Gülistan Kılıç Koçyiğit: Kürtlerdeki kırılmayı hükümet onarmalı
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, son günlerde iktidarın dilinin sertleştiğini söyledi. Koçyiğit, "Kürtlerdeki duygusal kırılmayı onaracak yaklaşımların ivedilikle atılması gerekiyor" dedi.
GAZETE PENCERE - DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Suriye'de geçici Şam yönetimi ve SDG arasındaki anlaşmaya da değinen Koçyiğit, iktidara seslendi.
Koçyiğit, Amida Haber'den Burcu Beytepe'nin sorularını yanıtladı.
'KAYIP YA DA KAZANIM OLARAK BAKMAK DOĞRU DEĞİL'
Suriye yönetimi ile SDG arasında imzalanan son anlaşma 'kayıp' ya da 'kazanım' tartışmaları ile birlikte değerlendiriliyor. Suriye'de toplumsal bir anlaşmaya varıldı. Hayata geçirilmesine dönük çalışmalar var mı?
Biz 29 Ocak Anlaşması'nı memnuniyet verici olarak görüyoruz. Özellikle ateşkesin sağlanmış olması, belli başlı başlıklarda müzakere edilmesi ve bu mutabakatın bir takvime bağlanması bizim açımızdan da olumlu bir gelişme. Bu anlaşmaya 'kayıp' ya da 'kazanım' olarak bakmak doğru değildir. Çünkü bu anlaşma ilk olarak savaşın önüne geçti. Rojava'yı yok edecek bir kuşatma politikasının önüne geçen, Kürt halkını katliamdan koruyan, katliamın önüne geçen ve bir başlangıç olarak tarihlendirilmesi gereken bir anlaşma. O anlamıyla bir kayıp ya da kazanım üzerinden okumanın kendisi anlaşmanın tarihsel bağlamında, sonuçlarına ve gelecek açısından açacağı imkanlara eksik bir değerlendirme olur.
Nasıl değerlendirmek gerekiyor?
Bu bir başlangıç. Bu başlangıcın doğru değerlendirilmesi ve iyi bir pratikle desteklenmesi halinde Suriye'nin demokrasisi, birliği, orada yaşayan halkların haklarının korunması, geliştirilmesi konusunda büyük adımların atılmasını da önünü açan bir anlaşma olarak okumak gerekiyor. Sadece anlaşmanın kendisi kıymetli fakat anlaşma kadar anlaşmanın pratikleşmesi de önemli. Daha önce de birçok anlaşma yapıldı ama yaşam bulmadı. Umuyor ve diliyoruz ki anlaşma tam da bağıtlandığı gibi uygulanır. En önemli ihtiyaçlardan birisi de bütün bu sürecin anayasal garanti alınması. İşte o zaman "Suriye'de demokratik yeni bir süreç başladı, Suriye'de kurulan yeni yönetimde halkları, inançları gözeten çoğulcu bir yaklaşım var" diyebiliriz ama bunu görmemiz için biraz beklememiz gerekiyor. Zamanla hepimiz bunun nasıl bir yolda ilerleyeceğini göreceğiz.
'KÜRT HALKI ROJAVA'YI YALNIZ BIRAKMADI'
Suriye'de tansiyon yükselirken uzun süredir de bir anlaşmaya varılması bekleniyordu. Bu aşamaya nasıl gelindi?
Bu anlaşmayı imzalatan en önemli şey de sokağa çıkan halk. Neredeyse dünyanın her kentinde sokağa çıkarak Rojava’ya sahip çıkan "Rojava'yı savunacağım, Rojava’yı koruyacağız" diyen halklarımıza müteşekkiriz. En başta da Kürt halkı Rojava’yı yalnız bırakmadı. Onu, kendisinin bir kazanımı olarak görüp savunma konusunda ortaya koyduğu irade bu anlaşmayı yaptıran öncelikli etkenlerden birisidir. Diğer bir önemli etken de SDG yönetiminin bir Kürt-Arap Savaşı'nın önüne geçen yaklaşımı. Kendi topraklarını ve insanlarını koruma noktasındaki iradesini sonuna kadar ortaya koyarken, yapıcı müzakereyle ve diyaloğa da kapı araladı. Müzakereyi ve istişareyi esas alan bu yaklaşımı anlaşmayı sağlayan yegane unsur olarak ifade etmemiz gerekiyor.
'BU ANLAŞMA DAHA SOMUT BİR ANLAŞMA'
Son yapılan anlaşma 10 Mart Mutabakatı ile sıkça karşılaştırılıyor. Her iki anlaşmayı da değerlendirdiğimiz zaman neler söylemek istersiniz? Bu anlaşma, Suriye ve Türkiye için neler ifade ediyor?
Kesinlikle 10 Mart Mutabakatının ilerisinde bir anlaşma. 10 Mart Mutabakatında 8 madde vardı ama bu maddeler daha soyuttu. Yani diyelim ki, "siyasi ve askeri entegrasyon" diyordu ama alt başlığı yoktu, içinin nasıl doldurulacağına dair ifadeler yoktu. Ya da diğer kurumlarda eğitim ve benzeri başlıklarda entegrasyon öngörüyordu ama nasıl olacağına dair bir yol haritası bir somutluk yoktu. Bu anlaşma daha somut bir anlaşma. Ayrıca takvimlendirilmiş bir anlaşma ve o anlamıyla 10 Mart Mutabakatını aşan ve 10 Mart Mutabakatının daha ilerisinde olan bir anlaşma olarak ifade edebiliriz.
'OLUMLU ANLAMDA YANSIMALARI OLACAK'
Türkiye’ye etkisi olur mu?
Tabii ki Kürtlerin tam olarak istediği bir anlaşma değildir ama burada mesele, bundan sonrasını da demokratik mücadele kanallarıyla, istişare ile daha da ilerletmek olmalıdır. Bu bir başlangıçtır ve bu başlangıcı önce korumak, kalıcı hale getirmek ondan sonra bunu geliştirmek ve ilerletmek gibi bir yol haritası en azından açığa çıkmış oldu. Aklıselim hakim oldu. Bundan memnuniyet duyuyoruz. Bütün bir bölgeyi yakıp kavurabilecek bir çatışmanın önüne geçilmiş oldu. Bu çok önemli ve anlamlı. Bunun olumlu anlamda hem Suriye'de hem Türkiye'de yansımaları olacaktır. Şimdi Türkiye'de bir süreç yürüyor, Türkiye'de bu süreç sürekli bir Suriye meselesi ile ilişkilendiriliyordu. 29 Ocak'ta yapılan anlaşmanın Türkiye'deki süreci de ivmelendirecek bir başlangıç oluşturduğunu düşünüyorum.
Kaynak:Haber Merkezi