Torununa çilek alamayan PTT emeklisi vatandaşın isyanı: 'Utanıyorum...!

"Söz Emeklilerin" sloganıyla CHP'nin düzenlediği 'Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması'nda emekliler söz aldı. Torununa istediği çileği alamayan PTT emeklisi bir vatandaş, "Bu riyakârlık değil, çileği nereden alayım ben? bu durumdan utanıyorum" dedi.

Torununa çilek alamayan PTT emeklisi vatandaşın isyanı: 'Utanıyorum...!

GAZETE PENCERE - CHP’nin "Söz Emeklilerin" sloganıyla gerçekleştirdiği "Emeklilerin Onurlu Yaşam Hakkı Buluşması", Kocatepe Kültür Merkezi'nde düzenlendi.

Emeklilerin söz aldığı etkinlikte konuşan temizlik işçiliğinden emekli Huriye Yazıcı, emekli aylığının 16 bin 800 lira olduğunu belirterek "Ben emeklilikte bu durumları yaşamak istemiyorum. İnsan gibi yaşamak istiyorum. 16 bin 800 lira aylık alıyorum ve şu anda 20 bin lira olan maaşımızın normal şartlar üzerine yükselmesini istiyoruz. Bu şekilde yaşamak istemiyorum. Diğer arkadaşlarımız gibi sokaklarda, arabaların içinde ölmek istemiyorum. Evim kira, 16 bin lirayı eve mi vereyim, kendim mi yaşayayım? Tek başıma bir hayat mücadelesi sürüyorum. İnsan gibi yaşamak bizimde hakkımız" diye konuştu.

"EŞİMLE SOKAĞA ÇIKIYORUM, MAĞAZALARIN ÖNÜNDEN GEÇEMİYORUZ"

33 yıl PTT’de posta dağıtıcısı olarak çalışan emekli Yaşar Bayın ise şimdi çay ocağı işlettiğini belirterek "Benden önce yapılan iki tane konuşma beni biraz mahcup etti. Ücretimi, maaşımı söylemek istiyordum ama muhtemelen onlar bana kızacaklar. 16 bin liranın yanında, 20 bin liranın yanında 33 sene dokuz ay kamuda hizmet, posta dağıtıcılığı yaparak 20 kilo, 30 kilo yükü gram gram sırtımıza eriterek geçirdiğimiz ömrümüze 20 ayda askerliği iade edersek 35 sene üç ay yaptığımız hizmetin karşılığını aldığım 24 bin 951 liradan utanıyorum" dedi.

"ÇİLEĞİ NEREDEN ALAYIM BEN?"

Bayın, dört çocuk babası olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

"Pazar günü torunum Ömer Ali gelecek ziyaretime. Çileği çok seviyor ama kilosu 250-300 lira. Bazı yerde ise 500 lira. İki tane çikolatayı pazartesi gününden beri taşıyorum. Yemin billah söylüyorum. Bu riyakarlık değil, şaka değil. Çileği nereden alayım ben? Bari çocuk elimize baktığında bunları vereyim. Bundan utanıyorum. Utanmayalım mı? Utanmazın utanmadığı yerde utanmak da bize düştü. Bundan da mı utanmayalım? Bu ayağımdaki ayakkabıyı 4 yıl önce oğlum aldı. O zaman diyor ki 'babama her yıl ayakkabı alıyorum.' Oysa ki 4 yıl geçti. Bir dahasını ben isteyemiyorum. Kendim de alamıyorum. Dört yıllık ayakkabıyı giyiyorum. Bu dört yıllık ayakkabıyı giyerken eşimle sokağa çıkıyorum. Hanımefendiler var, beyefendiler var... Mağazaların önünden geçemiyoruz. Eşimden utanıyorum, kafamı yere eğiyorum. Utanmayayım mı? O da bana bakamıyor yüzüme. 40 yıllık hayat arkadaşım gözüme bakamıyor. Başımın öne eğik olduğunu görmekten imtina ediyor, haya ediyor. Yüzüme bakamıyor, utanıyor benden. Utanmayalım mı?

Umudun bittiği yerde güneş yeniden doğar. Bizim umudumuz bitmedi. Bu halime bakıp, kilolu halimi görüp de sakın ha emekli iyi falan diye zannetmeyin. Aman ha gözünüz seveyim. Beynime embol attı, felç geçirdim. Daha sonra tedavi olduk, ayağa kalktık. Daha sonra üst damarım değişti, bypass oldum. Daha sonra şeker hastası oldum. Başka hastalıklar da var da hepsini söylemeyeyim. 13 tane hap ve bir tane insülin kullanıyorum. Bu beden ne yapsın? Sağ olsun ki Mansur Başkan emeklinin ilaç farkını ödüyor. Gerçi ben o haktan faydalanmıyorum. Zira ben hala çalışıyorum. Ek iş yapıyorum, çay ocağı işletiyorum, çay satıyorum. Ömrümü gram gram Ankara sokaklarında posta dağıtarak gençliğimi heba etmişken şimdi şu anda da emekliliğimi, torunumu evde beklerken kapıdan müşteri bekliyorum ki iki bardak çay satayım da akşama üç ekmek götüreyim. Ben bundan utanıyorum. Hicap duyuyorum. Bu kara düzene, bu yoksulluk düzene, bu zengin topraklarının fakir çocuklarını yaratma düzenine dur demeyelim mi? Sayın Genel Başkanım görüyorsunuz 16 bin 400 lirayla emeklilerin sesi bu kadar çıkıyor. Gerisi size kalmış. Biz sizin yanınızdayız. Siz de bizim yanımızda olun."

Kaynak:ANKA

Öne Çıkanlar