Rektör bu kez ‘çok ivedi’ yazısıyla gündem oldu!

Kardeşi için bir kişilik ilan açan Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış haberleştiren medyaya "kafir" demesiyle gündeme gelmişti. Rektör Alkış bu kez Yeniçağ Gazetesi’ni hedef aldığı ‘çok ivedi’ yazısıyla gündem oldu.

Rektör bu kez ‘çok ivedi’ yazısıyla gündem oldu!

GAZETE PENCERE - Kardeşi Abdullah Alkış'ın Şırnak Üniversitesi'nin açtığı bir kişilik personel ilanının kendisi için olduğunu açıklamasını haberleştiren medyaya "kafir" demesiyle gündeme gelen Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış, süresi dolmadan kadro ilanı hakkında atamaları yaptığını duyurarak kazananları isim isim açıklamıştı. Bu skandalla hafızalara kazınan Rektör Alkış bu kez Yeniçağ Gazetesi’ni hedef aldığı ‘çok ivedi’ yazısıyla gündem oldu.

Yeniçağ Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Berna Can bugün “Adalet Bakanlığına açık ihbar: Şırnak Üniversitesindeki atama skandalları aydınlatılsın” başlıklı yazısında süreci anlattı.

Yeniçağ Gazetesi, Rektör Alkış’ın ilan süresi dolmadan kadroları açıklamasını yazmış ve gündem olmuştu.

Rektör Alkış bu kez kendisini haber yapan Yeniçağ’ı Adalet Bakanlığı’na şikayet etti. Haberlere ilişkin basın savcıları görev yaparken Rektör Alkış’ın Adalet Bakanlığı’na “çok ivedi” yazısı yazması dikkat çekti:

İşte o yazı:

sirnak-as6d54asd564asd564sd-u4of

“Şüphesiz haberimiz büyük bir yankı uyandırdı. Milletvekilleri suç duyurusunda bulundu. Bülent Arınç bile kayıtsız kalamayıp rektöre tepki gösterdi” Gazeteci Berna Can süreci şöyle özetledi:

“Fikri takip gazetecilik mesleğinin gereğidir. YENİÇAĞ, bu gelişmeyi de haberleştirdi. Hakkındaki her iddiaya ‘iftira, yalan, ben yapmadım’ açıklamalarını yapan değerli rektörümüzden nedense bu kez ses bile çıkmadı!

Ha, şüphesiz bu haberimize ses veren oldu… Üstelik kim derseniz Şırnak Üniversitesi! Akademisyenleri YENİÇAĞ Gazetesi’ne teşekkür mektubu gönderdi.

Takvimler 30 Haziran’ı gösterdiğinde ise Rektör Alkış, üniversite kadrolarına atamaları yapılan akrabaları için savunması olan “İnancımın gereği” paylaşımıyla YENİÇAĞ'ın manşetindeydi.

Söz konusu haberimizi yalanlarken, üniversiteye aldığı yeğeninin, kendisi rektör olmadan önce Şırnak Üniversitesine başladığını söyledi. Oysa 2025 yılında doktor öğretim üyesi olarak İlahiyat Fakültesine atadığı yeğenine cübbe giydirmişti.

Cübbe giydirmenin fotoğrafı paylaşıldı, ona da sessiz kaldı.

Geçtiğimiz gün mail kutuma bir mail geldi… Sayın Alkış ‘gereği yapılmak üzere’ Adalet Bakanlığına hakkımızda ihbarda bulunmuş…

Şöyle bir suç işlemişiz: "Somut olayın niteliğine göre Cumhuriyet Başsavcılığınca resen takdir edilmek üzere; gerçeğe aykırı haber ve isnatlarla kurumsal itibarı hedef alan içeriklerin yayımlanması nedeniyle başta iftira niteliğindeki fiiller olmak üzere, hakaret, kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan eylemler, kamu barışını bozma ihtimali taşıyan gerçeğe aykırı bilgi yayma fiilleri ve sair ilgili suçlar…"

Alkış’a bir tavsiye verelim. Bak Sayın Alkış, kendine AK Partili yakın aramaktansa esaslı bir hukukçu arasan ya da ‘itaatkâr’ atamalar kadronda iyi bir hukukçu bulundursan mı?

Haberlerimizde asla kurum ve kurum çalışanları konu edilmemiştir. Ben az söyleyeyim, sen bir hukukçuya nasıl bir başvuru yapman gerektiğini çok sor!

Şimdi gelelim asıl çağrıya…

Adalet Bakanlığına ‘Çok ivedi’ çağrıda bulunuyoruz… Hatta kendimizi ihbar ediyoruz…

Madem Alkış’ın iddia ettiği gibi bizim haberimiz sahte ve dijital ortamlarda üretilmiş bir paylaşıma dayanıyor…

O vakit bize soruşturma açılsın! Dijital materyallerden akrabalara, her birimiz bir araya gelelim şu konu bir aydınlığa kavuşsun. Bizler vatan, millet ve yurttaş sevgisi olan kurum ve kişileriz. Şüphesiz ki adaletin vereceği karara güveniriz…

Hatta bize karşı başlatılacak bir hukuki sürece, rektörün üniversitede görev yapan akrabaları da müdahil olsun…

Bilirkişi incelemesi yapılsın, adli bilişim uzmanları raporlasın…

Hangisi sahte, hangisi kurgu, hangisi montaj tek tek ortaya dökülsün. Sildiği paylaşımın ekran kaydı mı sahte, yeğenine kendi elleriyle giydirdiği cübbenin fotoğrafı mı montaj, yoksa ilan süreci bitmeden duyurup Mayıs ayında noktasına virgülüne kadar aynı kadrolara atadığı o 9 isim hayal ürünü mü, biz de bilelim…

Eğer bu haberler sahteyse, kamuoyunu yanıltmaktan biz ceza alalım…

Ama yok, o görseller ve videolar gerçekse; liyakati ayaklar altına alanlar, "inancımın gereği" kılıfıyla akrabalarını devletin kadrolarına dolduranlar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyete ve TBMM'ye hakaret edip sonra da "Ben yapmadım" diye inkâr edenler hesap versin!

Öyle arkasına bürokrasiyi alıp, etkili köşe yazılarının, komisyonda konuşan YÖK Başkanının arkasına sığınıp yazılar yazdırmakla, "Bize kumpas kuruyorlar" mağduriyetine yatmakla bu işlerin üstü örtülmez.

Gazetecilik maske düşürme sanatıdır; biz o maskeyi düşürdük.

Biz buradayız, haberimizle, belgelerimizle… Ve hakikatin bükülmez gücüyle dimdik ayaktayız.

Şimdi soruyoruz: Bizi dava etmeye var mısınız, yoksa o cübbe fotoğrafının gölgesinde sessizce susmaya devam mı edeceksiniz?”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar