Tarlabaşı'nda bir vaha: Gerçek bir Rum meyhanesi, Rumpera

Rumpera, Tarlabaşı’nın göğsünde duran bir nokta gibi. Bir defa net olumsuz algıyı dağıtıyor ve Beyoğlu denince akla gelen o hissi yaşatmaya çalışıyor.

Tarlabaşı'nda bir vaha: Gerçek bir Rum meyhanesi, Rumpera

YAZAN: DOĞUŞ CAN KARA

Beyoğlu büyük bir değişimin içinde. Bizim gibileri memnun etmeyen tırnak içinde bir “yenilenme”. Ancak bu dönüşüm önce ruhu hedef aldı. İlk önce kaybolanlar meyhaneler oldu.

Rahatça oturabildiğin, iki kadeh içip dertleşebildiğin, efkarını masaya bırakabildiğin o yerler artık bir elin parmaklarını geçmiyor.

Ben Beyoğlu’nda bu yok oluşa tanıklık etmeyi hiç sevemedim. Çok yakın zamanda Sofyalı 9 kapandı.

Sebep malum fahiş kiralar.

Beyoğlu’nun ara sokaklarına daldığımda aklım ve ruhum hep şairlere ve şiirlere gider. Şairin dediği gibi Ruhum... Mısra çekiyorum, haberin olsun.

Buraların gediklileri sanki bir köşeden çıkacak gibi oluyor… Attila İlhan, İlhan Berk, Melih Cevdet, Edip Cansever.

Liste uzar gider.
Tam manasıyla düşündükçe kendimden geçerim.

Hal böyle olunca bu hissi taşıyan mekanlar arıyorsun. Bir an olsun kaçmak, düşünmek, dertleşmek, şiire dalabilmek için.

whatsapp-image-2026-02-01-at-20-20-32

İşte o arayışın son durağı Rumpera oldu.

Rezervasyonsuz, çat kapı gitmeyi severim. Bu kez de öyle oldu. Kapıda klasik soru soruldu. “İki kişilik yer var mı?”

Kısa bir süzme, mekanın ritmini yoklayan bir bakış geldi ve bir dakikalık bekleyişin ardından içeri giriş biletini kaptık.

Arka fondan gelen tını hafızayı fısıldıyor. Sıcak ve samimi ama en önemlisi demografik aşırılığın olmaması. Benim için bu şu demek; rakı kana karıştıkça şiraze kaymıyor, şiraze yerli yerinde duruyor.

Masaya oturduktan sonra sipariş için hazırlanmaya başladık. İki çeşit rakı var, ikisi de elit. Keyif veriyor. Ancak benim asıl hedefim belli. Sirkeli, zeytinyağlı, kekikli ve Vedat Milor’dan onay almış ahtapot ızgara.

Laf lafı açtı. Rakının o seviyeli samimiyeti kısa sürede abi kardeş sohbetine dönüştü. Mekanın sahibi Vasilis Karemperlis. Eski Beyoğlu dediğimiz ne varsa duruşundan akıyor. AEK taraftarı. Samatya’da yaşıyor.

AEK’nın açılımı Athlitiki Enosis Konstantinoupoleos.
Yani İstanbul Spor Birliği.
Forma sözü aldım.

Bu bile tek başına hikayenin ne kadar İstanbul’a ait olduğunu anlatmaya yetiyor.

Mezelere gelince…
Tarama çok iyi.
Üç peynirli özel htipiti güçlü.
Ahtapot bacağı gecenin yıldızı.

whatsapp-image-2026-02-01-at-20-16-53-1

Tek eleştirim meyve çeşitliliği konusunda olur. Biraz daha zenginleştirilebilir.

Ama asıl mesele bu değil.

Rumpera, Tarlabaşı’nın göğsünde duran bir nokta gibi. Bir defa net olumsuz algıyı dağıtıyor ve Beyoğlu denince akla gelen o hissi yaşatmaya çalışıyor.

Gidiniz ve görünüz.

Bir de artısı var.
Özlediğimiz esnaflığı yerinde yaşarsınız.

Mekan henüz iki aylık.
Zamanla daha da oturacağına eminim.

Sevgiyle Vasilis abi.
Umarım her şey gönlünce olur ve siz orada yaşamaya devam edersiniz.

Yine geleceğim :)

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar