Koçyiğit: Başlangıç noktası açık, raporun 6. ve 7. maddeleri

DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit, Meclis Komisyonu raporunun 6. ve 7. başlıklarında belirtilen alanlarda adımların atılmasının süreci hızlandıracağını söyledi; silahsızlanma ve Öcalan’ın statüsü için de yasal düzenlemeler gerektiğini belirtti.

Koçyiğit: Başlangıç noktası açık, raporun 6. ve 7. maddeleri

GAZETE PENCERE - DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kürt meselesinin çözümü için devam eden süreç ve bu süreçte beklenen gelişmelere dair konuştu.

Koçyiğit’in JinNews haber ajansından Melek Avcı’ya verdiği röportajdan öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

“Hem iktidar hem muhalefet hem de Meclis açısından ortaklaşılan bir rapor var. 18 Şubat tarihinde oylanan ve kabul edilen Mecliste kurulmuş olan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporu, hepimizi bağlayan bir rapor.

O zaman nereden başlamak gerekir diye baktığımızda, başlangıç noktamız gayet açık ve net: Raporun 6. ve 7. başlıklarında ortaya konulan yol haritası pratikleştirilirse asıl süreç açısından çok ciddi bir ivmelenme sağlanacaktır. Sadece bir ivmelenme, sürecin ilerlemesi, derinleşmesi bakımından değil, aynı zamanda toplumsal güvensizliğin aşılması, demokrasi konusunda bir mesafe kat edilmesi, hukuk devletine dönülmesi gibi başlıklarda da ciddi bir mesafe kat edilebilir.

'DEMOKRATİKLEŞMENİN BAHANESİ OLMAZ'

Öncelikle raporun 6. ve 7. başlığını iki şekilde ele almak gerekiyor. Bir başlık, Türkiye’nin kendi yerleşik içtihatlarını, yerleşik hukuk kurallarını uygulamasına dair belirlemeler içeriyor ki bunu ertelemenin, ötelemenin, zamana yaymanın hiçbir mantığı, hiçbir gerekçesi olamaz. Demokratikleşmenin bahanesi olmaz.

Halihazırda demokratikleşme başlığındaki öneriler kayyumların iade edilmesinden AİHM-AYM kararlarının uygulanmasına kadar tutuksuz yargılamanın esas olmasından tutalım da hasta tutukların bırakılmasına kadar bir dizi hem toplumun bugün talebi olan ama aynı zamanda da hukukun gereği olan meseleleri hızla pratikleştirmek gerekiyor. Yani biri çıksın desin ki hükümetten biri biz anayasayı uygulamıyoruz. Şu nedenle diyebilir mi? Diyemez. Anayasa herkesi bağlıyor.

'ÇOKLU DÜZENLEMELERE İHTİYAÇ VAR'

Meseleye güvenlikçi perspektifle bakmak, silahların susmasını Kürt sorunun demokratik çözümü olarak ifadelendirmek yanlış ve yanılgılı bir yaklaşım. Çoklu düzenlemelere ihtiyaç var. Buradaki bakış açısındaki darlık çözümde de doğal anlamda bir darlığı getiriyor. Meseleyi sadece PKK’nin silahsızlanması tartışmasına indirgediğinizde o zaman bu sefer de PKK’nin içerisinde kim gelecek, kim Türkiye’ye dönecek kim dönmeyecek ya da bu yasal düzenlemeden kim faydalanacak, kim faydalanmayacak gibi dar bir çerçeveye sıkıştırmış oluyorsunuz. Oysa ki, biz barışı konuşuyoruz. Barış bunu çok çok aşan bir mesele.

'BÜTÜNLÜKLÜ BİR YASAYA İHTİYAÇ VAR'

İkincisi, kategorize eden yasa yapımının derde derman olmayacağını ilk günden söyledik. Sayın Öcalan da bunu böyle ifade ediyor. Bütünlüklü bir yasaya ihtiyaç var. Gerçekten kapsayıcı, bütünlüklü ve gerçekten silah bırakanların siyasal ve sosyal hayata katılabileceği, burada siyaset yapabileceği, artık geçmişin geride bırakılıp yeni bir demokratik mücadele hattını büyütebilecekleri, içinde yer alabilecekleri bir zemine ve bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var. O dar, kategorize eden, ayrıştıran yaklaşımların açıkçası sürece katkı sunan yaklaşımlar olduğunu düşünmüyoruz.

Sürecin akamete uğramasını engelleyen bir yasaya ihtiyaç var dedik. Bu yasayı da çıkarmadılar. Bakın süreç hali hazırda yasasız ilerliyor. Şimdi silah bırakma sürecini de yasasız ilerletelim gibi bir anlayış var. Bizde bunun doğru olmadığını, sonuç alıcı olmayacağını, kalıcı olmayacağını, riskler barındırdığını ifade etmeye çalışıyoruz.

Aslında derdimiz burada bu. Yoksa silah bırakılsın, bırakılmasın tartışması bizim tartışmamız değil. Elbette silah bırakılsın. Biz Sayın Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrının arkasındayız. O çağrının olduğunu da bütün dünya biliyor. Bu konuda bir problem yok. Fakat gerçekten burada silah bırakmanın koşullarını yaratmakla ilgili, zeminini yaratmakla ilgili bir sorumluluğa işaret ediyoruz. Bu zemin nedir? Yasal zemindir, siyasal zemindir. Hukuksal ve siyasal zemin olmadan sürecin ilerlemesinin koşullarının teknik olarak olmadığını söylüyoruz.

O anlamıyla getirip burada tespit ve tescili yasa yapımının önüne koymak yerine tam da 18 Şubat’ta karar altına alınan komisyon raporunun işaret ettiği gibi bir eş zamanlılığa ihtiyaç var. Rapor bir eş zamanlılığa işaret ediyor. Bir öncelik ve sonralık ilişkisine değil. Tespit ve tescili de yadsımıyor, olmalı kısmı var orada ama en nihayetinde eşzamanlı olmalı. Yasa çıkarken silah bırakmada buna eşlik etmeli diyor. Kendilerinin de çokça ifade ettiği pedal metaforu adım adım, adım adım, karşılıklı adımlarla süreci güçlendirmek, ilerletmek ve derinleştirmek gibi bir yaklaşım olmalı ki süreç gerçekten sorunsuz bir şekilde ya da az sorunlu bir şekilde devam etsin.

İmralı’ya yaklaşım hali hazırda yüksek güvenlikli bir cezaevi, Sayın Öcalan’a o gözle bakılmış olmasının doğru olmadığını, süreci ilerletecek bir yaklaşım olmadığını söyledik. Orada çok daha uzun süren bir Kürt sorununun demokratik çözümü için bir irade var. Bu iradeyi gören, bu iradeyi tanıyan, bu iradeyi kabul eden ve bu iradenin siyasal koşullarını yaratan bir yaklaşıma ihtiyaç var. Diğeri sürecin ilerlemesi açısından Sayın Öcalan’ın sürecin baş aktörü olduğu, baş müzakerecisi olduğu gerçeğinden yola çıkarak gerçekten çalışma, iletişim ve yaşam koşullarının düzeltilmesi gerekiyor. Biz bunu özgür yaşar, özgür çalışır diye ifadelendiriyoruz daha ziyade. Sağlık, güvenlik ve özgürlük koşulları… Bu koşulların hızla sürecin ruhuna uygun, sürece katkı sunacağı şekilde düzenlenmesi gerekiyor.

Bunlar elbette yeri geldiğinde hukuksal güvencelere de kavuşturulmalıdır. Bunu fiili olarak yapmanın dışında aynı zamanda bunu hukuksal bir güvenceye kavuşturmak ve gerçekten Türkiye’nin 100 yıllık sorununu çözdüğü bir zeminde buralara takılmaktan ziyade buraların süreci ilerletecek yer olduğunu görerek."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar