Özgür Özel'den tarihi konuşma: "İktidara bozuk tohum Mesut'la gidilmez ama Zeydan'la, Mansur'la, Ekrem'le gidilir!"

Partisinin grup toplantısında konuşan Özgür Özel, "İktidara bozuk tohum Mesut'la gidilmez ama Zeydan'la gidilir! Mansur Yavaş'la gidilir! Ekrem Başkan'la gidilir" dedi. "Yürüyelim iktidara" sözleri salonda coşkuyla alkışlandı.

GAZETE PENCERE - CHP’nin TBMM’deki haftalık grup toplantısı gerçekleştiriliyor. Toplantıya CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte geldi.

zfsd

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa etmesine tepki göstererek belediyedeki görevlerinden ayrılan başkan yardımcıları Tolga Turgut, Emircan Tunç ve Selçuk Karadağ da CHP Grup Toplantısı’na katıldı.

Mesut Özarslan'a attığı mesajları tek tek okuyan Özgür Özel, "CHP Genel Başkanı'nın; iki kişi arasında gizli kalacağını bilerek ve onun sızdırdığı yazışmalardaki hırsızlığa, yolsuzluğa tutumu ve AK Parti'nin yaklaşımı ortadadır" dedi. Özarslan'ın Ankaragücü taraftarlarına kendilerini desteklemeleri için yaptığı teklifi anlatan Özel, "Kendine slogan atsınlar diye adam tutmaya çalışıyor" dedi.

Özarslan'la ilgili özeleştiri isteyenlere seslen Özel şunları söyledi:

İktidara yürüyen partinin doğrusu da olur, yanlışı da olur. Bozuklar ayrılır, sağlamlarla iktidara yürünür. Sağlamlarla iktidara yürünür!

İktidara bozuk tohum Mesut'la gidilmez ama Zeydan'la gidilir! Mansur Yavaş'la gidilir! Ekrem Başkan'la gidilir! Namuslu, çalışkan, Atatürkçülerle, Milliyetçilerle, Muhafazakarıyla, sağcısıyla solcusuyla, Kürdüyle Türküyle, Alevisiyle Sünnisiyle, dürüst insanlarla, cesur insanlarla gidilir! Hadi başkanım, yürüyelim iktidara, yürüyelim iktidara!

Özel'in sözleri salonda büyük coşkuyla karşılandı.

Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

6 Şubat'ın üçüncü yıl dönümünde Osmaniye'de, Gaziantep'te, Kahramanmaraş'ta, Hatay'da, Adıyaman'da, Malatya'daydık. Vatandaşlarımızla birlikteydik. Toplam bir hafta boyunca 55 farklı program yaptık bu altı ilde. Bir kez daha kaybettiklerimize Allah'tan rahmet ve deprem bölgesine, milletimize, tüm Türkiye'ye başsağlığı diliyorum.

Yazın serin, kışın sıcak salonlardan ayrılmayan, meydana çıkmadan atadıklarına alkışlattırarak siyaset yapanlar için yapması kolay siyaset ama işleri zor bundan sonra. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle oluyor.

"BRANDA İLE SİYASET DÖNEMİ AK PARTİ'NİN ÇÖKÜŞ DÖNEMİDİR"

Osmaniye'ye 10 milyonluk bir sahne kurdurup da biraz önce tarif ettiğim kompozisyonda atıp tutmakla depremi yaşayana, orayı görene video izletmekle siyaset olmuyor. Konteyner kente gitmeden, o ayakları çamurda çocukları görmeden, gözü yaşlı kiracıyı dinlemeden; 'evim verildi ama geçemiyorum, tadilatına param yok, aidatına param yok, işim yok' diyenleri dinlemeden; mücbir sebep mağdurlarıyla birlikte ağlamadan, yakınlarını kaybetmiş olanların adalet arayışının önündeki engellerin nasıl AK Partili müteahhitleri, o şehrin zenginlerini, godamanlarını kayırdığını garibanlardan dinlemeden öyle brandayla, parayla, afişle siyaset olmuyor.

Branda ile siyaset dönemi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çöküş dönemidir; Cumhuriyet Halk Partisi'nin yürekten, sokakta, samimi siyaseti bir kuruluşun, yeni bir iktidarın kuruluşunun göstergesidir.

"ERDOĞAN SİSİ'YE İLTİFATLAR ETMEYE GİTMİŞTİ"

Geçen hafta herkes sevdikleriyle beraberdi. Biz İslahiye’deydik, Nurdağı’ndaydık, Osmaniye’deydik, Malatya’nın ilçelerindeydik, beldelerindeydik, Kahramanmaraş’ımızdaydık.

Sayın Erdoğan da 'eli kanlı katil' dediği ama daha sonra Amerika’nın işaret verip de doların ucunu görünce 'kardeşine' sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan Prensi'nin yanındaydı. 'Darbeci' dediği Sisi ile kucaklaşmaya, 'Ona selam verirsem namerdim' dediği, 'Aynı salonda olursam meşrulaştırırım' dediği Sisi’ye iltifatlar etmeye gitmişti; biz de deprem bölgesindeydik.

"ŞEHİRLERİ AYAĞA KALDIRMA MERKEZİ YÖNETİMİN İŞİ"

Şunu hatırlatmak isterim: Şehirlerimizi afetlere hazırlamak, afet anında etkin müdahale, afet sonrası iyileştirme, şehirleri ayağa kaldırma merkezi yönetimin işi. Bunun için milletten devasa vergiler alınıyor. Milletimiz de bunu 'deprem bölgesine gidecek' diye; iki kere motorlu taşıtlar istediler, ödedi; KDV’yi iki katına çıkardılar, ödedi; ÖTV’ler arttı, ödedi; yurt dışına çıkış harçları arttı, ödedi. Ve bu imkanlar dahilinde orada ne yapılıyorsa yapılıyor ama dönüyor dolaşıyor, video izletiyor ve diyor ki: 'Ana muhalefet gitmedi, yapmadı; her şeyi biz yaptık' diyor.

"ERDOĞAN'IN GURURLA İZLETTİĞİ VİDEO"

fgdfc

'Kalıcı bir kalıcı eser yapsaydınız' diyor. 'Özgür Özel bunları büyüterek anlatırdı' diyor. Biz bugüne kadar yaptıklarımızı söylemedik; ne gün Tayyip Erdoğan çıkıp da 'hiçbir şey yapmadılar' diyene kadar. Ama ama... Allah şaşırtacak ya, Allah’ın sopası yok ya, Allah varlığını böyle yalan söyleyene gösterecek ya; Erdoğan’ın geçen hafta oynattığı, bütün AK Partililerin paylaştığı videoyu oynatın, şuracıkta durdurun Uğurcuğum.

Diyor ki, tam videonun burasında: 'Altyapı çalışmaları son hızıyla sürdürüldü. Başında ve sonunda CHP yoktu.' Övündüğü altyapı çalışmasını yapan şu arkadaşların üzerinde 'Antalya Büyükşehir' yazıyor! Aha şu greyderin logosu 'ASAT', Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü! Burada kablo döşeme aracının üzerinde de 'Antalya Büyükşehir Belediyesi' yazıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi gururla sunar, gururla!"

"AL SANA İSTANBUL’UN MAKETİ EVDE OYNARSIN"

Maalesef 13 Şubat, Erzincan'ın İliç ilçesinde 9 canımızı kaybettiğimiz maden felaketinin de ikinci yıl dönümüdür. Dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum; çok açık hatası olduğu oradayken, oraya attığı imzayla bütün sorumluluk kendisindeyken, reddettiğinde belgesi buradan çıkarılıp gösterilmişken, istifa etmek yerine, özür dilemek yerine bir de gidip İstanbul'a talip oldu, aday oldu. İliç'te yaptıkları ortadayken İstanbul'un başına musallat olmaya kalktı. Allah'tan İstanbullular kefenin iki tarafına baktı, doğru tarttı; doğru tarttı.

Tayyip Bey İstanbul’da Ekrem Başkanın karşısına Başbakan koydu olmadı, Meclis Başkanı koydu olmadı, 'bu işleri Kurum bilir' dediler Murat Kurum’u oraya koydu... Hani diyor ya 'CHP benim yaptığım evlerin maketini bile yapamaz' diye hava yapmaya kalkıyor devletin parasıyla. İstanbullular ilk seçimde 13 bin, ikincide 800 bin, Murat Kurum’u görünce 1 milyon 100 binin üstünde farkla Murat Kurum’a dedi ki: 'Murat Kurum, bu işler senin harcın değil; al sana İstanbul’un maketi evde oynarsın' dedi.

KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANI İLE YAŞANAN SÜRECİ ANLATTI

Değerli arkadaşlar, gelelim sıcak bir mevzuya. Bu iktidar milletin huzurunu bozdu, ekmeğini küçülttü ve bunun sonucunda son girdiği seçimlerde de ilk kez yenildi.

Biz ilk girdiğimiz seçimde ki öyle söz vermiştik; demiştik ki nasıl rahmetli Ecevit 1970'lerde partisinin başında girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de partisini birinci çıkardıysa, ben de partinin genel başkanı olursam bir seçimden birinci çıkmazsam görevimi bırakacağım, partiyi kurultaya taşıyacağım.

5 ay sonra ilk sınava girdik. Allah'a şükür hepinizin emeğiyle, büyük gayretleriyle 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Erdoğan'ı da partisinin başında ilk kez yenilgiyle tanıştırdık. Eskiden şöyle diyordu Devlet Bey'e: 'Geçmiş Türkeş'in yerine, 30 yılı bulacak, sürekli yeniliyor hala duruyor. Hadi diyor var mısın; bu seçimlerden birinci parti çıkamayan partisini bıraksın.' Dönüyor Kemal Bey'e söylüyordu, diğer siyasi rakiplerine söylüyordu. Bu sene, geçen sene seçimlerden birinci çıkmadığı için ağzını açmıyor. Hiç görevi bırakmaktan bahsetmiyor.

Tabii Türkiye'nin yüzde 65'ini kazandık. Ege'nin tamamını kazandık. Bir bölgede belediyesi sadece... her bölgede belediyesi olan tek parti olmayı başardık. Tabii Ankara'da yıllarca iki belediye, seçimden geçen seçim döneminde 2019'da üç belediye, seçimden hemen önce dört belediye olan sayımızı 16'ya çıkardık. Hakkını teslim etmek lazım. Hakkını teslim etmek lazım o süreci Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş'la... Bazen elindeki anketlerle günde dört kez beş kez koşa koşa gide gele aday belirleme sürecinde birlikte oturduk, örgütümüzü dinledik. Kimi yerde anket yaptık, kimi yerde özel çalışmalar yürütüldü.

Ama kimsenin inanmadığı bir şey oldu; CHP üç belediyeden yukarıya çıkamaz denilen yerde 16 tane belediyeyi kazandık. Bunlardan bir tanesi de Keçiören Belediyesi'ydi. Keçiören Belediye Başkanı hakkında görev süresi boyunca pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca, üç kez özel gündemle Genel Merkezimize çağırdım. Ve dedim ki: 'Bu iddialar var, buna ne diyorsun?' Kendisi... Ben dedim ki: 'Eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap.'

Dedi ki söylenenlerin tamamının iftira, asla yolsuzluğa hırsızlığa bulaşmadığını öyle yeminlerle burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar, üç gün öncesine kadar!

Sonra her taraftan gelen bilgiler AK Parti'yle gizli görüşmeler yaptığı, buraya geçecek olduğu... Sonradan öğreniyoruz ki örneğin Mansur Başkan'a bir belediye meclis üyesi bir ay önce diyor; bana teklif etti, 'ben AK Parti'ye geçersem benden gelir misin?' diye. İsmi belli, cismi belli, günü belli. Ve öyle şeyler ki birazdan bambaşka bambaşka şahidi gelecek şimdi bunun, sürpriz bir şahit grup var buna.

Ve öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti'ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları 'evet katılıyordu' diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Bin bir tane yemin! 'Ya deme böyle' dediği övgüler bana... 'Sen Atatürk'ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin' diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla 'ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim' falan...

Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisinden telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları o mesajları ki 'efendim anneme küfretti...' Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Her lafı annesini karıştırdığı için! Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; 'milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü...' işte şey yapacak ya... 'Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.' Birini ispatla birini, birini ispatla!

MESAJLARI TEK TEK OKUDU, SALONDA ALKIŞ TUFANI KOPTU

Bakın benim değil, onun sızdırdığı... Ben bunu sızdıracak olsam ona göre konuşurum değil mi? Hani çok korkacağım, çok utanacağım mesajlaşmaya bakın, mesajlaşmaya bakın.
CHP Genel Başkanı nerede? Birileri nerede? CHP nasıl bir parti? Birileri nasıl bir parti? Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verilecek belge; öyle bir yanlışın içindesin ki; dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum, onlar seni aldatıyor.
Bir kusurum varsa, bir hırsızlığım varsa... Bir kusurun varsa, bir hırsızlığın varsa... Ben bunu zaten hazmetmem. Ama seni hırsızlığınla hazmedenlere gidiyorsan zaten yanlış yoldasın.

Şimdi bunlar benim utanacağım ve onun kanıtları... Aramızda geçen konuşmaların, ona söylediklerimin ve onun söylediklerinin onun sızdırdığı dökümleri:

Sen bana geldin ve dedin ki: 'Genel Başkanım bende hata yok, kusur yok, yalan atıyorlar, iftira atıyorlar, sakın inanmayın. Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım' dedin.

Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun.

Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın.

Ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun.

Şunu bil Mesut; bana, benim odama gelip gözlerin çakmak çakmak, doğru dürüst konuşan ve hırsızlara, ranta, rüşvete bulaşmadım diyen Mesut lazım.

O Mesut beni kandırdıysa o Mesut'un yolu açık olsun. Asla ve asla benim hırsızla, yolsuzla işim olmaz. AK Parti'nin işi olur. O seni bağrına basan, o seni bağrına basan; senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o söylediklerini yutar, bizde böyle bir şey olmaz.

Devir hırsızların devri değil. Devir AK Parti'nin devri değil. O devir bitiyor. Devrimimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem bu vakitten sonra. Dönsen de affetmem. Sen hırsız olduğunu, yolsuz olduğunu, alçak olduğunu itiraf ettin şu anda. Bu lafları söyleyenlere sığındın, seni savunanlara sırtını döndün; tercihini yaptın. Madem hırsızdın, niye bizi oyaladın? Yolun açık olsun.

Ama gün gelecek, devir dönecek, elime düşeceksin. O gün sana acırsam namerdim.

Bunlar Mesut Bey'in telefonundan aldığı ve mahkemeye vereceğini söylediği, basına yolladığı yazışmalar. CHP Genel Başkanı'nın; iki kişi arasında gizli kalacağını bilerek ve onun sızdırdığı yazışmalardaki hırsızlığa, yolsuzluğa tutumu ve AK Parti'nin yaklaşımı ortadadır.

Şimdi burada şahitler var. Hani diyor ya 'Genel Başkan bana onu yazdı bunu yazdı da ondan parti değiştiriyorum, yoksa değiştirmeyecektim.' Cümle alem biliyor da, hepimiz biliyor da... Burada Ankaragüçlüler var mı Ankaragüçlüler?

ÖZARSLAN'IN ANKARAGÜCÜ'NE YAPTIĞI TEKLİFİ AÇIKLADI

Şimdi bu Ankaragücü'nün; Gecekondu, Sol Açık ve Bekar Evi Çocukları diye üç tribün grubunun liderleri ve önde gelenleri burada. Kendileri bize Meclis’e 3000 kişiyle girmek istediklerini söylediler ancak bu kadarını Aylin Hanım (Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka) sokabildi.

Bütün ajanslara açıktır: ANKA, Anadolu Ajansı, Doğan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı... Bahçede kendileriyle konuşabilirsiniz. Tribün liderlerine daha dün; bu iş ortaya çıkıp da bu rezalet patlayıp da millet bizi kıracak, onu mazur görecek düşünüp pazar günü aldığı garantiye güvenip diyor ki: 'Çarşamba günü AK Parti grubuna katılıyorum, Ankaragücü olarak yanımızda durun. Her ihtiyacınızı karşılayayım.' Tribün lideri ne dedi? 'Sana da ayda 10 bin dolar alayım!' Buyurun, yapın röportajı son dakika verin! Buyurun!

"KENDİNE SLOGAN ATSINLAR DİYE ADAM TUTMAYA ÇALIŞIYOR"

Ankaragücü tribün liderlerine sorun. Çarşamba günü geçerken arkasında CHP'den bir kibrit çöpü götüremeyeceğini biliyor. Sanki şanlı, şerefli Atatürk'ün kulübü, göğsünde Atatürk'ü onurla taşıyan kulübü parayla satın alacağını düşünüyor; kendine slogan atsınlar diye adam tutmaya çalışıyor. Oysa Ankaragücü böyle bir utanmazlığın değil, şerefli geçmişinin arkasında durmaktadır. Atatürk'ün partisinin arkasında!

"BU TOSUNCUK DA MİLLETİN HELAL OYLARINI ALMIŞ KAÇMAYA KALKIYOR"

Şimdi burada iki husus var, çok konuşulacak, çok konuşulan... Bu Tosuncuk var ya Tosuncuk (Çiftlik Bank vurgusu), hani bir Tosuncuk milletin paralarını aldı kaçtı. Bu Tosuncuk da milletin helal oylarını almış kaçmaya kalkıyor!

Şimdi; AKP Meclis Üyesi Fatih Ünal; 207871, 864, 115177 ve 115178 sayılı dosyalarda 'ihaleye fesat karıştırma' ve çeşitli suçlamalarla bunun hakkında suç duyurusunda bulunmuş. Osman Gökçek (Ankara Milletvekili); 115707 dosya numarasıyla bunun hakkında suç duyurularında bulunmuşlar.

Ve ben kendisini cuma günü akşam aradığımda bana şöyle dedi: 'Öyle yapmam, o kadar altın... Bir tweet at, pazartesiye bir işim var onu beklesem olmaz mı?' dedi. Dün kendisinin dönemiyle ilgili savcılık soruşturma... daha doğrusu müfettiş görevlendirildi soruşturma izni verilip verilmemesine dair.

Ve eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok diyor ki: 'Parti değiştirmek için kapı kapı gezen Keçiören Belediye Başkanı' diyor. Diyor ki: 'Mesela parti değiştirme uğruna birilerine yaranmak için peşkeş çekilen otoparkın üstüne ışık ve ses gösterili su meydanının ihalesi nasıl oluyor da bir firmaya giriyor?' diyor. Yani diyor ki: 'Bizim partiye geçmek için kapı kapı geziyorsun ve bunun için ihaleyi bizden birine, AK Parti'den birine tek başına veriyorsun' diyor.

"DİRENENLER ASLANLAR GİBİ YATIYOR ÖBÜRÜ TOPUKLAYIP AK PARTİ'YE GEÇİYOR"

Ben defalarca sordum. 'Bu Portaş falan' diyorlar. Bu Portaş kaç kere denetlendi? Ne müfettişler geldi gitti. Ama Portaş'ta olmayan ama kendisinde olan, kendisinin korktuğu ya da bu topuklu efede vardı ya; adam herkese aynı şeyi söylüyor. Direnenler aslanlar gibi yatıyor; Zeydan Başkan (Zeydan Karalar) gibi yatıyor çıkıyor, öbürü topuklayıp AK Parti'ye geçiyor!

AK Parti'ye soruyorum. Bunun hakkında Turgut Altınok'un, Osman Gökçek'in ya da Fatih Ünal'ın söyledikleri iftiraysa, bu iftira siyasetinde suçüstü yakalandınız, değil mi? Mesut temiz bir adamsa, iftirada suçüstü yakalandınız.

Mesut, bu iftira doğru, bu iddialar doğru, Mesut kirliyse o zaman adam kirliyken operasyonla tehdit edip, aynı Aydın gibi size gelince bunu temizleyecek kadar haysiyetsiz bir siyasetin içindesiniz. Hadi bakalım!

Hadi bakalım Tayyip Bey, hadi! Yarın edin anonsu, takın rozeti. İftira atan haysiyetsizliğinin mi, hırsız size gelince aklama haysiyetsizliğinin mi itirafını yapacaksın? Tak rozeti göreyim! Tak rozeti göreyim!


İki tane sahtekarla, iftirayla, yalancı şahitle, karalamayla bu iktidar yolculuğunun önüne geçemezsiniz. Şu kadar net, aha karşınızda ana muhalefetin lideri açıkça söylüyor: İki gerçekten birini itiraf edeceksiniz. Suçüstü yakalandınız.

Bu Mesut'la bir iş çevirmeye kalkarken bütün çevirdiğiniz işlerde ve bundan sonra yapacağınız siyasette kendinizi açığa verdiniz. Buradan millet bunların ne olduğunu görsün.

"BU İŞİN SAĞCISI SOLCUSU DEĞİL, BU İŞİN NAMUSLUSU VE NAMUSSUZU VAR!"

Bize gelince... Bazı bugün birkaç köşe yazarı yazmış: "Efendim, aday gösterenler özeleştiri yapmayacak mı, bilmem ne yapmayacak mı..." Bakın, bir özeleştiri yapılacaksa hepsini ben yapacağım. Hepsi bana ait. Neden?

Her şehre ayrı ayrı çalışmışız. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız. Belediyelerin %65'ini almışız. Alınmaz denen yerlerde rekorlar kırmışız. Ondan sonra bir tane bozuk tohum, bir tane kırık parça, bir bilmem ne yapınca ağzınızı açacaksınız bir grup...

Geçmişte başka partilerde siyaset yapıp, Ay Yıldızlı Al Bayrağın altında, onun renklerinin Türkiye İttifakı'nda buluştuğu Muhafazakar Demokratları, Milliyetçi Demokratları olmadık bir şekilde hepsini sanki aynı kötülüğün...

Topuklu Efe bize nereden geldi arkadaşlar? Ta Kadın Kollarından geldik; kollarımızdan, milletvekilliğimizden. Gaziantep'te Şehitkamil Belediye Başkanı yedi ceddi CHP'li. Bu işin sağcısı solcusu değil, bu işin namuslusu ve namussuzu var!

"İKTİDARA YÜRÜYEN PARTİNİN DOĞRUSU DA OLUR YANLIŞI DA OLUR"

Verilen bütün kararların sorumluluğunu alıyorum. Verilen bütün kararların sorumluluğunu alıyorum. %65 belediyeyi alınca konvoy yapacaksın, halaya duracaksın; bir tane bozuk tohum parça kırınca dönüp "özeleştiri özeleştiri" yapacaksın.

İktidara yürüyen partinin doğrusu da olur, yanlışı da olur. Bozuklar ayrılır, sağlamlarla iktidara yürünür. Sağlamlarla iktidara yürünür!

İktidara bozuk tohum Mesut'la gidilmez ama Zeydan'la gidilir! Mansur Yavaş'la gidilir! Ekrem Başkan'la gidilir! Namuslu, çalışkan, Atatürkçülerle, Milliyetçilerle, Muhafazakarıyla, sağcısıyla solcusuyla, Kürdüyle Türküyle, Alevisiyle Sünnisiyle, dürüst insanlarla, cesur insanlarla gidilir! Hadi başkanım, yürüyelim iktidara, yürüyelim iktidara!

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar