AKP’li Ömer Çelik: Gençlerin siyasi kimlikleri sorulmuyor

AK Parti Sözcüsü ve Adana Milletvekili Adayı Ömer Çelik, katılmış olduğu bir canlı yayında seçim gündemine dair açıklamalarda bulundu. Çelik açıklamasında, 'Bizim kazandığımız seçimlerde 'hiçbir vatandaşımız kaybetmeyecek'...

AKP’li Ömer Çelik: Gençlerin siyasi kimlikleri sorulmuyor

AK Parti Sözcüsü ve Adana Milletvekili Adayı Ömer Çelik, katılmış olduğu bir canlı yayında seçim gündemine dair açıklamalarda bulundu. Çelik açıklamasında, 'Bizim kazandığımız seçimlerde 'hiçbir vatandaşımız kaybetmeyecek' Siyasi partiler kaybeder ama vatandaş kaybetmez' ifadelerini kullandı.

AK Parti Sözcüsü ve Adana Milletvekili Adayı Ömer Çelik, Habertürk televizyonunda katılmış olduğu bir canlı yayında seçim gündemine dair açıklamalarda bulundu. Seçimlerde AK Parti'nin yol haritasını açıklayan Çelik'in konuşmalarından satırbaşları şu şekildeydi:

"CUMHURBAŞKANIMIZA FARKLI BİR TEVECCÜH VAR"

Arkadaşlarımızla beraber sahadayız. Siyasi hareket olarak çok seçime girmiş hareketiz. Cumhurbaşkanımızın da en çok önem verdiği konulardan birisi budur. Normal zamanlarda seçim yapıyormuş gibi çalıştığımız için o çalışmanın biraz daha vites yükseltilmiş halini yapıyoruz. Biz çok farklı bir teveccüh, ilgi ve alaka özellikle Cumhurbaşkanımıza dönük olarak bunu görüyoruz. Çeşitli illerden arkadaşlarımla da görüşüyorum. Onlar da aynı değerlendirmelerde bulunuyor. İktidarda iken oylarını yükseltmiş belki dünyadaki en istisnai hareketlerden bir tanesi. Bizdeki muhalefet de muhalefet iken oyunu düşürmüş. Buradaki sır yenilenme kabiliyetimiz. Yeni arayışların peşinde koşma faaliyetlerimiz. Bir proje bitince ikincisi, üçüncüsü nasıl olur deyişimiz. 11. katı yapmak için 9. katı yapmak zorundasınız.

"PARTİLER KAYBEDER VATANDAŞ KAYBETMEZ"

Bizim kazandığımız seçimlerde her zaman 'hiçbir vatandaşımız kaybetmeyecek' dedik. Siyasi partiler kaybeder, vatandaş kaybetmez. Cumhurbaşkanımız sık örnek veriyor. Biz bunu yaşadık, ders kitabı yoktu. Bulamıyorduk. O kitabı annem baştan sona el yazısıyla temize çekti ve ben oradan çalışıp, dersi geçtim. Şimdiki neslin bunu anlaması güç. Daktiloyu bilmesi gerekmez. Herkes içine doğduğu dünyayı başlangıç kabul eder, ondan sonrasına bakar. Siyaset de daha iyisini yaparım iddiasıyla ortaya çıkar. Siyaset geleceği satın aldırma, doğru yönetme sanatıdır. Bizim çocukluğumuzda 'Beyaz Gölge' diye bir tv dizisi vardı. Basketbol konuydu. Hepimiz basketçi olduk. 28 Ekim günü devletimizin kurucusu, ilk cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk 'efendiler yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz' dedi. Aradan yıllar geçti bir 28 Ekim'de sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye Yüzyılı'nı ilan etti. Dünyadaki sözümüzü daha çok dinletmek, herkesin hayat standartlarını yükseltmek için bütün altyapının hazır olduğunu görüyorum. İstikbalin yüzyılı bizim için seçim sloganı değil. 20 yıldır siyasetin içindeyiz.

"GENÇLERİN SİYASİ KİMLİĞİ SORULMUYOR"

Bunlar memleket için yapılıyor. Gençlik ofislerine gelen gençlere siyasi kimlik sorulmuyor. Benim yönettiğim kurumlardan bir tanesinde, oradaki arkadaşlarımızın çoğu muhalif partilere kendini yakın hisseden arkadaşlardı. Beni işin kalitesi ilgilendiriyor. Tabii ki isterim benim partime oy versin. Başka bir parti tercihi de demokratik düzen içinde bu işin tabiatı böyle. Sizin mülakat yapmadığınız zamanlarda çolucuğumuzu çocuğumuzu emanet ettiğimiz şu profilde insanlar çıkıyor deniyordu. Evvelsi gün bir üniversite ile ilgili öğrenci arkadaşlar böyle bir şeyden bahsetti. Biz kitle partisiyiz. Dar bir ideoloji partisi değiliz. Belli şeyleri regüle etmek için belli mekanizmalar koyuyorsunuz. Sonra süreçleri, sonuçları tartışıyorsunuz ve 'artık bu şekilde kullanılmasına gerek yok' diyorsunuz. Artık güvenlik soruşturmaları daha incelikli yapılmaya başladı. Güvenlik soruşturmalarıyla ilgili subjektif yaklaşımlar hepimizin başına geldi. Bütün bunlar daha kaliteli hale geldikçe de bu tip mekanizmalara gerek kalmıyor. Orada bir anormallik var. Birisi girmiş terör propagandası yapmış. Bakıyorsunuz başka meslek alanında doktor, siyasetçi, gazeteci olabilir. Bütün bunlar içinde birtakım mekanizmalar koyuyorsunuz. Sonra mesele o açıdan stabil hale geldiğinde başka bir şey devreye sokuyorsunuz.

"PETROL YOK DENİP ÜSTÜNE BETON DÖKÜLMÜŞ"

Her alanda bir sonraki aşamaya ihtiyacımız yok mu? Teknolojide, sanayi alanlarda. Çıkardığımız seçim beyannamelerinde, eylem planlarında bunu söylüyoruz. Şimdi Karadeniz'de gaz çıkarıyorsunuz. Belli miktarını hanelere ücretsiz veriyorsunuz. Daha çok gaz çıkardığınızda hanelere daha çok ücretsiz veriyorsunuz. Daha önce gemilerle gittiğinizde Yunan gemisi sizi taciz ediyordu. Hanelere giden gazın ucuz olmasıyla Deniz Kuvvetleri'nizin gücü arasında bağlantı var. Ceyhan'da kuyularda petrol çıktı. Daha önce kazılmış petrol yok denip üstüne beton dökülmüş. Bunlar yüzeye çok yakın çıkıyor. O zaman şunu diyorsunuz. Bunların üstü bir şekilde örtülmüş. Yönetimin dirayeti, kararlılığı olmayan kuyuda varolanı da bulamıyorsunuz. Bugün bir köyde vatandaşımızın vereceği oyla Deniz Kuvvetlerinizin sondaj gemilerinizi koruması birbiriyle bağlantılı.

"ONLARIN MODELİNDE TÜRKİYE FELÇ OLUR"

Onların koyduğu modelden Türkiye felç olur. Cumhurbaşkanı parlamenter sistem tarafından Meclis tarafından seçildiğinde, Başbakan halk tarafından sonra Türkiye enerjisini içeriye harcıyordu. Anayasanın üstünde milli güvenlik siyaset belgesi vardı. Siyaseti felç ediyordu. Hükümetin üstünde de Cumhurbaşkanlığı makamını vesayet makamı olarak kurgulamışlardı. Cumhurbaşkanı olup da vesayet kıskacını kıracak şekilde görev yapanlar oldu. İlk 10 yıl Türkiye'nin gündemi MGK toplantısından MGK toplantısına yaşanıyordu. Karşı tarafın önerdiği 'Hem Cumhurbaşkanını hem Başbakanı halk seçecek' modeli Türkiye'yi felç eder.

"KAYNAĞIN MEŞRU İSE ÇIKAR KONUŞURSUN"

Sayın Kılıçdaroğlu çıkmış, seçim akşamı silahlı gruplar vs. diyor. Kaybedecek bir siyasetçi kaybetmesine bir altlık hazırlıyor. Her siyasetçi nihayetinde belli bir denge, sorumluluk ve sukunet içerisinde gidilsin ister seçime. Sayın Kılıçdaroğlu'nun hakim olduğu kavramlar değil bunlar. Herkes ne anladı. Sayın Kılıçdaroğlu bir şeyi örtbas mı etmeye çalışıyor? Kampanya başladığından beri sürekli olarak 'şu saatte gelin toplanın, şunu açıklayacağım' diyor. Kaynağın meşru ise çıkar konuşursun.

"HDP 'SAYIN KILIÇDAROĞLU NE SÖZ VERDİĞİNİ AÇIKLASIN' DİYOR"

O geziye giden gazeteciler ne dedi? Hepimize uçakta rezervasyon yapılmıştı. Sayın Kılıçdaroğlu gelmedi sonra karayoluyla gittiğini öğrendik dendi. Bu siyasi gündem oldu. Açık ve şeffaf bilgi verirsiniz, herkes cevabınızı duyar. Dersiniz ki, şu sebeple gidemedim, karayolunu tercih ettim, şöyle bir seyahat yaptım dersiniz. Görüştüğünüz taraflara HDP tarafından ne diyor? Sayın Kılıçdaroğlu ne söz verdiğini açıklasın diyor.

"ANKARA'DA HERKESİN HABERDAR OLDUĞU MESELE"

Büyükelçinin redakte edilmesi meselesi Ankara'da herkesin haberdar olduğu mesele. Siyasi açıdan baktığında ne oluyor? Kendi gezisine katılan gazetecilerin iddiası bu. HDP'li bir isim, geçmişte siyaset yapmış 'Bize geldiğinde ne dediğini açıklasın' diyor. Zaten açık kaynaklar bunlar. Çok gizemli bir şeyden bahsetmiyoruz ki!

"BİRİLERİ MASADAN BU YÜZDEN KALKMALIDIR"

Terör örgütü siyasi süreçlerde normal bir özne gibi göstermeye çalışıyor. Çıktı bir yönetici Yeşil Sol adayları tartışılmasın, siyasi süreçlere zarar verir, dedi. Bir adayın konuşmasını dinledim '7-8 yıldır silah bırakması gerektiğini düşünüyorum' dedi. Bu cümlelerin bir arkeolojisi var. Kafasının arkasında ajanda var. Çıkıp da 'PKK terör örgütüdür, silah bırakmalıdır' demeyecek. Konuşmalarını izlediğinizde kast ettiği şey, Türkiye'nin üniter yapısının bozulması, PKK'lıların da orada milis gücü olması. Cumhurbaşkanımızın çözüm süreci, milli birlik mutabakat süreci devam ederken sözleri önemliydi. Cumhurbaşkanımız 'silahları gömsünler öyle gitsinler' dedi. Her kelimenin tarihsel yükü var. Hep şu söylenirdi, HDP muhatap alınsın ki, siyasal alan güçlensin, terör alanı zayıflasın denirdi. HDP'nin PKK'nın tezlerini kullandığı görüldü. Burada örgüt kendisini özneleştirmeye çalışıyor ve Kılıçdaroğlu'na şunu söylüyor 'Erdoğan'ın karşısında size destek veriyoruz' diyor. Birileri masadan kalkacaksa bu açıklamalar üzerinden kalkmalı.

"KAYBEDECEĞİNİ ANLAYAN İKTİDAR SEÇİMİ SABOTE EDEBİLİR"

Yüksek Seçim Kurulu'na güvenmiyoruz. İstanbul seçimlerinde bu çok net bir şekilde ortaya çıktı. Çünkü başka bir yerden talimat alıp karar veren bir otoriteye güvenme şansınız yok. Her bir sandıkta mutlaka bizim bir temsilcimizin olması lazım. Bunun için bir buçuk yıldır çalışıyoruz. Seçim gecesi sandıklar açıldıktan sonra oradaki temsilcimiz başta imzalamayacak. Sandıklar açıldıktan sonra asla dışarı çıkmayacak. Sayımlar yapılacak, tutanaklar imzalandıktan sonra cep telefonuyla fotoğrafını çekip genel merkeze gönderecek. Seçim gecesi de her gelen bilgiyi süratli bir şekilde değerlendireceğiz. Onunla ilgili de bütün teknik altyapı oluşturuldu. Dışarıdan hackerların saldırılarına karşı da bütün güvenlik önlemleri alındı. Hem içeride hem dışarıda pek çok güvenliği sağlayacak mekanizmalar kuruldu. Bu şekliyle yolumuza devam ediyoruz. Ben bütün vatandaşların sükunetle olayı izlemelerini istedim ve bunu her seferinde de dillendirdim. Çünkü kaybedeceğini anlayan bir siyasal iktidarın özellikle kendisini devlet olarak tanımlama pozisyonuna gelmiş olan bir iktidar, gitmemek için devletin bazı unsurlarını kullanarak olayı sabote edebilir. Bu konuda da bütün vatandaşlarımıza, partililerimize uyarı yaptık. Ne yaparlarsa yapsınlar bekleyeceksiniz, nasıl olsa bu seçimi biz alacağız.

Öne Çıkanlar