Merkez Bankası enflasyon tahminini yükseltti
Merkez Bankası, yıl sonu için enflasyon tahminin 24 olarak revize etti.
GAZETE PENCERE - Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın ikinci enflasyon raporunu açıklıyor. Banka, yıl sonu için enflasyon tahmini yüzde 16'dan yüzde 24'de yükseltti.
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın merkez bankaları açısından zor bir döneme kapı açtığını belirten Karahan, "Bu ortamda, savaşın özellikle enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona hızlı yansımasına şahit olduk. İlgili etkilerin kısa vadede canlı kalacağını düşünüyoruz. Savaşın bir belirsizlik bulutu eşliğinde dezenflasyon görünümünü etkilediği şu günlerde de, kararlılığımızdan taviz vermediğimizin altını çizmek istiyorum" dedi.
Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine kapatılmasının enerji arzı açısından risk yarattığını dile getiren Karahan, "Şubat ayı sonunda başlayan savaş ile keskin bir şekilde artan enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Son dönemde azalmakla birlikte petrol fiyatlarındaki oynaklık da tarihsel ortalamasının üzerinde" diye konuştu.
"Enerji fiyatları kadar yüksek olmamakla birlikte, endüstriyel metal ve tarımsal emtia kaynaklı olarak enerji dışı fiyatlar da artıyor" diyen Fatih Karahan, "Yüksek küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.
Fatih Karahan'ın konuşmasından başlıklar şöyle:
"SAVAŞIN GELİŞİMİ VE ENERJİ NAKLİYATINDAKİ AKSAMALAR BELİRLEYİCİ OLACAK"
"Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyon küresel ölçekte arttı. Bu artışın net enerji ithalatçısı ülkelerde daha belirgin olduğunu görüyoruz. Çekirdek enflasyon oranları şimdilik daha ılımlı bir seyir izliyor. Bundan sonraki süreçte, savaşın gelişimi, enerji nakliyatındaki aksamaların boyutu ve süresi belirleyici olacak.
Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir. Artan jeopolitik belirsizliğe bağlı olarak mart ayında gelişmekte olan ülke piyasalarından portföy çıkışları gözlendi. Nisan ayında ise söz konusu piyasalara bir miktar portföy girişi gerçekleşti. Savaşın seyrinin yanı sıra, 2026 yılı boyunca gelişmiş ülkelerin izleyeceği para politikası da küresel risk iştahı ve portföy hareketleri üzerinde etkili olma potansiyeli taşıyor."
"SIKILAŞTIRMA ÖNCESİNE GÖRE DAHA DENGELİ BİR RESİM MEVCUT"
"Sıkı para politikamızın hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyir devam etmekte. Nitekim, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini görüyoruz.
Küresel ticareti sınırlayıcı tarife ve korumacı önlemlerin etkisiyle 2025 yılında net ihracatın katkısı negatife dönse de sıkılaştırma öncesine göre daha dengeli bir resim mevcut. "
"İLK ÇEYREKTE MANŞET İŞSİZLİK ORANI SINIRLI GERİLEDİ"
"Yılın ilk çeyreğine ilişkin göstergelere bakacak olursak; 2025 yılının üçüncü çeyreğinde gerileyen sanayi üretiminin, takip eden iki çeyrekte görece yatay bir seyir izlediğini, oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında ise ilk çeyrekte sınırlı olarak gerilediğini görüyoruz.
Diğer yandan, hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiğini izliyoruz. Bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretimi azaldı. Kapasite kullanım oranı yılın ilk çeyreğinde sınırlı olarak arttı. Nisan ayında ise yatay seyir izledi.
Bununla birlikte, kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürüyor. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini görüyoruz. Buna göre işsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergeler daha az sıkı bir işgücü piyasasına işaret ediyor. Örneğin, atıl iş gücü oranı ve ilan başına başvuru sayıları yüksek seyrediyor."
"YILIN GERİ KALANINDA DEZENFLASYONİST GÖRÜNÜMÜN KORUNACAĞINI ÖNGÖRÜYORUZ"
"Talep koşullarına gelirsek, altın hariç bakıldığında perakende satışların büyümesi bir önceki çeyreğin üzerinde gerçekleşti. Trendinden arındırıp baktığımızda ise perakende satışlardaki ivme kaybının sürdüğünü görüyoruz.
Çeyreklik olarak yatay seyreden kart harcamaları da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor. Nisan ayına ilişkin veriler kart harcamalarındaki zayıf seyrin sürdüğüne işaret ediyor.
Talebe ilişkin veriler bir bütün olarak, ilk çeyrekte talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde olduğunu gösteriyor. Farklı yöntemlerle hesapladığımız çıktı açığı göstergelerinin büyük çoğunluğu ve ortalaması, ilk çeyrekte negatif düzeye işaret ediyor. Yılın geri kalanında dezenflasyonist görünümün korunacağını öngörüyoruz."
"ENFLASYONDA DÜŞÜŞ YAŞANMAKLA BİRLİKTE YÜKSEK SEYRİNİ KORUYOR"
"Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleşti. Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşanmakla birlikte enflasyon yüksek seyrini korumakta.
2026 yılı şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim, negatif arz şoklarına yol açarak, yakın dönem enflasyon görünümünde öne çıkan ana unsur oldu. Yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda, petrol ve doğal gaz fiyatları öncülüğünde, 19 puan artarak yüzde 47’ye yükseldi.
Bu maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu."
"Ham petrol fiyatlarındaki artışların hemen ardından akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Bu sistem, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı.
Bununla birlikte, eşel mobilin etkisinin petrol fiyatlarının seviyesine bağlı olarak değişkenlik gösterebildiğini not etmek gerekir. Özellikle içinde bulunduğumuz dönem gibi şokların büyük olduğu dönemlerde, motorindeki fiyat artışları, küresel rafineri marjlarının seyriyle, ham petrol fiyatlarının ima ettiği rakamlardan olumsuz yönde ayrışabiliyor.
Son dönem enflasyon gelişmelerinde etkili olan bir diğer unsur gıda fiyatları. Yılın ilk aylarında gıda grubu, enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Gıda enflasyonunda son aylarda kaydedilen oynak seyirde sebze kaleminin rolü oldukça belirgin."
"PARA POLİTİKASINDAKİ SIKI DURUŞLA GERİLEME SÜRÜYOR"
"Şubat-mart döneminde öngördüğümüz tahmin aralığının içinde seyreden tüketici enflasyonu, nisan ayında gerilimin etkilerinin belirginleşmesiyle tahmin aralığının üzerinde gerçekleşti. Söz konusu gelişmelerin yansımaları daha sınırlı olmakla birlikte ana eğilim göstergeleri üzerinde de hissediliyor. Nitekim göstergelerin son üç aylık ortalamaları, enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor.
Yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla gıda ve enerjide yükseliş görüyoruz. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda enflasyon gerilemeye devam ediyor."
"ENFLASYON BEKLENTİLERİ ARZU ETTİĞİMİZ ÖLÇÜDE GERİLEMEDİ"
"Bir önceki rapor dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler, halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor.
Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta Doğu'daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru."
PARA POLİTİKASI
"2026 yılı ocak ayında, para politikası adımlarımızın büyüklüğünü gözden geçirdik ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdik.
Ancak, şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim kaynaklı artan belirsizlikler, konuşmamın başında vurguladığım gibi, ham petrol, doğal gaz ve emtia fiyatlarında yüksek oynaklıklara ve artışa neden oldu.
Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla zamanlı bir şekilde sıkılaştırıcı bazı tedbirler aldık. Bu süreçte sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk.
Bu dönemde, piyasanın likidite ihtiyacını üst banttan yapılan fonlama ile karşılayarak para piyasalarında gerçekleşen referans faiz oranının yüzde 40 seviyesine yükselmesini sağladık. Ayrıca, döviz karşılığı TL swap ihaleleriyle piyasaya fonlama sağlamaya başladık. TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirleri sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz."
2027 YILI ENFLASYON HEDEFİ YÜZDE 15
"Petrol fiyatlarıyla beraber ithalat fiyatlarına ilişkin varsayımımızı belirgin şekilde yukarı yönlü güncelledik. Bunlara ek olarak, gıda fiyatları varsayımlarımızı, gerçekleşme ve tarımsal emtia fiyatlarındaki görünüm kaynaklı olarak yükselttik.
Tahminlerimizi oluştururken, para politikası duruşunun önceki rapor dönemine göre daha uzun süre daha sıkı kaldığı bir görünüm esas aldık. Ayrıca, ekonomi politikalarındaki eşgüdümün de devam edeceği varsayımını yansıttık.
Hatırlayacağınız üzere, geçen yılın üçüncü Enflasyon Raporu toplantısında, ara hedeflerin değiştirilmesinin ancak Rapor dönemleri arasında olağanüstü güncellemeler olması halinde mümkün olacağının iletişimini yapmıştık.
Önceki yansıda gördüğünüz üzere, mevcut rapor döneminde, yaşanan olağandışı jeopolitik gelişmelerin etkisiyle varsayım setimizde olağanüstü güncellemeler yapmış olduk.
Dolayısıyla da bu dönemde ara hedeflerimizde güncellemeye gitmek durumunda kaldık.
Bu doğrultuda, 2026 yılı ara hedefimizi yüzde 24’e, 2027 yılı ara hedefimizi yüzde 15’e, 2028 yılı ara hedefimizi ise yüzde 9 seviyesine yükselttik.
Enflasyonun 2026 yıl sonunda yüzde 26; 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2028 yıl sonunda yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz."
ENFLASYON ÜZERİNDEKİ RİSKLER
"Tahminlerimizi paylaştıktan sonra, şimdi de enflasyon görünümü açısından öne çıktığını değerlendirdiğimiz riskleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Emtia tarafıyla başlamam gerekirse; savaşın gidişatına bağlı olarak petrol fiyatlarının temel varsayımlara göre daha uzun süre daha yüksek kalması, yukarı yönlü risklerin başında geliyor. Diğer taraftan, savaşın gidişatının daha ılımlı olması durumunda ise petrol fiyatları temel varsayımlardan düşük kalarak enflasyon üzerinde aşağı yönlü etki yapabilir.
Doğal gazda ise enerji arz güvenliğine ve Avrupa LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) talebine ilişkin riskler fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir.
Gıda fiyatları tarafında da, uluslararası tarımsal emtia fiyatları, iklim koşulları ve arz gelişmeleri önemini koruyor. Özellikle işlenmemiş gıda grubunda arz yönlü gelişmeler, kısa vadeli enflasyon görünümü üzerinde her iki yönde de etkili olabilir.
Diğer taraftan, arz yönlü şokların son dönemlerde daha sık ve art arda görülmesinin, fiyatlama davranışları ve enflasyon ataleti açısından riskler barındırdığını eklemek gerekir.
Son olarak, tedarik zincirlerinde olası aksaklıkların büyüyerek sürmesi durumunda maliyet baskılarının artabileceğini değerlendiriyoruz.
Bu çerçevede, para politikası duruşumuzu oluştururken; risklerin yönünü ve enflasyon beklentileri üzerindeki olası etkilerini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmeye devam edeceğiz."
Kaynak:Haber Merkezi