Özgür Özel son kez kürsüde: Yeni partimizi kuruyoruz

CHP lideri Özgür Özel, TBMM grup toplantısında yeni partisinin kuruluşunu ilan etti. Özel, "Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz, ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz. Yeni partimizi milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz" dedi.

Özgür Özel son kez kürsüde: Yeni partimizi kuruyoruz

GAZETE PENCERE - Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu.

Özel, salona girerken gazetecilere yaptığı açıklamada "Her son, bir başlangıçtır" dedi.

Toplantıya katılan il başkanlarını selamlayan Özel, "Seçildikleri günden beri, seçildiğimiz günün ertesi sabahı ayrılıkları bir tarafa bıraktığımız, kol kola girdiğimiz, o günden bugüne yüzünü birlikte millete dönen, partisine ve birbirine hiç sırtını dönmemiş, bu partinin her bir tanesi mücadelenin en derinlerinden gelen bu partinin kıymetli evlatları, 74 il başkanım burada, seçilmiş il başkanlarım burada, hoş geldiniz" diye konuştu.

"TARİHİ KONUŞMAYI SEÇİM AKŞAMI YAPMAK ÜZERE TARİHE EMANET EDİYORUM"

CHP'ye veda mesajı veren Özel, "Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Bugün buraya tarihi bir konuşma yapmaya değil, tarihe not düşen samimi bir konuşma yapmaya karar verdim. Tarihi konuşmayı ilk seçimin akşamında yapmak üzere tarihe emanet ediyorum" dedi.

Bu sözlerin ardından salondan uzun süre alkışlar yükseldi ve "İktidar" sloganları atıldı.

"Kasım 2023'ten bu yana hep beraber yaşadıklarımızın siyasi tarihimizde çok önemli bir yer tuttuğundan, tutacağından, hatırlanacağından, unutulmayacağından hiçbirimizin şüphesi yok" diyen Özel, "Yıllar geçse de, tarih sayfalarının her siyasi başarıyı, her hukuksuz saldırıyı, her acıyı, her sevinci yazacağını hepimiz görüyoruz. Bunun farkında olarak bugün buradayız. Hep birlikte göz gözeyiz, gönül gönüleyiz. Size söz veriyorum; her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız" ifadelerini kullandı.

Özgür Özel'in konuşmasından başlıklar şöyle:

"KİMSE UNUTULUR SANMASIN"

"Bugüne kadarki tutumlarımızdan, duruşlarımızdan, yaptıklarımızdan birileri 'gelir geçer, unutulur biter, acaba bunun da üstünden yıllar geçer, unutulur, yapanın yaptığı yanına kar kalır' diye kimse düşünmesin.

Söz veriyorum, zalimi zalim, mazlumu mazlum olarak; tembeli tembel, emek vereni çalışkan olarak; sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı birer kahraman olarak; dost olanı dost, olmayanı bugünlerdeki tutumunu unutmayarak biz de anacağız, millet de anacak. Tarih kaydediyor, tarih herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak!"

"2023 YENİLGİSİNİ KABUL EDEMEYENLER BU DÜZENE ÇOMAK SOKTU"

"Türkiye'de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış, dayatılan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var. Bizim bu düzene karşı ilk farkındalıklarımız, ilk itirazlarımızın birkaç farklı tarihi olabilir. Ama bu salonda olanlar, bu itirazı büyütenler, bu düzenin çarkına çomak sokanlar; 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim yenilgilerini hazmedemeyen, kabul edemeyen, Cumhuriyet'le meselesi olanların bu Cumhuriyeti yönetmeye devam etmesine mani olamamanın bir mazeretini kendine kabul ettiremeyenlerdir."

"MİLLİ EGEMENLİĞİ HAKİM KILMAK İÇİN YOLA ÇIKTIK"

"O günlerden sonra, 14 ve 28 Mayıs yenilgilerinden sonra, bu AK Parti'nin kara düzeninin bir dönem daha devam edeceği görüldüğünde, müesses nizamın kurgusuna karşı milli egemenliği hakim kılmak, eski nesil siyasete karşı yeni nesil siyaseti kurmak için yola kendiliğimizden çıkmadık.

Orada il başkanıysa il başkanı, milletvekiliyse milletvekili, genel başkan yardımcısıysa genel başkan yardımcısı; bir duyguya sahip olanlar, bu milletin duygusal kopuşunu görenler, başı önde yürüyen gençleri görenler, öğretmenevine çıkmaktan vazgeçen öğretmenleri görenler, akşam ağızların bıçak açmadığını, hatta 5 yıldır kanalı değişmemiş kumandanın açılış düğmesine basılmadığını görenler; bu milletin karşısına çıkıp bir özeleştiri yapmanın, bu milletin karşısına çıkıp yeni bir yol açmanın, yeni bir yola çıkmanın ama kaybetmeye alışmamanın, hiçbir şey olmamış gibi yapmamanın, yapılamayacağına olan inancın, bunun en başta kendine, annesine, evladına, eşine, sevdiklerine karşı, yol arkadaşlarına karşı bunu yapmamanın izahı olmayacağını bilenler bir tutum takındı."

KILIÇDAROĞLU'NA ELEŞTİRİ: O GÜN YOLLAR AYRILDI

"Bunları hiç görmeyenler, duymayanlar; 'Yahu aslında bir tepki yok, 3-5 güne geçer' diyenler ya da 'Efendim televizyona çıktığımda bir daha cumhurbaşkanı adayı olmayacağım, bir daha genel başkan adayı olmayacağım. Demokratik bir yarışın önünü açacağım, partide bir yenilenmenin, bir değişimin, Türkiye'nin önüne yeni bir muhalefet vizyonunu koymanın güvencesi ben olacağım' demek yerine; 'Ben aday olmadım, hiç olmadım. Gösterirlerse olurum, o gün gelince düşünürüm' diyenler...

'Ben gemiyi güvenli limana götürüp bırakacağım. Onun için bir yerel seçimi geçireceğim, sonrasına bakacağım. Ama sonrasına da arkadaşlar ne derse o tarafına bakacağım' diyenlere karşı; 'Bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek. Bu millet eğer böyle davranırsak bir daha bize yüzünü dönmeyecek. Tarihin en düşük katılımı oranı olacak. Anketi görmüyor musunuz? Parti yüzde 13'lerde, 14'lerde gerilemeye devam ediyor, büyük bir felaket gelecek. Yerel seçimlerdeki felaketten sonra bu milletin daha sandıktan da umudu kalmayacak. Biz bu noktada bir şeyler yapmalıyız' diyenler, işte o gün iki ayrı yola girdiler. O gün yol ayrıldı."

"HEPİMİZ BU PARTİNİN ÖZ EVLATLARIYDI"

"Tarihin doğru yerinde durmayı, buna ilk karar veren olmak değil, gerekirse ilk baştaki hatadan dönmenin de bu kadar büyük bir erdem olduğunu görüyorum. Önemli olan samimiyettir. Önemli olan doğru yerde durmaktır. Önemli olan bencillik yerine, kendin için bir şey istemek yerine, gerekirse kendini feda etmek, memleketin, partinin önünü açmaktır.

Hatırlayalım. O gün 'CHP değişirse Türkiye değişir' diyenler değişim kurultayına giderken, bir yanda şöyle bir algı yerleşmiş, hak veriliyor ve tartışılmıyordu: 'Bu delege yapısıyla bir değişim mümkün değil. Türkiye'de değişim mi oldu? Bugüne kadar cumhuriyet tarihinde iki genel başkan adayı yarışıp da mevcut genel başkanın kaybettiği örnek mi var 100 yıldır? Mümkün değil, olmayacak' diyenlere hep şunu söyledim: Evet, zordur. Bu delegenin iradesini ben değiştiremem'. Dönüp 'Genel başkan adayıyız, nasıl değiştiremezsin?' dediler.

Biz değiştiremeyiz. Ama o delegeyi Ankara'ya gelmeden önce uğradığı berber kulağına fısıldadıklarıyla, evinin 4. katına asansörle çıkarken 3. katta oturan 16 yaşındaki kız öğrenci dönüp de komşusuna söyledikleriyle, torunu dedesine, evladın babasına bir şeyler söyleyerek bu değişimi gerçekleştirecek demiştim. Salona girdik, salonda 3 kişinin başlattığı ama on binlerin saatlerce sürdürdüğü bir slogan hakim oldu salona, hepiniz şahitsiniz: 'Delege sokağın sözünü dinle!'

Ant o gün, o gün o sandıklar açıldığında o delege sokağın sesini dinlediği için, seçilenlerin hiçbirisi bu partiye uzaydan gelmedi. Hiçbirimiz bu partinin dışarıdan gelmiş birileri değil, aksine öz be öz evlatlarıydık. Yarıştık, kazandık, tarihte ilk kez mevcut genel başkanı bir yarışmalı seçimle değiştirdik. İşte biz değişmeyen aktörleri millete dayatan düzenin tekerine ilk çomağı orada birlikte soktuk."

"ÖNCE SİSTEMİN İÇİNDE OLDUĞU KANITLA DEDİLER"

"Ama bu düzenle ilgili diyeceklerim var. Seçim yaklaşırken hep sordular bize, hep sordular; 'Size gelip devletten konuşan var mı? Öyle bir yerlerden, derin yerlerden mesajlar geldi mi? Bir mutabakata vardınız mı? Bir taahhütte uzlaştınız mı?' Ben hep yok dedim. 'O zaman olmaz. Size ne partiyi ne bu düzeni vermezler. Buralarda bu işler böyle dönmez, pazarlığı yapacaksın, taahhütte bulunacaksın, zararsız, sistemin içinde olduğunu kanıtlayacaksın, ancak ondan sonra gelip genel başkanlık oynayacaksın' dediler."

"7 YILLIK İLÇE BAŞKANIYLA ÜÇÜNCÜ KEZ TANIŞIP MEMNUN OLAN YERİNE BİZ GELDİK"

"O gün partide genel başkan değişti, yöneticiler değişti. Ama esas o gün partide ve ülkede bir yönetim anlayışı değişti. O gün 'tıpış tıpış oy verecekler', 'benim dediğimi yapacaklar', 'CHP'liler zaten başka ne
tarafa gidecekler', 'ben söyleyeceğim onlar dinleyecek' diyen anlayış yerine onları dinleyen, sokağı dinleyen, il başkanını, ilçe başkanını dinleyen, onlar ne derse o olur, onlardan gelen sesi duyarsak doğrusu budur' diyen bir anlayış partide yönetime geldi.

'Örgütleri kapatsan bu partinin oyu 5 puan artar' diyen yerine; örgüt bir şehre, bir ilçeye, bir beldeye gittiğinde, örgütün kapısını açmadan sokağa ayak basmayan bir anlayış partide iktidara geldi. 7 yıllık ilçe başkanıyla üçüncü kez tanışıp memnun olan yerine; partinin 10 farklı ilinde çayı demleyen emekçinin adını bilen, torununun adını bilenler iktidara geldi."

"DEĞİŞİMCİNİN CENAZESİNE GELMEYENLER GÖRDÜK"

"Aksini söyleyenle her mecrada yüzleşmeye hazırım, 'Efendim, bizi ötekileştirdiler, ittiler, kaktılar' dediler. Vallahi tersini gördüm. Değişimcinin cenazesine gelmeyip, düğününü şereflendirmeyip aksine tutumda olana gidenleri de gördük.

Hep birlikte bu örgütü kucaklayıp bir kişiyi kenarda ötede bırakmayan; defalarca, 'Arkadaşlar bir salon varsa bu salonda, bir sorun varsa bu salonda, tüm haklılardan, tüm haksızlar adına genel başkanınız olarak ben özür diliyorum' diyen, bundan sonra yeni iktidar hedefli diyen anlayış geldi."

"PARTİNİN ADI DEĞİŞİR GÜN GELİR DEVRAN DEĞİŞİR..."

"İşte tam da bu yüzden bu partiyi bölemezler. Partinin adı değişir, partinin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi, bu birlikteliği bölemezler.

Söyledim ya, karpuz gibi yarıdan ikiye bölerim; ya da 60’a 40, 30’a 70... Biz bir bütünüz. Bu bütünü asla
bozamazlar çünkü bu bütün 103 yıllık bir gelenekle birbirinden ayrı durmayan, düşünmeyen bir bütündür."

"HATALARIN BEDELİ KIRKLARELİ VE HATAY'DA ÖDENDİ"

"Hepiniz şahitsiniz ki kurultayımızın ardından ilk yerel seçimler için önümüzde sadece 4 ay vardı. Zaman kısaydı, yol uzundu ve esas partideki değişimin Türkiye’yi değiştirip değiştirmeyeceği, burada yapılan işin millet tarafından bir özeleştiriye sayılıp sayılmayacağı, milletin yeni bir kredi verip vermeyeceği orada belli olacaktı.

En yakınımızda duran, başka adayı desteklemesine rağmen ankette çıkmayan o listeye konmadı. En yakınımızda duran bir şey istediğinde bir rasyonalitesi yoksa, hatta ve hatta her şey eşitse, değişim görüntüsünü, umudunu, sözünü kim verecekse o adaylara yönelindi.

İzmir gibi yerde cumhuriyet tarihinde bütün partiler 6 kadın belediye başkanı seçtirmişken, 9 aday gösterilip 8'i seçtirildi. 14 genç aday gösterilip 13'ü seçtirildi. 31'de 29 İzmir gibi yerde, hem de seçimden sonra 'İzmir'i kaybedeceksiniz' denilen yerde böyle bir mucize gerçekleştirildi. Türkiye'nin yüzde 65'i kazanıldı. Ufak tefek hataların bedelleri ödendi; Kırklareli'nde ve Hatay'da ödendi."

"SEÇİMDE İKİNCİ OLURSAM BIRAKIRIM DEDİM"

"Artık bize kimse bir kez daha yenilgiyle tanıştıramayacak. Nasıl Bülent Ecevit 70'lerde girdiği ikisi yerel ikisi genel 4 seçimden birinci parti çıktıysa, girdiğimiz herhangi bir seçimden ikinci parti çıkarsak ertesi gün kurultayı toplayacağım ve bir daha aday olmayacağım dedim.

'Dur, yeni seçildin. 4 ayda nereye gidiyorsun?' dediler. 1 Nisancılar, başarısızlık olsun, gitsin diye bakarken; sevenler 'Bu kadar erken veda mı olur, ya birinci parti olamazsan' dediler. Ama ben siyasetin kararlılık işi olduğunu, biz siyasetin ekip işi olduğunu, hepimiz artık bu partinin muhalefette kalmaya, yenilgiye doyduğunu, hedefinin iktidar olduğunu biliyorduk biz."

Şükürler olsun, 47 yıl sonra söz verdiğimiz gibi Cumhuriyet Halk Partisi birinci partiydi. Çoktan yapmamız gerektiği gibi AK Parti artık yenilmiş, yenilgiyi tatmış ve '13 kere yarıştım hep ben kazandım' diyen bir kibrin karşısına, 'bir kere yarıştık onda da biz kazandık' diyen bir özgüveni görmüştük."

"ARKADAŞLARIMI SATMADIM, SATMAYACAĞIM"

"Belediye başkanlarımıza ardı ardına operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı. Cumhurbaşkanı adayımızı alıp tutukladılar. Belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, bürokratlarımızı tutukladılar. O noktada millete 'Bunlar casus, bunlar hırsız, bunlar yolsuz, bunlar terörist' damgaları vurmaya çalıştılar. Türkiye'nin en büyük belediyesini, Esenyurt'u kazanmışız, kayyum atayarak işe başladılar.

Operasyonlarla Ekrem İmamoğlu gibi girdiği tüm seçimleri AK Parti'ye karşı kazanmış birisinin başarılarını kendisine de terör, yolsuzluk, hırsızlık, hızını alamayıp casus ve gayriahlaki suçlamalarla 1,5 yıl boyunca devletin televizyonu dahil birkaç muhalif, birkaç özgür yayıncılık yapan televizyon ve gazeteler dışında her türlü haysiyet suikastini servis ederek, önemli bir kısmında da özel ekiplerle üstünde tepinerek arkadaşlarımızı perişan etmeye çalıştılar.

O Tayyip Erdoğan, 'Dokunulmazlıkları kaldıracağım' diye iktidara gelip, 3 ay sonra 'Bu yargıyla mı?' demiş Tayyip Erdoğan'ın bugüne getirdiği yargısını, arkadaşlarımıza yaptığı kumpaslara, haysiyet suikastlerine karşı önümüzde elbette ki bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Yargı süreçlerinin
tamamlanmasını takip edeceğiz. Arkadaşlarımızın aklanması lazım, hatta 'Aklanamazlar, partimizin bunlardan arınması lazım" diyecek genel başkan; bahcıvan Abdullah Ağa'nın torunu, iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı, olmadı,
olmayacak!

"DERİN DEVLET DEDİKLERİ GELDİ EKREM'İ BIRAK DEDİ"

"Bu arada o derin devlet dedikleri bir daha geliyor. İşte bu arada 'Bizimle uzlaşacak mı yoksa biz onunla uğraşalım mı' diyenler tekrar geliyorlar. Diyor ki, 'Ankara merkezli siyaset yap. Otobüsün üstünden in'
diyor. 'Ekrem'i bırak' diyor.

'Onu AK Parti yargı kolları parçalayacak. Gel burada çimento var, kum var, harç var; karalım, eline verelim, arkadaşlarının üstüne betonu sen dök. Daha yaşın genç, 50 yaşındasın, 80'e kadar 30 yıl
partinin başında oturursun' diyorlar. İşte bugün, bugün yol ayrımındayız. Tarihin kritik kavşağındayız diyoruz ya; öyle çok tarihi bir konuşma yapmayacağım derdir bu durum.

Yol ayrımı; AK Parti'nin kadın kollarıyla yenemediği, gençlik kollarıyla yenemediği, ana kademesinden umudunun olmadığı, siyasetçileri dışlayıp bürokratları getirdiği yeni düzen, kara düzen siyasetine bu memleketin namuslu, temiz evlatlarını, kardeşlerini teslim edip onların üstüne beton döküp o betonun üstünde parti içi iktidarda mı oturacağım, kardeşlerim için mücadele mi edeceğim? Onun kararının
verildiği gündür."

"PARTİMİZ İŞGAL ALTINDA"

"Partimiz bir esaretin ve işgalin altındadır. Biz binayı terk ettik ama mirası emanete alıp çıktık. Miras bizdedir. Cumhuriyeti kuranların mirası bizdedir, meşruiyet bizdedir.

Bugün geride bıraktığımız ne cumhuriyettir ne demokrasidir ne bu tarihi mirastır. Eski nesil siyaseti geride bırakıyoruz.

Kontrollü muhalafet olmayı asla kabul etmiyoruz. Kutuplaşmayı, devleti partiye dönüştüren anlayışı geride bırakıyor, bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz. Bu bir veda değil iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Biz dün olduğu gibi bugün de milletin emrindeyiz.

Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz, ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz. Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın seçilmiş Parti Meclisimiz, MYK'mızla, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Yeni partimizi milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz.

Teknik işlemlerin ardından kuracağımız yeni partimizle açık ara farkla Türkiye'nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün CHP grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz ancak iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz.

Elbette bizler sosyal demokratız. Altı oka sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kurucularına, kuruluş kodlarına, ülkenin kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla
birlikte biz bir büyük çağrının da sahibiyiz.

10 ay önce yüzde 5 parti yüzde 25 oy aldığımız yerden yüzde 38 oya giderken nasıl aslan sosyal demokratlarla muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları kucaklamışsak, onlarla birlikte Türkiye ittifakını kurmuşsak; Atatürk'le sorunu olmayan, Misak-ı Milli sınırlarıyla sorunu olmayan, cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye ittifakında kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum. Bu davetin sahibiyiz.

Milletvekillerimiz bu adımları atarken elbette yürüyeceğiz. İktidar yürüyüşümeze herkes güvensin. Kimse belediye başkanına, meclis üyesine sen niye geçmedin desin. 'Ben yeni partide yokum, Özgür Özel ve arkadaşlarıyla birlikte değilim' dediğini kulağınızla duymadığınız herkes bizimledir.

Hiç kimseyi geride bırakmayız. Ne Ekrem İmamoğlu, ne Mansur Yavaş'ı, ne Zeydan Karalar'ı bırakırız.

Sahipsiz vatanın batması haktır, siz böyle sahip çıktıktan sonra bu vatan batmayaacktır. Yolları kapattılar yeni bir yok açtık. Yeni yolu açıyoruz, iktidarı yürümeye var mısınız? İktidara yürüyeceğiz, yürüyelim arkadaşlar."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar