Murat Yetkin: Parmağını kaldıran bir kız çocuğudur Cumhuriyet

Gazeteci Murat Yetkin, Cumhuriyet'in ilanın 100. yılı dolasıyla "Parmağını kaldıran bir kız çocuğudur Cumhuriyet" başlığında bir yazı kaleme aldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kazancının belki de Atatürk’ün geniş...

Murat Yetkin: Parmağını kaldıran bir kız çocuğudur Cumhuriyet

Gazeteci Murat Yetkin, Cumhuriyet'in ilanın 100. yılı dolasıyla "Parmağını kaldıran bir kız çocuğudur Cumhuriyet" başlığında bir yazı kaleme aldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli kazancının belki de Atatürk’ün geniş kitleler tarafından tabandan yükselen sivil bir dalgayla yeniden keşfi olduğunu söyleyen Yetkin, halkın Anayasasın İkinci maddesinde yer alan laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin önlem ve anlamının ayrımına vardıklarını vurguladı.

Bu farkındalığının Erdoğan yönetimine tepki olarak genişlediğini dile getiren Yetkin, "Örnek mi istiyorsunuz? Şurada birkaç yıl öncesine dek insanlar birbirlerinin yalnızca dini bayramlarını, kandil gibi dinsel günlerini, yılbaşını kutlarlardı. Birkaç yıldır, Atatürk’ü, Cumhuriyet’in kadın-erkek eşitliği gibi ilkelerini ve laik, demokratik sosyal hukuk devletinin kıymetini yeniden keşfeden insanlar birbirlerinin Cumhuriyet Bayramı’nı, 30 Ağustos’unu 19 Mayıs’ını da kutlar oldu. Bayrağını kapan çoluk çocuğuyla her milli bayramda sokağa indiğinin farkında değil misiniz?

Bu, Atatürk ve Cumhuriyeti zorla sevdirmeye çalışan askeri darbe rejimlerinin tikiyüzlü tepeden inmeciliğinin gölgesinde değil, mevcut siyasi ortamda bedel ödemeyi göze alarak kendiliğinden ortaya çıkan bir duruştur." dedi.

Yetkin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Cumhuriyet'in 100. Yılını layık olduğu gibi kutlamayacağı belli olduktan sonra halkın balkonlarına, pencerelerine, binalarına günler öncesinden ay-yıldızlı bayrağı asmaya başladığını ve Erdoğan’ın günler sonra “bayrak asın” diyerek sahiplenerek kervana katıldığını belirtti.

Gazeteci Yetkin'in, Cumhuriyet'in 100. Yılı dolasıyla kaleme aldığı yazının bir kısmı şu şekilde:

Erdoğan, 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçildiğinde iki-üç gün içinde dünya liderlerine davet çıkararak Beştepe’de yaptığı uluslararası kutlamayı Cumhuriyetimizin 100. Yılı için yapmadı. Gazze’de Filistin halkına İsrail hükümetince reva görülen zulmün davetin iptal gerekçesi olmadığını açıkladı Cumhurbaşkanlığı. Doğruydu, çünkü Hamas’ın İsrail’e saldırısı öncesinde yapılmış bir planlama yoktu ki iptal edilmiş olsun.

Türkiye’ye dostane ya da hasmane yaklaşan, ama Türkiye’yi ciddiye alan bütün ülkeler böyle bir davet gelse, hangi devlet temsilcilerini göndereceklerini bile belirlemişlerdi. Aslında ülkeler bu tür önemli yıldönümlerini kutlama programlarını, tüm yıla yayılacak şekilde çok önceden ilan eder. Ankara’daki büyükelçilikler yine de son güne dek bekledi.

Cumhuriyetin 100. Yılını önemsedikleri şekilde kutlamak isteyen halk ne yaptı? Özellikle büyük şehirlerde kendiliğinden sokaklara döküldü elinde bayraklar, dillerinde “Yaşasın Cumhuriyet” sloganlarıyla.

Parmak kaldıran kız çocuğudur Cumhuriyet

Çünkü sadece halkın kendi seçtiği temsilciler eliyle yönetilmesi demek değildir Cumhuriyet.

Cumhuriyet artık çoğulcu demokrasi ve hukuk devleti de demektir, evet din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demek olan laiklik de demektir. Özellikle Müslüman bir toplumda laiklik olmadan ne Cumhuriyet ne demokrasi gelişebilir; Atatürksüz Cumhuriyet kutlaması gibidir."

Yazının devamı için tıklayınız...

Öne Çıkanlar