Benim için oyunculuğun özü insanı anlamak

Benim için oyunculuğun özü insanı anlamak
Kanallarda gezinirken bir dizisine rastladım. Bu adamdan garip bir hikâye çıkar diye içimden geçirdim, öyle hissettim işte. Kıbrıs’ta, radyo televizyon sinema bölümünde okuyor ama mutsuz bir şekilde geçiyor o dönemi. Sonrasında...

Kanallarda gezinirken bir dizisine rastladım. Bu adamdan garip bir hikâye çıkar diye içimden geçirdim, öyle hissettim işte. Kıbrıs’ta, radyo televizyon sinema bölümünde okuyor ama mutsuz bir şekilde geçiyor o dönemi. Sonrasında ‘work and travel’ ile ABD’ye gidiyor ve parası bittiğinde dönmeye karar veriyor. Babası o gelmeden konservatuara kaydını yaptırıyor. Uçaktan indiğinin ertesi günü Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı’nın sınavına giriyor. Uçakta çalıştığı kitabı ezberleyip ilk teksten geçiyor, ikinci teksti elinde yok. Hocalar tekstin neden olmadığını soruyorlar; “Hocam Alaska’daydım, somon fabrikasında çalıştım, New York’tan yeni döndüm” diyerek gerçeği söylüyor ve sınavı kazanıyor. Nedenin kendisi en güzel hikâye ve tekst bence. Babası onun oyuncu olmasının yolunu açıyor. Ve böylece Özgün Çoban’ın oyunculuk hikâyesi başlıyor. Özgün Çoban tiyatrodan, dizilere ve sinemaya uzanan hatta deneysel çalışmalar yapan çok yönlü bir oyuncu. Virüs sürecinden dolayı kendisiyle mail ortamında bu röportajı gerçekleştirdik.

◼ Karantina süreci nasıl geçti yeni normale uyum sağlayabildiniz mi?
Maske dışında ‘yeni normal’ benim için neredeyse normaldi. Evde olmayı seven bir aileyiz biz. Ev dışında direk doğaya atıyoruz kendimizi. Ama hala maskeyle dışarı çıkmak, mekanların girişinde ateş ölçülmesi falan çok sürreal geliyor.
◼ Virüs insanlığın başına gelen acı bir deneyim oluyor ve maalesef çok düşününce insanın aklı almıyor. Siz virüsü nasıl yorumluyorsunuz?
Açıkçası düşüncelerim süreç içinde çok değişti. ‘Doğa intikamını alıyor’dan,‘küresel ısınma nedeniyle, devletler ortak bir kararla sosyal yaşamı aşamalı olarak durduruyorlara kadar uzandı. En nihayetinde şu an sebebinin ne olduğundan ziyade kendimle ilgilendiğim bir döneme girdim. Evren kendi kendine bir yol buluyor, ben de onunla uyumlanabilirsem yaşarım, uyumlanamazsam doğal seleksiyon, elenir giderim.
İyi olanlar iyi kalsın
bize yeter
◼ Virüsten insanoğlu dersler alarak, kötülükten uzaklaşıp iyiye doğru yol alacak mı?
Ne kadar pozitif bir soru. Ben maalesef insanların değişebileceğine dair inancımı kaybettim. Toplum bilimi diye bir şey var ya hani bir şekilde şekillendiriliyor ve kodlanıyoruz. Ve tüm dünyaya baktığımızda maalesef ırkçı, cinsiyetçi ne kadar insanın özünden uzak eklenti -çıkıklar varsa hepsiyle harmanlanmış bir dönemden geçiyoruz gibi geliyor bana. Bomba patladığında havaalanından 400 liraya götürürüm diyen taksici, sırf kendi desteklediği partiden olmayan kadınlara sözel şiddet tweeti atan troll ne kadar uzaklaşabilir ki kötülükten? Toplum ahlak ve anlayışını değiştirmek ve geliştirmek lazım. İyi olanlar iyi kalsın bize yeter.
◼ Oyunununuz ‘Soytarılar’ dünyayı daha güzel bir yer haline getirmek ve insanları güldürmek için yola çıkan iki akrobatın yolculuğu. Bu farklı tarzdaki oyundan bahsedebilir misiniz?
Akrobasi ve tiyatro disiplinlerinin iç içe geçtiği, fiziki olarak bizim açımızdan zor ancak çok tatmin edici bir oyun oldu ‘Soytarılar.’ İnsanlara devletlerinin çıkardığı savaşlar yüzünden gülmeyi unutup geçim derdine düştüklerini anlatmaya çalışan, onları güldürebileceklerine ve aynı naiflikle göğe bağlı kumaşlarla yolculuk yaptıklarına inanan iki soytarının hikayesini anlatıyor. Sezonda devam edebilir miyiz emin değilim çünkü kondisyon olarak en az 4-5 ay havada akrobasi provaları yapmalıyız. Karantinada yapamadık tekrar toparlanmak çok zor olacak.
Sanat olmadan çok sıkıcı ve cahil kalırız
◼ Alınan önlemler ve yasaklardan ötürü mesleğinizde neler aksadı ve değişti?
‘Soytarılar’ için tutmamız gereken kondisyondan geri kaldık ve maalesef bu bütün oyunun iptaline götürüyor bizi ya da çok masraflı bir 4-5 ay daha çabalamalıyız. Tam sete çıkmak üzereydik işimiz iptal oldu. Bir perfomans-oyun hayalim var onunla birçok ülke gezip her yerde oynama gibi bir hayalim var ama şu an ne zaman ve nasıl olacağını öngöremiyorum.
Benim dışımda genel olarak, tiyatrolara baktığımızda durum içler acısı. Hem hiçbir yerden doğru düzgün destek alamıyorlar hem de vergilendirme olarak eğlence yerleriyle bir tutuluyorlar. Yasal düzenlemelerle tiyatroların elleri hafifletilmezse, sanırım ülkemizin can damarlarından birini kesmek zorunda kalacağız. Zaten hali hazırda deneysel, tiyatro sanatını geliştirmeye yönelik çalışan tiyatro veya oyunlar seyirciyle buluşmakta zorluk çekerken bir de üstüne korona ve şartlarında oyun yapabilmek imkânsız hale geldi. Eğer destek olmak isteyen olursa ‘bizde yerin ayrı’ hesaplarını takip etsin. Çünkü sanat olmadan, çok sıkıcı ve cahil kalırız toplum olarak. Ona iyi bakalım.
Köklenemiyorum hep gidesim geliyor
◼ Farklı bir hayat yolculuğunuz var. Babanızın mesleğinden dolayı sürekli farklı şehirlerde yaşama hali yorucu olsa da insanın hayatı için güzel kazanımlar. Göçebe ruh hali size yerleşiyor ki sonrasında da farklı yolculuklara çıkıyorsunuz. Bu içsel yolculuklar size neler kattı?
Göçebelik çok güzel, ama bir yandan köklenememek de yorucu. Bana kattığı çok şey oldu o kadar gezmenin. Yeni durumlarla baş edebilmeyi, adapte olabilmeyi, insanları daha kolay tanımayı sağlıyor. Diğer yandan, köklenemiyorum, hep gidesim geliyor. Çevrem ve çehrem değişiyor. Bir hayata bir sürü yaşam sıkışıyor. Bu ikililiği dengelemek için yoga benim işime çok yaradı. Hep yetişmeye çalışan bir yanım var, çok yorucu. Dizginleyebiliyorum yoga sayesinde çünkü farkındalığımı arttırıyor. Neden bu hale büründüğümü anlamama yardımcı oluyor. Biz eşimle beraber kendimizi geliştirmenin değiştirmenin gücüne inanıyoruz. Bu anlamda birbirimize de çok katkımız oluyor. Aynı ve sığ kalmıyoruz bu sayede. Ve farkındayız ki bunu yapmak-yapabilmek bir ayrıcalık. En büyük lüksümüz kendimizi geliştirebilmek.
Oyunculuk benim için başka insanlar olabilme hali
◼ Oyunculuk sizin için ne ifade ediyor ve oynamak nasıl bir his? Hayran olduğunuz oyuncu Bülent Emin Yarar’mış ben de çok severim.
Oyunculuk benim için başka insanlar olabilme hali. Bu aralar taktığım bir kavram ‘kimlik’, etkenlere göre o kadar farklılıklar gösteriyor ki. Rol çalışırken de kimlik kavramı üzerinden çalışmaya başladım. Böylelikle insanların nasıl o insanlar olduğuyla, nasıl o alışkanlıkları edindiğiyle ilgileniyorum. Oyunculuğun özü zaten insanı anlamak benim için. Her rolde buna biraz daha yaklaşıyorum. Sonu gelmeyecek bir araştırma, çözümleme hali. Asla bitmeyecek, tamamlanmayacak. Bu yüzden de oyunculukta öğrenmenin yaşı yoktur. Bülent Emin Yarar’ı da tam olarak bu yüzden seviyorum. Devlet Tiyatroları’nda farklı zamanlarda aynı bölgede çalıştık. Öyle hikâyelerini duydum ki, hayran olmamak işten değil. Sahnede izlemek ise tam bir okul.
◼ Günlük diziler ile ekran yolculuğunuz başladı. Nasıl bir tecrübe günlük dizilerde oynamak ve sektörde avantajları, dezavantajları var mı?
Ankaralılıktan. Okulda okurken gözlerine kestirmişler, gelir misin dediler, gittim. Muhteşem bir tecrübe. Oynadığım karakterlerin o kadar çok halini deneyimleme şansım oldu ki. Haftalık dizide ortalama bir karakterin hadi diyelim 20-30 sahnesi olur, günlük dizide bu günde 15-20. Varın hesabı siz yapın. Oyuncu için bulunmaz hint kumaşı, doku doku bitmiyor. Sektör burun kıvırıyor tabi, dönüp bir bakmıyor, kendi kayıpları. Neyse ki ben o eşiği atlayalı çok oluyor.
◼ Son çektiğiniz filmler hala seyirci ile buluşmayı bekliyor. ‘Dijital Esaret’ ve ‘Aşk Çağırsan Gelir’ nasıl projeler oldu. Art arda iki filmde birden sizi izleyeceğiz.
Güzel filmler oldular. İkisi de Emre Kavuk imzalı. Biri Birol Güven biri Cesur Taş yapımcılığında kendi kulvarlarında fark yaratan, kaliteli işler oldular. Umarım vizyona girebiliriz de seyirci izleyip sever.
◼ Yurt dışında bulundunuz farklı tecrübeler edindiniz, yurt dışına dair projeler ve planlarınız var mı?
Kimlik üzerine çok düşünüyorum dedim ya; bir performans-oyun hayalim var, her gittiğim ülkenin dilinde oynayabileceğim şekilde. Dünya normale döndüğünde umarım ben de yola çıkıp anlatmaya çalışacağım derdimi.
Kutlu olsun bütün babaların günü
◼ Bugün babalar günü babana dair duygularını anlatır mısın? Bende bütün babaların gününü kutlarım.
Biraz buruk benim için babalar günü. Dünyanın en iyi insanıydı. Sanırım o yüzden huzurla ayrıldı aramızdan. Kutlu olsun bütün babaların günü.

Özel Röportaj - Perspektif