü tutmuş, halle ilgili projeyi yapmış. 'Bundan sonra bu sıkıntıları yaşamayacağız' deyip başkana teşekküre gelmişler. Biz de Burdurlu fasulye üreticisine 'Haliniz hayırlı uğurlu olsun, bir daha bu hallere düşmeyin inşallah' diyoruz."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar