Ahmet Türk'ten 'süreç' açıklaması: Böyle devam ederse umutsuzluk çıkar
Yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, "Mart-Nisan ayında Selahattin Demirtaş bırakılacak dendi, iki yıl geçti. Bir an önce hukuki adımlar atılmalı. Adım atılmaması Kürtlerde güvensizlik ve umutsuzluk yaratır" dedi.
GAZETE PENCERE - İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınarak 4 Kasım 2024’te yerine kayyum atanan DEM Partili Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, kayyum uygulaması ve süreç hakkında açıklamalarda bulundu.
Amida Haber‘den Gönül Morkoç Dekak ve İlyas Akengin‘e konuşan Ahmet Türk, “Nisan, Mart ayında Selahattin Başkan çıkacak dendi. Figen arkadaş serbest bırakılacak dendi. Ama aradan 2 yıl geçti. Şimdi bir oyalamak politikası yürütülüyor. Bunu doğru bulmuyorum açıkçası. Belki bu söylediklerim birilerinin hoşuna da gitmeyebilir. Ama gerçeği dile getirmek lazım” ifadelerini kullandı.
Amida Haber’in söyleşisi şöyle:
‘KAYYUM İPOTEĞİNİN KALKMASININ MÜCADELESİNİ VERİYORUZ’
*MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Ahmetler makama” sözlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Göreve ne zaman döneceksiniz, bunun önünde engel olan nedir?
Bu konuda bireysel olarak belediye başkanlığıyla ilgili çok fazla da bir beklenti veya talebim yok. Ama halk iradesine ipotek konulduğu için bu ipoteğin kalkmasının mücadelesini veriyoruz. Haksız bir uygulama. Halk iradesinin ortaya çıkması, demokratik bir düzenin, sistemin oluşması konusundaki mücadelemizi sürdürüyoruz. Sadece kayyum değil. Demokratik bir sistem nasıl oluşur, sorunun çözümü konusunda Kürtler ne kadar gerçek bir muhataptır gibi başlıkların tartışılması gerekiyor. Biz bu ülkede demokrasinin kalıcı hale gelmesi için çaba gösteriyoruz. Bizim mücadelemiz bu.
‘DEMİRTAŞ’I, YÜKSEKDAĞ’I İÇERİDE TUTMANIN NEDENİNİ BİZ DE BİLMİYORUZ’
*Süreçle ilgili gidişatı nasıl görüyorsunuz?
Süreçle ilgili gelişmeleri büyük bir sabırla izliyoruz. Kürtler aslında kendilerine düşen her türlü görevi ve sorumluluğu yerine getirmiştir. Ama bugüne kadar açıkça söylemek gerekir ki devletten hiçbir adım atılmadı.
Şimdi burada bir barış olacaksa bir muhatabın olması lazım. Bu muhatabın eşit koşullarda bu süreci yürütmesi gerekiyor. Ancak burada bunu göremiyoruz. Daha önce de birçok yerde de bunu ifade ettim. Meclis 467 oyla bir yasayı, bir kanunu gündeme getirdi ve kabul edildi. Yasa Meclis’ten çıkıp Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra bunun gereğinin yerine getirilmesi gerekiyor. Ama bugün Savunma Bakanlığı diyor, MİT Müsteşarlığı diyor, bilmem başka bir Meclis içinden komisyon oluşturuluyor ve bu süreci uzatmaya yönelik bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu doğru değil. Bir yasa çıkıyorsa o yasanın gereği yerine getirmek lazım.
Şunu da açıkça ifade ettik. Elinde silah olan insanlar silahlarını bırakmış. Bu sürecin izlenmesi konusunda bir akıl ortaya çıkabilir. Ama fikirlerinden, düşüncelerinden siyaset yaptığı için cezaevinde olan insanların silahla ne ilgisi var? Bunlar eline silah mı aldı? Kandil’e mi gitti bu insanlar? Hayır. O zaman niye bunu bekletiyor?. Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı, diğer arkadaşlarımızı, burada tutmanın nedenini biz de bilemiyoruz.
‘SÖYLEDİKLERİM BİRİLERİNİN HOŞUNA GİTMEYEBİLİR AMA GERÇEĞİ SÖYLEMEK LAZIM’
*DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan yaptığı açıklamada, “Ekim ayında bazı somut adımlar atılacak” dedi. Size göre hangi adımlar atılmalı?
Bunu hep söyledik, bir sene iki sene önce de söyledik. Nisan, Mart ayında Selahattin Başkan çıkacak dendi. Figen arkadaş serbest bırakılacak dendi. Ama aradan 2 yıl geçti. Şimdi bir oyalamak politikası yürütülüyor. Bunu doğru bulmuyorum açıkçası. Belki bu söylediklerim birilerinin hoşuna da gitmeyebilir. Ama gerçeği dile getirmek lazım.
Kürtler bu ülkede ortak demokratik değerler etrafında bütün halklarla buluşmak, birlikte yaşamayı içselleştirmiş olan bir noktada. Ama şimdi bunun önünde engeller çıkararak, bunu yok sayarak veya hiçleştirmeye çalışarak bu süreci kontrol etmeye çalışan bir anlayışla yaklaşırsanız elbette ki bence bu süreç konusunda tepkiler de ortaya çıkar, güvensizlikler de ortaya çıkar.
SÜREÇ UYARISI: ‘BU ŞEKİLDE DEVAM ETMESİ UMUTSUZLUK ÇIKARTIR’
*Süreçle ilgili bir umutsuzluğunuz var mı?
Sürecin bu şekilde devam etmesi umutsuzluk çıkartır. Biz bunun olmasını istemiyoruz. Gerçekten bu sürecin kalıcı bir barışa dönüşmesi için hepimiz büyük çaba gösteriyoruz. Halkımız da buna hazır. Artık silahların gündemde olmadığı, demokratik siyasetin öne çıktığı ve sorunların diyalogla, uzlaşarak, tartışarak çözmek istediğimiz bir mantıkla hareket ettiğimizi ve Kürtlerin böyle düşündüğüne de inanıyorum. Çünkü insanlarla konuşuyoruz, halkla konuşuyoruz.
Silahların susması güzel bir şey. Ama silahlar sustuktan sonra mesele sadece silah değil ki. Halkın talepleri var, özlemleri var, beklentileri var. Yıllardan beri özgür, demokratik bir ortamın sağlanması için bir mücadele vermiştir. Bu mücadelenin sonuçlanması ve başarıya ulaşması için çaba gösteriyor. Biz de bu çabanın içindeyiz.
Biz bu süreci küçümsemiyoruz. Bu sürece de karşı çıkmıyoruz. Tam tersine büyük bir destek veriyoruz. Ama birileri de Kürt halkının bu değer verdiği barış sürecine kendilerinin de görebileceği, kendilerinin de destek verebileceği ve Kürtleri anlayacak bir mantıkla yaklaşmasını bekliyoruz ve istiyoruz.
‘KAYYUMUN SÜREÇLE İLGİSİ YOK, İSTEDİKLERİ AN KALDIRABİLİRLER’
*Kayyum sürecinin ortadan kalkması ile süreç arasında bir bağlantı var mı?
Kayyum uygulamasının süreçle bir bağlantısı yok. Kayyum olayının bu süreçle hiç ilgisi yok. İsteseydiler ilk günde bunu kaldırabilirdiler. Yani İçişleri Bakanlığı’nın 5393 Sayılı Kanuna dayanarak o zaman olağanüstü hal döneminde çıkarılmış bir kanuna dayanarak görevden alıyor.
İstedikleri an, istedikleri zaman bu kayyumların yerine halkın iradesiyle seçilmiş olan belediye başkanlarını atayabilirler. Yani bunun için bir kanunu Meclis’e getirmeye gerek yok. Böyle bir şey yok. Zaten böyle bir şey de olmayacak. Yani kayyumlarla ilgili bir yasanın Meclis gündemine gelmesi gibi bir şey olmayacak çünkü öyle bir durum yok. İstedikleri an bunu kaldırabilirler. Ama tabii ki biz biliyoruz yani bu süreci böyle ipotek altına almaya çalışmaya çalışan bir anlayış var. Bu anlayışın kırılması gerekir.
Kaynak:Haber Merkezi