Menopozun önlenemez yükselişi: Görünmezlikten milyar dolarlık pazara dönüştü?

Yıllarca fısıltıyla konuşulan, tıbbın bile görmezden geldiği menopoz, bugün 24 milyar dolarlık dev bir pazara dönüştü.

Menopozun önlenemez yükselişi: Görünmezlikten milyar dolarlık pazara dönüştü?

Meltem Akyol

GAZETE PENCERE - Yüzyıllardır fısıltıyla konuşulan menopoz, görünür duyulur bir kamusal başlığa dönüştü. Sosyal medyada deneyimler açıkça paylaşılıyor, şirketler “menopoz dostu” politikalar duyuruyor. Artan görünürlükle birlikte menopoz etrafında yeni ve hızla büyüyen bir sağlık pazarı da oluşuyor.

Menopoz, kadınlar için adetin kalıcı olarak kesilmesi, bir kadının bir yıl boyunca adet görmemesi olarak tanımlanıyor. Bu dönem, yumurtalıklardaki foliküllerin tükenmesi ve buna bağlı olarak östrojen ile progesteron üretiminin belirgin biçimde azalması anlamına geliyor. Kadınlık deneyiminin en az konuşulan ve en yalnız yaşanan eşiklerinden biri. Türkiye’de menopoz yaşı ortalama 47-49, dünya genelinde ise 51–52. 45 yaş altı durumlar “erken menopoz” olarak değerlendiriliyor.

Menopozun tıbbi anlamda ne olduğu genel hatlarıyla bilinse de, öncesindeki iki ila 10 yıllık perimenopoz dönemi çoğu zaman gözden kaçıyor. Bu süreçte hormon dalgalanmaları yalnızca üreme sistemini değil, kalp-damar sağlığından ruh haline kadar birçok sistemi etkileyebiliyor. Eklem ağrıları, uykusuzluk, hafıza bulanıklığı, depresyon… Literatürde menopoz süreciyle ilişkilendirilen 30’dan fazla semptom var. Dünya genelinde her 10 kadından 7–8’i yaşam kalitesini etkileyen semptomlar yaşıyor.

Menopozun kendisini bir hastalık olmasa da, kemik kırıkları, kalp-damar hastalıkları ve Alzheimer açısından risk oluşturabiliyor. Özellikle erken menopozda bu riskler artıyor.

SESSİZLİĞİ BOZAN KADINLAR…

Peki ne oldu, nasıl oldu da menopoz bir anda görünür ve hatta “popüler” bir başlığa dönüştü?

Bunun bir nedeni, kadınların iş yaşamında giderek daha fazla yer alması ve emeklilik yaşının yükselmesi. Kadınlar kariyerlerinin yaklaşık 10 yılını perimenopoz ve menopoz döneminde geçiriyor. Alman haber kuruluşu DW’nin aktardığı verilere göre, Almanya’da menopoz yaş aralığında yaklaşık 11 milyon kadın bulunuyor ve bunların 9 milyondan fazlası çalışma hayatının içinde. Bu, iş gücünün neredeyse beşte birine karşılık geliyor. Dolayısıyla menopoz artık yalnızca bireysel bir sağlık süreci değil, iş performansı, üretkenlik ve ekonomik yapı açısından da tartışılan bir başlık.

Ancak meseleyi yalnızca ekonomiyle açıklamak mümkün değil. “Menopozu annem gibi yaşamak istemiyorum” diyen kadınların yükselen sesi de belirleyici. Regl ve doğum gibi başlıklar nasıl kamusal alana taşındıysa, menopoz da benzer bir dalganın —belki biraz gecikmiş— parçası olarak görünürlük kazandı.

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Bahar Baykal, kendini “menopozda olan bir menopoz doktoru” olarak tanımlıyor. 46 yaşında menopoza giren Baykal, bu alana yönelmesinin kişisel deneyimiyle başladığını söylüyor: “Kadın doğum uzmanı olmama rağmen, yaşadıklarımı anlamam yıllarımı aldı.”

Gazeteci Melis Alphan, cerrahi müdahale sonrası bir gecede menopoza giren bir isim. Ani hormonal değişimle birlikte kendisini büyük bir bilinmezliğin içinde bulduğunu söylüyor. Ancak kısa sürede bunun yalnızca kişisel değil, yaygın bir deneyim olduğunu fark ettiğini anlatıyor. Kasım 2024’te açtığı “Menopoz Seyir Defteri” hesabı üzerinden yüzlerce kadının deneyimini dinleyen Alphan aynı dönemde kaleme aldığı "Menopoz Rehberi" isimli kitap geniş bir okur kitlesine ulaştı.

“Hiç hazırlıklı değildim. ‘Şimdi ne yapacağım?’ diye sordum kendime; hiçbir şey bilmiyordum. Gazeteci olmama rağmen… Çevremdeki kadınlar da bilmiyordu” diyen Alphan, bu alandaki bilgi eksikliğine dikkat çekiyor. “En büyük destekçiniz kim?” sorusuna kadınların çoğunun “kendim” yanıtını verdiğini aktarıyor: “Bu süreç fizyolojik olduğu kadar yapısal bir yalnızlık da içeriyor.”

Alphan’a göre menopoz, uzun yıllar ya mizah unsuru ya da aşağılama vesilesi olarak ele alındı. Bugün ise kitap raflarında görünürlük kazanıyor. Okurlardan gelen geri bildirimlerde farkındalık ve yaşam değişikliği vurgusunun öne çıktığını söyleyen Alphan bu durumu, sürecin anlaşılması ve yeniden tanımlanması açısından önemli buluyor.

KADINLAR ANLATIYOR: “SAKLADIM ÇÜNKÜ…”

Tam adını vermek istemeyen Leyla, menopoza girdiğini fark ettiğinde durumu uzun süre en yakın arkadaşlarından dahi sakladığını anlatıyor: “İş yaşamında çevremdeki erkeklerin ‘menopozlu karı’ diye dalga geçtikleri kişi olmak istemedim. Fikirlerimin ya da tepkilerimin bu nedenle sorgulanmasını istemedim. Belki de bana ‘yaşlanmış, tedavülden kalkmış’ hissi verdiği için…”

Nezihe ise süreci ağır yaşadığını, aradan geçen zamana rağmen semptomların sürdüğünü ifade ediyor. Ateş basmaları, uykusuz geceler, hassasiyet ve unutkanlık… Bu belirtilerle mücadele ederken çalışma hayatını sürdürmenin zorluğuna dikkat çekiyor: “İşe gitmek istemediğim çok oldu. Hiçbir şey yapmak istemediğim dönemler yaşadım. ‘Benim burada ne işim var?’ deyip kendimi dışarı atmak istediğim anlar… Zor.”

MENOPOZ EKONOMİSİ!

Menopoz, yaşam döngüsünün bir parçası ancak semptomları ortadan kaldırmak, tedavi etmek mümkün. Kadınlar için tüm zorluklarıyla katlanılması gereken doğal bir süreç olmaktan çıktıkça, bu alanda uzmanlaşmış hekim sayısı yavaş da olsa artıyor. Eşdeğer hormon tedavisi de kadınların yüzünü güldürüyor. Dr. Baykal, 2002’de yayımlanan WHI (Kadın Sağlık İnisiyatifi) araştırmasının korku yarattığını ancak güncel verilerin, uygun hastada ve doğru zamanda başlanan hormon tedavisinin faydalarının risklerinden yüksek olabileceğini gösterdiğini söylüyor.

TEDAVİYE ERİŞİM HEM PAHALI HEM ZOR

Eşdeğer hormon tedavisi, isminden de anlaşılacağı gibi var olan hormon yapısına en yakın yapıdaki hormonların kullanılması demek. Bunların ağızdan alınan hormon tedavilerine göre daha az yan etkisi olduğu biliniyor. Yakın zamana kadar eşdeğer hormon tedavisinde kullanılan östrojen jel Türkiye’de mevcut değildi. Şubat ortası gibi bu jel Türkiye’deki eczanelerde de satılmaya başlandı. Hâlâ bulunması ile ilgili sorunlar çözülebilmiş de değil. Eczanelerdeki satış fiyatı 1000 TL ve üzerinde. SGK'nın geri ödeme kapsamında da değil. Kullanılması önerilen bir diğer hormon ise progesteron. Halihazırda gebelik ve tüp bebek tedavisinde kullanıldığından Türkiye’de bulmak daha kolay. Onun fiyatı da 400 lira ve üzerinde ancak progesteron geri ödeme kapsamında.

Hormon tedavisinde tek sorun maliyet değil. Bu tedaviyi almaya karar verseniz bile bazı uzmanlaşmış ve isim yapmış hekimler için randevu tarihi bulmak neredeyse imkansız. Muayene ücretleri de farklılık gösteriyor. Özel hastaneler "menopoz klinikleri" açarken, bu konuda kadınlara eğitim veren devlet hastaneleri var. Bilgi almak amacıyla aradığımız özel hastanelere “Erken menopoz dönemindeyim, ne yapmalıyım? Muayene ücreti nedir?” diye sorduk. Verilen yanıtlar, geniş bir fiyat aralığına işaret ediyor. Muayene ücretleri 4 bin liradan başlıyor, 15 bin liraya kadar çıkıyor. Kredi kartı ile ödeme yaptığınızda ise fiyatlar daha da yukarılara tırmanıyor. Bir de kemik yoğunluğu ölçümü gibi yapılması gerekli testler var. “Gerekli testlerin ardından kişiye özel hormon tedavisi planlanıyor. Bu nedenle sabit bir fiyat veremiyoruz” yanıtı, birçok hastanede benzer şekilde ifade ediliyor. İlk muayene sonrası hekimin sizi görme sıklığı ise 3 ay ile 12 ay arasında değişiyor. Bu da yılda en az iki en fazla dört muayene demek. Bu süreçte ortaya çıkan beş basamaklı ücretler, pek çok kadının tedaviye ulaşmasının önünde engel teşkil ediyor.

TAKVİYELERİN MALİYETi İKİ BİN TL’DEN BAŞLIYOR

Bir de alınması gereken takviyeler var. Doktor Bahar Baykal, “eksik varsa, ölçülebilenleri yerine koymak gerekir” diyerek ilk etapta alınması gereken takviyelerin Demir, D vitamini, B12, Magnezyum olduğunu söylüyor. İhtiyaç durumunda buna kalsiyum da ekleniyor. İstanbul’da bir eczanede bu listenin minimum maliyeti 2-3 bin lira arasında. Üst limit için sınır ise bütçeniz.

Menopozda büyük mücadeleyle elde edilen görünürlük, piyasanın da dikkatinden kaçmadı elbette. Takviyelerden mobil uygulamalara, soğutma bilekliklerinden hormon takip cihazlarına kadar uzanan geniş bir ürün yelpazesi, hızla büyüyen bir pazar yarattı. Ancak bu tablo, farkındalık ile ticarileşme arasındaki sınırın nerede olduğu sorusunu da gündeme getirdi. İnternette yüzlerce liralık “doğal taş bileklikler”, fiyatı bin 500 liraya varan ve “menopozu önlediği” iddia edilen karışımlar satılıyor. Oysa menopozu geciktiren kanıtlanmış bir yöntem yok. Bilinen tek net etken sigara. O da süreci ileri değil, ortalama 1,5–2 yıl öne alabiliyor.

SINIFSAL AYRICALIK MI HAK MI?

İngiliz gazetesi The Guardian’ın aktardığına göre, piyasa araştırma şirketi Grand View Research, küresel menopoz pazarının 2030’a kadar yaklaşık 24 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini belirtiyor. Türkiye'de menopoz destek ürünleri ve hizmetleri pazarının 2023 sonu itibarıyla yaklaşık 200 milyon TL civarında olduğu tahmin ediliyor. Bugün Türkiye’de 45-59 yaş arasında kadın nüfus oranı yaklaşık 8 milyonun üstünde. Her yıl yaklaşık 400 bin kadının menopoza girdiği ve toplam menopoz döneminde olan kadın sayısının 4 milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Maddi imkansızlıklar veya önyargılar nedeniyle "doğal" çözümlere yönelenleri sosyal medyada “erken menopoz kader değildir”, “menopoza mucize çözüm”, “iki ayda hormonlar değişti”, “hacamat ile geciktirin” gibi başlıklarla binlerce içerik karşılıyor. Bilgi eksikliği ve korku, menopoz dönemindeki kadınları bilimsel dayanağı tartışmalı yöntemlere yöneltiyor. Soğan kürleri, bitkisel karışımlar ve çeşitli takviyeler menopozun “geri çevrilebilir” olduğu iddiasıyla pazarlanıyor.

Uzmanlara göre, kadınların daha fazla bilgi ve destek talep etmesi olumlu bir gelişme. Ancak bu alandaki bilgi eksiliği, muayene ücretlerinin yüksekliği, güvenli hormon tedavisinin ulaşılır olmaması gibi etkenler menopozda tedavinin bir hak olmaktan çıkıp sınıfsal bir ayrıcalığa dönüştüğünü gösteriyor. Oysa doğru hekime ve doğru tedaviye ulaşmanın her kadının hakkı.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar