Kan kanseri tedavisinde çığır açacak gelişme: ABD, Çin ve Avrupa'dan sonra 'CAR-T Hücre Tedavisi' Türkiye'de
Antalya'da gerçekleşen 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi'nde uzmanlar Türkiye'de artık SGK kapsamına alınan ve lösemi, lenfoma gibi kanser türlerinin tedavisinde çığır açacak 'CAR-T Hücre Tedavisi' hakkında bilgi verdi.
GAZETE PENCERE - Türk Hematoloji Derneği’nin kuruluşunun 59. yılında düzenlenen 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi (18. KİTHT) 16–18 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Basın toplantısında gazetecilerle bir araya gelen kongre başkanı ve Türk Hematoloji Derneği Başkanı Özgür Mehtap, Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, Türk Hematoloji Derneği Saymanı Prof.Dr. Oral Nevruz ve Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İnci Alacacıoğlu ABD, Çin ve Avrupa'dan sonra ülkemizde de başlayan ve SGK kapsamına alınan ve lösemi, lenfoma gibi kanser türlerinin tedavisinde umut veren CAR-T Hücre Tedavisi (Chimeric Antigen Receptor T-cell Therapy) hakkında merak edilenlere yanıt verdi.
MEMİŞOĞLU: HASTALARIN BİRÇOĞU İYİLEŞTİ
Geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu kan kanserlerinin tedavisinde kullanılan ve bir süredir klinik çalışmaları devam eden CAR-T hücre tedavisinin Türkiye'de uygulanmaya başladığını ve ilk sonuçların hastalar açısından umut verici olduğunu duyurmuştu. Bakan Memişoğlu, yaptığı açıklamada "CAR-T dediğimiz kan kanserleriyle ilgili dünyanın birkaç ülkesinin yapabildiği ve çok büyük maliyetlerle yaptığı tedavileri Türkiye'de yapabilir hale geldik. Etlik Şehir Hastanemizde hekimlerimiz şu anda yaklaşık 10 hastaya bunu uyguladılar. Hastaların birçoğu neredeyse iyileşmiş durumda " ifadelerini kullanmıştı. Bu heyecan verici haberin üzerine kongrede konunun uzmanlarına aklımızdaki soruları sorduk.
CAR-T HÜCRE TEDAVİSİ NEDİR?
Türk Hematoloji Derneği Başkanı Özgür Mehtap, "CAR-T hücre tedavisini, bağışıklık sisteminizin kendi hücrelerini kanseri tanıyıp yok etmeleri için eğittiği kişiye özel bir immünoterapi türü" olarak tanımlayıp şöyle devam etti: "Bizim savunma hücrelerimiz var, T hücreleri dediğimiz bu savunma hücrelerini hastanın kanından topluyoruz. Sonra onlara laboratuvarda viral virüslerle o kanseri hedefleyerek DNA değişikliği yapacak bir gen gönderiyoruz. Aslında bir nevi hücre temelli gen tedavisi gibi. Tedavide bu hücreler o kansere yönelik bazı antijenler sergilemeye başlıyorlar ve o kanseri gidip parçalıyorlar."
Bu tedavi, diğer tedavilerin artık etkili olmadığı bazı kanser türlerinde faydalı olabilir diyen Mehtap, "CAR-T hücre tedavisi, diğer immünoterapilerden farklı bir süreç içerir, bunlar T hücrelerinin kandan toplanması, laboratuvarda değiştirilip çoğaltılması için birkaç hafta beklenmesi ve CAR-T hücrelerinin verilmesi ile yakın takip (bazen 1–2 hafta hastanede kalış) olarak sıralanabilir" dedi. Tedavi için kanlar Türkiye'deki laboratuvarlarda işlem görüyor, yurt dışına gönderilmiyor bu da zamanlama açısından sevindirici.
HER KANSER TÜRÜ İÇİN GEÇERLİ DEĞİL
CAR-T tedavisi özellikle lenfoma, bazı lösemi türleri ve multipl miyelom gibi kan kanserlerinde kullanılıyor. Bu tedaviyi ülkemizde bazı özel hastaneler de uyguluyor ancak çok yüksek maliyetli bu yüzden SGK kapsamına alınması ve yaygınlaşacak olması önemli. Şimdilik sadece Ankara Etlik Şehir Hastanesi ve birkaç merkezde olması sizi yanıltmasın, merkezler hızlıca çoğalacağa benziyor. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda "Kanser tedavisinde bir umut olan CAR-T merkezimizi hayata geçirdik" diyerek üniversite bünyesinde bu yeni tedavinin başladığını duyurdu.
KİMLER BU TEDAVİDEN FAYDALANABİLİR?
18 yaşından büyüklere uygulanan bu tedavinin uygulanacağı hastaların bazı kriterleri karşılaması gerekiyor; hastanın tedavi seçeneklerini tüketmesi, hastalığın tekrar etmesi bunlar arasında sayılabilir. Ayrıca hasta bu merkezlere doğrudan başvuramıyor. Hastayı tedavi eden doktor tarafından hücre tedavisine yönlendirilmesi gerekiyor. "Özellikle dirençli hastalıkta veya nüks eden hastalıkta ikinci nükste, veya üçüncü nükste uygulanabilir bir tedavi olarak düşünmek lazım. Dolayısıyla her hastaya değil ama devam eden çalışmalar da var. Örneğin çok yüksek riskli hastalıklar. Baştan tedaviye çok dirençli olabileceğini düşündüğünüz hastalıklarda birinci basamağı deneyen yeni çalışmalar başladı. Her hasta CAR T kullanacak diye bir durum söz konusu değil çünkü yan etkileri de var" diyen Prof. Dr. Özgür Mehtap, "Şu an tedavi için gerekli olan teknolojiye sahibiz, merkez sayısı arttıkça tedavi yapılan hasta sayısı artacaktır, mart ayı itibariyle üretim başladı artık önemli olan hastaları seçip değerlendirmek" diyerek sözlerini tamamladı.
"TEKRAR EDEN HASTALIKTA FAYDALI, 6-8 AYLIK YAŞAM SÜRELERİ 24 AYA KADAR UZUYOR"
Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İnci Alacacıoğlu da CAR-T hücre tedavisinin günümüzde hangi hastalıklarda daha etkin kullanıldığından bahsetti ve şunları söyledi:
"Artık immünoterapi çağındayız. Bununla neyi kastediyoruz? Tümörü sadece kemoterapi dediğimiz hücre öldürücü tedavilerle öldürmeyi değil, tümörü gözden kaçıran, görmeyen, kendi T hücrelerimizi yani kendi bağışıklık sistemi hücrelerimizi modüle edip, geliştirip, eğitip tekrardan bak bu tümör hücresi, artık bunu gör ve öldür dediğimiz tedaviler dönemindeyiz. Bu gerçekten çok çok mükemmel bir çağ.
CAR-T hücre tedavileri ile hematolojide tedavisi güç olan; nüks akut lenfoblastik lösemi (ALL), nüks/dirençli büyük B hücreli lenfoma (DBBHL) ve nüks/dirençli multiple myeloma (MM) gibi hastalıklarda önemli başarılar elde edilmiştir. Özellikle nüks ALL’de, yanıt veren hastalarda %95’in üzerinde minimal kalıntı hastalık negatifliği sağlanabilmesi, bu tedaviyi benzersiz kılan özelliklerden biridir.
DBBHL’de ise, özellikle dirençli hastalık grubunda CAR-T tedavileri küratif potansiyel göstermektedir. Erken nüks etmiş veya ilk sıra tedavilere dirençli hastalarda, CAR-T hücre tedavisinin otolog kök hücre nakline üstün olduğu gösterilmiştir. ZUMA-7 çalışmasında standart tedavi ile %32 olan tam yanıt oranlarının, CAR-T tedavisi ile %65’e kadar çıktığı ve uzun dönem sağkalım avantajının CAR-T lehine olduğu gösterilmiştir. Bu sonuçlar, CAR-T tedavilerinin bu hasta grubunda ikinci basamak standart tedavi haline gelmesine yol açmıştır.
Multiple myelomada ise, özellikle çoklu tedavi sonrası nüks etmiş hastalarda CAR-T tedavileri ile yanıt sürelerinde belirgin uzama sağlanmış, medyan progresyonsuz sağkalımın yaklaşık 6–8 ay düzeylerinden 18–24 aylara kadar uzadığı gösterilmiştir. Daha erken basamaklarda kullanıldığında ise çok daha derin ve kalıcı yanıtlar elde edilebilmektedir.
Bunlar ciddi kazanımlar ve biz bu kazanımların daha da artacağını ümit ediyoruz. Bu tedaviler şu an laboratuvar ortamında üretilip hastaya naklediliyor. Bu alandaki en devrimsel gelişmelerden biri ise CAR-T hücrelerinin laboratuvar ortamında üretilmesi yerine doğrudan vücut içinde oluşturulmasını hedefleyen in-vivo CAR-T yaklaşımlarıdır. Henüz klinik uygulamaya geçmemiş olsa da, preklinik veriler oldukça umut vericidir. Bu yöntemin başarıyla uygulanması halinde CAR-T tedavilerinin erişimi ve kullanım alanı kökten değişebilir. Ama tabii ne kadar zaman içerisinde karşımıza gelir...
"BELKİ DE GELECEK KEMOTERAPİSİZ TEDAVİLERDE"
Gelecekte ayrıca, hazır olarak üretilebilen ve tüm hastalarda kullanılabilecek allojenik (başka bir donörden nakil) CAR-T hücreleri ile bu tedavilerin daha hızlı ve yaygın şekilde uygulanabilmesi hedefleniyor. Bu hücresel tedaviler şu an laboratuvar ortamlarında üretiliyor ve üretim süreci yaklaşık 2- 3 ayı buluyor. Bu zaman zarfında hastalık nüksedilebiliyor. Yani ulaşım süresi sıkıntılı, maliyet sıkıntılı. İşte bunları ortadan kaldırmak adına belki de direkt raftan alıp hastaya kullanılabilecek allojenik CAR-T'leri tartışacağız..
Biz hücresel tedavilerin gelecekte daha üst sıralara taşınacağını görüyoruz.. Belki de gelecek kemoterapisiz tedavilerde. Yani hastanın sadece bağışıklık sistemini kullanarak hastalığın üstesinden gelmeye yönelik tedavilere evriliyor süreç. O zaman sonuç olarak şunu söyleyebilirim:
Diyoruz ki doğru hasta seçimi, tedaviye erken erişimle, CAR -T hücre tedavisi sayesinde önümüzdeki yıllarda çok daha fazla hasta uzun süreli yaşam ve hatta iyileşme umuduna kavuşacak diyoruz. "
"HEPİMİZ BİRİNİN DONÖRÜ OLABİLİRİZ"
Peki bu tedaviler esnasında kullanılan kök hücreler yani kemik iliğinde bulunan ve kan hücrelerini üreten bu ana hücrelerin nakli nasıl yapılıyor. Bir hastaya kendi kök hücreleri nakledilirse buna 'otolog' nakil deniyor. Ama akut lösemiler, lenfomalar gibi malign hastalıklar ile kemik iliği yetersizliği olan aplastik anemi gibi hastalıklar, bazı genetik ve bağışıklık sistemi hastalıklarında uygulanan ve bu hastalıkların çoğunluğunda kalıcı iyileşme sağlayabilecek başka bir tedavi yöntemi de var. Buna da 'allojenik' kök hücre nakli deniyor yani başka sağlıklı bir kişiden kök hücresi alınması ve hastaya nakledilmesi.
"İDEAL DONÖR ADAYI KARDEŞİNİZ"
İşte bu noktada Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu bizi aydınlatıyor ve süreci şöyle anlatıyor; " Allojenik kök hücre nakli Türkiye'de halihazırda uyguladığımız hatta yurtdışındaki hastalara da hizmet verdiğimiz bir kök hücre tedavisi. Nakil için ilk şart uygun bir donör bulunması. Burada en uygun donör adayı kardeşiniz. Bir kardeşin hasta ile tam uyumlu çıkma ihtimali %25. Eğer uyumlu kardeş donör bulunamazsa adres Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK). Bu merkezde hastaya tam uyumlu ya da yüzde 90 uyumlu akraba dışı donörler tespit ediliyor. Ülkemizde bulunamazsa uluslararası bankalardan donör taraması yapılıyor. Diğer bir seçenek yarı uyumlu bir akrabadan ‘’Haploidentik’’ ( yarı eşleşmeli) nakil yapmaktır."
KÖK HÜCRE KİMDEN VE NASIL TOPLANIYOR?
18-35 yaş aralığında ve fiziken ve ruhen sağlıklı herkes kök hücre donörü olabiliyor. Kemik İliği Bankası veri tabanında kaydı olan bağışçı adayları da 55 yaşına kadar veri tabanında kayıtlı kalıyor. Ateşoğlu, "Donörde ilk tercihin genç erkekler olduğunu ve donöre zarar vermeden kök hücrenin çoğunlukla koldan kan alınarak toplandığını" söyledi. Nadir durumlarda ise genel anestezi ile kemik iliğinden kök hücre toplanmasının da söz konusu olduğunu anlattı.
Kök hücre donörlüğü tamamen gönüllülük üzerine kurulmuş bir sistem. TÜRKÖK Kemik İliği Bankası veritabanına kayıt oluyorsunuz diyelim ki bir hastayla uyumlu çıktınız ve arandınız bağış için tekrar onayınız gerekiyor.
BREZİLYA'DAN KÖK HÜCRE GELDİ
Dünyada 1960'lı yıllarda yapılmaya başlayan nakiller ülkemizde de 1984 yılında GATA'da meme kanseri olan bir hastaya kök hücre nakliyle başlamış. Türk Hematoloji Derneği Saymanı Prof.Dr. Oral Nevruz , 90'lı yıllarda kurulan kemik iliği bankalarının veri tabanlarının oluşturulduğunu ve uluslararası entegrasyonun sağlandığını söyledi. Nevruz, "Sadece ülkemizde değil, yakın çevremizde, komşu ülkelere de hizmet vererek genişleyen kemik iliği nakli işlemleri halen toplam 115 pediatrik ve erişkin nakil merkezinde ve 94 hastanede yapılıyor. 2025 yılında 1681 allojeneik (başkasından alınan kök hücreler) ve 2534 otolog (hastanın kendi kök hücreleri kullanılarak) nakil sayılarına ulaştık" dedi.
"Kemik iliği bankalarımız, veri tabanlarımız uluslararası entegrasyonda biz de gerektiğinde o bankalardan hastalarımız için kök hücre temin edebiliyoruz ya da yabancı hastalara kendi vatandaşlarımızdan topladığımız bankamızda olan kök hücreleri ulaştırabiliyoruz. Bu yıl 110 yabancı hastaya ulaştırdık. Bizim hastamıza da Brezilya'dan kök hücre geldi."
ALICI- VERİCİ ARASINDA 2 YIL GİZLİLİK ŞARTI
Nevruz, bu işlemlerin gizlilik içinde yapıldığına dikkat çekti ve şunları ekledi, "Biz hiçbir şekilde isim olarak ilk iki yıl özellikle bilemiyoruz. Yani bu bütün dünyada kapalıdır, gizlidir. Donörü numara olarak biliriz. Ancak iki yıldan sonra hem verici hem alıcı isterlerse görüşebiliyorlar."
Ben de yıllar önce bir arkadaşım için kan verirken sağlık çalışanlarının bilgilendirmesiyle gönüllü oldum. Bugüne kadar aranmadım ama hala birine yardımcı olmak için şansım var. Sadece bir tüp kan vererek hayat kurtarabilmek mucize gibi.
Gönüllü olmak isteyebilir, aklınıza takılan sorular olur ve daha detaylı bilgi almak isterseniz bu linke tıklayabilirsiniz.
Kaynak:Nilay Can