Kerem Kırçuval

Kerem Kırçuval

O AFİŞ VE BAY KEMAL’İN BABASI

Büyük Atatürk’ün iki kez denediği ancak başarılı olamadığı çok partili hayata geçiş, bu denemelerden tam 15 yıl sonra ikinci adamın İsmet İnönü’nün liderliğinde hayat bulmuştu. İlk aşamada yanlış uygulamaları oldu ama her seçimden bir diğerine siyaset, çok partili hayatı doğru noktaya getirdi.

Çok partili hayata geçişten sonra herkes, yaşı yettiğince onca seçim gördü. Vaatler, sloganlar, seçim şarkıları… Ecevit’in icadıyla ortaya çıkan seçim otobüsleri, mitingler… Seçimler, demokrasinin şölenidir, festivalidir. Seçim yoksa demokrasi de yoktur.

Türkiye hiç olmadığı gerginliklerle seçime gidiyor. Böyle olacağını bilmeyen de yoktu. Ama bu gerginliğe bile isteye izin verildi, veriliyor. Ülkenin tartışmaması gereken ne varsa tartıştırılıyor. Siyasetçiler, seçimden sonra yüz yüze bakamaz hale geliyor.

Meclis kapalı ama bu Bay Kemal’in umurunda değil. Çünkü parlamentoyu en iyi o bilir mevcutlar arasında.

Neden mi?

Görevi icraat yapmak olan idareler, yani hükümetler, meclisin açık olmasını istemezler. Meclisin kapalı olması onlara yeni bir alan açar. Tartışmasız kararlar, dediğim dedikler ve çaldığım düdükler…

Meclis çalışıyorsa hele de adamakıllı çalışıyorsa bu iktidarları rahatsız eder.

Dışardan gazel okumak kolay. Hiç buradan bakmadınız.

Meclisin çalışan vekilleri her daim muhalefete mensuptur. Hangi partiden olursa olsun… Bakın bir tasarı geldiğinde muhalefet vekili lisede okumadığı kadar hatim indirir. Alır tasarıyı eline okur, açık arar, hinlik bulmaya çalışır. İşidir bu. İktidar vekilinin umurunda mı? “Ben daha iyi bilsem altında imzam olurdu, onlar benim adıma da düşünmüştür” der kaldırır kolu, indirir başı. Ama orada olduğunu belli etmek için de itirazcı muhalefete iki kelam eder, kendi memleketine selam çakar. Böyledir bu.

Dedim ya bunu en bilen mevcut liderler arasındaki tek isimdir Bay Kemal. CEHAPE zihniyetinin bugüne kadar pek de uğramadığı, “Buradan bize rey çıkmaz” dediği kentleri tek tek listeledi. Yetmemiş gibi arkasına taktığı vekilleriyle grup toplantıları tertipledi.

Yerinde bu adım, karşılık da buldu. Gittiği memleketlerde kanaat önderleriyle, adaletsizliğe uğramışlarla, bizzat kendisinin ‘helalleşmemiz gerekir’ dediği insanlarla buluştu. Otobüsle gelip şehrin girişinde saatlerce bekleyen kasapla-kurbana selam verip, otobüsün üstünden konuşmak yıllarca kolaydı. Tersine çevirdi işi.

Neyse meseleye gelelim. Son toplantıyı Elazığ’da yaptı. Dedim ya, Bay Kemal adına grup toplantısı diyerek meclisi açık tuttuğunu söylüyor; bu rakiplerini, Cumhur İttifakı’nın ortaklarını endişelendiriyor. Rahatsız oldular. Elazığ’ı kaleleri sandıklarından olsa gerek ya da ‘ne söylesek ne desek inanır bizimkiler’ halet-i ruhiyesinden çıkamadıklarından olmalı tuhaf afişlerle memleketi boyaladılar.

Boyalamayı özellikle kullandım sayın yazı işleri. Yerim olsa açardım ama boyalamayı anlayan anladı. Yazılama başka bak.

Neymiş madalya takacakmış, neymiş savunma sanayi duracakmış, neymiş terörle mücadele bitecekmiş…

Eski günler geride kaldı. Eski zaman olsa partinin gençleri gider o afişleri yırtar, diğer partinin gençleri tekrar asmaya çalışır, eczaneler evlere tentürdiyot yetiştiremezdi. Sabahları o kentte, kasabada şişmiş gözlerle birbirlerine ters ters bakarlardı.

Bay Kemal oyunu bozdu. Gidip o sahte, iftira dolu afişin önünde bence pek güzel bir poz verdi.

O poz yalanı atanların başına çalındı.

Bay Kemal’in çok sık kullandığı bir söz var. Babasına ait. Yaptığım söyleşide konuşmuştuk. “Sen doğru dur eğri belasını bulur.” Neden o saçma afişin önünde poz verdi diyenlere hatırlatmak için yazdım bu paragrafı gözden kaçmasın. Doğru durdu çünkü.

Kavga etme günü değil artık. Barışma gününe doğru gitmeli. Dedim ya demokrasinin festivali, şölenidir seçim. Bir şölene nasıl gidileceğini, festivalde nasıl olunacağını göstermeli herkes.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kerem Kırçuval Arşivi