AİHM kararını açıkladı: Osman Kavala serbest bırakılsın
AİHM Osman kavala hakkındaki kararını açıkladı. Mahkeme Kavala'nın serbest bırakılmasını istedi.
GAZETE PENCERE - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını açıkladı. Yüksek mahkeme Kavala'nın serbest bırakılmasını istedi.
Mahkeme, tespit edilen hak ihlalleri nedeniyle Kavala’nın manevi zarara uğradığına karar verdi. Türkiye’nin bu zarar karşılığında Kavala’ya tazminat ödemesine hükmedildi.
ŞİDDET İDDİASI İLE SOMUT BAĞ KURULMADI
Kararda, mahkûmiyete dayanak gösterilen eylemlerin büyük bölümünün kamusal tartışmalara katılmak, sivil toplum çalışmalarını desteklemek, bilgi paylaşmak ve Gezi Parkı olaylarıyla ilgili savunuculuk faaliyetleri yürütmekten oluştuğu kaydedildi. AİHM, Türk Ceza Kanunu’nun 312’nci maddesinde düzenlenen suçun cebir ve şiddet unsuru içermesine rağmen Türk mahkemelerinin Kavala’nın eylemleri ile Gezi Parkı protestolarındaki şiddet olayları arasında somut bir nedensellik bağı kuramadığını belirtti. Bu nedenle Kavala’nın ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedildi. AİHM, kesinleşmiş bir ihlal kararının ardından yargılamanın yenilenmesinin Türk hukukunda mümkün olduğunu hatırlattı. Türkiye’den, ihlallerin bütün sonuçlarını ortadan kaldıracak bireysel ve genel tedbirleri alması istendi.
SİSTEMSEL SORUN
AİHM, Kavala davasının sistemik bir soruna işaret ettiği sonucuna vardı. Özellikle siyasi açıdan hassas davalarda yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını etkileyen yapısal eksikliklerin bulunduğu belirtildi. Hâkimlerin haksız baskılara karşı korunmasını sağlayacak kurumsal güvencelerin güçlendirilmesi istendi. Tutukluluğun aşırı kullanılması, suç tanımlarının geniş yorumlanması ve art arda açılan davalar yoluyla ceza yargılamalarının amacı dışında kullanılmasının önlenmesi gerektiği kaydedildi.
KARARLARA UYUN ÇAĞRISI
Kararda, hem AİHM hem de Anayasa Mahkemesi kararlarına tam ve gecikmeden uyulmasının önemine dikkat çekildi. AİHM kararlarını uygulama yükümlülüğünün yalnızca uluslararası hukuktan kaynaklanmadığı, aynı zamanda Anayasa’nın 2’nci maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesinin de bağlayıcı bir gereği olduğu belirtildi. AİHM ayrıca, Türkiye’de tahliye imkânı bulunmayan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının ayrı bir sistemik sorun oluşturduğunu bildirdi. Bu sorunun giderilmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiği ifade edildi.
TÜRKİYE TAZMİNAT ÖDEYECEK
Kararda, söz konusu müdahalenin Sözleşme’nin 10. ve 11. maddeleri anlamında “kanunla öngörülmüş” sayılamayacağı belirtilmiş ve bu maddelerin ihlal edildiğine hükmedilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen suç, cebir ve şiddet kullanımını içermesine rağmen mahkemeler, başvurucunun eylemleri ile Gezi Parkı protestoları sırasında meydana gelen şiddet olayları arasında somut bir nedensellik bağı kuramamıştır. Kararda, başvurucunun mahkûmiyetinden önceki ve sonraki tutukluluğunun Sözleşme’nin 5. maddesinin 1. fıkrasına göre hukuka uygun olmadığı ve 10 Aralık 2019’dan bu yana özgürlüğünden mahrum bırakılmasının Sözleşme’yi ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Bugünkü kararda, sonraki yargılamaların da bu ihlali ortadan kaldırmadığı belirtilmiştir. Yeni, somut ve ikna edici herhangi bir delil sunulmamıştır. Başvurucunun mahkûmiyeti, belirli bir şiddet eylemine dayanmamaktadır. Kavala en kısa sürede serbest bırakılmalıdır. Başvurucunun uzun süre özgürlüğünden mahrum bırakılması, siyasal faaliyet özgürlüğünü zedelemektedir. Bu ilkeler, demokratik toplumun özünde yer almaktadır. Mahkeme, başvurucuya uğradığı manevi zararın yanı sıra yargılama giderleri ve diğer masrafları için de tazminat ödenmesine hükmetmiştir."
Kaynak:Haber Merkezi