Cemil Tugay: Başka bir devletin belediyesiymişiz gibi muamele görüyoruz

İzmir’de Meslek Fabrikası'na el konulması yanı sıra CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, altyapı projelerine uluslararası kuruluşlarca kredi desteği verilmesine karşılık Ankara'dan onay alamadıklarını söyledi.

Cemil Tugay: Başka bir devletin belediyesiymişiz gibi muamele görüyoruz

Yıldız Yazıcıoğlu

İZMİR - İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay, Türkiye’nin üçüncü büyük kentinde 30 ilçeden 28’inde CHP’li yönetim olması nedeniyle İzmir halkına hizmet edilmesini engelleyecek şekilde "ekonomik kayyım" uygulandığını ifade etti.

Gazete Pencere’nin belediyecilik alanıyla ilgili sorularını yanıtlayan Cemil Tugay; Aliağa Şakran ve Dikili’nin ihtiyacı olan altyapı projelerine düşük faizli ve uzun vadeli krediler sağladıklarını ancak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın onay vermemesiyle şimdi sadece mevcut belediye bütçesiyle ilerlemeye çalıştıklarını açıkladı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2024 yılı sonlarında "Silkeleyelim" diyerek CHP’li belediyeleri hedef göstermesiyle hükümet neredeyse tüm kamu ve kuruluşları eliyle yerel yönetimlere yetkilerini kısıtlama hamleleri devam ediyor. TBMM’deki yasa değişiklikleriyle de belediyelere hizmet yükleri eklenmesine karşın gelirleri kısıtlanıyor.

Bu durum peki İzmir’i nasıl etkiliyor? Cemil Tugay sorularımızı şöyle yanıtları:

"BELEDİYELER ÜZERİNDEKİ BASKI SÜRSÜN DİYE YAPILANDIRMA ÇIKMIYOR"

Cumhurbaşkanı’nın "silkeleyelim" talimatı size nasıl yansıdı?

Geçmiş dönemdeki borçları kapatmak için sürekli bir çaba içerisindeyiz. Ama geçmişten gelen borçlar için de çok yüksek faizler işliyor. Bugün bizim altından kalkmamızın kolay olmadığı sayıda personelimiz ve SGK ödememiz var. Biz ödüyoruz ama yenisi geliyor. Şu andaki borcumuzun yarısından fazlası sadece faiz parası aslında. Bu yüksek enflasyon ve yüksek faiz uzun süredir hem belediyeler hem diğer kurumlar için çok büyük sorun.

Türkiye'de SGK borcu olan kurumları, kişileri 2017 yılından beri açıklamıyorlar. Aslında açıklama zorunluluğu var ama açıklamıyorlar. Sadece belediyelerin borçları varmış gibi konuşuluyor. Oysa biliyoruz ki Türkiye’de çok fazla sayıda kurumun ciddi borçları var ama üzerlerine gidilmiyor. Ama buna karşılık özellikle CHP’li belediyeler için bir baskı unsuru olarak kullanılıyor bu. Normal şartlarda böyle bir borç birikimi olduğu zaman bir yapılandırma kanunu çıkardı. Eminim ki sadece belediyeler üzerindeki bu baskı unsuru kalkmamalı diye bu yapılandırmayı da bir türlü yapmıyorlar. Selçuk Belediye Başkanı’nın bir ifadesi vardı; "Ekonomik kayyum belediyelerin üstünde". İzmir şu anda 28 ilçesiyle ve büyükşehriyle CHP'li belediyelerin yönetiminde, o nedenle buraya özel bir ilgileri de var.

cemil-tugay

"BUGÜNE KADAR İZMİR KÖRFEZİ İÇİN BİR KURUŞ DAHİ HARCAMADILAR OYSA İZMİT GİBİ OLMALI"

Körfez kirliliği konusunda da hükümet ile karşı karşıya gelmiştiniz, süreç nasıl ilerliyor?

İzmir Körfezi'nde algıya çok önem veriyorlar, balık ölümleri ve koku sorunu olduğunda doğrudan bize saldırıya geçtiler; "Bunlar sizin suçunuz" diye. Oysa ben İzmir'de büyümüş birisiyim, çocukluğumda da gençliğimde de kirlilik ve koku sorunu vardı. Şu andaki durum geçmişten bugüne uzun bir birikimin sonucu ama tamamen belediyenin hatası denemez. Çünkü Körfez’e 33 tane dere ve akarsu boşalıyor. Gediz Nehri çok önemli bir kirletici.

Bunların denetimi yetkisi büyük oranda bakanlıklara bağlı; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı... Körfez’in içerisinde limandan kaynaklanan bir kirlilik var, yük gemilerinin yarattığı kirlilik var, tersane var. Hiçbirinde belediye olarak bir denetim yetkimiz yok.

Biz diyoruz ki, İzmit Körfezi’nde yapıldığı gibi bizde de aynı çalışma yapılsın çağrısını paylaşıyoruz. Orada bakanlık büyük ölçüde üstlendi, Cumhurbaşkanlığı ödenek verdi. Bunu kesinlikle kabul etmediler ve bir kuruş dahi bugüne kadar İzmir Körfezi için harcamadılar. O zaman biz kendimiz tarama çalışması yapalım dedik, ona da çok dar bir alanda izin verdiler. 2017 yılında yine İzmir Körfezi’nin temizliğiyle ilgili bakanlık onaylı bir proje yapılmıştı. Ancak sonra bakanlık onaylı projeyi biz kullanmayalım diye izin vermediler ve projeyi iptal ettiler. "Bu yanlış proje" dediler; o zaman niye yanlış değildi? O zaman da AK Parti’nin bakanlığı vardı.

"KREDİLERİ ALMAMAMIZ İÇİN YÖNETMELİK ÇIKARDILAR"

Yurt dışı finans kuruluşlarından anlaştığınız kredilerin onaylanmaması süreci nedir?

Bizim en çok şikayet ettiğimiz konulardan birisi bu. Yasal mevzuata göre biz kendimiz yurt dışı bankalarla kredi anlaşmaları yapabiliyoruz ama bunları kullanabilmemiz için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın onayı gerekiyor. Göreve başladığımda 6 proje vardı, 2 tane daha ilave ettik; 8 tane altyapı ve ulaşım projesi. Bunlar tamamen düşük faizli, geri ödemesiz dönemli avantajlı krediler.

Hazine kendi kasasından 1 lira koymuyor, kefalet de değil bu, Hazine garantisi de yok. Tamamen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kendi kredibilitesiyle (şu anda 3A kredi notu var) bulduğu kredi destekleriydi. Bir yıldan uzun süre hiçbir gerekçe olmadan onaylamadılar.

Sonra Mayıs 2025’te yeni bir kanun veya yönetmelik çıkardılar; 'Vergi ve SGK borcu varsa verilmeyecek' dediler. Ama bunu sonradan çıkardılar, bizim anlaşmalarımız daha önceden yapılmıştı. İki tanesini söyleyeyim: Aliağa Şakran bölgesinin kanalizasyon ve arıtma tesisi, bir de Dikili’nin kanalizasyon ve arıtma tesisi kredisi idi. Bunlar hayati öneme sahip işler. Kredileri onaylamayınca çaresizce biz kendi kaynaklarımızla yapımına başlıyoruz ama bu bütçeye ciddi bir yük bindiriyor. Buralarda gerçekten başka bir devletin belediyesiymişiz gibi muamele görüyoruz.

cemil-tugay

"İZMİR’İN TEK ELDEN YÖNETİLMESİ DOĞRU MODEL AMA KÖYLER VE BELDELER KALMALIYDI"

Büyükşehir Belediyesi Kanunu, yerel yönetimler ve hükümet yetkileri bakımından düşünceleriniz nelerdir?

Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nu baştan aşağı hatalı görenlerden değilim ama yerel yönetimler güçlendirilmeli. İktidarca yapılan hata şu: Köyleri mahalleye çevirdiler, belde belediyelerini kapattılar. Bu durum oralarda yerel yönetim zafiyetlerine neden oldu. Köy muhtarlıklarının araç, gereç ve mal varlığının ellerinden alınması sıkıntılara yol açtı. Ama İzmir'in bütünüyle suyunun, kanalizasyonunun, ulaşımının tek elden yönetilmesi bence doğru bir model.

Bugün yerel yönetimlerin olabildiğince iş yapmaması için çalışıyorlar. Belediyenin sorumluluk alanı olmasına rağmen bakanlık tarafınca burada planlama çalışmaları yapılıyor, rezerv alanlar uyduruluyor. Altyapı ve ulaşım düşünülmeden toplu konut çalışmaları yapılıyor. Devletin sosyal konut yapması lazım ama TOKİ herhangi bir yeri rezerv alan ilan edip konut yaptığı zaman altyapısını yani su, kanalizasyon, ulaşım, okul, sağlık tesisi gibi ihtiyaçlarını kimse düşünmüyor.

Örneğin Selçuk’ta çevre yolundan girdiğinizde bir tepenin üzerinde üst üste yığılmış TOKİ konutları var; Türkiye'nin en korkunç örneklerinden biridir. Selçuk’un mimarisine, tarihi dokusuna, kent kültürüne uygun olmayan bir ucube çıkıyor ortaya. Biz diyoruz ki TOKİ projeleri belediyelerle birlikte planlansın. Şimdi temelini atacağımız 3 bin 100 konutluk projede ise ulaşım ve altyapıyı beraber planladığımız için sağlıklı bir kentleşme örneği oluyor. İzmir’in genişleme açısından sıkıntıları var; şehir Körfez çevresinde yerleşmiş durumda, diğer alanlar tarım ve orman alanı ve buraları konuta açamıyoruz.

Kaynak:Yıldız Yazıcıoğlu

Öne Çıkanlar