Akbelen direnişçisi Esra Işık cezaevi günlerini anlattı: Günlerce ıslak betonda yattım

Akbelen direnişçisi Esra Işık cezaevi koşullarına ilişkin açıklama yaptı. Işık, ıslak betonda yatmak zorunda kaldığını belirtip 'koğuşta temiz su bile yok' dedi.

Akbelen direnişçisi Esra Işık cezaevi günlerini anlattı: Günlerce ıslak betonda yattım

GAZETE PENCERE - Akbelen direnişinin simge isimlerinden Esra Işık, tahliyesinin ardından Nefes'ten Merve Şişman'a konuştu.

Tutuklanmasının “hukuki değil siyasi bir karar” olduğunu savunan Işık, cezaevinde yaşadıklarını ve mücadele kararlılığını anlattı. “Ben şirketlere baş kaldırdığım için tutuklandım, eğilmeden direndiğim için” diyen Işık, yaşananların yalnızca kendisine değil, hak mücadelesi veren herkese verilmek istenen bir mesaj olduğunu söyledi.

“Bu, haklı mücadelenin cezalandırılması demekti” ifadelerini kullanan Işık, “Köylerimize, köylülerimize, memlekette hakkının peşinden yılmadan koşanlara gözdağı olsun, ibret olsun diye bir gece yarısı gözaltına alınıp ertesi gün cezaevine gönderildim” dedi.

ISLAK BETONDA YATTIM

Cezaevindeki ilk günlerde ağır koşullarla karşı karşıya kaldığını anlatan Esra Işık, yaşadıklarını şöyle anlattı:

“İlk bir hafta boyunca ıslak ve soğuk beton üstünde, bir tuvalet kapısının önünde yatıp kalktım. Bir dolabım bile olmadı. 14 kişilik koğuşta 25 kişi nefes almaya çalıştık, yaşam mücadelesi verdik.” Cezaevindeki yetersiz koşulları da anlatan Işık, “Birer kepçe yemekle karnımızı doyurmaya çalıştık. Bir bardak temiz suyun, yarım kepçe fazla yemeğin, bir parça sabunun, peçetenin kavgalarına tanıklık ettim” dedi. Nem, rutubet ve hastalıkların cezaevinde yaşamın bir parçası haline geldiğini söyleyen Işık, “39-40 dereceyi bulan ateşli hastalıkların bile doktora çıkmaya değer görülmediğini gördüm. İnsanca yaşam koşulları cezaevi kapılarının önünde unutulmuş” diye konuştu.

NEFES ALMAM BİLE ÇOK GÖRÜLDÜ

Tutuklandıktan bir hafta sonra İzmir Şakran Cezaevi’ne sevk edildiğini belirten Işık, sürgün gibi bir süreç yaşadığını söyledi. “Toprağımdan, köyümden, ailemden sürülmem yetmedi; memleketim Muğla’da bile nefes almam çok görüldü” diyen Işık, şu ifadeleri kullandı: “Bir sabah uyandığımda demir parmaklıklarla çevrili bir araçla, yanıma bir parça kuru ekmek ve birkaç zeytin verilerek, ellerim kelepçeli şekilde kilometrelerce yol götürüldüm ve Şakran Cezaevi’nin kapısına bırakıldım.”

BAŞARAMADILAR

Sürgün edilerek yalnızlaştırılmak istendiğini söyleyen Esra Işık, buna rağmen Türkiye’nin dört bir yanından gelen dayanışmanın mücadeleyi büyüttüğünü belirtti. “Başta ailem ve köylülerim olmak üzere memleketimin tüm güzel insanları bana da, köyümüze de, mücadelemize de sahip çıktı” diyen Işık, Akbelen direnişinin artık ülke çapında büyüyen bir halk hareketine dönüştüğünü söyledi. “Sesimiz ve haklı direnişimiz Türkiye’de sokak sokak, köy köy yankılandı” ifadelerini kullanan Işık, Temmuz 2025’te şirketler lehine çıkarıldığını savunduğu torba yasa sonrası mücadeleyi Ankara’dan Türkiye’nin dört bir yanına taşıma sözü verdiklerini hatırlattı. “Mücadelemizin Anadolu’nun her yanına kök saldığına inanıyoruz” diyen Işık, “Eninde sonunda kazanacağız. Çünkü biz bu toprakların birliğine, dayanışmasına ve umuduna olan inancımızı kaybetmedik” dedi.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar