İYİ Parti lideri Dervişoğlu’ndan sert çıkış: Milletin sabrının da bir sınırı vardır!
İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, CHP Genel Merkezi'ne müdahale ve butlan kararından ardından partisinin görüşlerini açıkladı. Dervişoğlu “Milletin sabrının da bir sınırı vardır” dedi.
GAZETE PENCERE - İstinafın CHP Kurultayı'na yönelik mutlak butlan kararını vermesinin ardından başlayan gerginlik, dün gece yarısında Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı Celal Çelik'in yazılı başvurusuyla parti genel merkezine yönelik tahliye talebinde bulunulmasının ardından arttı.
CHP yönetimi parti yöneticilerini Genel Merkez'e çağırırken, polisler biber gazıyla CHP Genel Merkezi’ne girip CHP’lileri çıkardı.
CHP lideri Özgür Özel de “Herkes kendisine yakışanı yapar, biz CHP’ye yakışanı yapıyoruz” diyerek genel merkez binasından çıkıp TBMM’ye yürüdü.
İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, CHP Genel Merkezi'ne müdahale ve butlan kararından ardından partisinin görüşlerini açıkladı. Dervişoğlu “Milletin sabrının da bir sınırı vardır” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun açıklaması şöyle:
Basın mensupları, aziz milletim;
Çağımız 'belirsizlik çağı' diye isimlendiriliyor. Bizim yaşadıklarımız ise bu çağ içerisinde ancak bir utanç dönemi olarak tarif edilebilir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle sistematik hale gelen bir utanç dönemidir bahsettiğim.
Şayet aksi olsaydı; 30 yıllık Bilgi Üniversitesi iki satırlık bir Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile kapatılıp birkaç gün sonra yeniden açılmazdı. Aksi olsaydı; Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi kapılarının kırılarak içeriye zorla girilmesine, mahkeme kararıyla bir partiye genel başkan tayin edilmesine biraz olsun şaşırırdık.
Ancak şaşırmadık. Çünkü bu aşamayı çoktan geride bırakmış durumdayız. Aslında neye şaşıracağımızı da şaşırmış durumdayız. Haksızlıklara şaşırmıyoruz, adaletsizliklere şaşırmıyoruz, yolsuzluklara şaşırmıyoruz, ahlaksızlıklara şaşırmıyoruz, yargının vesayetine şaşırmıyoruz, milletin beklentilerinin hilafına alınan gece yarısı kararlarına şaşırmıyoruz. Milletin 'hukuki mi yoksa siyasi mi' olduğu diye tartıştığı kararlara ve sabah operasyonlarına şaşırmıyoruz.
"BU TAM BİR ÇÜRÜMÜŞLÜK HALİDİR"
Velhasıl bize olağanüstülüğü olağan diye kanıksatmaya başladılar. 'Daha ne olacak da şaşıracağız acaba?' diye kendi kendimizi sorguluyoruz. Bu tam bir çürümüşlük halidir ve içinde bulunduğumuz yüzyılda Türkiye'nin hak ettiği bir durum değildir.
Bizler, milletimizin iradesinin üzerinde başka bir irade tanımayan, adaletin ertelenemez bir hak olduğuna inanan İYİ Partililer olarak; son günlerde yaşananları büyük bir endişeyle takip ediyoruz. Üniformalı darbe dönemlerini aratmayan, hatta belki de maalesef aratan olaylara şahitlik ediyoruz ve Cumhuriyetimizin geleceği açısından da çok büyük bir endişe taşıyoruz.
"KAYYUMLAR CUMHURİYETİ..."
Çünkü bugün ortada üzülerek ifade ediyorum ki söz gelimi bir cumhuriyet vardır. Cumhuriyetimiz maalesef bir 'kayyumlar cumhuriyetine' dönüştürülmek isteniyor. Birinin milliyetçilere, bir başkasının Atatürkçülere, bir terör hükümlüsünün de Kürtlere kayyum atandığı bir düzen arayışıdır bu. Bu sayede Sayın Erdoğan da kendisini ebediyen Türk devletine kayyum olarak tayin etme hevesi taşımaktadır.
Bu çerçeveden bakıldığında; Cumhuriyet Halk Partisi'ne yapılan operasyon, Türkiye'yi yönetenlerin hem çaresizliğini hem de bir sonraki adımını göstermektedir. Bu bir siyasetsizlik durağıdır. Türk milletinin değiştirilemez, devredilemez ve tartışılamaz hakkı olan tercih yapma hakkının dahi elinden alınabileceği bir yola itilmek istenmekteyiz.
Bizler bugün başımızı kuma gömüyorsak, selden kütük kapmanın derdine düşmüyorsak sebebi İYİ Parti'nin kuruluş süreci, ilkeleri ve değerleridir. Bu süreçten doğan sorumluluklarımızdır. Dahası, bugüne kadar dile getirdiğimiz endişelerin ve yaptığımız uyarıların her birinin adım adım gerçekleşmiş olmasıdır.
Bizler sadece kendi tarlasını değil, memleketin her karış toprağını dert edenleriz. Dün böyleydik, bugün böyleyiz, yarın da böyle olacağız. Derdimiz kendimiz değil, milletimiz olmaya devam edecek.
Aziz milletim;
Vesayet ile mücadele ettiğini iddia ederek milletimizin teveccühüne mazhar olan AK Parti iktidarının, yargı vesayetiyle ayakta kalmaya çalıştığının farkındayız.
"SON SÖZÜ DAİME TÜRK MİLLETİ SÖYLEMİŞTİR"
Türk milletinin olanları sessizce takip ettiğinin; yeri ve zamanı geldiğinde devletine ve cumhuriyetine bunları yaşatanları şaşmaz iradesiyle cezalandıracağının da bilincindeyiz. Unutulmasın ki darbeler, hukuksuzluklar yaşamış olan bu ülkede son sözü daima büyük Türk milleti söylemiştir. Bunca derdin, bunca sıkıntının ortasında ocağını tüttürmeye çalışan milletimiz; siyasi çalkantıların ve hukuksuzluğun sebep olduğu bedellere mahkum ve mecbur değildir.
Demokrasimizin ve hukukun yaşadığı her sarsıntı milletimizin sofrasını küçültmekte, ülkemizin geleceğine yeni ipotekler koydurmaktadır. İktidar partisi dışında hemen tüm siyasi partilerin ortaklaştığı bir husus var ki o da Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Türk siyasetinin önemli bir kurumu ve parçası olduğu gerçeğidir. Siyaseten kimi zaman ayrışsak da böyle bir kurumsal yapının ağır hasar görmesine asla razı olamayız. Bu yaklaşımımız, demokratik ahlakımızın bir gereğidir.
Biz, siyasi rakiplerini çeşitli yol ve yöntemlerle imha etmek yerine onlarla yarışmayı tercih eden bir siyasi iklimin inşa edilmesinden yanayız. Demokrasi dışı her girişimi reddedip kınamamızın da asıl gerekçesi budur. Bu kapsam içinde; dün milletimizi üzen gelişmelerin yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi'nde ortaya çıkan tüm sorunların kurumsal bir bütünlük içinde aşılacağına olan inancımızı ifade etmek isterim. 150 yıllık demokratik birikimimiz ve tecrübelerimizle bu olumsuz dönemin asgari hasarla atlatılacağına yürekten inanıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti, Türk milleti de kendinden olmayana karşı bile adalet aşığı bir millettir.
Yaratılan kaosu aşmadaki en önemli gücümüz de budur. Bu yüzden gidişattan endişeliyiz ama gelecekten asla umutsuz değiliz. Kurulduğu günden bu yana her türlü ayak oyunlarına ve tuzaklara maruz kalmış İyi Parti'nin Genel Başkanı olarak inançla ifade etmek isterim ki; Türkiye'nin her sorunu aşacak ve her kırılmayı onaracak evlatları da tecrübesi de mevcuttur.
"MİLLETİN SABRININ DA BİR SINIRI VARDIR"
Hem iktidara hem kurumlarımıza hem de meselenin taraflarına çağrımız odur ki; milletimiz rahatsızdır ve bir an önce çözüm beklemektedir. Bu konuda herkesin üzerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmesi ertelenemez bir mecburiyettir. Yargıyı bağımsız, demokrasiyi güçlü kılmanın yolu, milletimizin geçmişte yaşanan kötülüklere karşı aldığı tavrı hatırlatmaktan geçmektedir. Unutmayın ki bu milletin sabrının da bir sınırı vardır ve milletin sandıkta attığı demokrasi tokadı başka hiçbir şeye benzemez.
Artık ekmek büyümüyorsa kardeşlerimizin lokmasına göz dikerek doyamayacağımızı, kapımız kirliyse komşu kapısını kirleterek temizlenemeyeceğimizi görmek zorundayız. Komşusu açken tok yatmamakla övünen bir milletin mensubuysak, komşumuz ağlarken gülemeyeceğimizi de idrak etmek mecburiyetindeyiz.
Bugün bu basın toplantısını gerçekleştiriyorum, düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum ama sizin de pek tabii ki sorularınızı cevaplamaktan, toplantının sonunda büyük bir mutluluk duyacağım. Ama ifade etmek durumunda olduğum sözler var.
Ben Müsavat Dervişoğlu olarak; yurttaşı olmaktan gurur duyduğum bu cumhuriyeti, mensubu olmakla şeref duyduğum Türk milletini, her geçen gün tartışmalı hale getirilen demokrasimizi bütünleşik bir muhalefet anlayışıyla hak ettiği bir yere taşıyabileceğimizi biliyorum. Bizi bir araya getirecek akli ve ahlaki değerlerle birlikte milli ve manevi hasletlerimiz de bellidir. Bayramlar da işte bu hasletlerin bir yüzüdür. Kardeşliğin, merhametin, helalleşmenin, huzurun ve ortak geleceğe inanmanın adıdır bayramlar.
Biz bu yüzden milletimizin bayramını bile gölgeleyen bu karanlık siyaset anlayışını kökünden reddediyoruz. Bir bayram daha endişe, bir bayram daha gerilim, bir bayram daha sefalet yaşamak kaderimiz olmamalıdır.
Dileğimiz ve mücadelemiz; her yurttaşımızın huzurla, güvenle ve adalet duygusuyla bayram yaşayacağı bir Türkiye içindir.
Bu günler geçtiğinde akıllarda; haklıyla haksızın, adalet ile adaletsizliğin, demokrasi ile tek adamlığın, monarşik heveslerle cumhuriyetin kavgası kalacak. Ve bu kavgayı mutlaka her şeyin en güzelini hak eden Türk milleti kazanacaktır. Bu inanç ve düşünceyle aziz milletimizin ve sizlerin mübarek bayramınızı şimdiden tebrik ediyor, iyiliklere ve güzelliklere vesile olmasını temenni ediyorum.
SORULARA YANITLAR
Dervişoğlu, bir gazetecinin "MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın bir açıklaması oldu. "Anayasa Mahkemesi yetki alanı, genel kurulun seçim maddesine kadar olan işlemlerdir." diyor. Yani örneğin; mali raporlar gibi bu alanda yetkisi yok, butlan çıkartamaz diyor ... Nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna şöyle yanıt verdi:
"Valla günaydın diyorum önce. Bir siyasi partinin genel başkan yardımcısına cevap vermem, makamlarımızın mütenasip olmaması nedeniyle pek mümkün değil ama Feti Bey’i geçmişten de tanırım.
Bu sürecin davul zurna çalınarak gelindiğini herhalde yeni anlamış. Ayrıca bu mesajın kamuoyuna değil de iktidar ortağı olarak bizzat Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a götürülmesi gereken bir süreç olduğunu anlamakta zorlanmış; öyle görüyorum.
Ama güzel şeyler de temenni etmiş olsalar, o güzelliklerin de sağlanabilmesine vesile olamadıkları dönemler yaşanıyor. Ortada yasa var, anayasa var. Bu ülkeyi yönetenlerin, yani iktidar sahiplerinin öncelikle yasalara ve mevcut anayasaya uymalarını temin edecek adımları atmaları gerekir diye düşünüyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi tarafından gelen çağrı ve temenniler, genellikle bakıldığında çok fazla karşılık bulmuyor. Şimdi bunun örneklerini verirsem bazı şeyler gölgede kalır, o sebeple burada sınırlı tutayım.
Yani, olacak ve olmayacak şeyleri sıklıkla talep ederseniz, olacak şeylerin ya da olması gereken şeylerin, engellenmesine de sebep olursunuz. Öcalan canisini Meclis’e çağırırsanız, getiremezsiniz örneğin. "Ahmetler makamlarına, Selahattin yuvasına dönsün" der de yapamazsanız, bunu gerçekleştiremezseniz olmaz. Abdullah Öcalan’a statü arar da bulamazsanız; bu kadar yanlışlığın içinden ya da yaratılmış bataklığın içinden güzel şeyler çıkmaz.
Onun için siyaseten sorumluluk makamında ve söz söyleme makamında bulunanların ifadelerine özen göstermeleri lazım. Güvenilirliklerini yitirenlerin memleket yararına temennileri de ciddiye alınmaz hale gelmiştir. İşte o sebeple İyi Parti olarak ve şahsen ben, her zaman siyaseti ve devleti yönetmeye talip olanları ciddiyete davet etmişimdir. Çizginiz doğru olacak ki söylediğiniz makbul olsun. Problem —yani söylenenin makbul olmamasını temin eden şey— çizginin doğru olmamasıdır. Doğru çizgi arıyorlarsa gelsinler bize baksınlar.
" Efendim, mutlak kutlama kararı malum ortada, aynı zamanda iç bölünmeler söz konusu. Sizce bu Türk siyasetini, Türk siyasetinin geleceğini nasıl etkiler?" sorusuna da Dervişoğlu şöyle yanıt verdi:
"Önce çok olumsuz etkiler, pek tabii ki. Ben demokrasinin, hukukun, adaletin, yasaların ve özellikle anayasadan doğan hakların korunmasından yanayım. Bir kişinin siyaset yapma hürriyetini ve ehliyetini elinden alamazsınız ama Türkiye'de bunlar yaşanıyor maalesef.
"Efendim, bu Cumhuriyet Halk Partisi'nde nelere sebep olur?" Rivayetler muhtelif; çok şeylere sebep olabilir.
Yani burada aslında bakılması gereken şey niyetlerdir. Eğer niyet kötüyse çok şey olabilir. Dolayısıyla ben siyasette niyetin doğru bir yerde tutulmasından yana olduğumu ifade etmeye çalışıyorum. Yoksa bu yaşananlar Türkiye'ye yakışmayan olaylardır."
Kaynak:Haber Merkezi