TTB seçimleri: Kazanan yalnızca bir liste değil, bir hekimlik
Türk Tabipleri Birliği seçimleri tamamlandı. Etkin Demokratik TTB grubu, Merkez Konseyi'nin 11 üyesinden 8'ini kazanarak seçimden açık bir başarıyla çıktı.
* Prof. Dr. Cem Terzi
Bu sonucu yalnızca bir seçim başarısı olarak okumak eksik olur. Bu seçimde asıl oylanan listeler değil, Türk Tabipleri Birliği'nin hangi tarihsel hatta yürüyeceğiydi.
Seçim öncesinde yapılan tartışmaların önemli bir bölümü, ayrışmayı teknik
gerekçelerle açıklamaya çalıştı. Bir taraf "meslek odaklı", diğer taraf "fazla siyasal"; biri "yenilikçi", diğeri "geleneksel" olarak tarif edildi.
TTB'nin bugün sahip olduğu etik ve demokratik birikim, Etkin Demokratik TTB grubunun ortak mücadele tarihinin ürünüdür. 1980 darbesi sonrasında siyasal alan daraltılırken, Türk-İslam sentezi devlet politikası haline gelirken, sendikalar tasfiye edilirken, Kürt illerinde olağanüstü hal, köy boşaltmaları, zorla kaybetmeler ve faili meçhuller yaşanırken, Susurluk düzeni ülkeyi yönetirken TTB ve tabip odaları yalnızca hekimlerin özlük haklarını savunan kurumlar
olmadı.
İşkenceye karşı çıktılar. Savaşa karşı barışı savundular. İnsan haklarını savundular. Kürt sorununun demokratik çözümünü savundular. Bu nedenle hedef oldular.
Dolayısıyla seçim öncesi tartışma sadece seçim tartışması değildi. TTB'nin hangi tarihsel hatta yürüyeceği tartışmasıydı.
Türk Tabipleri Birliği, hekimlerin ekonomik ve mesleki haklarını savunan bir meslek örgütü olmaya mı odaklanacak yoksa hekimlik etiğini toplumun bütününe taşıyan demokratik geleneğini sürdürecek mi?
Hekimler bu soruya çok açık bir cevap verdi. Türk Tabipleri Birliği'nin tarihsel birikimine sahip çıktı.
TTB'nin bugün toplumdaki saygınlığı tarihsel birikiminden kaynaklanıyor. İşkenceye karşı çıktığı için...
Savaşa karşı barışı savunduğu için...
İnsan haklarını savunduğu için...
Kürt meselesinde demokratik çözümü savunduğu için...
Hukukun üstünlüğünü savunduğu için bu saygınlığı kazandı. Ve bu nedenle yıllardır hedef alındı. Daha fazla kabul görmek adına “daha az siyaset” yapmak önerisi bu tarihsel hattın en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde yenilgisine yol açsaydı tarihsel birikim de heba edilmiş olacaktı.
Otoriter rejimlerde siyasetten uzak durmak egemen siyasetin çizdiği sınırları kabul etmek demektir. Demokrasinin olmadığı yerde sağlık hakkı korunamaz. Hukukun işlemediği yerde hekim güvende değildir. Savaşın sürdüğü yerde halk sağlığı savunulamaz. Hekimlik ile demokrasi mücadelesi birbirinden ayrılmaz.
Etkin Demokratik TTB'nin yıllardır Türkiye'nin doğusundaki ve batısındaki hekimleri aynı demokratik çatı altında buluşturabilmesi basit bir seçim matematiğinin sonucu değildir. Bu, barışa, eşit yurttaşlığa ve ortak yaşam fikrine duyulan ilkesel bağlılığın ürünüdür.
Bu seçim, korkunun ürettiği mesafenin değil, dayanışmanın ürettiği güvenin
kazandığını gösterdi. Elbette her seçim aynı zamanda yeni bir sorumluluktur.
TTB'nin görevi bütün tabip odalarını ve hekimleri kapsayan, farklı düşünenlere açık ama tarihsel mücadele çizgisinden ve demokrasi mücadelesinden taviz vermeyen daha güçlü bir ortak mücadeleyi kurabilmektir.
Türk Tabipleri Birliği'ni farklı kılan hiçbir zaman yalnızca hekimleri temsil etmesi olmadı. TTB’yi farklı kılan, yaşamı savunurken özgürlüğü de, adaleti de, barışı da
savunabilmesiydi. Bu seçim bize bir kez daha şunu hatırlattı:
Korkunun siyaseti mesafe üretir. Özgürlüğün siyaseti ise dayanışma. Hekimler tercihlerini dayanışmadan yana kullandı. Şimdi bu güvene layık olma zamanıdır.
Kaynak:Haber Merkezi