Doğuma müdahalenin 6 bin yıllık kanıtları bulundu
İtalya’nın Lamen Vadisi’nde bulunan Neolitik döneme ait bir yeni doğan kalıntısı üzerinde yapılan incelemelerde 6 bin yıl önce “iki hayatı birden kurtarmaya yönelik bilinçli” bir şekilde doğuma müdahale edildiği tespit edildi.
GAZETE PENCERE - İtalya’nın kuzeyindeki Dolomiti Bellunesi Ulusal Parkı sınırları içinde kalan ve deniz seviyesinden bin 100 metre yükseklikte yer alan Ripari Alti kaya sığınağında yaklaşık 6 bin yıl önce bir kadının doğumuna müdahale edilmesi sonucu hayatını kaybeden bebek kalıntıları bulundu. Radyokarbon tarihlemesine göre MÖ 3 bin 932 ile 3 bin 653 yılları arasında yaşamını yitiren bebek, yaklaşık 40 haftalık gebeliğin sonunda dünyaya geldi.
Arkeofili’nin arkeolojik bilim dergisi Science Direct’ten aktardığı, makaleye göre; arkeolojik buluntular, Neolitik dönemin son evrelerine işaret ediyor.
Omar Larentis liderliğindeki araştırma ekibi Trento Üniversitesi’ne bağlı Bagolini Arkeoloji, Arkeometri ve Fotoğrafçılık Laboratuvarı’nda (LaBAAF) çalışarak, 2021-2024 yılları arasındaki kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan az sayıdaki kemik kalıntısını inceledi. Kazıları, Napoli Federico II Üniversitesi’nden Fabio Cavulli ile Newcastle Üniversitesi’nden Francesco Carrer yürüttü. Trento Üniversitesi’nden Annaluisa Pedrotti de çalışmalara katkıda bulundu.
Bu kadar eski kalıntılarda ölüm öncesinde ya da ölüm sırasında oluşan yaralanmalarla, kemiklerin toprağa gömüldükten sonra geçirdiği değişimleri birbirinden ayıran araştırmacılar, “tafonomi” olarak adlandırılan bu süreçte, bir organizmanın ölümünden keşfedilmesine kadar geçen sürede maruz kaldığı fiziksel, kimyasal ve biyolojik değişimleri inceledi.
BİR KIRIKTAN YOLA ÇIKILDI
Çalışmanın temel odak noktası, yeni doğanın üst kol kemiğinde bulunan bir kırıktı. Başlangıçta yüksek çözünürlüklü dijital optik mikroskoplarla değerlendirilen kırığın biçimi ve kırılma şekli, günümüz tıp literatüründe zorlu doğumlarla ilişkilendirilen yaralanmaların özellikleriyle örtüşüyordu. Ancak kesin kanıtı sağlayan gelişme, taramalı elektron mikroskobuyla yapılan gözlem oldu. Yüksek büyütme altında yapılan incelemede, kemikte çok küçük parçacıklar ve mikro çatlaklar görüldü. Bunlar, yalnızca kemikteki kolajen ve minerallerin hala doğal nemini ve esnekliğini koruduğu sırada meydana gelen kırıklarda oluşabilecek mikro parçalanmalardı.
EN ESKİ DOĞRUDAN DOĞUM MÜDAHALESİNİN KANITI
Geleneksel bir mikroskopla bakıldığında görünmeyen bu doku, tortu basıncı veya nem değişimlerinin yol açtığı binlerce yıllık bir bozulmadan ziyade, canlı dokuya uygulanan ani ve şiddetli bir mekanik kuvvete işaret ediyordu. Larentis’in vardığı sonuç oldukça netti; bu yaralanma, zor bir doğum ile başa çıkmak için uygulanan ve elle çekip çıkarma girişimlerinin eşlik ettiği bir kuvvetten kaynaklanmıştı.
Böylece bu vaka; etnografik geleneklere veya sonraki dönemlere ait yazılı kaynaklardaki dolaylı atıfları kronolojik açıdan geride bırakarak, arkeolojik kayıtlarda bugüne kadar belgelenmiş en eski doğrudan doğum müdahalesi kanıtı haline geldi.
YETERSİZ BESLENME DOĞUM RİSKLERİNİ ARTIRMIŞ OLABİLİR
Ancak çalışma sadece kemik travmasıyla sınırlı kalmadı. Fetüsün kaval kemiklerinin (tibia) ve alt çene kemiğinin yüzeylerinde yapılan inceleme, minik gözenekli değişimlerin varlığı tespit edildi. Bu mikro lezyonlar, gebelik sırasında yaşanan metabolik veya beslenmeye bağlı stresin göstergesi olabilir. Bu durum annenin C veya D vitamini eksikliğine bağlı iskorbüt ve raşitizm gibi ciddi beslenme yetersizlikleri yaşamış olabileceğini gösteriyor.
Bu bulgu, tarih öncesi dönemde yüksek dağlık bölgelerde yaşayan toplulukların sağlık koşullarına dair doğrudan bir veri sunuyor. Mevsimsel kaynaklara dayalı beslenme düzeni zaman zaman yetersiz kalmış, bu da hem fetüsün gelişimini hem de muhtemelen annenin sağlığını etkileyerek doğum risklerini artırmış olabilir.
6 BİN YILLIK ŞİFA BAKIM PRATİĞİNİN GÖSTERGESİ
Bu keşif, aynı zamanda ilkel tıp ve bakım uygulamalarının tarihine de ışık tutuyor. Larentis’in araştırması, yazının henüz kullanılmadığı dönemlerde bakım uygulamalarını anlamak için çoğunlukla etnografik benzetmelere başvurulurken, bu bulgunun doğrudan maddi kanıt sunduğuna dikkat çekiyor. Dahası, bebeği elle çıkarmaya yönelik böyle bir müdahale, hem yeni doğana hem de anneye yardım etme niyetini gösteriyor. Bu da doğumun taşıdığı tehlikelerin topluluk tarafından fark edildiğini ve kritik anlarda müdahale etmek için gerekli pratik bilgilerin kuşaktan kuşağa aktarıldığını düşündürüyor.

Teşhis edilen bu kırık rastlantısal bir kaza izi değil; zor geçen bir doğum sırasında iki hayatı birden kurtarmaya yönelik bilinçli bir çabanın izini taşıyor. Araştırmaya göre bu tür bir “iyileştirme” uygulaması, Alpler’deki Neolitik topluluklarda yaklaşık 6 bin yıl önce mevcut olan bir şifa ve bakım pratiğinin doğrudan göstergesi.
Kaynak:Haber Merkezi
