İklim krizinin faturası herkese aynı çıkmıyor
İklim krizinin etkileri gelir ve çalışma koşullarına göre ağırlaşıyor. Prof. Dr. Murat Türkeş kırılgan gruplara dikkat çekerken, Özlem Katısöz kömürden çıkış sürecinin işçileri ve bölge ekonomilerini koruyacak politikalarla yürütülmesini vurguluyor.
GAZETE PENCERE- İklim değişikliği yalnızca sıcaklıkların yükselmesi ve aşırı hava olaylarının artması anlamına gelmiyor. Krizin ekonomik ve toplumsal sonuçları da toplumun farklı kesimlerini farklı ölçülerde etkiliyor.
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim politikalarının merkezine “iklim adaletinin” yerleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Türkeş, “Kliması olmayan bir evde yaşayan yaşlı bir yurttaş ile yüksek gelir grubundaki bir kişinin etkilenme düzeyi aynı değildir. Açık alanda çalışan emekçiler, yoksullar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan bireyler çok daha yüksek risk altındadır” dedi.

1,1 MİLYAR ÇOCUK ÜÇ İKLİM TEHDİDİYLE KARŞI KARŞIYA
Bültende aktarılan UNICEF verilerine göre dünya genelinde 1,1 milyar çocuk en az üç örtüşen iklim tehlikesine maruz kalıyor. 296 milyondan fazla çocuk ise kuraklık, aşırı sıcak ve sıcak hava dalgalarının birlikte görüldüğü bölgelerde yaşıyor. 2025’te iklim kaynaklı tehlikeler nedeniyle eğitimi kesintiye uğrayan öğrenci sayısının 171 milyonu aştığı belirtiliyor.
KÖMÜRDEN ÇIKIŞTA İŞÇİLER NE OLACAK?
Türkeş, enerji dönüşümünün yalnızca emisyonların azaltılması üzerinden ele alınamayacağını belirterek, “Bir kömür işçisinin santral kapandığında işsiz bırakılması iklim adaleti değildir. Aynı kişinin güneş ve rüzgâr enerjisi, enerji verimliliği ya da temiz teknoloji alanlarında yeniden eğitilerek istihdam edilmesi ise adil dönüşümün temelidir” ifadelerini kullandı.
CAN Europe Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz ise Türkiye’de kömür sektöründe yaşanan plansız gerilemenin maliyetini işçilerin ve kömür bölgelerinin üstlendiğini belirtti. Katısöz, dönüşüm planlarının yalnızca santrallerin geleceğine değil çalışanların ücret, tazminat ve yeni istihdam olanaklarına da odaklanması gerektiğine dikkat çekti.

Türkeş’e göre yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarının yanı sıra su kaynaklarının etkin yönetimi, kentlerde yeşil alanların artırılması, sıcak hava eylem planları, erken uyarı sistemleri ve afetlere dirençli kentler iklim krizine karşı uygulanabilecek temel politikalar arasında yer alıyor.
Kaynak:Haber Merkezi