EZOP’UN ADEM İLE LİLİTH FANTEZİSİ: 9 KERE LEYLA

“9 Kere Leyla” eğlenceli ve kara mizahın öne çıktığı bir film. Olay örgüsünün yamacında yönetmen ve senaryo yazarlarından birisi de olan Ezel Akay, zaman zaman didaktizm tuzağına da düşerek, bolca metaforlarla süslü filminin finalinde, Leyle aracılığıyla seyirciye diskur çekiyor.

Ezel Akay, sinemamızın ayrıksı yönetmenlerinin başında gelir. Öykülerini fantezinin sınırlarını  zorlayarak anlatmayı sever. Mühendislik eğitimi sonrasında Amerika’da tiyatro eğitimi alan Akay, tiyatro yönetmenliğiyle birlikte yapımcılık, senaryo yazarlığı, reklam filmi yönetmenliği de yapmış, öne çıkan yapım şirketlerinden biri olan İFR’yi kurmuş ve yönetmen olarak sinemamızda kendine özgü tarzıyla öne çıkmış bir yönetmendir.

Başarılı Bir Müzikal Neredesin Firuze !

Akay ilk filmi “Neredesin Firuze” ile (2003), sinemamızın çok başarılı olamadığı ve örneği de az olan müzikal türünde, başarılı ve öne çıkan bir filme imza atarken, film aynı zamanda İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’nda (İMÇ) örgütlenmiş olan müzik yapımcılığı sektörünü de hicveden traji komik bir film olarak dikkatleri çekmişti. Ezel Akay’ın Türk gölge oyunu Hacivat ve Karagöz’ün yaşamına dair yorum getirdiği “Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü” (2005); tiyatrodan sinemaya uyarladığı ve daha önce farklı versiyonları tiyatro oyunu ve film olarak yapılmış olan “7 Kocalı Hürmüz” (2009) ise filmografisinde öne çıkan filmlerinden…

9 Kere Leyla Ezel Akay’ın Yeni Filmi

“9 Kere Leyla”, Akay’ın yeni filmi ve 4 Aralık’ta pandeminin etkisiyle öne çıkan yeni vizyon ortamı Netflix’de vizyona girdi. Ezel Akay, sevdiği bir tercih olan gerçek ve fantezinin içiçe geçtiği bir filme imza atmış. Yoğun diyaloglarıyla ve iç mekanlarının çokluğuyla dikkati çeken bu son Ezop masalı, insanın yaşı kadar eski bir mitolojik öyküye objektifini çeviriyor. Adem ve onun ilk eşi olduğu söylenen Lilith… Şüphesiz bu öyküde meşhur elma da, kendine bolca yer buluyor.

Adem (Haluk Bilginer), zengin ve orta yaşlı bir adamdır. Karısı Leyla’dan (Demet Akbağ), sıkılmış ve boşanmak istemektedir. Leyla ve Adem, genç ve güzel bir kadın olan evlilik terapisti Nergis’e (Elçin Sangu) giderler. Adem, andropoz sürecindedir ve cinsel bağlamda çok etkilendiği Nergis’le bir ilişki yaşamaya başlar. Diğer yandan boşanma teklifini kabul etmeyen karısı Leyla’dan kurtulmak için onu öldürme planları yapmaya başlar ve en sonunda kiralık bir katil tutar. Leyla kedi gibi 9 canlıdır. Gerçekte o Lilith’dir ve ölümsüzdür.

Adem ile Lilith Efsanesi

“9 Kere Leyla” filmini, Adem ve Lilith efsanesini bilmeden yerli yerine oturtmak kolay olmayacaktır. Bu bağlamda bu efsaneyi özetlersek: İbranilerin eski inanışına (mitolojisine) göre Lilith, Âdem ile aynı zamanda ve aynı anda yaratıldığından Âdem'in kendisine eşit olduğunu düşünür. Âdem'le birlikte olmayı reddeder ve Adem ısrar ettiğinde ise büyü ile kaçarak onu terk eder. Melekler geri getirmek için Lilith'i bulsa da, kendisi Kızıldeniz ile birlikte olduğundan 100’den fazla cin çocuğu olduğunu ve artık Adem'e sadık olamayacağını bildirir. Bu arada tanrı Lilith’i durdurmak için üç melek gönderir. Melekler Lilith’e, eğer geri dönmezse her gün bir çocuğunu öldüreceklerini söylerler ve geri dönmediği, tanrıya ve Adem’e itaat etmediği her bir gün için bir çocuğunu öldürürler... Lilith'den sonra Tanrı, ismi bilinmeyen bir başka eş daha yaratır ve Adem'de bu yaratılışı seyreder;  gördüklerinden çok etkilenir ve bu yeni eşi kabul etmez. Tanrı, üçüncü olarak ise Âdem'i uyutur ve kaburga kemiğinden Havva'yı yaratır. Havva ise, Adem’in bir parçasından yaratıldığından ona tabi olur (Vikipedi, Lilith, Mitler).

Erkekler, fiziksel güçlerine efsanelerin de gücünü katarak kadına üstünlük taslayıp, ona yönelik tutkusunu, sevgisini, bağlılığını (bağımlılığını) sıkıştığında şiddete çeviren “eksik” bir tür. Ezel Akay son filminde, ülkemizde kadına yönelik şiddetin çok arttığı bir süreçte, bu olguyu tetikleyen unsurları mizahla harmanlayarak anlatıyor; şiddetin baş sorumlularının pek de anlamayacağı bir sinema estetiğiyle...

Haluk Bilginer’den “One Man Show”

9 Kere Leyla’yı, değerli oyuncu Haluk Bilginer’in “one man show”u olarak tanımlarsak abartıya kaçmış sayılmayız. Bu usta oyuncu kah şarkı söyleyerek kah dans ederek, eğlenceli Adem karekterini başarıyla canlandırırken; özellikle güzel, çekici psikolog “”Nergis” karekterini canlandıran genç oyuncu Elçin Sangu’nun, iki usta oyuncu Haluk Bilginer ve Demet Akbağ’dan rol çaldığını belirtmek lazım. “Mahdum” karakterinde Fırat Tanış’ın ve genç kuşağın başarılı oyuncusu Alican Yücesoy’un ise, “Haris” karakterinde oyunculuk performanslarıyla öne çıktıklarını ekleyelim.

“9 Kere Leyla” eğlenceli ve kara mizahın öne çıktığı bir film. Öykünün fantastik dünyasını atmosfere çevirmek açısından görüntü yönetmeni Hayk Kirakosyan’ın görüntülerinin ve Cem Karaca’nın efsanevi şarkısı “Doğarken Ağladı İnsan”ın başlangıç ve final jeneriği olarak seçilmesi ise keyifli bir etki bırakıyor. Olay örgüsünün yamacında yönetmen ve senaryo yazarlarından birisi de olan Ezel Akay, zaman zaman didaktizm tuzağına da düşerek, bolca metaforlarla süslü filminin finalinde, Leyla aracılığıyla seyirciye diskur çekiyor. Aslında dünyada ve özellikle ülkemizdeki erkek egemen anlayışa da eleştiriler içeren bu diskur aracılığıyla filminin sosyal mesajını da özetliyor..

Biz Erkeklik Denen Şeyle Alay Ediyoruz

Filminin finalinde cehennemin kapısındaki zebaniyi oynayan yönetmen Ezel Akay, filmin çıkış noktasını Mutlu Hesapçı ile yaptığı bir söyleşide şöyle özetlemiş: “Şimdiye kadar sosyal bir meseleye dokunmayan ve bir sosyal mesele etrafında örgütlenmeyen hiçbir proje ile ilgilenmedim, bu film de öyle. Kadına gösterilen şiddet bu kadar ayyuka çıkmasaydı bu filmi yapmayı aklıma getirmezdim... Rahmetli Tayfun Türkili’nin bir vodvilinden yola çıktım aslında. Dokuz canlı diye hakikaten karısını dokuz kere öldürmeye çalışan başarısız, beceriksiz bir erkeğin hikayesiydi. Öğrencilerimle mizansen çalışması yapmak için kullandığım bir metindi bu. Birden bir ilham geldi ve bunun bir ciddi kadın hikayesi olduğunu fark ettim. Öyle başladı proje... Filmde biz erkeklik denen şeyle alay ediyoruz”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Bülent Vardar Arşivi