128 Milyar Dolar Nerede?

Son bir haftadır en çok konuştuğumuz konu kuşkusuz “128 Milyar Nerede?” sorusu oldu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantılarında ve diğer konuşmalarında sorduğu soruyu, şimdi sadece CHP’liler değil tüm Türkiye soruyor; “128 Milyar Dolar Nerede?”.

CHP İl ve İlçe Başkanlığı binalarına hatta Meclis’e bu sorunun olduğu pankartlar asılarak toplumsal duyarlılık ve farkındalık yaratılmaya çalışılıyor.
Kabul etmeliyiz ki, bunda başarı da sağlandı. Sağlandı ki, asılan pankartlar, herhangi bir suç olmamasına rağmen keyfi olarak indiriliyor.
Diğer yandan bu başarının, siyaseten bir fikri takibin sonucu olduğunu da kabul etmek durumundayız.

HAYIRLI SON
Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Kasım 2020’de “Allah sonumuzu hayretsin” ile biten istifası sonrasında CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun temel sorusu şu oldu: “Berat Albayrak Nerede?” ya da “Damat Nerede?”.
Cevabı basit olan bu soruyu, siyasi iktidar sistematik biçimde görmezden geldi.
Nihayet üçüncü ayın sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, damadı Berat Albayrak’ı savunmak durumunda kaldı. Hatta olası kabine değişikliğinde adı geçti.
Nitekim takip eden süreçte Albayrak’ın istifası sonrası MB Başkanı atanan Naci Ağbal dört ay gibi kısa bir sürede ani bir kararla görevden alındı.
Bütün bu süreç içinde Kılıçdaroğlu’nun “Damat/Bakan Nerede?” sorusu, MB rezervlerinde görünmeyen 128 Milyar dolara yoğunlaştı. Soru bu kez; “128 Milyar Dolar Nerede?” oldu.
Elbette bu soru da ilk soru gibi bir süre cevapsız kaldı. Sonra ise birbiriyle çelişen açıklamalar geldi.

PEKİ PARA NEREDE?
Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan 22 Şubat’ta, “95 milyar dolar döviz rezervimiz var” açıklaması yaptı. İki gün sonra, bu paranın önemli miktarının koronavirüs ile mücadelede harcandığını söyledi. Yine Erdoğan 10 Mart’ta; “Kaybolan bir şey yok. Bu kadar para, hepsi, bu milletin Hazinesi’nde ve Merkez Bankası’nda” dedi.
Bu çelişkili açıklamalar sorunun haklılığının kanıtı oldu.
Bu kez devreye “uzman”lar girdi. Erdoğan’ın başdanışmanlarından Yiğit Bulut 23 Mart’ta, “128 milyar dolar satılabilir rezervi Türkiye’nin ne zaman oldu?” sorusu ile yanıt verdi.
Başka bir başdanışmanı Cemil Ertem ise aynı gün, “Kur hedeflemesi için, kuru tutabilmek için Merkez Bankamız döviz satmış değildir. Sırf piyasalardaki oynaklığı gidermek açısından müdahale yapmıştır. Bu rezervlerimizin eridiği anlamına gelmez” açıklaması yaptı.
Bunları siyasilerin açıklamaları izledi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ 12 Nisan’da paralar “Kasada” cevabı verdi.
13 Nisan’da AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli; “Merkez Bankası piyasa fiyatından dövizleri satmıştır”; Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Cevdet Yılmaz, “Merkez Bankalarının varlıkları buharlaşmaz. Bir varlıktan diğer bir varlığa dönüşür” açıklaması ile devam etti.
Bu açıklamaların hiç biri sorulan sorunun cevabı olmadı.
Ve son açıklama muhataptan yani MB Başkanından geldi.
Konuların yanlış ve eksik bilgiye dayalı olarak kamuoyu önünde tartışılmasının MB’ye zarar verdiğini ifade eden MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu ; “21 Şubat 2017'de Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ve TCMB arasında bir protokol tesis edilmiştir. Protokol, 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 2'nci maddesinin birinci fıkrası ve 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nun 2'nci maddesi, 4'üncü maddesinin 1’inci fıkrasının b bendi ve 41'inci maddesi ile 53'üncü maddesinin birinci fıkrası maddelerine dayanmaktadır.
Söz konusu protokol kapsamında 2017 yılından itibaren ihtiyaç görülen durumlarda, kamu bankaları aracılığıyla döviz işlemleri yapılmaya başlanmıştır. Bu sayede sistemde sağlıksız fiyat oluşumlarının engellenmesi ile döviz piyasalarındaki arz-talep dengesi ve likiditenin tesis edilmesine katkıda bulunulmuştur.” sözleriyle işlemlerin hukuki dayanağını ve amacını açıklamıştır.
Yeni Şafak Gazetesi’nde yazdığı köşe yazılarında, başkanların keyfi biçimde görevden alınmasının, kurumun ulusal ve uluslararası güvenirliğini zedelediğini düşünmeyen Kavcıoğlu, Başkan olarak, “128 Milyar Dolar Nerede?” sorusunun tartışılmasının kuruma duyulan güveni zedelediğini söyleyebiliyor.
İkinci olarak Kavcıoğlu açıklamasında; 128 Milyar Doların, hangi tarihte, hangi kurdan ve kimlere satıldığını değil, nerede kullanıldığını ifade etti.
SORUN SADECE PANDEMİ DEĞİL
Kavcıoğlu; “Birçok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi, Türkiye'de de son dönemde salgından kaynaklanan olağandışı koşullarda sermaye çıkışının artması, doğrudan yatırımların azalması, altın talebinin hızla artması ve turizm ile ihracat gibi döviz kazandırıcı faaliyetlerimizin de durma noktasına gelmesi, ekonomide yüksek tutarda bir döviz talebi yaratmıştır.” ifadesini kullanıyor.
Ve daha önemlisi başkan bunu pandemi nedeniyle şu sözlerle ifade etmektedir. “Tüm bu gelişmeler ışığında, 2019 ve 2020 yıllarında ülkemiz ekonomisinin içinden geçtiği zorlu süreçler sonucunda oluşan dış açık, turizm gelirlerinde yaşanan belirgin düşüşle beraber 30 milyar ABD doları cari açık, 31 milyar ABD doları tutarında yabancı sermaye çıkışı, 50 milyar ABD doları tutarında reel sektörün yabancı para pozisyon azaltması ve hane halkının 54 milyar ABD doları tutarında döviz ve altına yönelmesi kurlar ve döviz rezervleri üzerinde yoğun baskı yaratmıştır. Özetle, ekonomideki döviz sıkıntısının giderilmesinin zorunlu ve olağanüstü koşullardan kaynaklandığı ortadadır.”
Bu neden önemlidir?
Önemlidir çünkü bu sonuçlar, 3 yılını geride bıraktığımız Türk Tipi Başkanlık Sistemi’nin derinleştirdiği yapısal sorunların sonucudur.
O halde Kılıçdaroğlu’nun sorusu hala geçerliliğini korumaktadır.
128 Milyar Dolar Nerede?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Murat Aksoy Arşivi