Emel Yıldırım

Emel Yıldırım

OBUR İKTİDAR HAZIMSIZLIKTAN ÖLÜR

Bir ülke düşünün, cumhurbaşkanı konuştukça dolar füze gibi uçuyor, ülke ekonomik olarak batıyor.

Bir ülke düşünün, bütün dünya faiz artışı eğilimindeyken, cumhurbaşkanının ısrarı ve inadıyla faizleri düşürüyor. Her düşürdüğünde dolar yükseliyor, iktidar tekrar faizi düşürüyor, dolar daha da yükseliyor, faizi tekrar düşürüyor, nihayetinde ülkenin parası dolar karşısında tarihi çöküşü yaşıyor. Evler, şirketler, piyasalar yangın yerine dönüyor, ülke fakirleşiyor. İktidar hiç umursamıyor, hatta gelecek ay faizi yine düşüreceğinin sinyallerini veriyor.

Herhangi bir mantığa sığıyor mu, aklınız alıyor mu?

Ekonomi alanındaki bilim insanları, en deneyimli isimler, siyasiler, STK’lar sürekli uyarıyor, “bu gidiş gidiş değil” diye haykırıyor, yol, yöntem gösteriyor, öneriler getiriyor ama kapı duvar. Kendi maliye bakanının bile suskun kaldığı bu şuursuz gidişatta, inadım inat, “ekonominin evelallah kitabını yazdık” diyen, kendisini ekonomist ilan eden tek adam Erdoğan’a hiçbir şekilde söz geçmiyor. Daha da ötesi, uyarıların tersini yapmaktan haz duyan bir anlayış sergileniyor.

Ne yazık ki, rasyonel aklın işlemediği, bilimden uzak, ekonominin gerçekleriyle hiçbir şekilde örtüşmeyen kararlar sonucunda, Türkiye bile isteye, göz göre göre enflasyon ve devalüasyon sarmalına sokuldu.

Doğal olarak işsizlikle, borçla, geçim derdiyle mücadele edenler, geleceği çalınmış umutsuz gençler “yeter artık” diyerek isyan etti, hükümeti istifaya çağırdı, tencere tava ile Ankara, İstanbul başta olmak üzere birçok ilde protesto gösterileri başladı, polis müdahale etti, gözaltılar oldu.

Bütün bu yaşananlar iktidar da dahil hiçkimse için maalesef sürpriz olmadı.

O halde bu inat niye? Aynı yanlış uygulama ısrarla neden sürdürülür? Türk Lirası’nın dibi göreceği belli. İnsanların tepki göstereceği de belli. İktidarın oylarını daha da eriteceği çok açık. Bu inadın sebebi ne?

Dertleri insanları sokağa dökmek mi? Ortalık karışsın, olaylar çıksın, polis zoruyla bastırılsın, korku iklimini hatırlatalım, gerekirse OHAL ilan eder, herkesi sustururuz mu?

Kutuplaşmadan nemalanamaz olduk, CHP’nin helalleşme adımı ile kutuplaşma iyice işe yaramaz olacak, gerginlikten beslenemeyeceğiz, kaos yaratılamayacak, buna karşı acil önlem almalıyız mı?

Biz, 20 yılın sonunda ülkeyi batırdık, iktidarı da kaybediyoruz, suç ortakları yaratalım, Gezi olayları diyelim, dış mihraklar, iç mihraklar diyelim, belki faydası olur düşüncesi mi?

Her şeye “beka” dedik, bu söylem de işe yaramaz oldu, “yanlış” diyenleri mandacı olmakla suçlayalım, “Ekonomik Kurtuluş Savaşı” ilan edelim, taraftar toplayalım kafası mı?

Kibir mi? Cehalet mi? Şuursuzluk mu? Açgözlülük mü?

Ruhsal, fiziksel, siyasal, yönetimsel olarak hepten dağılma hali mi?

Erdoğan, “Bu politika ile biz ne yaptığımızı, ne için yaptığımızı, nasıl yaptığımızı hangi risklerle karşı karşıya bulunduğumuzu, sonunda ne elde edeceğimizi gayet iyi biliyoruz” derken bunları mı kastediyor?

Ne demiş Napolyon Bonapart: “Obur iktidar hazımsızlıktan ölür.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Emel Yıldırım Arşivi