Özgür Özel Zonguldak'ta: Yeni parti mesajı verdi!
Özgür Özel Zonguldak'ta binlerce insanla birlikte madenci anıtına yürüdü. Burada yeni partiye ilişkin mesajlar verdi.
GAZETE PENCERE - 21 Mayıs tarihinde verilen tartışmalı butlan kararının ardından parti içi mücadelelerini başlattıklarını duyuran Özgür Özel, vatandaşın yeni parti taleplerine de sahada yanıt veriyor. Butlan kararının ardından başlattığı kent ziyaretlerine aralıksız devam eden Özel, dün Kastamonu'yu sokak sokak gezmesinin ardından bugün de Zonguldak'a geldi.
Özel binlerce insan eşliğinde zorlukla yürüdü.
Özel madenci anıtında konuşma yaptı ardından Gazipaşa Caddesinde esnaf ziyaretinde bulundu.
DÜN YENİ PARTİ ÇAĞRISINA YANIT VERMİŞTİ
Dün Kastamonu'yu sokak sokak gezen CHP Lideri Özel, "Yeni parti kurun" çağrısı yapan vatandaşa "İnşallah partimizi geri alırız, öbür türlü başka bir aksilik olursa da o zaman ayrı konuşuruz." sözleri ile yanıt vermişti.
YENİ PARTİ MESAJI
Zonguldak ziyaretinde yurttaşın "Bir ışık bekliyoruz" sözlerine yanıt veren Özgür Özel "Yakacağız merak etme, az kaldı" şeklinde yanıt verdi.
Zonguldak’ta konuşmasını bir bankın üzerinden yapan Özel, bunu da siyasi bir mesaj olarak yorumladı.
Daha önce parti otobüsünden konuştuğunu hatırlatan Özel, bu kez altında yalnızca bir bank olduğunu belirterek, “Bu bank bize yeter” dedi.
Özel, “Binaları, araçları, güçlü seçim otobüsleri olup da sokağa adım atamamak yerine; sokakta, Zonguldak’ta milletle yürümek, bankın üstünden konuşmak iktidarı işaret eder” diye konuştu.
GERİYE DÖNÜŞ YOK
Özgür Özel, CHP’nin hedefinin artık yalnızca muhalefet etmek değil, iktidara yürümek olduğunu söyledi.
“Bu işin geriye dönüşü yoktur” diyen Özel, partinin menzile ulaşmadan durmayacağını vurguladı.
Özel, “Bu gemiyi güvenli bir limana çekmek değil; bu gemiyi menzile ulaştırmak, iktidara taşımak boynumuzun borcudur” ifadelerini kullandı.
“HALKIN İKTİDARINDA BULUŞACAĞIZ”
Konuşmasının sonunda emeklilere, emekçilere, gençlere ve ev kadınlarına yönelik vaatlerini sıralayan Özel, CHP iktidarında sosyal güvence, adil gelir dağılımı ve özgür bir gelecek hedeflediklerini söyledi.
Özel, gençlerin yurt dışına gitmek zorunda kalmadığı, emeklilerin ve asgari ücretlilerin yeniden insanca yaşayabildiği bir Türkiye vadetti.
Zonguldak’tan yola çıktıklarını belirten Özel, “Hep birlikte halkın iktidarında buluşuyoruz” dedi.
İşte Özel'in açıklamalarının tamamı:
"Zonguldak’a yerel seçimlerden önce gelmiştik, başkanımızı, Tahsin Başkanı size emanet etmiştik. Milletvekillerimizle, Genel Başkan Yardımcımızla, İl Başkanımızla, tüm ilçe başkanlarımızla birlikte çok önemli çalışmalar yapmıştık. 31 Mart yerel seçimlerinde hem Zonguldak’a yakışan halkçı bir belediye başkanını, hem de altısı ilçe - altısı belde, 12 belediye başkanını görevlendirdiniz. Hepinize minnettarız, hepinizi çok seviyoruz. Bak bu öfke doğru, üzgünlüğünüz doğru, hayal kırıklığınız doğru. Ama bu enerjiyi kötü söze değil de iktidara yönelik bir kararlılığa yönlendirmek lazım artık. Değerli Zonguldaklılar, daha sonra buraya Kasım ayında, Ekim ayının sonunda geldik. Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitingimizi yaptık. O mitingde Zonguldak’ın sorunlarını, emeklisi emekçiden fazla olmuş, emeğin kentinin emekli kenti olduğu, o emeklilerin de tarihin en büyük vefasızlığıyla karşı karşıya olduğunu konuştuk. Asgari ücretteki sorunları konuştuk. Zonguldak’ın küçülmesini konuştuk. Zonguldak AK Parti iktidara geldiğinde 620 bin nüfus, Türkiye o zaman 60 milyon - 62 milyon. Türkiye gelmiş 85 milyona, Zonguldak’ın da 850 bin olması lazım ama Zonguldak gerilemiş 560 bine. Dört müesseseden ikisi kapanmış. Vaktiyle 48 bin işçinin Büyük Madenci Yürüyüşü’nü başlattığı müesseselerde AK Parti aldığında 16 bin işçi varmış, şimdi 8 bine düşmüş. Kimi görsem diyor ki ‘Kapanmanın provasını yapıyorlar.’ ‘Ya bu iki müessese niye kapalı?’ ‘Çünkü iş sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmamış.’ ‘Kim almamış?’ ‘Türkiye’ye Taşkömürü Kurumu almamış.’ ‘Kim denetlememiş?’ ‘Bugünkü bakanlık denetlememiş. Son denetlemede de kapatmaya karar vermiş.’ Kimse görevini yapmamış. Ama Zonguldak, büyük bir inançla, büyük bir kararlılıkla bir arada, kol kola hayata tutunmaya çalışıyor.
Şehir küçülüyor, AVM’ler kapanıyor, şehri şehir yapan dükkanlar kapanıyor. Şehrin emeklisinin sayısı çalışanının sayısının üstüne geçmiş. Ortalama emekli maaşı 23 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Verildiği günden beri 3 bin 500 lira erimiş. Şimdi emekliye düzenleme, kanun teklifi sadece enflasyon kadar. Yani Ocak’ta verdikleri kendi erittiklerini veriyorlar. Hep erimeye devam edecek altı ay boyunca daha. Bugün beş tane emekli bir araya gelse yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor düşünün. Eskiden emekliler 1,5 asgari ücret alırken, eskiden bir emekli maaşı, en düşük emekli maaşı 8 çeyrek alırken şimdi beş emekli bir araya geliyor, yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor. Memlekette asgari ücretli; yoksulluğun, açlık sınırının altında. Emekliler açlık sınırının altında. Madenciler yoksulluk sınırının altındalar. Zonguldak her geçen gün biraz daha zayıflıyor, biraz daha yıpranıyor. Verilen sözleri tutan yok. Zonguldak’ta iyiye giden tek şey belediyenin yaptığı ve sizin de takdir ettiğiniz işler. Onun dışında Zonguldak’a dönüp de bakan yok.
"KAPTAN FIRTINADA LAZIM"
Biliyorsunuz biz son girdiğimiz genel seçimi kazanmamız gereken genel seçimi, avucumuzun içindeki genel seçimi kendi hatalarımızla, hiç millete kabahat bulmayalım kaybettik. Sonra büyük bir üzüntü yaşadık hep beraber. Sokağa çıkamaz olduk. Ayağa kalkamaz olduk. Birbirimizin yüzüne bakamaz olduk. O sırada ne deniyordu? ‘Efendim olsun, devam edelim, güvenli limana gidelim.’ Yahu siyasette ‘gemi’ dediğin şey eğer bir parti bir gemi ise, siyasette marifet gemiyi limana çekmek değil; gemiyi menzile ulaştırmak, hedefe ulaştırmak, iktidara götürmek. Kaptan limanda lazım değil; kaptan fırtınada lazım, rüzgârda lazım, okyanusları geçmek için lazım kaptan. Zonguldak’ta gözünüzün önündekileri ha bu. Bartın’da, Zonguldak’ta İl Başkanı, Genel Başkan Yardımcımız, milletvekilimiz, önceki dönem milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız, bu değişim ekibi, sizin desteğinizle, Türkiye’de değişim ekibi sizlerin desteğiyle olmaz denilen bir şey yaptı. Ne diyorlardı? ‘Rahmetli Atatürk kalkacak gelecek, bu delege ile Genel Başkan seçilemez’ diyorlar. Biz ne dedik? ‘Bu delegeyi evlatları ikna edecek. Eşleri ikna edecek. Torunları ikna edecek. Delegeyi, berberi tıraş yaparken kulağına doğrusunu söyleyecek. Bu delegeyi eninde sonunda komşusu 16 yaşındaki genç bir kız ikna edecek.’ ‘Aman, diyecek ‘Değişim’ diyecek. Kurultay salonuna hep beraber gittik, üç kişinin başlattığı bir slogan, kendiliğinden bütün salona, bütün Türkiye’ye yayıldı. ‘Sokağın sesini dinle’ diye. O delege sokağın sesini dinledi, sizin sesinizi dinledi. Değişimi gerçekleştirdi. Değişimle beraber yaş ortalaması 42 olan bir Parti Meclisi, yarısı kadın yarısı erkek olan bir Merkez Yönetim Kurulu, beş ay sonrasına kocaman bir iddia ortaya çıkardı. Ne dedik? Eğer girdiğimiz seçimleri kim gibi, Ecevit gibi nasıl o 70’lerde ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden de partisini birinci çıkardı. ‘Aynen Ecevit gibi girdiğimiz seçimden partimizi birinci çıkaracağız. Birinci parti yapamazsak biz bu görevleri bırakacağız’ dedik. Bu iddia ile 31 Mart seçimlerine girdik. Bu iddia ile Zonguldak’ı kazandık, Zonguldak’ta 12 belediyeyi kazandık. Bu iddia ve bu kararlılıkla Türkiye’nin yüzde 65’ini kazandık. Bu iddia ve bu kararlılıkla 47 yıl sonra partimizi yeniden Türkiye’nin birinci partisi yaptık.
"ERDOĞAN KENDİNİ YENECEK EKİBE DARBE YAPTI"
Bu iddia, seçimden önce, ‘Efendim 1 Nisan sabahı büyük hezimet geliyor’ diyenler o günden sonra susmak yerine butlan başı beklediler. Seçimdeki zaferin sahipleri iktidar yürüyüşünü başlatırken bundan rahatsızlık duyan Erdoğan şunun farkındaydı. ‘Bizi kurduğumuz günden beri yenemediler. Partide bizi yenmeye bir inanç, bir kararlılık yoktu. Ne zaman bu değişim ekibi çıktı, ne zaman kararlılığını ortaya koydu, ne zaman hedefi belirledi, AK Parti kurulduğu günden beri ilk kez yenildi. Ve bu değişim ekibi, böyle kalırsa ve anketlere bakıyorlar, Türkiye’nin birinci partisi, Cumhuriyet Halk Partisi. Türkiye’ye bakıyorlar, Türkiye’nin birinci Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi. ‘Bunları buradan indirmemiz lazım’ dediler. İçinde bulunduğumuz durum, 19 Mart’taki darbe ile Ekrem Başkan’ın gözaltına alınmasıyla, 18 Mart’ta diplomasının iptal edilmesiyle, 23 Mart’ta, ön seçimin yapılacağı gün tutuklama yapılmasıyla, bütün belediyelerimize yapılan operasyonlarla, partimize açılan davalarla beraber yapılan iş Erdoğan’ın kendini yenecek ekibe darbe yapmasıdır.
"BU, YENİYİ KURAN BİR YÜRÜYÜŞTÜR"
Buradan, Zonguldak’tan, emeğin başkentinden, Ecevit’in şehrinden Türkiye’ye söylüyorum. Ne zaman ki butlan kararından sonra polisimizi, Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet Halk Partisi’ne soktular, partiyi tarumar ettiler, partiden seçilmişleri attılar, atanmışlara partiyi teslim ettiler; o gün biz o binadan çıktık ve eskimiş bir siyaseti gerimizde bıraktık. Yağmurun, dolunun altında adım adım, 100’ler bin oldu, binler 10 binler oldu, Meclisimize doğru yürüdük. Bu yürüyüş, yeni bir yürüyüştür. Bu, yeniyi kuran bir yürüyüştür. Bu yenilik; emeklilerin yeni yolu, yeni yürüyüşüdür. Emekçilerin yeni yürüyüşüdür. Yoksulluktan kurtulmak isteyenlerin yürüyüşüdür. Artık canına tak eden çiftçilerin, köylülerin yeni yürüyüşüdür. Ve biz bu yolda Cumhuriyet Halk Partisi’nde hukuk mücadelesi, siyasi mücadele, meydanlarda, sokaklarda fiziki mücadele vererek Zonguldak’ta, Zonguldak’ın sokaklarında sel olup akarak, o günden bugüne gittiğimiz tüm şehirlerde, Denizli’de de Diyarbakır’da da Gaziantep’te de Burdur’da da Zonguldak’ta da Trabzon’da da Gümüşhane’de de Çorum’da da Amasya’da da Nevşehir’de de milletimizle kol kola, omuz omuza yürüyerek ilerliyoruz. Bize binalar lazım değil. Biz, binada oturarak bu partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmadık. Milletin içinde çalışarak yaptık. Bize binalar lazım değil. Bize güçlü otobüsler lazım değil.
"BU İŞİN GERİYE DÖNÜŞÜ YOKTUR"
Geçen geldiğimde partimizin otobüsünün üstünde Madenci Anıtı’nda hepinize seslenmiştim, göz göze. Şimdi de göz gözeyiz. Bu sefer altımızda bir kuvvetli sesli araç yok. Ne var altımızda? Altımızda işte bu bank var, bank. Bu bank bize yeter, bu bank bize yeter. Binaları, araçları, güçlü seçim otobüsleri olup da sokağa adım atamamak yerine; sokakta, Zonguldak’ta milletle yürümek, bankın üstünden konuşmak iktidarı işaret eder. Size söz veriyorum, bundan sonra bu işin geriye dönüşü yoktur. Bu iş iktidara varmadan, menzile ulaşmış saymaz kendini. Bu geminin kaptanı, bu geminin içindeki bütün emekçileri iktidar yolculuğundadır. Bu gemiyi güvenli bir limana çekmek değil; bu gemiyi menzile ulaştırmak, iktidara taşımak boynumuzun borcudur.
Kaynak:Haber Merkezi