Davutoğlu'ndan ara seçime yeşil ışık: 'AK Parti'ye de iyi yarar'

CHP lideri Özgür Özel'in, ara seçim gündemiyle ziyaret ettiği Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, ara seçim gündemine ilişkin, "Böyle bir teklif gelmesi halinde biz, hiçbir seçime karşı çıkmadığımız gibi böyle bir teklife de karşı çıkmayız" dedi.

Davutoğlu'ndan ara seçime yeşil ışık: 'AK Parti'ye de iyi yarar'

GAZETE PENCERE - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile partisinin genel merkezinde bir araya geldi. Görüşmenin ardından konuşan Ahmet Davutoğlu, İran Minap’ta 165 kız çocuğunun öldürülmesini “soykırım” olarak niteleyerek buna ilişkin başlatılan uluslararası imza kampanyasına Nobel Barış Ödülü sahipleri, eski cumhurbaşkanları, bakanlar ve uluslararası hukukçuların yer aldığını aktardı.

Kampanyaya Türkiye’den de birçok siyasi ismin destek verdiğini ifade eden Davutoğlu, ilk imzayı CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in attığını söyledi. Davutoğlu, "Gönül isterdi ki bu konularda hassasiyetini bildiğim AK Parti'den de temsil mahiyetinde imza olsun. Cumhurbaşkanı'nın olmamasını hepimiz anlarız çünkü bir diplomasi yürütüyor. Anlaşılabilir. Fakat AK Parti'den bir temsilcinin, genel başkan vekillerinden birinin olması buna güç katardı. Farklı ülkelerde olabiliriz, farklı inançlara sahip olabiliriz. Türkiye'de farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz. Ama hepimiz her şeyden önce insanız ve burada katledilenler kız çocukları. Bu konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"BU MESELE BİR İRAN-İSRAİL / İRAN-AMERİKA MESELESİ DEĞİLDİR, HEPİMİZİN KADERİNİ İLGİLENDİRİYOR"

Davutoğlu, ABD/İsrail-İran savaşında tarafların iki haftalık ateşkes anlaşmasına ilişkin, şunları söyledi:

"15 günlük süre kimseyi rahatlatmamalıdır, rehavete sürüklememelidir. Ben, böyle süreçlerin nasıl sabote edildiğini tecrübelerimden biliyorum. Onun için Pakistan’ı, kardeş ülkemizi tebrik ediyorum. Olağanüstü diplomatik başarı sağladılar. Pakistan’ı yalnız bırakmamak lazım, Pakistan’a destek olmak lazım. Benim önerdiğim; Türkiye, Pakistan, Malezya ve Endonezya’dan oluşan bir dörtlü… Hem bu süreci desteklemek üzere devreye girmesi hem özel bir misyonla, gerektiğinde Hürmüz Boğazı’na bir deniz görev gücü göndermesi; İran’la olan ilişkilerindeki güven ve Körfez ülkelerinin duyduğu saygı dolayısıyla, bu dört ülke mümkündür. En önemlisi, bunlarla birlikte Amerika Birleşik Devletleri üzerine baskı yapma kabiliyetine sahip olmalarıdır. Çünkü bu dört ülkeden üçü, Trump’ın çok önem verdiği 'barış kurulu' dediği yapıya katkı vermiş ülkelerdir. Sayın Genel Başkanımızla bunları paylaştık. Bu mesele bir İran-İsrail meselesi değildir; İran-Amerika meselesi de değil, hepimizin kaderini ilgilendiriyor."

Davutoğlu, ekonomiye ilişkin eylem planlarını hatırlatarak, Özgür Özel ve heyetine bu planı ileteceklerini aktardı. Birçok konuda müşterek olduklarını belirten Davutoğlu, "Bundan sonra da halkımızın savaştan daha az etkilenmesi için ne yapmak gerekiyorsa yaparız" dedi.

"BİR SİYASİ AHLAK DEVRİMİNİ HEP BİRLİKTE YAPALIM"

Davutoğlu, 2016 yılında siyasi ahlak yasasının Meclis'e sunulduğunu anımsatarak, şunları kaydetti:

"Ve maalesef çıkaramadık. Nisan ayının sonuna doğru, malum beni istifaya götüren bir süreç işledi. Parti kimliklerinden bağımsız olarak, şimdi Türkiye’de siyaset yapmış herkese; AK Partili olsun, Cumhuriyet Halk Partili olsun, hangi görüşten olursa olsun şu soruyu sormanın hakkım olduğunu düşünüyorum. Eğer 10 yıl önce bu kanun çıksaydı ve mal beyanları da dahil olmak üzere uygulansaydı, acaba bugün Türkiye’nin bütün kurumlarına, yerel yönetimlerine ve merkezi yönetimine bir pandemi, bir virüs gibi sirayet etmiş olan bu yolsuzluk dalgası yaşanır mıydı?

Özellikle de AK Parti içindeki değerli dostlarıma hitap etmek istiyorum: Eğer o zaman bu kanunu çıkarsaydık, acaba bugün AK Parti’nin en yumuşak karnı olarak görülen yolsuzluk meselesi yaşanır mıydı? Burada ben tekrar, çok açık olarak, her yerde söylediğim ilkeyi dile getiriyorum: Parti farkı gözetmeksizin, yerel yönetim–merkezi yönetim farkı gözetmeksizin, kim yaptı diye bakmaksızın; yapanın kimliğine, bölgesine, şehrine, yakınlığına bakmaksızın artık Türkiye’de bir siyasi ahlak devrimi yaşatmamız şart. Siyasi ahlak yasası yetmez. Siyasi ahlak reformu da yetmez. Bu son yaşananlardan sonra herkese çağrım: Bir siyasi ahlak devrimini hep birlikte yapalım.

"RUHSAR PEKCAN" HATIRLATMASI...

Sayın Genel Başkan doğal olarak ana muhalefet partisi lideri oldu ama kamu gücünü kullanacağı bir süreçten geçmedi. Ama benden başlayarak, herkese açık şekilde bu yapılırsa, gelecek nesillere en büyük mirasımız bu olur. Bir daha gelecek nesiller sabahleyin 'kimin tutuklanacağı' haberiyle kalkmaz. Ya da 'Onlar bu işe bulaştı ama bizimkiler suçsuz, bizimkiler mazur' deyip karşı tarafı suçlayıcı bir gerekçe oluşmaz. Şimdi AK Partili arkadaşlarıma sesleniyorum: Tamam, Cumhuriyet Halk Partisi’nde nerede varsa hepimizin dosyası araştırılsın da, bir taneniz sormaz mı? Pandemi döneminde şirket kurup kendi bakanlığına, eşi üzerinden maske ve dezenfektan satan bakanla ilgili bir soru sormaz mısınız?

Ve bu bakanı teşekkür ederek Meclis kürsüsünden uğurladınız. Ben bu konuda ayrım gözetmem. Kim yaparsa bedelini ödemeli. Tam anlamıyla arınmadan Türkiye’de siyasi ahlakı yerleştiremeyiz. Onun için, bu teklif nerede ve kim tarafından gelirse gelsin sonuna kadar arkasındayız. Ben de şahsen, siyasi kariyerimde en çok önem verdiğim bu husus konusunda her türlü mücadeleyi vermeye ve her hesabı kendi çapımda vermeye hazırım. Tam desteğimize sahipsiniz bu konuda."

"BÖYLE BİR TEKLİFE KARŞI ÇIKMAYIZ"

Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "ara seçim" talebine dair şu ifadeleri kullandı:

"Seçimler niçin vardır? Seçim, aşı olmak gibidir. Yani bedeni belli dönemlerde aşılarız ki başka şeylere karşı direnç kazansın. Bu aşıyı belli aralıklarla yaptığınızda o direnci güçlendirirsiniz. Eskiden dört yılda bir seçim olurdu. Hani eski çarpık parlamenter sistem diyeyim; parlamenter sistem değildi o, çarpıktı. O yüzden zaten Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir sürü problemler yaşandı. Sadece benimle Sayın Erdoğan arasında değil, daha önce de yaşandı. O sistemde süre dört yıldı. Şimdi beş yıla çıktı. Beş yıl boyunca, bir kere yüzde 1,5 ya da yüzde 0,5 oy farkıyla seçimi kazandığınızda, beş yıl bir daha sınava girmiyorsunuz. Halkın onayı var mı, yok mu diye bir daha sınanmıyorsunuz.

Gençlik yıllarımızdı, çok iyi hatırlıyorum: 14 Ekim 1979. 20 yaşındaydım. Rahmetli Demirel ile rahmetli Ecevit sert bir siyasi rekabet içindeydi ve bir ara seçim yapıldı. Beş milletvekilliği için. Rahmetli Demirel’in 'beş, beş, beş' deyişini hala hatırlarım. Ve o beş milletvekili o günkü siyasi tabloyu etkiledi. Ama diyelim ki o zaman iktidarda olan Sayın Bülent Ecevit kazanmış olsaydı, o da güven tazeleyecekti. Bunda bir yanlışlık yok. Burada sadece bugün için bir ihtiyaç olarak söylemiyorum: 5 yıl, sınamasız bir dönem olarak demokrasilerde çok uzundur. 5 yıl olacaksa, belli aralıklarla halkın önüne gitmek iktidara güç katar. Sayın Erdoğan bunu çok iyi yapardı; takdir etmek gerekir, bir siyasi lider olarak çok başarılıydı. Teşkilatları mobilize ederdi. Şimdi söylüyorum: AK Parti teşkilatlarından şikayetler var. Bir yorgunluk, bir 'metal yorgunluğu' oluştu. Metal yorgunluğunu aşmak için şimdi yedi diyoruz; yedi milletvekilliği için seçim koyun, sandığı kurun. Bir anda AK Parti teşkilatları hareketlenir. Bu size de yarar. Dolayısıyla böyle bir teklif gelmesi halinde biz, hiçbir seçime karşı çıkmadığımız gibi, böyle bir teklife de karşı çıkmayız.

"CAN ATALAY’IN YERİ HAPİSHANE DEĞİL, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN ÇATISI ALTIDIR"

Sayın Genel Başkan ile içeride güzel bir istişaremiz olmuştu. Benim tek kaygım şuydu: Siyasi görüşüne bakmam; demokratik ilkeler her zaman her şeyden önce gelir. Böyle bir durumda Can Atalay'ın durumu ne olacak diye sordum. Çünkü Can Atalay'ın yerine seçim yapılmasını doğru bulmam. Milli irade tecelli etmiştir. Can Atalay’ın yeri hapishane değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altıdır. Bunu savunmak bir kişiyi savunmak değil; demokrasiyi, milli iradeyi ve hukuku savunmaktır.

Rahmetli Hasan Bitmez ise bizim için bir borçtur. Rahmetli Hasan Bitmez, Orta Doğu’nun felaketlere gittiği ilk günlerde Meclis kürsüsünde son nefesini vermiş bir siyasetçimizdir. Bu da karşılıklı istişarede konuşuldu ve çok güzel bir mutabakat oldu. Daha Sayın Arıkan’la görüşmediler, görüşecekler. Ama kendileri bunu öngördükleri ve kanaatimizi önemsedikleri için teşekkür ediyorum. Eğer böyle bir seçim olursa, Kocaeli’de Saadet Partisi’nden bir adayın ortak aday olarak çıkması mümkündür. Muhtemeldir ki AK Partililer bile Hasan Bitmez’in yerine başka bir adaya oy vermek konusunda ciddi bir vicdani muhasebe yapacaktır. Bu hususların çözülmesi halinde, gelebilecek seçim teklifine biz karşı çıkmadığımız gibi destek oluruz. Tekrar, bu dört konuda da ortak görüşlerimiz olduğu için teşekkür ediyorum."

DAVUTOĞLU'NDAN AKP'Lİ BİBA'YA "MİLLİ İRADE" YANITI

Ahmet Davutoğlu, Mustafa Bozbey'in tutuklanması ve görevden uzaklaştırılmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi'nde yapılan oylamada tek aday olan AKP'li Şahin Biba'nın Büyükşehir Belediye Başkan Vekilliğine seçilmesi sonrasında yaptığı, "Millet iradesine saygı, sandıkla oluşan Meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir" açıklamasını da değerlendirdi. Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Hiç kimse hukuki muafiyete sahip değil; hepimiz yargılanabiliriz. Kesin mahkûmiyet ortaya çıkmadan seçilmiş belediye başkanının görevden alınması doğru değildir, demokratik değildir. Hele bunu 'milli irade' diye tanımlamak gerçekten hazin bir tablo. Milli irade kavramını sulandırmamak lazım. Bir gün lazım olur. Ben o veya bu hukuki bir süreç için kesin bir hükümde bulunmam. Ama kesin hükümde bulunacağım bir husus vardır: O da, yargılaması sürerken seçilmiş bir insanın asla görevinden alınmamasıdır. Seçilmişlik, şüpheden daha önemlidir. O bir şüphe daha; yargı sonunda karar verecek. Ama kesinleşmiş, şüphe olmayan bir gerçek ise o seçimin neticesidir."

Kaynak:ANKA

Öne Çıkanlar