Müsavat Dervişoğlu'ndan Selahattin Demirtaş açıklaması: Bazıları kızacak ama...
İktidarı eleştiren İYİ Parti lideri Dervişoğlu, "Tweet atanı tutuklaat, teröriste özel yasa çıkar! 'Apo’nun heykelini dikeceğiz' dediği için Demirtaş’ı içeri atıyorsunuz, heykelini dikeceği Apo’ya statü kazandırmak için bin bir takla atıyorsunuz" dedi.
GAZETE PENCERE - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis grup toplamntısında konuştu.
"Terörsüz Türkiye" adıyla yürütülen çözüm süreci konusunda iktidarı ve Meclis komisyonunda yer alan partileri eleştiren Dervişoğlu, "Siyasi partilerin genel başkanlarından esirgenen, Türk milletinin vekillerinin bilmediği çerçeve kanun teklifi taslağını terörist başı biliyor. TBMM'nin görmediği metne İmralı canisi bakıyor. Bu kanunu TBMM mi yapacaktır? Yoksa Meclis, İmralı ile Kandil arasında kurulmuş siyasi takvimi kanunlaştırmak için mi kullanılacaktır?" dedi.
İsim vermeden CHP ve YENİ Parti'ye seslenen Müsavat Dervişoğlu, "Butlan siyasetiyle İmralı süreci, birdir ve aynıdır: Birinde meşru muhalefetin kurumsal iradesi kırılıyor, diğerinde gayrimeşru silahlı yapı, hukuki ve siyasi özne haline getiriliyor. Bir tarafta seçilmişlerin alanını daraltıyor, diğer tarafta terörist başının alanını genişletiyorsunuz. Muhalefete karşı ceza hukukunu, terör örgütüne karşı imtiyaz hukukunu işletiyorsunuz" diye konuştu.
"Komisyona katılan partilere daha önce söyledik: Bu komisyon sizi kurtarmayacaktır" diyen Müsavat Dervişoğlu, "Sarayın kurduğu masada oturmanız, sizi hedefi olmaktan çıkarmayacaktır. Gördünüz, kurtarmadı da. Komisyona katıldınız, ne partinize yönelik müdahaleler sona erdi, ne belediyelerinize yönelik operasyonlar. Bir kez daha uyarıyorum: Bu yeni aşamada vereceğiniz destek de sizi kurtarmayacaktır" ifadelerini kullandı.
İktidarı eleştirenlerin tutuklandığını söyleyen Dervişoğlu, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı hatırlattı.
Dervişoğlu, "Tweet atanı tutukla içeri at, teröriste özel yasa çıkar; seçilmiş siyasetçiye kayyum, terör örgütü yöneticisine entegrasyon; muhalife cezaevi, Kandil kadrolarına siyaset yolu. Şimdi bazıları kızacak belki ama şunu söylemek zorundayım, 'Apo’nun heykelini dikeceğiz' dediği için Selahattin Demirtaş’ı içeri atıyorsunuz, heykelini dikeceği Apo’ya statü kazandırmak için bin bir takla atıyorsunuz. Demirtaş, 'Seni başkan yaptırmayacağız' değil de, 'Seni başkan yaptıracağız' deseydi, elele verip Apo’nun heykelini birlikte mi dikecektiniz?" dedi.
Müsavat Dervişoğlu'nun konuşmasından başlıklar şöyle:
"MİLLETİN BİLMEDİĞİ TASLAĞI ÖRGÜT YÖNETİCİLERİ AÇIKLIYOR"
"At iziyle it izinin birbirine karıştığı bir toz bulutu arasında, bizi zorbalıklarına mahkum kılmak istiyor, bir çılgınlık haline rıza göstermemizi bekliyorlar. Önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önüne, adına çerçeve yasa dedikleri bir düzenleme getirmeye hazırlanıyorlar.
Geçen hafta bizi ziyaret eden Meclis Başkanı'na, 'Üzerinde konuşulabilecek hazırlanmış bir kanun teklifi taslağı var mı' diye sordum. Henüz netleşmiş bir şey olmadığını çalışıldığını söyledi. Bu saat itibariyle milletvekillerinin gördüğü bir kanun teklifi yok. Türk milletine neyin teklif edileceğini bilen yok. Ama terör örgütünün yöneticileri çıkıyor, İmralı’nın taslaktan haberdar olduğunu, taslağı değerlendirdiğini, örgüte görüş ilettiğini anlatıyor. İktidar ise susuyor."
"DEVLET BU KADAR AKLINI YİTİRMİŞ OLAMAZ"
"Yani bizden, siyasi partilerin genel başkanlarından esirgenen, Türk milletinin vekillerinin bilmediği kanun teklifi taslağını terörist başı biliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görmediği metne İmralı canisi bakıyor.
Soruyorum: Bu kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi mi yapacaktır? Yoksa Meclis, İmralı ile Kandil arasında kurulmuş siyasi takvimi kanunlaştırmak için mi kullanılacaktır? Meclis’ten saklanan bir kanun teklifinin, İmralı’daki bir terör hükümlüsünün olur ve onayına sunulması hangi devlet aklının ürünüdür.
Devlet bu kadar aklını yitirmiş olamaz! Bu akıl başka bir akıldır... Önce İmralı’nın talep ettiği komisyonu kurdunuz. Sonra süreci onun yol göstericiliği ile yönettiniz. Şimdi örgüt yöneticileri, kanun taslağının İmralı tarafından değerlendirildiğini söylüyor.Siz ise bunu yalanlamıyorsunuz.
Meclis çoğunluğunuzu gerekçe gösterip bir de buna 'milli irade' diyeceksiniz. Oysa bu, milli iradenin teröristle kurulan pazarlıkla gasp edilmesidir."
"KOMİSYONCU MASANIN ŞARTLARINA BİLE UYMUYORLAR"
"Biz daha komisyon kurulmadan söyledik, bu komisyon bir kalkışmanın hınk deyicisidir. Karanlık dehlizlerde yürütülen pazarlıkların ve tavizlerin Meclis eliyle meşrulaştırılmasıdır.
Komisyoncular, tüm partiler orada konuşacak, itiraz edecek, oy verecek dediler. Ama sonuç baştan belliydi. Siz ne konuşursanız konuşun, sahibinin sesinin dediği olacak dedik. İktidar ve yeni ortağı İmralı’nın dediği olacaktı.
Sürecin başında millete ne söylediler? 'Önce terör örgütü bütün unsurlarıyla silah bırakacak. Örgütsel varlığı sona erecek. Devletin güvenlik kurumları bunu doğrulayacak. Ve ancak bundan sonra gerekiyorsa hukuki düzenleme yapılacak' dediler.
Şimdi o komisyoncu masanın şartlarına bile uymuyorlar. Güya silah bırakmak 'kanunun' şartı olacaktı. Bugün kanunu, silah bırakmanın şartı haline getiriyorlar. Yani kanun çıkmadan silah bırakacaklardı, şimdi 'kanunu çıkarın, silah bırakmayı düşünürüz' diyorlar."
"ÇIKARACAĞINIZ KANUNUN YÜRÜRLÜĞÜNÜ HANGİ SOMUT ŞARTA BAĞLAYACAKSINIZ?"
"Meselenin özü şudur: Terör örgütü devletin adaletine teslim olmuyor. Ama bu iktidar devlete, terör örgütünün planlarına göre adım attırıyor. Pazarlık dediğimiz şey işte buydu.
Soruyorum, kaç kişi silah bırakmıştır, kaç silah Türk devletine teslim edilmiştir, teslim edilen silahlar nerede ve kimin denetimindedir, adli emanet altına alınmış mıdır? Örgütün bütün unsurlarıyla sona erdiğini hangi devlet kurumu doğrulamıştır? Dağdaki kadrolar ne olmuştur, Suriye’deki silahlı yapı ne olmuştur, İran’daki PJAK ne olmuştur? Örgütün emir-komuta düzeni ortadan kalkmış mıdır? Yoksa yalnızca adı, yöntemi ve faaliyet alanı mı değiştirilmektedir?
Çıkaracağınız kanunun yürürlüğünü hangi somut şarta bağlayacaksınız? Örgüt vaatlerini yerine getirmezse, kanun uygulanmaya devam edecek midir? Örgüt yeniden silaha yönelirse, sağlanan imkânlar geri alınacak mıdır? Yoksa Türk devletinin kanununu Kandil’in ve İmralı’nın keyfine ve iyi niyetine mi bırakacaksınız? Ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Terör örgütüne, 'Türk devletini kanun çıkarmaya mecbur bıraktık' mı dedirteceksiniz? 'Silahımız sayesinde taleplerimizi kabul ettirdik. Devlet bizim şartlarımıza geldi' mi dedirteceksiniz? Bunun yol açacağı elim ve vahim sonucu söyleyeyim size: Silah kullanan kazanıyor, hukuka bağlı kalan bekliyor; terörist pazarlık ediyor, vatandaş ise bedel ödüyor kanaatini yerleştirirsiniz."
"NE KADAR TANIDIK BİR HİKAYE!"
"Bunun adı 'Terörsüz Türkiye' değildir. Bunun adı, silaha ve teröre siyasi getiri sağlamaktır; terörü, cinayeti ve ihaneti ödüllendirmektir!
'Dünya değişiyor, siz görmüyor musunuz?' diyorlar. Elbette görüyoruz. Dünya değişiyor, uluslararası düzen sarsılıyor, devletler sınırlarını güçlendiriyor, savunma kapasitelerini artırıyor. Milletler varlık gerekçelerini diriltmeye ve ona sarılmaya çalışıyorlar. Peki siz ne yapıyorsunuz? PKK’yı Türkiye’ye entegre etmeye çalışıyorsunuz. Jeopolitik değişti diye, teröristin suç sicilini silmeye kalkışıyorsunuz. Bölgesel dengeler değişti diye, müebbetlik teröriste kravat takmaya uğraşıyorsunuz.
Ne kadar tanıdık bir hikâye değil mi? Kimlerin hangi senaryolarda ayak izleri var anlıyor musunuz? 'Kimler kimlerle beraber' şimdi daha iyi görüyor musunuz? Kimler Büyük Orta Doğu Projesi'nin yeni versiyonlarında kendilerine meşruiyet devşiriyor, yancılarına da kravat dağıtıyor görüyor musunuz?"
"MESELE BAŞINDAN BERİ YALNIZCA SİLAH BIRAKMAK DEĞİLDİR"
"Siz, Öcalan’ı Türkiye’de, Suriye’de, Irak’ta ve İran’daki bütün terör unsurlarına söz geçirebilecek kudretli bir aktör olarak pazarladınız. Peki bugüne kadar ne olmuştur, ne olmaktadır? Suriye’deki yapının kaderini Öcalan’ın çağrıları değil, sahadaki askeri ve siyasi gelişmeler belirledi. İran’daki örgüt uzantısı silah bırakmadı, yeni çatışma hesaplarının parçası haline geldi. Kandil ise Türk devletine teslim olmak yerine, önce kanun çıkarılmasını ve o kanunu değerlendirmeyi talep ediyor.
Siz Öcalan’a hangi başarısının karşılığında bu kadar siyasi alan açıyor ve meşruiyet bahşediyorsunuz? Bölgedeki örgüt uzantılarına söz geçiremeyen bir terör hükümlüsünü, hangi akılla Türkiye siyasetinin merkezine yerleştiriyorsunuz? Çünkü mesele başından beri yalnızca silah bırakmak değildir. Mesele, Öcalan’a siyasi bir rol ve iktidarınıza yeni bir ortaklık alanı açmaktır.
Dağdaki üniformasını çıkarıp siyasette takım elbise giymesi, terör örgütünün tasfiyesi değildir. 'Öcalan yalnızca silah bırakma çağrısı yapan geçici bir araç olarak kalmayacaktır. Siyasi muhatap haline getirilecektir' dedik. 'Örgüt kadroları bireysel olarak topluma dönmekle yetinmeyecek, örgütsel güç halinde siyasete aktarılmak istenecektir' dedik. Bugün Kandil ne söylüyor? Yok olmayacaklarını, dönüşeceklerini söylüyor. Sürecin yalnızca silah bırakmayla sınırlı olmadığını söylüyor. Öcalan’ın bu dönüşümü yönetmesini istiyor. Üst düzey kadroların siyaset yapabilmesini istiyor."
"YALAN SÖYLEDİLER"
"'Terör örgütüyle müzakere etmiyoruz' dediler. Yalan söylediler. İşte İmralı’nın siyasi ayağı itiraf ediyor. 'Örgüt artık müzakere edebilecek noktaya gelmiştir' diyor. Pazarlık yok dediler. Yalan söylediler. Hazırladıkları çerçeve yasayı herkesten önce İmralı’daki teröriste gönderip, onayını aldılar. Pazarlıktan de öte, onayına sundular.
Süreç Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yürüyecek dediler. Yalan söylediler. Korsan bir komisyon kurup, 'mış' gibi yaptılar. Dün yine örgütün uzantısı siyasi partiden itiraf geldi, süreç Abdullah Öcalan tarafından yönetiliyor denildi. Şimdi sorarım size, bu kadar yalanla yürüyen bir süreçten hayır gelir mi?
Bir süreç bu kadar yalanla, kapalı kapılar ardında katillerle müzakere edilerek yürütülüyorsa, Türk milletine bir hayır getirir mi? Buna da 'demokratik entegrasyon' diyorlar. Hangi entegrasyon, kim nereye entegre olacaktır? Sizin entegrasyon dediğiniz, dağdaki ve yurt dışındaki örgüt kadrolarının Türkiye’ye getirilip siyaset yapması mıdır? Avrupa'daki finans, propaganda ve uyuşturucu ağlarını yöneten kişilere, onlara, mafya babalığı mı vereceksiniz yoksa il başkanlığı mı bahşedeceksiniz?"
"CUMHURİYET’E YÜZ YILLIK PARANTEZ VE YÜZ YILLIK ZULÜM DİYENLER BUNU ANLAYAMAZ"
"Cumhuriyet’ten başka entegrasyon yoktur. O entegrasyon da sizlere, ihanetlerinize, tüm darbelerinize rağmen hayattadır, ayaktadır ve 103 yaşındadır!
Kardeşliğin sigortası, Cumhuriyet ve onun değerleridir. Cumhuriyet’e yüz yıllık parantez diyenler de, yüz yıllık zulüm diyenler bunu anlayamazlar. Cumhuriyet diz çökmeyecek, demokrasi diye özerklik zehrini, iç cephe diye hanedan zehrini, kardeşlik diye feodallik zehrini bize yutturamayacaksınız. Cumhuriyet'e diz çöktüremeyeceksiniz! Tarih de milletimiz de şahit olsun ki, diz çöken siz olacaksınız! İktidar sahipleri olacak."
"TÜRKİYE KLASİK MAFYA DÜZENİNDEN ULUSLARARASI KARTEL MAFYASINA DOĞRU SÜRÜKLENİYOR"
"Geçen hafta buradan başka bir tehlikeye de dikkat çektim: Türkiye, mahalle aralarında haraç toplayan klasik mafya düzeninden uluslararası kartel mafyasına doğru sürükleniyor. Ne hikmetse, bu ihanet süreci tam da bu ortamda, azılı teröristleri sokaklarımıza salmaya niyetleniyor.
Çeteler çocuklarımızı tetikçiye, şehirlerimizi hesaplaşma alanına, ülkemizi suç ağlarının merkezine dönüştürürken, böyle bir ortamda terör örgütü mensuplarını, gerekli hukuki ve güvenlik tedbirlerini almadan ülkenin içine bırakırsanız, sorarım, müstakbel sonuç ne olacaktır?
Siz yalnızca geçmiş suçları cezasız bırakmış olmazsınız, geleceğin güvenlik tehdidini de kendi elinizle büyütürsünüz. Bu yapıların içinde silah, patlayıcı, sabotaj, hücre yapılanması, kaçakçılık, yasa dışı para transferi ve örgütsel finans konusunda tecrübe kazanmış azılı suçlular vardır. Bu kadroların terörün suç ekonomisiyle birleşmeyeceğini kim garanti edecektir?
Terörist kartelin silahlı gücüne, kartel teröristin finansman kaynağına, her ikisi birden siyasetin ortağına dönüşebilir. Devlet, vatandaşına karşı iyimserdir ama iyimserlikle devlet yönetilmez. En kötü ihtimal dikkate alınarak adım atılır. Devlet, terör örgütünün niyetine değil; kendi hukukuna, kurumlarına ve denetim gücüne güvenir. Kanun, kanlı bir örgütün olmayan iyi niyetine göre değil, Türk milletinin güvenliğine ve Cumhuriyet’in geleceğine göre çıkarılır."
"BAŞIMIZA NE GELDİYSE İŞTE BU 'YETMEZ AMA EVET' DİYENLERDEN GELDİ"
"İmralı kök yasa, iktidar çerçeve yasa diyerek sözüm ona millete bunun dar, geçici ve sınırlı bir düzenleme olduğunu anlatıyorlar. Bu propagandanın sebebi, bunun devamını getirme niyetidir. Çerçeve neyin çerçevesidir, kök neyin köküdür? Cumhuriyet’in dallarını, gövdesini kırdık şimdi sıra köküne mi gelmiştir? İmralı ittifakının niyeti budur.
Önce 'Meclis'te konuşsun' dediniz. Sonra 'Hukuki statü belirleyelim' dediniz. Ardından 'Özel ve geçici düzenleme yapalım' dediniz. Meclis'e gelsin denilen mesele statüye, statü denilen mesele kök yasaya dönüştü. Her aşamada kelimeleri küçüldü. Tatlı sözlerin ardındaki habis niyetler ise hiç değişmedi. Başımıza ne geldiyse işte bu 'yetmez ama evet' diyenlerden gelmiştir. Oysa biz, Cumhurbaşkanlığı sistemi dahil başımıza gelen felaketleri biliyoruz. Biz ötesine berisine baktığımızda, 25 yılın ağır faturalarını görüyoruz."
"İKTİDARA İTİRAZ EDEN HERKESE TERÖRİST DEDİLER, ŞİMDİ ASIL TERÖRİSTLERE ÖZGÜRLÜK İÇİN YASA ÇIKARIYORLAR"
"Bu ülkede yıllardır iktidara itiraz eden herkese terörist denildi. Gazeteciye, siyasetçiye, öğrenciye, tweet atan vatandaşa... İktidarı eleştiren insanları bazen medya linçiyle, bazen soruşturmayla, bazen tutuklamayla terörün yanına yazdılar. Cezaevlerini muhaliflerle doldurdular. Tutuklamayı, tedbir olmaktan çıkarıp cezaya çevirdiler.
Yargılamayı, adalet arayışı olmaktan çıkarıp siyasi takvimin aracına dönüştürdüler. Savunma hakkını dahi iktidarın ihtiyaçlarına göre daralttılar. Ana muhalefet partisini mahkeme kararlarıyla dizayn ettiler. Milletin seçtiği belediyeleri kayyumlarla değiştirdiler. Şimdi ise asıl teröristlere özgürlük vermek için, özel yasa çıkarıyorlar.
Tweet atanı tutukla içeri at, teröriste özel yasa çıkar; seçilmiş siyasetçiye kayyum, terör örgütü yöneticisine entegrasyon; muhalife cezaevi, Kandil kadrolarına siyaset yolu."
"DEMİRTAŞ, BAŞKAN YAPTIRACAĞIZ DESEYDİ, BİRLİKTE Mİ HEYKEL DİKECEKTİNİZ?"
"Şimdi bazıları kızacak belki ama şunu söylemek zorundayım, 'Apo’nun heykelini dikeceğiz' dediği için Selahattin Demirtaş’ı içeri atıyorsunuz, heykelini dikeceği Apo’ya statü kazandırmak için bin bir takla atıyorsunuz.
Peki…Demirtaş, 'Seni başkan yaptırmayacağız' değil de, 'Seni başkan yaptıracağız' deseydi, elele verip Apo’nun heykelini birlikte mi dikecektiniz? Allah aşkına!
Siz nasıl bir oyunun içindesiniz? Siz nasıl bir tuzağa düştünüz? Siz nasıl bir ihanetin figüranısınız? Siz nasıl bir aymazlığın pençesindesiniz de bu memleketin has evladı Kürtlere, Apo denilen eli kanlı katilin kayyumluğunu reva görüyorsunuz?"
"BUTLAN SİYASETİYLE İMRALI SÜRECİ BİRDİR"
"Bilinsin isterim, butlan siyasetiyle İmralı süreci, birdir ve aynıdır: Birinde meşru muhalefetin kurumsal iradesi kırılıyor, diğerinde gayrimeşru silahlı yapı, hukuki ve siyasi özne haline getiriliyor. Bir tarafta seçilmişlerin alanını daraltıyor, diğer tarafta terörist başının alanını genişletiyorsunuz.
Muhalefete karşı ceza hukukunu, terör örgütüne karşı imtiyaz hukukunu işletiyorsunuz. Bunun demokrasiyle, hukukla ve terörsüzlükle hiçbir ilgisi yoktur. Yaptıkları at pazarlığı, sattıkları gül bahçesi masalıdır!"
DERVİŞOĞLU'NDAN CHP'YE: BU KOMİSYON SİZİ KURTARMAYACAK
"Komisyona katılan partilere daha önce söyledik: Bu komisyon sizi kurtarmayacaktır. Sarayın kurduğu masada oturmanız, sizi hedefi olmaktan çıkarmayacaktır. Gördünüz, kurtarmadı da çıkartmadı da. Komisyona katıldınız, ne partinize yönelik müdahaleler sona erdi, ne belediyelerinize yönelik operasyonlar. Bir kez daha uyarıyorum: Bu yeni aşamada vereceğiniz destek de sizi kurtarmayacaktır. İktidarın ihtiyacı olduğunda masaya çağrılırsınız, ihtiyacı bittiğinde yeniden hedef haline getirilirsiniz.
Ama sizin o masadaki varlığınız, yapılanların bütün Meclis'in ve bütün muhalefetin iradesiymiş gibi sunulmasına hizmet eder. Bu masalardan demokrasi çıkmaz, bu bakış açısıyla adalet sağlanmaz. Bilin ki, bu ihanet sürecine dair, bu kayyum sistemine dair sürekli haklı çıkmaktan mutlu değilim."
"AKLINIZI BAŞINIZA DEVŞİRİN"
"Türk milleti adına, Cumhuriyet adına, Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz mirası, şehitlerimizin kutlu hatırası adına, iş işten geçmeden, Üsküdar daha fazla geçilmeden dostça 'son' uyarılarımı yapıyorum: Olan size olmaz, olan Cumhuriyet'e olur, Türk milletine olur. Aklınızı başınıza devşirin diyorum.
Devlet aklı, kapalı kapılar ardında kurulan pazarlıklara verilen isim değildir. İktidarın her tercihine giydirilmiş dokunulmazlık zırhı hiç değildir. İsterseniz sizin devlet aklı dediğiniz, sicil dosyanıza tekrar bakalım.
FETÖ devlete yerleşirken aynı menzile yürüdünüz, devletin kurumlarını birlikte paylaştınız. FETÖ'nün devleti ele geçirdiğini, devlete yerleşirken değil, kendi iktidarınıza saldırınca fark ettiniz. Sonunda da 15 Temmuz felaketini bu millete yaşattınız.
FETÖ sizle ortakken 'Hizmet Hareketi' idi, rakip olunca terör örgütü oldu. Dün işinize yararken cemaat dediniz, bugün işinize yarayacak terör örgütüne siyasetçi diyorsunuz. Değişmeyen tek şey, hukuku iktidarınızın ihtiyacına göre eğip bükmenizdir."
"HAKLI ÇIKTIK, BEDELİNİ TÜRK MİLLETİ ÖDEDİ"
"Habur’da barış dediniz, teröristleri davul zurnayla karşıladınız, devletin hukukunu, örgütün kurduğu gösteriye uydurdunuz. Sonra silahlar bırakılmadı, örgüt tasfiye edilmedi. Şehirler silah ve patlayıcıyla dolduruldu, hendekler kazıldı, barikatlar kuruldu, Evlatlarımız şehit oldu. Yine o günlerde bizi 'Barış istemiyorlar' diye suçladınız. Biz barışa değil, devletin göz göre göre aldatılmasına itiraz ediyoruz. Devletin terörist karşısında utandırılmasına itiraz ediyoruz. Haklı çıktık, bedeli Türk milleti ödedi.
Suriye’de birkaç ay içinde sonuç alacağınızı söylediniz, yaklaşık 15 yıl boyunca Türkiye nice bedeller ödedi. Rahip Brunson'a terörist ve ajan dediniz, dışarıdan baskı gelince uçağa bindirip gönderdiniz. S-400’ü stratejik zafer diye aldınız, Türkiye'yi F-35 programından çıkarttırdınız; milyarlarca dolarlık zararın ardından şimdi yeniden programa dönmeye çalışıyorsunuz. Trump’ı dost bellediniz, yüzde 12,5 vergiyi giderayak hediye bıraktı.
Bunlar o kirli sicilinizin, yalnızca ufak bir kısmıdır. Başarı diye anlattığınız yalanların gerçek yüzüdür. İster 25 yıllık iktidarımız deyin, isterse 10 yıllık tek adamlığınız olsun bu millete hangi refahı, hangi mutluluğu, hangi adaleti, hangi demokrasiyi verdiniz? Hangi tutarlılığı sergilediniz, hangi projenizin, planınızın kârı, bedelinden büyük oldu? Yoksulluk mu? Enflasyon mu? Yolsuzluk mu? İşsizlik mi? Söyleyin neyi hallettiniz? Her yanlışınızı 'devlet aklı' diye başlatıp, her felaketin faturasını Türk milletine çıkarıyorsunuz."
"YAKANIZA YAPIŞIP SİZDEN HESAP SORACAĞIM"
"İşte sizin devlet aklı siciliniz budur: Öngörüsüzlük, kibir, teslimiyet ve ağır bedeller... Bu sicile sahip olanların milletten bir kez daha kör itaat istemeye hakkı yoktur. Her felaketten önce 'Bize güvenin' deyip her felaketten sonra ıslık çalıp sıvışamazsınız.
Yakanıza yapışıp sizden hesap soracağım! Siz hata yapacaksınız, millet bedelini ödeyecek. Siz pazarlık yapacaksınız, devlet yükünü taşıyacak. Siz iktidarda kalacaksınız diye, bu Cumhuriyet'in değerleri aşınacak öyle mi? Bu tilkiler, kendilerini çok kurnaz sanıyorlar, Öyle ki, Türk milletini unutmuşlar! Tilkinin türlü türlü oyunu varsa, kurdun da türlü türlü yolu vardır. Bilinsin ki her şeyin bir zamanı vardır. "
"MİLLET OLARAK DİRENME HAKKIMIZ ASLİ VE BAKİDİR"
"Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Türk milletinin kanununu İmralı yazamaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kandil’in şartlarını tasdik eden noter makamına dönüştürülemez. Topluma dönmek başkadır, devlete ortak olmak başkadır. Hukuka teslim olmak başkadır, hukuku tehditle değiştirmek başkadır. Silah bırakmak başkadır, silahın ürettiği nüfuzu siyasete ciro etmek başkadır. Biz buna razı olmayacağız.
Türk milletinin hukukunu, Cumhuriyet'in egemenliğini, vatandaşlarımızın hürriyetini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin şerefini terör örgütüyle pazarlıkla kirletemeyeceksiniz.
Bilsinler ki; imza atacakları kalemin ucundan damlayan mürekkep değil, kandır. Bu milletin, bu ihanete sessiz kalmayacak evlatları vardır. ve serdengeçtilerin asla vazgeçmeyecekleri şey de vatandır.
Asla unutulmasın ki; Türk milleti olarak direnme hakkımız aslidir ve bakidir. Herkes boyun eğse de bu şantaj siyasetine boyun eğmeyeceğiz. Biz yetmez ama evetlerden yıldık! Gaflete yeter, ihanete hayır diyoruz!"
Kaynak:Haber Merkezi