İstanbul’da taksi krizi neden çözülmüyor? Dünya metropollerinin 7,5 kat gerisinde kaldı

İstanbul’da artan nüfus nedeniyle taksi hizmetlerine yönelik talep 10 kat büyüdü. Artan talebe karşılık taksi sayısındaki artış yüzde 19'da kaldı. Hazırlanan rapora göre İstanbul küresel ortalamanın 7,5 kat gerisinde kaldı.

İstanbul’da taksi krizi neden çözülmüyor? Dünya metropollerinin 7,5 kat gerisinde kaldı

GAZETE PENCERE - İstanbul’da nüfus ve turist sayısı son 35 yılda hızla artarken, taksi sayısındaki artış yüzde 19'da kaldı.

EY Türkiye’nin 2024 tarihli “İstanbul Taksi Ekosisteminin Dönüşümü” araştırmasına göre ise İstanbul’da 1.000 kişiye düşen taksi ve özel yolcu taşımacılığı aracı sayısı 1,3 seviyesinde bulunuyor. Araştırmada karşılaştırılan küresel metropollerin ortalaması ise 9,7 olarak belirlendi.

NÜFUS YAKLAŞIK İKİ KATINA ÇIKTI, TAKSİ SAYISI TALEBİ KARŞILAMADI

Demir’in paylaştığı verilere göre, 1990 yılında 7,3 milyon olan İstanbul’un nüfusu son 35 yılda yaklaşık iki katına çıktı. Aynı dönemde kente gelen yıllık turist sayısı da dokuz kattan fazla arttı.

Buna karşılık, 1990’da 17 bin 395 olan taksi sayısındaki artış yüzde 19 seviyesinde kaldı. Böylece nüfus, turizm ve kent içi hareketlilikteki büyümeye rağmen taksi arzı aynı hızda genişlemedi.

Taksi plakalarının sayısını ve verilme koşullarını belirleyen temel düzenleme 2 Nisan 1986 tarihli ve 86/10553 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’na dayanıyor. Plaka sayılarının belirlenmesi yetkisi daha sonra büyükşehirlerde Ulaşım Koordinasyon Merkezlerine (UKOME) devredildi.

İSTANBUL KÜRESEL ORTALAMANIN 7,5 KAT GERİSİNDE

EY Türkiye’nin araştırmasına göre, karşılaştırmaya dahil edilen küresel metropollerde her 1.000 kişiye ortalama 9,7 taksi ve özel yolcu taşımacılığı aracı düşerken, İstanbul’da bu sayı 1,3 seviyesinde kalıyor.

Araştırmada Londra, New York, Singapur ve Paris gibi metropollerde söz konusu oranın çift haneli seviyelere ulaştığı, İstanbul’un ise kişi başına düşen araç sayısında karşılaştırılan kentlerin belirgin biçimde gerisinde bulunduğu kaydedildi.

YÜZDE 86 TAKSİ BULMAKTA ZORLANDI

Araştırmanın kullanıcı deneyimine ilişkin sonuçlarına göre, İstanbul’da yaşayanların yüzde 86’sı en az bir kez taksi bulmakta zorlandığını belirtti. Her üç kişiden biri ise ihtiyaç duyduğu her seferinde taksi bulamadığını ifade etti.

Katılımcıların yaklaşık üçte biri ruhsatsız “korsan” taksi kullanan birini tanıdığını belirtirken, yarıdan fazlası bu araçların tercih edilmesindeki temel nedenin daha düşük fiyatlar olduğunu söyledi.

SINIRLI PLAKA ARZI YATIRIM ARACINA DÖNÜŞTÜ

Araştırmada, taksi plakalarının uzun yıllar sınırlı sayıda kalmasının sektörün ekonomik yapısını da etkilediğine dikkat çekildi. Sınırlı ve erişimi kısıtlı plakaların zaman içinde yüksek değerli bir yatırım aracına dönüştüğü belirtildi.

Plaka sahiplerinin bir bölümünün doğrudan taşımacılık yapmak yerine plakalarını aracılar üzerinden kiraya vererek gelir elde ettiği, bu yapının kapasite artışının önünde engel oluşturabildiği ve olası vergi kayıplarına yol açabildiği kaydedildi.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ: TAKSİ SAYISINDA KADEMELİ ARTIŞ

EY Türkiye’nin çalışmasında İstanbul’daki taksi sayısının kademeli ve kontrollü biçimde artırılması önerildi. Ayrıca lisanslı sağlayıcılar tarafından işletilen uygulama tabanlı rezervasyonlu bireysel taşıma (RBT) araçlarının resmi sisteme entegre edilmesi gerektiği belirtildi.

Önerilen modelde yolculukların dijital altyapı üzerinden kayıt altına alınması, araç sayısındaki büyümenin ise platformlar üzerinden izlenebilir ve denetlenebilir hale getirilmesi öngörülüyor.

Araştırmaya göre, önerilen dönüşümün hayata geçirilmesi halinde İstanbul’un 2035’e kadar 1.000 kişi başına 9,7 araç seviyesine ulaşarak karşılaştırılan şehirlerin mevcut ortalamasını yakalayabileceği öngörülüyor.

Çalışmada ayrıca fiziki taksi arzının talebe göre artırılması, uygulama bazlı taksi sisteminin oluşturulması, dijital çağrı sistemlerinin yaygınlaştırılması ve sürücü haklarının yasal güvence altına alınması önerileri sıralandı.

Demir, mevcut taksi sisteminin yalnızca bir ulaşım sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, kişi başına düşen araç sayısının ve hizmet kalitesinin kentlerin yaşam kalitesi ile uluslararası rekabet gücünü de etkilediğine dikkat çekti.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar